"Benim önceliğim hiçbir zaman sen olamazsın Ethan"
-General Roza
___________________________________
Bölüm 36: Kalbini Kırdım
Saç diplerimde gezen sıcak parmaklarla yorgunluktan açamadığım gözlerimi kırpıştırdım.
"Ethan?" yeni uyanmışlığın verdiği pürüzlü sesimle beraber küçük gülüşünü duydum.
"Sevdiğim?" eğlenen sesini duyarken artık gözlerimi mahveden Güneş ışığı sayesinde açmak zorunda kalmıştım.
Yanımda yan uzanmış bir eli başını desteklerken diğer eli saçlarımda gezen ve mutlulukla gülümseyen bir adamla hayır bir adamla değil Ethanla beraber uyanmak farklı ve iyi hissettirmişti.
"Sen ne zaman uyandın?" kaşlarımı çattığımda saçlarımda gezinen eli durdu ve çatılan kaşlarımı düzeltti.
"Bir süre önce." verdiği belirsiz cevabın yanında o kadar huzurlu bir yüz ifadesi vardı ki bir an ben uyurken kötü olan her şeyin bittiğini düşünmüştüm ama kısacık bir an.
"Neden beni de uyandırmadın?" doğrulup sırtımı yatak başlığına yaslarken o da doğruldu.
"Sana doya doya bakmanın nasıl bir his oluğunu merak ettim. Saçlarınla oynamanın kokunu alabilmenin ve gözümü ilk açtığımda seni görebilmenin verdiği hissi kalbime kazımak istedim." dediğinde yüzümde elimde olmayan bir sırıtış oluşurken avuç içimi yanağına yasladım.
"Fazla romantik uyanmışız sanki?" dediğimde önce kahkahası doldurdu odayı sonra avuç içimi koklayarak öptü.
"İzin verdiğin müddetçe sabahlarımız hep böyle olacak." bir şey diyemedim çünkü ima ettiği konu belliydi ama ben ona söz veremezdim her sabah onunla uyanacağıma dair bir söz vermek yalan söylemekten başka bir şey değildi.
"Majesteleri." kapı çalınınca hemen kalktım ve dolabın önüne yöneldim.
Ethan da söylenerek ayağa kalkıp kapıyı açtığında elinde bir tepsi ve kaseler vardı.
"Evet ne oldu?" Ethanın az önceki halini gördükten sonra bu kadar soğuk çıkabilen sesine şaşırmamak elimde değildi doğrusu.
"Kraliçem bu şifalı ilacı size getirmemi söyledi." eğilerek tepsiyi Ethana uzattığında Ethan kaşlarını çatarak tepsiyi kadının elinden aldı. Kadın elinde alınan tepsiyle birlikte eğdiği başını kaldırdı ve gülümsedi.
"Tamam gidebilirsin." Ethan kapıyı kadının üzerine kapatıp tepsiyi de aldı ve lavaboya yöneldi.
"Ne yapıyorsun?" dediğimde iki büyük kaseyi de alıp içindeki ilaçları lavaboya döktü. Boşalan kaseleri üst üste koyup tepsiye bıraktıktan sonra ellerini yıkadı sessizce kuruttu sonra yüzümü avuçlarının arasına alıp anlımı kısacık öptü.
"Annem bana başkasıyla ilaç göndermez kendi gelir içtiğimden emin olmak için." sakin ses tonu yüzünden sanki normal bir şeyden bahsediyor gibi görünüyordu. Tek kaşımı kaldırıp yanaklarımı saran ellerinin üzerine ellerimi sardım.
"Yani zehirli?" dediğimde sırıttı.
"Akıllı prensesim. Sen de burada kimden olursa olsun test etmeden yeme yemeğini olur mu?"
"Merak etme akıllı olduğum kadar da deneyimliyim." aynı onun gibi sırıttığımda gülüşü büyüdü yüzünü daha da yaklaştırdı.
"Öyle mi?" eğlenen sesiyle omzumu silktim.
"Öyle tabi, bir Valentina Roza olmak kolay değil. Yaşamla ölüm arasında yaşamak demek." gülümseyerek yaklaştığında öpeceğini sanmıştım ama fazlasıyla şaşırtarak beni kendine çekip sıkıca belime sarıldı ani sarılışıyla donakaldığımda saçlarımı boynumdan çekip başını boynuma yasladı. Belime sardığı sıkı kollarına karşılık burnunu boynuma yaslayan adamın eğilmesine gülümseyerek omuzlarına sardım kollarımı.
"Söz veriyorum artık böyle yaşamana gerek kalmayacak. Seni her şeyden korumak yüzündeki gülümsemeyi kalıcı yapmak istiyorum Valentina.. Sevdiğim kadın sürekli seçim yapmak, tetikte yaşamak zorunda olmasın istiyorum ve söz bunu yapacağım." boynumda alıp verdiği nefesler arasında konuşurken boğuk çıkan sesiyle verdiği sözler beni bir kere daha ona bağlamıştı. Sanki ikimize bağlı olan görünmez bir ip beni ona çekiyormuş gibi hissediyordum.
"Sanırım nefes alamıyorum." belime sıkıca sarılan kolları aniden gevşediğinde kafasını kaldırıp endişeyle yüzüme bakmıştı.
"İyi misin?"
"Ya sen nasıl hem soğuk hem de tatlı bir bebek gibi olabiliyorsun gerçekten anlamıyorum." yanaklarını sıkarak güldüğümde kaşlarını çatmıştı.
"Ne demek bebek gibi güzelim?" çatılan kaşları ve çekiştirdiğim yanakları daha da komik ve tatlı görünmesini sağlarken başımı evet anlamında salladım.
Birden belimden sıkıca tutup havaya kaldırdığında şaşırarak yukardan ona baktım.
"Bebek gibi olsam seni taşıyabilir miydim sevdiğim?"
"Ya indirsene. Ben General Rozayım düştüğüm şu hale bak ya!" sinirle ayaklarımı çırptığımda eğlenerek havada çırpınan ayaklarıma baktı.
"Gülmesene! Peki sen istedin." gülmesi sinirimi bozarken havadaki ayaklarımı kaldırıp boynuna sardım ve hareket emsine izin vermeden ayaklarımın arasında kalan boynunu yan çevirip ellerimle yerden destek aldığımda sırt üstü yere düşmüştü. Dengemi sağlayıp ayağa kalktığımda yerde yatan ve belini tutan Ethana gülümsedim.
"Kimmiş bebek?" dediğimde bana bakıp sesini yumuşattı.
"Kalkmama yardım eder misin sevdiğim? Belim ağrıyor." belini tuttuğunda tek kaşımı kaldırdım.
"Sen git sırtındaki yara izlerinden harita yap sonra ufacık bir darbede belin ağırsın öyle mi?" dediğimde gözlerini sıkıca kapatmış ağrısını belli edercesine dişlerini sıkıyordu.
"Oha ciddi misin çok da sert vurmamıştım oysaki." hızla yanına çömelip yüzünü ellerimin arasına alırken bileklerimden tutup beni sırt üstü düşürdüğünde her şey o kadar hızlı olmuştu ki şaşkındım.
Beni sırt üstü düşürdüğünde bir elini hızla başımın altına koyduğundan başımı çarpmamıştım. Hayır beni bu kadar düşünmesinden falan etkilenmedim.. Belki biraz..
"Senin vurduğun yerde acı olmaz ama benim için endişelenmen mutlu etmedi değil hani." sırıtarak konuştuğunda güldüm.
"Hadi kalk üstümden."
"Böyle iyiydik sohbet ediyorduk."
"Benim yapmam gereken işlerim var."
"Senin ne zaman yapman gereken işlerin olmadı ki?" diyerek ayağa kalkıp beni de kaldırdığında cevap vermeden üzerime giymek için dolaptan en sade olanı seçmeye çalıştığım ama sade olduğunu kanıtlayamayacağım fazla kabarık olmayan beyaz gerdanı açık bırakan ama uzun kolları olan bir elbiseydi. Havalar soğudukça uzun kollu kıyafetler giyiyordum. Hizmetlilerin bugün beni hazırlamak için başıma üşüşmemesinin sebebinin Ethan olduğunu tahmin edebiliyordum. Saçlarımı açıp sırtıma attıktan sonra kulaklarımın hizasında iki tutamı örüp arkada birleştirdim. Gerçekten uğraşmak istemiyordum hazırlıkla falan. Dudaklarıma da hizmetlilerin sürekli olarak sürdüğü kırmızı kremi sürüp odaya girdim. Ben girdiğimde hazırlanmış olan Ethan elinde tacımı tutarken karşısına geçtim.
"Uyurken, rastgele bir şeyler seçip giyindiğinde, kızgınken, gülümserken, düşünceliyken beni fazlasıyla üzse de üzgünken hep çok güzelsin. Gözlerimi senden çekip başka bir yere bakmak istemiyorum." tacı saçlarımın üstüne yerleştirirken anlıma kısa bir öpücük bırakıp anlını anlıma yasladı sıcak nefesi kirpiklerimi ve burnumu ısıtırken bu sefer fısıldadı.
"Sanırım ben her zerrene aşık oluyorum Valentina Roza.." fısıldarken gözlerini kapattığında bende direnmemiştim göz kapaklarımın kapanmasına izin vermiştim.
"Korkuyorum." bir kez daha fısıldarken baş parmağıyla yanağımı okşadığını hissedebiliyordum.
"General Ethan korkuyor öyle mi?" ortamdaki ciddi havaya dağıtmak istercesine gözlerim kapalı gülümsediğimde artık burnunun burnuma değdiğini hissedebiliyordum. Dilini damağına vurup başını onaylamazcasına yavaşça iki yana salladı.
"Senin yanında General Ethan olmadığımın farkındasın. Senin karşında sadece sana ihtiyaç duyan Ethan var, savunmasız plansız olan ve ben sana olan aşkımın, sevgimin sana fazla gelmesinden zarar vermesinden korkuyorum." iki elinin arasında tuttuğu yüzümü ellerinin arasından kurtarıp ellerini çektim. Gözlerimi açıp gerçekliğe döndüm.
"Bak, bazen öyle bir konuşuyorsun ki ne diyeceğimi şaşırıyorum. Kimseye veya hiçbir şeye bu kadar bağlanmak sağlıklı değil Ethan." yanlış bir şey söylememiştim ama o gözlerini kaçırdığında yüzündeki gülümsemeyi sildiğinde sanki yanlış bir şey söylemiş gibi hissettim. Duraksadı sonra bir iki adım geri gitti ve elini anlına yerleştirdi anlını ovarken derin bir nefes verdi.
"An-anladım." hızlı adımlarla arkasını dönüp odadan çıktı bir süre sonra ayak sesleri uzaklaştı.
Kalbini kırdım.
Kalbi kırıldı..
Bazen gerçekler kalp kırabilirdi, ayırabilirdi ama o ayrılıktan sonra gerçekleri bilerek yeniden bir araya gelmek yeni bir ayrılığı engellerdi. Ancak bizim durumumuz farklıydı tekrar bir araya gelsek dahi yapacaklarımdan sonra beni sevmesi imkansızdı..
Onu seviyordum ama sevgi belki de aşk artık her ne ise benim için hiçbir zaman öncelik değildi ve Ethan için de değiştirmezdim bunu..
Işıl Işıl gülümseyen gözlerle kalın, hoşça kalınn!