Gece, İstanbul’un üstüne ağır bir örtü gibi çökmüştü. Kerem elindeki kâğıda bakıyordu: sadece bir adres.
Valentina’nın bıraktığı mesaj hâlâ aklındaydı:
“Gerçeği istiyorsan, yalnız gel.”
“Bu bir tuzak olabilir…” diye mırıldandı.
Ama başka bir ihtimal daha vardı:
Gerçekten cevaplar oradaydı.
Adres, şehrin eski liman bölgesine çıkıyordu. Terk edilmiş depolar, paslı kapılar ve rüzgârın uğultusu… burası artık kimsenin girmediği bir yerdi.
Kerem silahını kontrol etti ve içeri girdi.
Kapı açılırken metal bir gıcırtı yayıldı.
İçerisi karanlıktı.
Ama yalnız değildi.
“Geç kaldın, komiser.”
Kerem sesin geldiği yöne döndü.
Valentina, merdivenlerin üstünde duruyordu. Bu kez daha farklıydı. Daha soğuk… daha mesafeli.
“Burası neresi?” diye sordu Kerem.
Valentina aşağı indi.
“Cevapların başladığı yer.”
Tam o anda arkadan başka bir ses duyuldu.
“Ve aynı zamanda sonunun başladığı yer.”
Kerem hızla arkasını döndü.
Bir grup adam… silahlı. Düzenli, profesyonel. Mafya değil, sokak çetesi değil. Eğitimliydiler.
Valentina hiç şaşırmadı.
“Beni takip ettiğin için buradasın,” dedi.
Kerem sertleşti.
“Beni buraya sen çağırdın!”
Valentina gözlerini kısmadan cevap verdi:
“Evet. Ama yalnız gelmeni söylemiştim.”
Adamlar yaklaşırken Valentina bir adım öne çıktı.
“Onlar kim?” diye sordu Kerem.
Valentina kısa bir sessizlikten sonra cevap verdi:
“Beni öldürmek için gönderilenler.”
Kerem şaşırdı.
“Kim gönderdi?”
Valentina’nın sesi düştü:
“Babam.”
O kelime havayı değiştirdi.
Kerem dondu.
“Sen… mafya ailesinden misin?”
Valentina gözlerini kaçırmadan cevap verdi:
“Ben o ailenin varisiyim.”
Bir anda silah sesleri patladı.
Kerem yere atladı, Valentina onu tekrar çekti.
“Dinle!” dedi Valentina sertçe. “Şu an soru sorma zamanı değil!”
Kerem nefes nefeseydi.
“Beni neden buraya getirdin?!”
Valentina ona yaklaştı.
“Çünkü babam artık sadece beni değil… seni de hedef aldı.”
Kerem’in gözleri büyüdü.
“Benimle ne alakası var?!”
Valentina bir an sustu.
Sonra tek cümle söyledi:
“Çünkü sen onun geçmişini kurcaladın.”
Dışarıdan patlama sesi geldi.
Depo sarsıldı.
Valentina Kerem’in kolunu tuttu.
“Eğer şimdi çıkmazsak, ikimiz de burada kalırız.”
Kerem tereddüt etti.
Ama o an başka seçeneği yoktu.
İkisi birlikte karanlığa doğru koşarken, Valentina’nın son sözü rüzgârda kayboldu:
“Artık bu bir polis vakası değil, Kerem…”
“Bu bir aile savaşı.”