Yeni bir dünyaya hoş geldiniz! Burada Erva ile ağladığım, güldüğüm, acı çektiğim anları sizlerle paylaşacağım. Heyecan, merak, korku ve sabırla önce canlanıp sonra bu satırlarda hayat bulan bölümlere ev sahipliği yapan VALİM hikayesine tekrar hoş geldiniz. Konu kan davası, berdel, çocukluk aşkı değildir. Konu kısa bir özetle birbirine mevkilerini kesişmesi sayesinde aşık olan Savcı ve Vali aşkıdır. ♟️VALİM🥊 1. BÖLÜM Sevmek ve Saklamak O da kendi ormanımızı yapmıştı. Yıllarca daha küçücükken diktiği ağaçları sulamıştı. Vuslat 34 yaşındaydı, 8 yaşında ektiği fidanlar bugün evimizdi. Ve biz bu aşkı yıllardır büyütüyorduk. "Vuslat seni çooook seviyorum" elleri belimi sımsıkı tutarken kalabalığı umursamadan parmakucumda kalkıp dudaklarına minik bir öpücük kondurdum. Gülerek yanağımı öptüğünde güldüm. Vuslat güzel bir adamdı. Kahverengi dalgalı saçları, yeşil gözleri, kirli sakalları, uzun boyu, geniş omuzları sanki sadece Vuslat'a bu kadar yakışıyordu. Vuslat sinirli bir adam olmasına rağmen yalnız olduğumuzda oldukça uysal oluyordu. Bugün çok sakinleştirici aldığım için kafam yerinde değildi. Sakinleştirici? Hayır hap içmiştik. Evet, Vuslat arabayı uçurumun kenara çekip bana sarıldığında evden getirdiğim hapları içmiştik. Hayır. Onu ikimizde hastayken yapmıştık. 2 yıl falan önce. Şuan helyum gazı içeren bir ortamdaydık. İkimizde nâmımızı geride bırakıp eğleniyorduk. Sadece eğleniyorduk. İçki günahtı. İkimizde masaya geçtiğimizde hâla dans eden çiftler vardı. Vuslat'a döndüğümde ilk günkü aşkla bana bakıyordu. "Yavrum" dediğinde elini tuttum. "Söyle aşkım" yanıma kayıp çenemden tutup dudağımdan bir öpücük çaldı. "Kalk." Ayağa kalkıp elimi çekiştirdiğinde çantamı elime aldığımda gülerek park halindeki arabaya bindik. Uzanıp üstümdeki boğazlı kazağın yakasını açtığında boynumu öpmeye başladı. Dudakları rastgele boynumu öperken derin bir iç çektim. Ellerimi saçlarına geçirdiğimde birkaç beyaz telini sevdim. Hepsi benim yüzümden saçlarında yer etmişti. Dertler peşimizi bırakmıyordu. 6 yıldır ailesinin beni kabul etmemesinden yorulmuştuk. "Erva evlenelim mi?" dudaklarını boynumdan ayırmadığı için sesi boğuktu. "Sevgililik... Bence güzel, evlenince kendimize zaman ayıramayız." saçlarını çektiğimde zorda olsa başını boynumdan ayırmıştı. Yüzünü avuçladım gözlerini gözlerime kenetlemiş beni izliyordu. "He de evlenelim be yavrum. Baaak yoksa kaçırım seni Mardin'e" güldüğümde sert bir öpücük bıraktı yanağıma. Ailesi bilmiyordu fakat Vuslat bana rahatça dokunabilmek için çoktan dini nikah kıymıştı. O zamanlar öğrenmiştim Vuslat'ın Mardin'de yaşadığını ve ağa oğlu olduğunu. "Neden sen Kürtçe konuşmuyorsun?" Tek merakım buydu. Asla Kürtçe konuşmuyordu şivesi bile kaymıyordu. Ne sinirliyken ne mutluyken. Omuz silktiğinde boynumdan ayrılıp sürcü koltuğuna yerleşti. Sonra arabayı çalıştırdığında mekandan ayrıldık. Sessizlikten dolayı uykum geldiğinde direksiyonu tutan sağ elini tuttum başını bana tam çevirmeden gözleri yüzümde dolaştı. "Hadi gel evlenelim." Dediğimde araba ani bir frenle durdu. Düşmeyim diye uzattığı kolu omzum ve karnım arasında çapraz durduğu için sadece başım yerinden oynamıştı. İnanmayan gözlerle bana baktığında kemerimi çözüp arabadan indim. Evimiz ormanın içinde olduğu için arabayı istediğimiz yerde durduruyorduk. Paşa gönlümüz nerede isterse. Bu yolu bizim dışımızda kullanan kimse yoktu yalnızca ben savcı olduğum Vuslat'da vali olduğu için korumalar vardı lakin onlar ormanın girişine kurdukları evlerde kalıyordu. Yani istisna durumlar dışında bu yol bize özeldi. Ormanın üstünü kaplayan şeffaf küre ormanı bize ait kılıyordu sanki. Güvenlik için küre olayını Vuslat bana ilk söylediğinde asla kuş geçmeyen bir yerde yaşamayı istemiştim. O da kendi ormanımızı yapmıştı. Yıllarca daha küçücükken diktiği ağaçları sulamıştı. Vuslat 34 yaşındaydı, 8 yaşında ektiği fidanlar bugün evimizdi. Ve biz bu aşkı yıllardır büyütüyorduk. "Esahtan mı diyon?" Arabadan indiğinde fazlasıyla heyecanlı görünüyordu. Teyit etmek istercesine yüzüme baktığında yüzük parmağımı kaldırdım. "Artık yüzük masrafından kaçamazsın Sayın Vali'm" dediğimde kahkaha atarak ellerini belime yerleştirdi ve tek hamlede beni kucağına alıp alnımı öptü. "Ee o zaman evleniyoruz." dedi. "Kesinlikle evleniyoruz." dedim. Ağır adımlarla arabaya beni kucağından indirmeden bindiğinde ben yan koltuğa kayarken çalışan arabayı döndürerek geldiğimiz yoldan giderek ormandan çıktı. "Şimdi mi evleniyoruz." Dediğimde elime uzanıp yüzük parmağımı öptü. "Daha fazla boş kalması bile suç." Araba hızla yolun üsütünden geçerken içim kıpır kıpırdı. Sevdiğim adamla evkenecektim. Bundan daha iyisi neydi ki!? Onu sevmek ve seni sevdiğini bilmekti. 🥊 5 ay sonra Yanağımda hissettiğim dudaklarla huysuzca yerimde kımıldandım. Dudaklar tenimden bir saniye dahi ayrılmadan boynuma indiğinde kocamın kokusunu içime çektim. Kendi kadar güzel bir kokusu vardı. Ellerimi ensesine koyup onu kendime çektiğimde dudaklarıma ufak bir öpücük bırakıp burnunu tenime sürttü. "Acaba karım uyansa mı?" Derin bir nefes verdiğimde dudakları dudaklarıma kapandı ve nefesimi kestiğine ikna olana kadar geri çekilmedi. Dudakları dudaklarımın üzerindeyken gözlerimi araladım. Yeşil gözleri gözlerimden ayrılmıyordu. Yeşil gözlerimi çok seviyordu. Dudaklarımı büzdüğümde dişlerini bastırıp dudaklarımı ağzının içine alıp kaldığı yerden devam etti. Elleri askılı geceliğimden içeri girdiğinde tenime değen elleriyle inleyip başımı yastığa gömüp Vuslat'ı kendime çektim. Eğer yanarsam, yandığımı hissetmek zorundaydı. Kendini bana bastırdığında ayaklarımı beline doladım. Dusaklarımı serbest bırakıp geceliğimin askılarına yöneldi. Dişlerinin arasına kıstırdığı askıları tek tek acele etmeden sinir bozucu bir sakinlikle aşağı indirip göğüslerimi çıplak bıraktı. Gözleri gözlerime deydiğinde güldüm. "Kocam artık bedenime dokunurken izin mi alıyor?" kaşlarını çattığında üzerimde yükselip avuçlarına hapsettiği geceliği iki yana ayırarak yırttı. Kocamı delirtmeyi seviyordum. Ensesini okşarken bir anda ayaklarını yere sarkıtıp yataktan indi. "Kafamı karıştırıyorsun!" Dirseklerimi yatağa bastırıp yükseldiğimde, "Sende benim bebeğim. Özellikle tam bir konu üzerine çalışırken... Off be adam! Çok se..." hızla bana döndüğünde inleyerek yatağa yattım. Sevimli demiyecektim Vuslat o yüzden bakmıştı benden küfür duymak veya ayıp şeyler olatak adlandırılan sözleri duymak istemiyordu. Masanın üzerindeki kumandayı alıp televizyonu çalıştırmaya çalıştı. "Kocacım malum işi yaparken kumandanın pillerini kullanmıştık hatırlarsan." küfür ederek ısalak pilleri yatağın ucundan aldı ve kuruladı. "O an aklım başımda mıydı sence?" "Haklısın." ona hak verdiğim nafir anlardan birindeydik. Pilleri takıp televizyonu açtığında devam ettim. "Haklısın bende üzerimde sadece çarşaf varken karımın yaptığı patatesle şarj doldurma deneyinin bitmesini beklerken fazlaca zorlanmış ve aklım başımdan uçmuş olurdu." öfkeyle bana baktığında o güzel anımıza daldım. Vuslat dişlerini boynuma batırdığında çığlık attım. "Vahşi herif!" çekiştire çekiştire dişlerini çektiğinde kısık gözleri aralık dudaklarıyla yüzümü süzdü. "Narin kadın!" tekrar boynuma yöneldiğinde tüm gücümle onu yatağa itip üstüne çıktım. Ellerim gömleğinin düğmelerini çözerken kalçamı ileri geri hareket ettiriyordum. "Ahh kadın ahh! Yorgunda olsam beni baştan çıkarıyorsun." gömleğini çıkarmak istediğimde bana yardımcı oldu. Ellerim pantolonunun kemerine gittiğinde ellerimi tuttu. "Zorlama beni hızlı aç!" parmaklarım kemerinin tokasının etrafında gezerken başımı sola eğdim. "Zorlarsam ne olur?" ellerini belime yerleştirip beni yatağa savurduğunda yeni taradığım saçlarım yüzüme dağıldı. İşaret parmağı ile çoğunu yana attığı saçlarımı koklarken kumaş pantolonunu çözüyordu. Yüzümdeki birkaç tel beni rahatsız ettiği için üfleyerek kenara çekmeye çalıştım fakat olmadı ellerimi Vuslat'tan ayırmak istediğimde pantolonunu çıkarıp yatağa uzandı ve ellerimi tepemde tek eliyle birleştirdi. "Kocana itaat etmesini bilmelisin. Beni sözlerimle kışkırtma!" kendini beklemediğim anda yuvama bastırdığında belim yukarı kavislendi. "Kontrol manyağı dengesiz ahlaksız adam! Hoşuna gidiyor di mi kıvranmam! Egonu okşuyo yanılıyor muyum?" kaşlarını kaldırdığında kahkaha attı. "Pislik gülme!" O bana aldırmadan gülerken dudaklarımı ısırdım. "Vicdansız çokta yakışıklısın." artık yüzüne nasıl baktıysam üzerimdeki son parçalarıda çıkarıp yere attı. Sırtını yatağa yaslayıp beni tekrar üstüne aldı. Ellerimi göğsüne yasladığımda kalbi çok hızlı atıyordu. "Vuslat o gece sana küfür etmesem beni yinede bulma şansın var mıydı sence?" tırnaklarım dersinib üzerinde ufak izler bırakırken dudaklarıma uzandı ama öpmesini izin vermeden uzaklaştım. "Ben senden bir kere elektriği almıştım. Ya bulurdum seni ya da seni bilmeden sürünürdüm Erva." Tekrar uzandığında bu sefer geri kaçmadım cevabımı almıştım. Dudaklarıma iz bırakarak sırtını yatağa yasladığında telefonuma uzandım. Saat epey geç olmuştu yarın işlerim vardı fakat kocamada kıyamıyordum. Ben düşünürken telefon kapandığında yüzümü astım. Şarj aleti getirmemiştim. Vuslat belimi hadi dercesine sıktığında üzerinden kalkıp mutfağa girdim. "Erva!" arkamdan bağırarak geldiğinde raftan tabak, bıçak alıp buz dolabından patates ve kola çıkardım. Kocam,elimdekilere şaşkınlıkla bakarken salona girip kumandanın pillerini çıkardım. "Erva ne yapıyorsun." yanıma oturup omzumu öptüğünde omuz silktim. Kolayı tabağa boşaltırken patatesi ikiye böldüm. Televizyonun önünde duran Vuslat'ın telefonu ve şarj aletini aldığımda Vuslat beni kucağına alıp tekrar yatağa attı. "Erva ne yapıyorsun dedim!" kaşları çatık bana bakarken üzerime uzandı. Şarjı deney yerime atıp telefonu çıplak güğsüne bastırdığımda inledi. Yanağını öpüp altından kaçtığımda yandaki çarşafı üzerine attım. "Kocam bekle az seninkinde olusa benim telefonuda şarj edicem komşumuzun yardımıyla." Şarjım sadece benim şarj aletimle ve yan komşumuzun şarj aletiyle doluyordu. "Gel buraya Erva!" "Üff be bağırma hemen az bekle patlamazsın. Hem sanki görmediğin şey ne acele ediyorsun?" Küfür ederek çarşafı beline kadar çekip beni izlemeye başladı. Allah'tan anlayışlıydı, devamlı dediğim dedikliği tutmuyordu. "Hızlı ol." "Senin kadar hızlı olup bu deneyi bitireceğim kocacığım merak etme." canım cicim eklerini sevmediğini bildiğim halde onu sinir etmekten fazla zevk alıyordum. Ellerimi yatağa bastırıp çarşafı bedenime sardım. Vuslat haber kanallarına bakarken duşa girdim. "Erva!" saçımı durularken Vuslat'ın yine bağırmasıyla bende sinirlenio bağırdım. "Ne be köpek!" banyonun kapısının kulpunu zorlafığında kahkaha attım. "Bok açarsın!" Öfkeyle kapıya yumruk attığında saçıma bakım kremi sürdüm. "Aç ulan kapıyı!" tekme attığında bende elimdeki kremi atsam mı diye düşünmedim değil. "Açmıyorum." saçıma masaj yaparken kocam kapıyı sakince yumrukluyordu. "Bu mesajların hesabını vereceksin Erva!" insan malını tanıyordu. Sabah sabah böğürmesinin tek sebebi buydu işte. Annesinin sürekli ona uygun bulup fotoğrafını attığı kızlar. Akşam tekrar fotoğraf geldiğinde Vuslat'ın yerine mesaj yazıp Güneş Hanıma sevdiğimin olduğu söylemiştim. "ERVA! KAPIYI AÇ! KIRIDIRMA BANA ELALEMİN KAPISINI!" diğerlerine nazaran daha sert kapıya vurduğunda irkildim. Saçımı iyice yıkayıp kabinden çıktım. Banyonun kapasının önünde durdum. "Vuslat," istemeden kırgın çıkan sesimle Vuslat kapıya vurmayı kesti. "Söyle yavrum?" boğazımı temizledim artık sınırların çizilmesinin vakti gelmişti. "Vuslat artık annene ya beni söyle ya da beni kabul ettir. Çünkü ben sıkıldım! Bursa'da kocam olan adamın Mardin'de bekar olmasına daha fazla dayanamıyorum. Vuslat ben artık ailen için sadece savcı olarak değil gelinleri olarak tanışıcam. Öyle hem evli hem bekar ne âla memleket olmayacak. Ya adam olucan karını anlatıcan ya susucan benden uzak durucan. Öyle vakit ver durumları biliyorsun faslarını geç. Zerre pişman değilim annene yazmaktan. Annenin varlığımı bilmesine rağmen konumumu bilmemesi canımı sıkıyor. Sende güç varsa bende zeka var. Kararını ver bana ilet kapı açılsın." konuşmam boyunca sesi çıkmadan dinleyen adam ansızın yumruğunu kapıya indirdiğinde korkuyla geriye sendeledim. "ERVA! Kaçak dövüşme lan madem bunu istiyorsun-" "İSTEMİYORUM YAPACAKSIN DİYORUM!" "Ne boksa artık yüzüme söyleyeceksin! Anneme gizliden yazıp sonra sabah beni kendinle sınayamazsın. Aç kapıyı Mardin'e gitmeliyim." derin bir nefes verdi. "Yüzünü göreyim bari. Kapıyı demirden yaptırmışsın. Eminim arkadan kilidide vardır. Yalnızca yüzünü görecek kadar aç olmaz mı?" ricasını kırmak istemesemde yaşanmışı yaşamak istemiyordum. Eğer şimdi yelkenleri suya indirirsem bana asla hak ettiğim saygıyı göstermeyecekti. "Hayır Vuslat nereye gidersen git ne kadar süre kalacağını umursamıyorum. Nereye gittiği, neden gittiğini de." bulanan midemle musluğu açıp klozete kustum. Saçlarımı tutarken Vuslat kapıdan uzaklaşıp çekmeceyi açtı. Her zamanki gibi kağıda yazacaktı merak edeceğimi düşündüğü tüm soruların cevabını. Sifonu çekitiğimde ağzımı çalkalayıp sildim. Musluğu kapattığımda biraz bekledim ve Vuslat'ı dinledim. Sadece bir şeyler yazdığı için kalem sesi duyduğumda içim rahatladı. Su sesinden duymamıştı. Tekrar kapıya yakınlaştı "Seni seviyorum bebeğim ama bu yıl olmaz sebebini yazdım merak edersen aramaktan çekinme emin ol açağım telefonlarını bebeğim." diyip kapıyı açıp çıktı. Kapı olabildiğince sessizce kapandığında gülümsedim."Bana kaçak dönüşme diyorsun ama hep baside kaçıyorsun kocam." Banyonun kapısını açtığım gibi telefonuma sarıldım. Ablamı ararken aynadan yüzüme bakıyordum. Vuslat'ın yüzümün birkaç yerinde bıraktığı morlukları makyajla kolaylıkla kapatabilirdim fakat boynumdakileri saklamam lazımdı onlar yüzüme göre feci durumdaydı. "Efendim güzelim?" ablam uyku sersemi sesiyle telefonu açtığında hemen söze girdim. "Abla abime versene telefonu. Acil." abim saniyesinde telefonu aldığında ablam çığlık attı. "Erva noldu." "Abi Vuslat çıktı ama ben doktora gidicem takip etsene şunu nereye gidiyor diye." "Tamam" telefon kapanır kapanmaz yan dairenin kapısı açıldığında balkona koştum Vuslat güvenlikle konuşurken gördüm. Bakmayacaktım o kağıda. Bu sefer doktoru aradığımda ilk çalışta açıldı. "Müsaitsen gelicem Ayça." "Gel tabii randevu alma sevgilin kontrol ediyor sürekli. Gelir gelmez bana mesaj at ben seni boş bir odada kontrol edicem." "Tamam." kapatıp üsütümü değiştirdiğimde tekrar balkona baktım Vuslat gitmişti. Eşyalarımı alıp otelden çıktım. Arabama eşyaları yerleştirip hastaneye sürdüm. Vuslat bilmiyordu ama yaklaşık 3 yıldır hamile kalmak için her şiyi yapıyordum. Asla korunmuyordum, ilaçlarımı düzenli alıp sağlık kontrollerimi yaptırıyordum lakin olmuyordu. Fakat şu son 1 aydır midem bulantılarım ve baş ağrılarım fazlasıyla arttı. Sürekli doktora gidip Vuslat'ı kuşkulandırmak istemediğim için doktorada gidememiştim. Eczanedeki testlerden yapmak için asla vaktim yoktu olsada her an kkcam gelebilir diye korkuyordum ayrıca o testlere güvenmiyordum. Vuslat şuanki aile için çatışma ve dramalarından dolayı bebek istemiyordu. İlk çocuk istediğimi söylediğinde sürekli birlikte olmamıza rağmen hamile kalmadığımı görünce korunmayı bırakmıştı. Ve olurda hamile olursam işte o zaman bana zamanında veremediği sevgiyi çocuğumuzdan eksik etmeyeceğine söz vermişti. Arabayı park edip indiğimde telefonum ve arabanın anahtarı dışında bir şey almadan içeri koştum. Ayça'ya mesajımı atıp onu beni her zaman kontrol ettiği odaya geçip yatağa uzandım. Ayça birkaç dakika içinde geldiğinde kıyafetimi kaldırıp karnıma jeli sürdü. "Ervacım nasılsın?" Heyecanımı gizleme gereği bile duymadan cevap verdim. "Ayça çok heyecanlıyım" güldğünde bende güldüm her zaman yaptığım şey olmasına rağmen heyecanlanmıştım. "Bak Erva eğer yine üzülürsen artık senin doktorun olmak istemicem. Hem ne biliyorsun belki sevgilinde problem var neden o da kontrol ettirmiyor ki?" "Benim herif mağrasındanıkıp hastaneye gelecek inanma şöyle şeylere yavrum yalan." cihazı karnımda gezdirirmeye başladıpında başımı çevirip ekrana baktım. Boştu. "Ayça" Ayça bana bakmadan klavyeye bastığında odada bir kalp atış sesi yankılandı. Dolan gözlerimle gözlerine baktım. Hamileydim! Vuslat baba olacaktı bende anne olacaktım. Bakışlarımı ekrana çevirdiğimde aynı boşluğu gördüm. Ayça sesi durduğunda hayel kırıklıpına uğradım. "Ayça kapttıma dinlemek istiyorum hem nerede tam olarak." Parmaklarını kalbime bastırdı. "Erva hamile değilsin. O kalp atışları senindi. İkinci gelişinde ses kaydına almıştım. Çok heyacnlıydın ve kendine inanıyordun." kaşlarımı çatıp peçeteyle karnımı sildim. "Erva kendini çok zorluyorsun tamam, istiyorsun. Anlıyorum. Ama böyle kendini stres altında bırakırsan olmaz." peçeteyi çöpe attığımda bileklerimi tuttu. "Erva yapma sadece bir bebek! Hem daha evli bile değilsiniz." "Sen sana verilen görevi yanlış yerine getiriyorsun. Senin görevin bebek var mı varsa iyi mi diye bakmaktı salak saçma edebiyatını bana dinletmek değil!" ellerimi çekip hızla dışarı çıktım. Yaptığı şey kırıcıydı. Ben oraya başka nedenle gelmişken bana bambaşka şeyler söylemesi yanlıştı. ♟️ Evime gelip eşyalarımı yerleştirdim. Kontrolden sonra Vuslat aramıştı biraz onunla konuşup sorularına kaçamak cevaplar verip telefonu kapatmıştım. Yıllardır Ayça'ya gidiyordum belki Ayça beni aldatıyor diye başka doktoruda gitmiştim. Bana kan tahlili yapmışlardı. Sonuçlar hızla ulaştığında doktor bana kağıtları vermişti. Çantamdaki kağıtları açmaya korkuyordum. Vuslat bebek konusunda fazka katıydı ama yapamıyordum. Bir çocuk bence mümkün olabiliyorsa olmalıydı. Ve ben herhangi bir sağlık problemim olmamasına rağmen hamile olmadığıma inanmıyordum. Vuslat'da da problem yoktu. Haberi olmadan onuda kontrol ettirmiştim hatta baya iyi çıkmıştı sonuçları. Mesut abim aradığında bekletmeden açtım. "Erva kocan başka bir konakta. Anlık olarak anlatıcam. Bir kadın yanına yaklaştı dizinin dibine oturdu. Kadın Vuslat'ın elini tuttu. Vuslat kızın elbisesinin askısını düzeltiyorrr." "ABİ BANA KONUM AT! KONUM!" Anahtarlarımı alıp olduğum gibi dışarı çıkarken telefonu kapatıp hızla arabaya bindim. Konuma doğru sürerken öfkeyle gaza yüklendim. Allah'ın cezası herif annesine beni söylemeye korkarken elalemin kızına yavşıyordu. Piç köpek! "Sen dur oğlum sen dur! Bak ben seni nasıl tuş ediyorum!" Asfalt üzerinde hızla ilerleyen araç Mardin'e doğru yola çıkarken Mardin çoktan varlıklarını hissetmiş gibi huzurlu bir sessizliğe boğulmuştu. Güneş Hanım oğlunun gözünün içine bakarken kalbi dahada kırılıyordu. Hem vazgeçmiyordu hemde saklıyordu. Oğlunun yalan söylemesi bile canını yakmıştı. Bölümü durdurup ikinci bölüme geçiyorum.
Bölüm 1
Sevmek ve Saklamak
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.