Çok geç geldi biliyorum ama bölüm hazır olduğuna rağmen bir sürü iş çıktı ve yayınlamaya zamanım olmadı çok üzgünüm! Daha fazla uzatmadan sizi bölüme bırakıyorum.
****
Salt air, and the rust on your door
I never needed anything more
Whispers of "Are you sure?"
"Never have I ever before"
But I can see us lost in the memory
August slipped away into a moment in time
'Cause it was never mine
****
Bölüm 5: Prens Leon
Ulaştığımızı midemi bulandırmaya başlayan sarsıntı bittiğinde ve tabi büyük bir sarayın önüne geldiğimizde anlamıştım.
"Prens Leon sizi hemen görmek istiyor." diyen adama göz devirmemek için kendimi tutarak at arabasından indim.
Ben inince bana eşlik edenlerle birlikte saraya girmiş ve onların anlamsız heyecanı ile hızlı adımlarına ayak uydurmaya çalışıyordum. Acaba beni buldukları için ödül mü verilecekti? Bu heyecan niyeydi yani?
5. kata çıkmış uzun ve altınla döşenmiş koridorların aksine beyaz bir kat ile karşılaşınca kaşlarımı çattım. Saraya girdiğimden beri her yer sanki altınları olduğunu kanıtlamak ister gibi altınla döşenmişti ve bizim krallığımızdaki gibi asil gözüken beyaz koridora girince şaşırmıştım.
Sonunda beyaz tahta büyük iki kapının önünde durduğumuzda onlar kapıyı çaldı ve buradan uzaklaştılar.
Derin bir nefes alıp güler yüzlü olmaya çabalayarak söylendim.
"Sakinim, kibarım ve mutluyum." bu üçü benden o kadar uzaktı ki birazdan bu üçüne sahipmiş gibi davranmak zor olacaktı..
Girmem için izin veren sesi duyunca kapıyı açtım ve arkasını dönmüş olan prens beklediğimin aksine genç olduğunda şaşkınlığımı gizleyerek onların krallığına uygun bir şekilde reverans selamı verdim.
"Hoşgeldin. Üzgünüm, hoşlandığım kadının bu şekilde yanıma zorla gelmesini sağlamak istemezdim." sarı saçlarını karıştırıp gülümsedi. Onu ilk defa görüyordum peki o beni ne zaman görmüş ve Maria olduğuma karar vermişti?
"Seni yolculuk yüzünden yormuş olmalıyım." diyerek bir adım geriledi ve durgunca gülümseyip kapıyı açtı. O odadan çıkarken bende arkasından gitmiş ve tam karşısındaki odanın önünde durunca yanına ilerlemiştim.
"Biraz dinlen. Burası senin odan, bir şeye ihtiyacın olursa hizmetliler ve benden yardım isteyebilirsin." diyerek odaya girmemi bekledi.
Neredeyse bir haftadır yollardaydım seferler, savaşlar ve buraya gelmek beni çok yormuştu.
Hızla küvete girip temizlendim ve beyaz bir gecelik çıkarıp yatağa girdim. İşte şimdi yorgun bedenim kendini uykuya bırakıyordu....
___________________
Az önce uyanmış ve yardımcım olduğunu öğrendiğim kadın tarafından Zorla yardım alarak hazırlanıyordum. Kendim giyinebileceğimi söylediğimde onun işinin bu olduğunu söyleyip ısrar etmişti.
Şimdi ise arkamda durmuş beyaz korseyi iplerinden tutup sıkmış ben nefes almaya çalışırken ipleri bağlıyordu. Üzerime bir kaç kattan oluşan siyah kabarık bir etek ve üzerine şişme kollarıyla omuzları olan bileğimde incelen bir şey giydirmişti. Bilek kısımlarında altın sarısı işlemeler sanki bilezik gibi durmuştu. Siyah saçlarımı iki yandan bir tutamını örüp arkada açık kalan saçımın üzerinde altın bir tokayla tutturmuştu.
Sonunda topukluları giyip yüzüme bir şeyler sürdükten sonra hazırdım. İsmi Lil olan kadın her şeyi o yapmıştı ve şu anda prens Leon'un yanına gidiyorduk. Cidden bu süslü kıyafetleri en son Carrolu bulmadan önce giymiştim. Üzerimdekiler yüzünden tuhaf hissederken prens Leon karşımda belirmişti. Dikkat ettiğime göre benimle konuşurken sadece gözlerime bakıyordu, halkın bahsettiği gibi çapkın gözükmüyordu, en azından şimdilik. Karşılaştığım herkes gibi ne giydiğime nasıl davrandığıma pek dikkat etmiyor gibi bir hali vardı. Saygılı olan bu prensin ölümü benim elimden gelecekti. Uzunca gözlerime bakmış yardımcım olduğunu söyleyen Lil gidince ise en samimi gülüşünü göstermişti.
"Nasılsın? Dinlenebildin mi?" dediğinde içimdeki gülme isteğini gömmeye çalıştım. Ne diyebilirdim ki? Seni öldürmeden önce dinlenmeme izin verdiğin için teşekkürler mi? Hiç sanmıyorum..
"Evet, ancak neden buraya geldiğimi hala söylemediniz." diyerek tek kaşımı kaldırdığımda büyük gülümsemesi bir tebessüme dönüştü.
"Dediğim gibi, seni zorla buraya getirtmek istemiyordum. Merak etme seni benimle evlenmeye zorlayacak da değilim sadece yardımını istiyorum." dediğinde kaşlarımı çattım. Eğer evlenmezsek ve onu öldürürsem yine de Carrol'a bir şey olur muydu?
"Halk ve saraydakilerin bizi nişanlı bilmesini istiyorum. Eğer sende kabul edersen akşam tören yapıp bunu duyuracağız." dediğinde gerçek benliğime dönerek ona bir adım attım. Kibarlığımı ve sahte hareketlerimi bir yana bırakıp dibine kadar hesap sorarcasına girdiğimde anlamaz halde tek kaşını kaldırdı.
"Yani biz, evlenmeyeceğiz?" dediğimde bu sefer iki kaşını da kaldırıp konuştu.
"Evlenmeyi mi istiyordun?" dediğinde ne kadar saçma konuştuğumu anlayıp nefes verecek iken çok yakınımda olduğunu fark edip uzaklaştım ve derin bir nefes verdim.
"Hayır ben onu kast etmedim. Demek istediğim biz evlenmeyeceğiz ve bunu bilen sadece biz olacağız. Öyle mi?" dediğimde toparlanıp başı ile onayladı.
"Aslında bakarsan seni gördüğüm zaman senden çok hoşlanmıştım ama her şey o kadar karıştı ki senin gibi biriyle arkadaş olmayı gerçekten isterim. Eğer sende istersen herkesin gözünde nişanlı ve yalnız kaldığımızda arkadaş olabiliriz." dediğinde ona ciddi olup olmadığını sorgularcasına baktım. Şu an Lil'den gizli sakladığım hançeri çıkarıp kalbine saplayabilirdim ama yapmadım. Leon! Madem evlenmeyeceğiz niye kraliçe Fionanın hayaller kurup baş rollerini biz yapmasına neden izin verdin?!
Sinirimi dışa vurmamaya çalışarak yine sahte Maria'nın sahtesi gibi olmaya çalıştım. Şöyle ki; Maria, General Rozanın sahtesiydi ama sadece ismi sahteydi davranışları değil. Ne yazık ki şimdi ise Maria'nın da sahtesi var, o tamamen sahte ve Arieste eskiden erkeklerin üstün olduğu o topraklarda yaşamış gibi yapıyor kibar davranıyor ve sürekli gülümsüyordu. Kısacası bu kişi gerçekte olsa anlaşamazdım.
"Size uyacağım ancak kralı da mı kandıracağız? Eğer öğrenirse -" dediğimde ciddi yüz fadesi ile sözlerimi kesti.
"Sana bir şey olmasına izin vermeyeceğim, asla. Bu duruma girmen benim yüzümdendi bu yüzden seni korumalıyım." dediğinde sustum. Bu adam çok dengesizdi.
Onun ciddi yüz ifadesini ilk defa görüyordum ve ben geldiğimden beri olan ani değişimlerine bile alışmıştım ama ciddi hali garipti. O önde ilerlerken arkasında çaprazında onu takip ediyordum. Gerçekten de yaşayıp büyüdüğüm kültür ile alakaları yoktu.
Peşinden giderken yanında kesici şeyler taşıyıp taşımadığını kontrol etmeye başladım. Beklediğimin aksine bir şey görünmüyordu ama kıyafetlerinin içinde hançer gizlediğine emindim.
Biz koridorda ilerlerken aniden karşımıza çıkan yaşlı adamla Leon'un çenesini sıktığını görebiliyordum. Kızgınlığını saklayamıyor gibi bir hali vardı..
Kısa oldu biraz ama bundan sonrası hiç kısa olmayacak.. Sizi yorumlara bekliyorum:)
Cuma günü görüşmek üzere!