Cesedin bulunduğu binadan çıkan polis araçları sirenlerle uzaklaşırken, Kerem hâlâ kapının önünde duruyordu. Yağmur ince ince başlamıştı; sanki şehir olanları örtmeye çalışıyordu.
Valentina yanına geldi.
“Burada kalırsan sadece daha fazla hedef olursun,” dedi.
Kerem gözünü yerden ayırmadı.
“Zaten hedefim.”
O sırada telsizden ses geldi.
“Komiserim… yeni bir olay yeri var. Aynı sembol.”
Kerem’in bakışları sertleşti.
“Neresi?”
“Eski tüneller… Karaköy hattı.”
Valentina’nın yüzü bir an gerildi.
“Orası… iyi değil.”
Kerem ona döndü.
“Ne demek iyi değil?”
Valentina cevap vermedi.
Tünellere girdiklerinde hava değişti. Soğuk, nemli ve boğucu bir sessizlik vardı. Duvarlar su damlatıyordu.
Ekip önde ilerlerken Kerem ve Valentina arkadaydı.
“Beni neden uyardın?” diye sordu Kerem.
Valentina kısa bir an durdu.
“Çünkü bu cinayetler… sıradan değil.”
Kerem sinirlendi.
“Bunu zaten biliyorum!”
Valentina ona baktı.
“Hayır. Sen sadece yüzeyini görüyorsun.”
Tünelin sonunda ikinci ceset bulundu.
Genç bir kadın.
Ama bu kez farklıydı.
Cesedin etrafı dikkatlice düzenlenmişti. Sanki biri onu oraya koymuş, sahne hazırlamıştı.
Ve duvarda yazı vardı:
“İKİNCİ PARÇA TAMAMLANDI.”
Kerem yumruğunu sıktı.
“Bu bir seri katil işi…”
Valentina başını salladı.
“Hayır.”
Teknik ekip çalışırken Kerem yerde bir şey buldu.
Küçük bir metal anahtar.
Üzerinde aynı sembol vardı.
Valentina gördüğünde yüzü ciddileşti.
“Bunu nereden buldun?”
Kerem uzattı.
“Cesedin yanında.”
Valentina anahtarı eline aldı.
“Bu… bir kapı açar.”
Kerem kaşlarını çattı.
“Ne kapısı?”
Valentina sessizleşti.
Sonra sadece tek bir cümle söyledi:
“Unutulmuş olanların kapısı.”
Tam o anda tünelin ışıkları birer birer söndü.
Karanlık çöktü.
Ekip panikledi.
“Elektrik kesildi!”
Kerem silahını çekti.
“Kim var orada?!”
Sessizlik…
Sonra ayak sesi.
Yavaş… düzenli… bilinçli.
Valentina fısıldadı:
“Geldiler.”
Işık tekrar geldiğinde tünelin ucunda biri vardı.
Ama bu sefer kaçmadı.
Sadece durdu.
Ve konuştu:
“İkinci parçayı buldunuz.”
Kerem silahını kaldırdı.
“Dur! Kim olduğunu söyle!”
Adam gülümsedi.
“Ben sadece izleyiciyim.”
Valentina gözlerini kıstı.
“Yalan söylüyor.”
Adam Valentina’ya baktı.
“Sen zaten her şeyi biliyorsun.”
Ve ardından tünelin duvarı açıldı.
Gerçek bir kapı.
Paslı, eski ve kilitli.
Adam anahtarı uzaktan gösterdi.
“Üçüncü parça burada.”
Kerem şoktaydı.
“Bu bir yeraltı sistemi…”
Valentina’nın sesi düştü:
“Hayır.”
“Bu bir miras.”
Adam karanlığa geri çekildi.
“Babana söyle,” dedi. “Oyun artık onun değil.”
Ve kayboldu.
Kerem Valentina’ya döndü.
“Baban… bu işin neresinde?”
Valentina kapıya baktı.
“En başında.”
Kapı ağır ağır titreşti.
Sanki içeriden biri uyanıyordu.