İçeriğe geç

Valentina Roza

Bölüm 8 · 5 dk okuma

Valentina Roza

Bölüm 8

Tesadüflerin Dansı

Merhaba! Çok beklettim çünkü bölümlerdi yüklemeye çalışırken hata çıkıyordu ve bu beni bıktırmıştı. Sonrasında ise ruhsal olarak yaşadığım çöküşler yüzünden kendime dahi vakit ayıramadım. Bu yüzden birçok bölüm hazır olduğu halde yayınlanmadı üzgünüm! Telafisini bir kaç bölümü art arda bölüm atarak yapacağım.

****



"Oh no, she likes another boy

And I'm feeling sad

And at the end of the day

I'll know there was something that we had

I see her kiss him with my eyes

And it makes me mad

But at the end of the day

I know she don't love him that bad"

****

Bölüm 7: Tesadüflerin Dansı

"Bu seninle ilk dansımız değil." dediğinde kaşlarımı çattım. Roza olduğumu biliyor muydu?! Ayrıca daha önce dans etmemiştik.

"Bir gün Arieste iken yanında sarı saçlı küçük bir kızla dolaşıyordun. O zamanlar senin Ariesli olduğunu düşünmemiştim. Çok küçüktük ama ilk defa siyah göz rengini görmüştüm ve itiraf etmeliyim ki siyah göz rengine sahip pek insan da görmedim senden sonra. Aries de bahar gelince yapılan oyunlara hep katılırdım ve sende katılmıştın o sarı saçlı kızla beraber. Seninle o gün her tur da parşömeni katlayıp küçülterek üzerinde seninle dans eden çocuk bendim. İsmini sorduğum zaman 'Bu önemli mi? Eğer oyunu kazanırsak söylerim.' demiştin. Maria olduğunu fark edememiştim ama bu taktığın yüzük o gün de sendeydi.." gülerek anlattığı anıyı hatırlıyordum. Carrolun istediği elbise için oyunu kazanmam gerekmişti.

Yüzük ise babamın kendi eliyle işlediği kırmızı yakutu olan gümüş bir yüzüktü. Aynı desende ancak yeşil yakut taşı olan diğer yüzükte Ellen da vardı. Babam ölmeden önce bu taşlarla çok ilgilenirdi ve içinde baş harflerimiz olan yüzüklerden kendine, bana, Ellen'a ve anneme de yapmıştı. Eğer bir gün dağılırsak bu yüzüğe bakıp toparlanmamızı söylemişti. Bu yüzükleri hepimiz takıyorduk sadece Carrol da yoktu çünkü onu bulduğumda babam ölmüştü yani tanışmamışlardı. Eğer yaşasaydı Carrol'a kendi kızıymış gibi davranacağına emindim.

Hatıralarım gözümün önüne gelirken gözlerimin dolduğunu bilmiyordum.

"İyi misin?" dediğinde geçek dünyaya döndüm.

"Sarışın saçlı kız, eski bir arkadaşımdı. Üstelik o çocuğun saçları siyah ve dalgalıydı. Senin saçların ise sarı?" dediğimde gülümsedi.

"Unutmamışsın. O siyah saçlı çocuk yerinde olmayı çok istemiştim sanırım bu yüzden o çocuk benmişim gibi anlatmak istedim. Özür dilerim." dediğinde ondan tiksindiğimi hissettim. Nasıl hatıralarım hakkında yalan söylemeye cüret ederdi!

Beni kendi etrafımda döndürdüğünde çalan müzik sesi gittikçe yükseliyordu. Onların danslarına ait hareketleri yaptığında ona eşlik etmeye çalışıyordum. Salondakilerin yer yer kıskanç yer yer beğeni dolu gözleri ile dansı bırakıp bizi izleyerek ritimli alkış tuttuklarında Leon tekrar beni etrafımda döndürdü ve bir elini arkasında beline koyup diğer elini düz bir şekilde ortamıza yerleştirdiğinde bende elimi düz bir şekilde onun eline koydum ve diğer elimle eteğimi tutup onun dönmesiyle dönmeye başladım. Sanırım dans ederek ona olan nefretimi bastırmaya çalışıyordum.

Eteğimi tutan bileğimde bir el ile tutulup çekildiğimde karşımda gölde gördüğüm adam vardı. Şaşkınlıkla ağzım açılırken herkes susmuştu. Sağ elini havaya kaldırıp salladığında yeni bir müzk keman eşliğinde ritimle çalmaya başlamıştı. Eğilip elini uzatınca elimi onun avcuna bıraktım. Dudağının sağ tarafı yukarı kıvrılırken ayağa kalktı ve bir elini belime yerleştirip diğer eliyle eteğimi tuttuğum elimi kavramıştı. Tuttuğu elimi kendi omzuna bıraktığında ileri ve geriye doğru ritme göre hızlı adımlar atıyor ve salonun ortasında yuvarlak bir şekilde dönerek kendi etrafımızda daire oluşturarak dans ediyorduk.

Ona sormak istediğim onca şey varken o sadece gözlerime bakıyor ve dans etmem için beni yönlendiriyordu.

Keman sesi yükseldiğinde omzundaki elimi çekip diğer elinden tutmaya devam ederken geriye doğru açıldığımda tuttuğu elimi havaya kaldırıp etrafımda dönmemi sağladı. Dönerken saçlarım ve eteğim de savruluyordu bu garip hissettirirken ortada buluşup bir elimle eteğimi tutmuş diğer elimi de onun havada duran eline yaslamıştım. O ise diğer elini belinin arkasına doğru kıvırmıştı. Ortada açık bir şekilde birleşmiş ellerimizin etrafında dönüyor sonrasında ortada duran ellerimizi değiştiriyorduk.

Etrafta kimin ne yaptığını bilmiyor sadece karşımdaki adamın kim olduğunu merak ediyordum. Onun ismi gerçekten Ares miydi? Eğer öyleyse burada ne işi vardı?

Çalan müziğin sonlarına doğru havada birleşmiş elimizi ayırıp elimi sıkıca kavradı ve beni kendine çekip belimden tutarak havaya kaldırdıktan sonra döndürmeye başlamıştı. Ellerimi omzuna koyup onu görebilmek için başımı eğdim. Yüzünde o kadar ufak bir gülümseme vardı ki bir an gördüğümden şüphe etmiştim.

Beni yavaşça yere indirip bıraktığında nefes nefeseydim. Yakın durduğumuz için onun nefesi bana çarpıyordu ve onunda nefes nefese kaldığını anlayabiliyordum.

Etrafımızı saran kalabalığın alkış sesi beni gerçek dünyaya döndürürken o da benim gibi hissetmiş olmalı ki eğilip alkışları kabul ettikten sonra buradan uzaklaştı. Ne yapacağımı bilemeyerek eğilip selam verdim ve Leona döndüm. Sinirlendiği her halinden belli olurken Aresin gittiği yöne bakıyordu. Kraliçe ve krala döndüğümde kraliçe gülümsüyorken kral da en az Leon kadar sinirli gözüküyordu. Aresi tanıyorlar mıydı? Yoksa Leon ile olan nişanımda onu bırakıp Ares ile dans ettiğim için saygısızlık olarak falan mı görülmüştü? Öyleyse kraliçe neden gülümsüyordu?

___________

Odalarımızın olduğu kata geldiğimizde kolundan çıkmıştım. Tören bitmişti ve Aresle ettiğimiz danstan sonra kafamdaki sorularla birlikte sadece oturmuştum.

Kapının önüne geldiğimde içeri gireceğim sırada konuşması ile tekrar ona döndüm.

Gülümseyerek yanıma yaklaştı.

"Teşekkür ederim, bana yardım ettiğin için." dediğinde gerçekten mutlu muydu emin değildim.

"Sorun değil." dediğimde gülümsedi ve iyi geceler diyerek odalarımıza girdik. Hızla kapıyı kapatıp odaya girmiş ve kilitleyip sırtımı kapıya yaslamıştım. Sorundu! Büyük bir sorundu, o kadar sinirliydim ki!

İçimde hissettiğim sıcaklık sanki terleyecekmişim gibi hissettiriyordu. Tacımı çıkarıp masanın üzerine bıraktım ve uzun saçlarımı elimle toplayıp dolapta bulduğum kumaş parçası ile sıkıca bağladım.

"Dışarda yağmur yağarken bu kadar sıcaklamam normal mi?" sanırım hasta oluyordum veya içimdeki öfke bana bunu yaşatıyordu. Bir elim belimde iken diğer elimle kendime havaya yapmaya çalışarak sallıyor odada tur atıyordum.

Kendine gel Roza! Törende Aresle dans ederken kendimi mükemmel hissetmem, Leonla ettiğim dansın içimde yarattığı tiksintiyi unutturmuyordu.

Bu böyle olmayacak! Sinirden içimdeki sıcaklık artıyordu ve bu sadece etrafı yumruklama isteğimi arttırıyordu.

Yatağın yanındaki büyük pencereyi açıp başımı dışarı çıkardığımda yağmurun yarattığı koku burnuma dolarken soğuk hava yüzüme çarpmıştı. Bu hissiyat ile istemsizce gözlerim kapanmıştı, bu güzel an yüzünden gülümsüyordum. İçimdeki sıcaklık azalmasa bile yağmur damlalarının sesi ile sakinleşmiştim. Bir süre böyle durduğumda başımı çıkardığım kısım ıslanmıştı. Yüzüme yapışan küçük saçlarımı boş verip kirpiklerimdeki yağmur damlalarıyla gıdıklandığımı hissetim. Gülerek gözlerimi açtığımda buğulu gördüğüm karanlık, gözlerim yandığında netleşmişti. Üstelik bir adamın beni izlediğini fark etmiştim. Kaşlarımı çatarak ona baktığımda yüzündeki küçük tebessümü silip siyah ve dalgalı saçlarındaki ıslaklık yüzünden başını iki yana sallayıp koşarak saraya girdi. Sırtında ok ve yay taşıdığını görmüştüm üstelik bu adam Aresti!

O törenden ayrılalı çok olmuştu ama ok ve yay ile ne yapıyordu bu saate? Üstelik o saraya girmişti.

Neler oluyor? O halde saraya nasıl girebiliyor?! Benden sakladığı büyük bir şey olmalıydı..

Hızlı ilerleyen bir bölüm gibi oldu. Bölümler yayınlandıktan sonra düzenlemeye alacağım..

Bölümü nasıl buldunuz?

Kurgu sizin sevdiğiniz türde mi?
Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.