Sabahın ilk ışıkları İstanbul’un üstüne solgun bir gri gibi yayılmıştı. Şehir uyanmıştı ama liman bölgesi hâlâ geceyi içinde taşıyordu.
O terk edilmiş binanın önüne polis araçları dizildiğinde Kerem zaten oradaydı.
Gözleri boştu. Uyku yoktu. Sadece o cümle vardı:
“Gerçek başladı.”
“Komiserim!” diye seslendi ekipten biri. “İçeride bir ceset var.”
Kerem bir an durdu.
“Kim?”
Cevap gelmeden içeri girdi.
Ceset, binanın orta katındaydı.
Erkek. Orta yaşlı. Üzerinde pahalı bir takım elbise vardı ama artık hiçbir anlamı yoktu.
En korkuncu ise yüzündeki ifade değildi.
Boynuna kazınmış semboldü.
Aynı sembol.
Tüm cinayetlerin başlangıcındaki işaret.
Kerem diz çöktü.
“Bu… yeni bir kurban değil,” dedi. “Bu bir mesaj.”
Tam o sırada Valentina içeri girdi.
Kimse onu durdurmadı. Çünkü herkes artık onun kim olduğunu biliyor gibi hissediyordu ama kimse tam emin değildi.
Kerem ona döndü.
“Baban mı yaptı?”
Valentina cesede baktı.
“Hayır,” dedi net bir şekilde.
Kerem gözlerini kıstı.
“Emin misin?”
Valentina yavaşça başını çevirdi.
“Bu onun tarzı değil.”
O anda bir teknisyen seslendi:
“Komiserim… kurbanın kimliğini bulduk.”
Dosya açıldı.
Kerem okudu ve dondu.
“Bu… mümkün değil.”
Valentina yaklaştı.
“Kim?”
Kerem dosyayı ona uzattı.
Valentina okudu.
Ve ilk kez yüz ifadesi değişti.
Kurban:
Eski özel istihbarat ajanı – Kerem’in geçmiş dosyasına bağlı kişi
Valentina yavaşça Kerem’e baktı.
“Bunu tanıyor musun?”
Kerem’in sesi kısaldı.
“Ben… hatırlamıyorum.”
Valentina bir adım geri çekildi.
“Yalan söyleme.”
Kerem sinirlendi.
“Yalan söylemiyorum!”
Tam o sırada cesedin elinden küçük bir kâğıt çıkarıldı.
Kerem aldı.
Üzerinde tek bir kelime vardı:
“KEREM”
Valentina sessizleşti.
“Bu bir cinayet değil,” dedi.
Kerem ona döndü.
“Ne?”
Valentina gözlerini cesetten ayırmadan konuştu:
“Bu bir hatırlatma.”
Dışarıda rüzgâr sertleşti.
Ve o anda Kerem’in telefonu çaldı.
Bilinmeyen numara.
Açtı.
Ses geldi:
“İlk parça teslim edildi.”
Kerem nefesini tuttu.
“Sen kimsin?!”
Ses sakin bir şekilde devam etti:
“Gerçeği açmak istiyorsan… diğer parçaları bul.”
Ve telefon kapandı.
Valentina Kerem’e baktı.
“Bu iş büyüyor.”
Kerem yumruğunu sıktı.
“Ben artık sadece cinayet çözmüyorum.”
Valentina hafifçe başını eğdi.
“Evet.”
“Artık sen de bu oyunun içindesin.”
Ve uzaktan, binanın karanlık köşesinde bir gölge izliyordu.
Sıradaki hedefi seçmişti bile.