Bende gidip yatağa oturup az önce buraya bıraktığım pelerini elime aldım. Çok pahalı bir kumaştı… Derin bir iç çektim. Hala bana saldırmadığı için sevinmeli miydim? Gerçi gidene kadar bir hizmetçiye ihtiyacı var. Yarın gitmezse ne yapacağım? Gözlerim korkuyla açıldı. Beynim bir sürü senaryo üretmeye başlamıştı bile: Ömrümün sonuna kadar ona hizmet ediyorum… Sonra polisler benim evimde bir vampir olduğunu öğrenip evimi basıp onu öldürmeye çalışıyorlar ama yanlışlıkla ben ölüyorum falan… Ya da giderse? O zaman beni de yanında götürmez öyle değil mi? Ya beni de götürürse ? Abbowwww, işte o zaman yandığımızın resmidir. Kafamdaki senaryoları detaylandırarak tekrar tekrar düşünüyordum. Bir müddet sonra dikkatim tekrar dağıldı, elimdeki pelerine baktım. Çok güzel kokuyordu… Pelerini burnuma götürüp koklamaya başladım. Koku bundan mı geliyor gerçekten? Nedensizce beynimin hafiften uyuştuğunu hisseder gibi oldum. Ne sıkmıştı lan bu pelerine? -Ne o, mükemmel ötesi kokumu mu özledin? Gözlerimi açarak banyo kapısına baktım. Tüh yakalandım sanırım, şimdi çık çıkabilirsen bu işin içerisinden… Üstündeki bornoz ile yatağa yöneldi, tam önümde durup eğildi ve ellerini iki yanımdan yatağa koydu. Onun bu ani hareketi ile kendimi yatağa bıraktım. -Ne oldu, sana bir şey yaparım diye mi korkuyorsun? Bir dizini yatağa koyup üzerime doğru eğildiğinde dilime az önceki metalik kan tadı geldi ve anlık refleksle pelerini tekrar yüzüme kapattım. Bir müddet bu saçma pozisyonda durduk. Sonra nefesini yüzümün hemen yanında hissettim. Nefesi yüzüme vuruyordu ve pelerini hafiften dalgalandırıyordu. Keşke saklanmak için daha mantıklı bir yol seçseydim… Sonra yine o ufak kahkahası ve üzerimden çekilişi. Pelerini yüzümden çekince elindeki eşofman takımı ile banyoya yöneldiğini gördüm. Kapıyı kapattı ve birkaç dakika sonra da giyinmiş bir şekilde dışarı çıktı. -banyo ve kıyafetler için teşekkür ederim tatlış ama saçımı kurularsan da çok makbule geçer. Neyy? -saç kurutma makinesi vereyim, diyerek ayağa kalktım ama çoktan yatağa oturmuş olan prens bileğimi tutarak gitmemi önledi. -neehh? Öyle bir vahşeti bu narin saçlarıma yapar mıyım sence? O lanet makine bütün saçlarımı yakar kurutur kesinlikle olmaz. Ellerimi belime yerleştirip baktım. Ee, ne istiyorsun aslanım, üfleyerek mi kurutalım saçlarını? -peki prens hazretleri ne istiyor öğrenebilir miyim? Elindeki küçük havluyu bana uzattı. Göz devirerek havluyu elime aldım. Yavaş hareketler ile havluyla saçlarını kurulamaya başladım. Ara sıra çenesinden tutup kafasını kaldırıyordum ve tamamen saçlarına odaklanmış bir şekilde işimi yapıyordum ama o beni izliyordu. Ne zaman ona baksam göz göze geliyorduk ve gözlerini kaçırmaya bile tenezzül etmiyordu prensimiz. Sadece yüzüme bakıyordu ve sessizdi. Az önceki ukala tavırlarından sonra nedense bu hali çok tatlı gelmişti, gerçi hala içimden bir ses havluyu boğazına dolayıp onu boğmamı yoksa bir gün onun beni kopacağını söylüyordu ya neyse… Sonunda saçlarını kurulamasını bitirince havluyu omzuma attım. -evettt, bitti! -teşekkür ederim. Tam banyoya yöneleceğim sıra duyduğum teşekkür ile ona baktım ve gülümseyerek banyoya girdim. Her şeyi eski haline getirip bornoz ve havluları kirli sepetine atıp dışarı çıktım . Yorganımın içine girmiş benim yatağımda uyuyordu. Yanına gelip yüzüne baktım , nefesi düzenli gözüküyordu. Ben banyoya girer girmez uyuya kalmıştı demekki. Sessizce odadan çıkmayı düşünerek ayağa kalktım ki bileğimin sıkıldığını hissederek durmak zorunda kaldım. -burada olduğumu eğer herhangi bir polis teşkilatı veya avcıya söylersen bil diye söylüyorum onlar gelmeden sen çoktan buradan gitmiş olursun. -nee, nereye? Gözleri kapalıydı ve hala bileğimi sıkıyordu. -bilmek istemezsin…
Bölüm 2
2 . Bölüm
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.