Bölüm 28: Vasiyetname
Ölüm.. Korkunç bir şey olabilirdi eğer hazırlıklı değilseniz..
...............
Erken saatte kalkıp üzerime yeni dikilmiş olan pantolon ve uzun beyaz gömleği giyip üstüne de deri yeleğimi giymiştim. Deri kullanımı gittikçe arttığından özel terzime bir çare bulmasını söyleyip deriye benzeyen ama hayvanlara zarar vermeyen kumaşlar yapmıştık.
Uzun çizmelerimi de giydikten sonra saçlarımı kabaca örüp odadan çıktım. Güneş doğarken Almira ile buluşacağım yere varmıştım. Sarayın bahçelerinden biriydi bu yüzden uzak değildi. Sadece Kraliyet ailesinin burada çalışmasına izin verilirdi. Ben geldiğimde tahmin ettiğim gibi Almira benden önce gelip çalışmaya başlamıştı. Odaklandığı için beni fark etmemişti. Ok ve yay takımlarının asılı olduğu yere gidip oku yaya geçirdim ve Almira'nın tam hedefin ortasına attığı oku hedef aldım. Yay parmaklarımın arasında gerilirken oku serbest bırakıp Almira'nın okunu ikiye ayırmasına izin verdim.
Anlık şaşkınlığını atıp bana döndü.
"Gelmişsin."
"Davet ederken gelmeyeceğimi mi düşünüyordun?" derken yeni bir oku elimize almıştık o karşısındaki hedef tahtasına atışlar yaparken bende karşımdaki hedefe atış yapıyordum ama konuşmayı bırakmıyorduk.
"Bilmem sanırım iki ihtimali de düşünmedim."
"Beni çağırma sebebin ne? Yani soracağın sorular ne?"
"Bir sürü sorum var. Önce karanlık ormandan başlayalım." dediğinde kaşlarımı çattım ama hedefe atış yapmaya devam ettim.
"Dinliyorum."
"Karanlık ormanda ki gömülü mürekkep senindi değil mi? Majesteleriyle haberleşmek içindi."
"Evet."
"O zaman mahkemede aslında ceza alman gerekiyordu. O adamı sen öldürmüştün."
"Evet."
"Peki Kraliçe Adela'nın güvenini nasıl kazandın?"
"Bilmem. Bana duyduğu güvenin nedenini hiçbir zaman anlayamadım." dediğimde inanamamıştı.
"Peki oraya gitmenin nedeni neydi? Çünkü bildiğim kadarıyla General Roza o krallığa nefret doluyken bunu yapması kolay olmamıştır."
"Almira sana bir sır vermemi ister misin?" dediğimde gülümsedi.
"İki kişinin bildiği şey sır değildir." dediğinde onu doğruladım. Bir şey sırsa sadece bir kişi bilmeliydi yani o sırrı yaşayan kişi.
"O halde bu söyleyeceğim kesinlikle bir sır değil. Herkesin düşündüğünün aksine Kraliçe Fiona Veliaht Prensesi yani beni önemsemiyor kardeşlerimi de aynı şekilde. Beni her zaman tehdit ederek kullanabiliyor. Sadece güçleri ve hırsları uğruna yaşayan bir Kraliçeden beklenildiği gibi." dediğimde histerik bir şekilde güldü.
"Seni anlıyorum. Beni Emilla'nın hayatıyla tehdit ettiğinde kendimi Leonla nişanlanırken bulmuştum." işte bunu beklemiyordum.
"Benimkine benzer bir hayatı olan birini bulmayı beklemiyordum." dediğimde ciddi haline geri döndü.
"Ben de hırslıyım Valentina. Bu yüzden bana güvenme çünkü ne zaman ne yapacağımı ben de kestiremiyorum. Hiçbir zaman kardeş olmayacağız. İlerde taht kavgasına girdiğin biri de olabilirim. Bilmiyorum. Henüz ne yapacağıma karar vermiş değilim." dediğinde tek kaşımı kaldırıp elimdeki yerine bıraktım.
"Eğer düşman krallığımızın başına geçme şansın olsaydı bunu ister miydin?" dediğimde o da ciddi olduğumu anlayarak bana döndü.
"Sınırlarımıza katılan bir krallık olursa ve başa sen geçersen senin yönettiğin bir yer olmayacak mı?" dediğinde başımla reddettim.
"Eğer beraber çalışırsak başına geçebilmen için sana yardım ederim." dediğimde bir süre düşündü.
"Pekala, anlaştık." dediğinde el sıkıştık.
"Planlanın var mı?" dediğinde başımla onayladım.
"Evet ama şimdi olmaz evliliğim bitince ve ikimizde o krallığa dönünce bunu konuşalım."
"Zaten yapmam gereken şeyler var. Görüşmek üzere."
"Görüşmek üzere." ikimizde yollarımızı ayırdığımızda konuşma düşündüğümden daha iyi geçmişti diye düşünüyordum.
Şimdi odama dönüp kızlara planımı ve olanları anlatmam gerekiyordu yoksa onları kurtarmak zorlaşırdı.
Saraya girip hızlı adımlarla ve dikkat çekmemeye özen göstererek odama doğru ilerledim odama girip kapıyı hızla ardımdan kapattığımda odada sadece Carrol vardı.
"Ellen nerde?"
"Bilmem uyuyakalmıştır. Birazdan gelir geç uyanır biliyorsun." dediğinde bende yeleğimi ve çizmemi çıkarıp yatağa Carrol karşısına oturdum.
"Konuşma nasıl gitti? Almira kötü bir şey söyledi mi?"
"Aksine ikimizde benziyoruz bu yüzden birbirimizi anladık ve iyi gitti işte."
"Şaşırdım daha önce Almira'nın konuştuğuna pek şahit olmamıştım."
"Bende." biz konuşurken içeriye uykulu haliyle ve geceliğiyle Ellen girdi. Karışmış saçlarını avuç içiyle bastırarak düzene sokmaya çalışırken gözlerini zorlanarak açtı ve yanımıza oturdu.
"Üzgünüm dün biraz fazla içmişim. Uyku yaptı herhalde." dediğinde hiç değişmediği belli oluyordu.
"Sen bize ne söyleyecektin?" diyen Carrol'a döndüm.
"Sizi bir süreliğine Zirlan'a götürmem gerek." dediğimde ikisi de şaşkınlıkla bana baktığında Ellen'ın uykusu kaçmıştı.
"Ama neden?"
"Savaş çıkacak ve uzun bir süre en güvenli yer Zirlan olacak. Sizi koruyabilmem için orda olmanız lazım. Üstelik sizin canınızla tehdit ediliyorum anlıyor musunuz?" dediğimde Ellen yumruklarını sıkarak onaylamıştı ama Carrol anlamıyordu.
"İyi de kim tehdit ediyor?"
"Oraya gittiğinizde bunu sana Ellen anlatır olur mu? Şimdi öğrenmen doğru olmaz."
"Tanrı aşkına neler oluyor?" Carrol'un isyanı ile Ellen onu sakinleştirmek için sırtını sıvazlamıştı.
"Ne zaman?" Ellen anlıyordu ve yardım etmek istiyordu.
"Bu gece. Yarın Ethan ve diğerleri buraya ulaşacak onlardan önce gitmeniz lazım hem herkes hazırlıklarla meşgul olacak. Eşyalarınızı toparlayın." derken yatağımın yanına geçip büyük bir çantayı Ellen'a verdim.
"Burada Carrol için bir sürü ilaç var. Uzun bir süre de yetecektir." dedikten sonra yatağımın üstündeki zarfı da verdim.
"Bu zarfı oraya ulaştığınızda sizi karşılayacak olan kişiye verin. Leydi Maria'dan derseniz anlar. Orada kendinize başka bir isim bulmanız gerek. Bir ev, bir hekim ve bir yardımcınız olacak. Hepsi de iyi insanlardır ama onlara asla prenses olduğunuzu söylemeyin. Bir şeye ihtiyacınız olursa da o evin bodrum katında altın var." dediğimde her ikisi de şaşkınlıkla bana baktı.
"Nasıl bu kadar hazırlıklısın?" Ellen sorarken gülümsedim.
"Tehditler içinde yaşarken birden her ülkede ev ediniyorsun. Hem o insanların canını kurtardım bu yüzden seve seve yardım edeceklerini söylediler. Sizi karşılayacak olan adam elinde Leydi Maria yazılı bir tahta tutacak." dediğimde onayladılar.
"Hadi o zaman gidin hazırlayın alacaklarınızı." dediğimde ikisi de sıkıca sarılmıştı bende gülümseyerek sarıldım iki kardeşime de.
"Ellen, ben Carrola yardım ederim hadi sen kendi eşyalarını hazırla sonra odama getir. Daha güvenli olacaktır." dediğimde başıyla onayladı ve hepimiz odadan çıktık. Ben Carrol ile beraber ilerlerken o odasına gitmişti.
Nihayet odaya vardığımızda Carrol hızlıca kıyafetlerini koyuyordu bende en değerli ve satılabilecek değeri olan takılarla tokaları koyuyordum tahta bavula.
"Carrol?" birbirimizi görmüyorduk çünkü ikimizde eşya yerleştirme peşindeydik.
"Evet?"
"Ellen'a iyi bak olur mu? Sana her ne söylerse inan çünkü bu hayatta kötülüğünü istemeyen kişileriz biz. Gerçekler canını acıtsa bile dayanıp Ellen'a yardımcı olacaksın. Çünkü herkes göründüğü kadar güçlü değildir."
"Neler olduğunu daha da merak etmeme neden oluyorsun. Üstelik bende sizin kötülüğünüzü istemem ve size güvendiğim için gidiyorum."
"Bir de.." diyerek arkasına geçtim. O da bana dönmüştü. Dün gece uyumadan önce yazdığım vasiyet mektubun uzattım ona mühürlüydü.
"Eğer bana bir şey olursa burada yazanları okuyun olur mu? Bunun sende olduğunu kimse bilmesin bana bir şey olursa Ellen ile hayatınızı korumanın yolu bu mektup." dediğimde hemen gözleri dolmuş ve sıkıca sarılmıştı.
"Neden bunu veriyorsun? Her şeyi düzeltmeyecek miydin?" dediğinde bende ona sarıldım.
"Düzelteceğim. Ancak her şey düzeldikten sonra bana bir şey olursa sizi koruma altına almalıyım anlıyor musun? Siz benim ailemsiniz. Ben olsam da olmasam da mutlu ve güvende olmalısınız."
"Seni çok seviyorum abla." dediğinde gülümsedim.
"Uzun zamandır abla demiyordun bu iyi geldi." dediğimde göz yaşları arasından kıkırdadı.
"Hadi artık oyalanmayalım."
Önceki günün gecesi..
Terler içinde uyandığımda içimdeki büyük öfkenin dinmesi için kendime süre tanıdım.
Kabustu.. Ethan'ın yüzü belirsizken her ikimizde kılıçlarımızı birbirimize doğrultmuştuk. Sonunda ikimizde kılıçları birbirimize geçirmiştik ve bir sürü insanın kanına karışmıştı kanımız.. Ölü bedenler, kolu kopmuş insanlar, yayılan ateşle yanan insanlar, çığlıklar, toprak tarafından yavaşça emilen koyu kırmızı kanlar.. Berbattı. Yaşanabilecek en büyük savaştı..
Eğer ben ölürsem kardeşlerim ne olacaktı? Başa biri geçmezse halk güçsüzleşirdi ve inançlarını yitirirlerdi ki inancını yitiren insanlar yaşayamazdı..
Yataktan kalkıp hızlıca masanın üzerindeki zarflardan birini alıp içindekini çıkardıktan sonra fırçayı mürekkebe batırdım ve yazmaya başladım.
VASİYETNAME
"Ben General ve Veliaht Prenses Valentina Roza. Burada yazanlar ben öldükten sonra yürürlüğe girmelidir.
Eğer şu an bu mektubu okuyorsanız ülkemiz için savaşırken can vermişimdir demektir ve bu sahip olmak istediğim bir onurdur. Halk'ın huzur içinde yaşaması ve Kraliçe Hera'nın kurduğu krallığın devam etmesi gerekmektedir. Bu yüzden yeni Kraliçe Ellen olmalı ve halk tarafından benimsenmelidir. Prenses Ellen'ın kraliçe olması ve Prenses Carrol'un huzurlu bir hayat yaşaması en büyük isteklerimden biridir. Bir diğer isteğim ise halkın inancını yitirmemesi çünkü bir ülkeyi başarıya götüren şey inanç ile azimdir. Yüzyıllardır süren bu inanç ve azmi hiç kaybetmemenizi diliyorum. Ölen bunca asker ve Kraliçenin tek hedefi Ülkenin barış, mutluluk ve başarılı şekilde devam etmesidir.
Gelişime devam etmek için herkesin okuma yazma bilmesine hak tanımalıyız umarım bu isteğimi kabul eder ve erkeklerin de eğitim görmesine izin verirsiniz.
Büyük bir istek ve mutlulukla Scorpius Krallığına hayatı boyunca hizmet eden General Veliaht Prenses Valentina Roza. Bu da vasiyetimdir."
Biten mektubu zarfa koyup başka bir sayfa daha yazmaya başladım bu kardeşlerim içindi.
"Hayatımı aydınlatan iki güzel kardeşime,
Merhaba! Şu an iki güzel prenses bu mektubu okurken ağlıyorsa hiç hoşnut olmam belirtmeliyim. Sizden tek isteğim mutlu olmanız. Ne isterseniz onu yapın kendi hayatınızın kararlarına kendiniz karar verin çünkü ben sizin için bu Dünyadaki bir çok kötüyü benimle beraber götürmüş olacağım. Benim güzel kardeşlerim sizi çok seviyorum. Bunu en içtenliğimle yazıyorum ki karanlıklar içindeki hayatımda siz ikiniz hep ışık oldunuz bana yaşama sebebi verdiniz. Bunun için size teşekkür ederim. Bir de olurda rastlarsanız diye diyorum Ares'e de iyi bakın. Bir dakika bu alakasız oldu sanırım. Her neyse demek istediğim üzülmeyin çünkü ben gittiğim yerde mutluyum sakın aklınıza beni getirip durmayın yoksa hiç olmadığı kadar üzülürüm. Nasıl anlatılır bilmiyorum ama seviyorum işte, sebepsiz. Her şeyden çok.. En değerlilerimsiniz siz. Olur da beni özlerseniz yanıma gelip bir kaç çiçek bırakabilirsiniz. Sizi her anınızda izliyor olacağım o yüzden sakın ağlamayın ve sizi mutsuz hissettirecek şeyler yapmayın. Siz hep kendi hayatınızın Kraliçesi olun başkasının kuklası değil. Saçlarınıza aklar düşmeden de yanıma gelmeyin çünkü sizi kabul etmem.
Şimdiden bu mektubu okurken ki halinizi hayal edebiliyorum. Sarılın birbirinize olur mu? Çünkü ben sevdiklerime sarılmayı çok severim. Üzmeyin, kırmayın birbirinizi sonra bende kırılır üzülürüm.
En sevdiklerim, değerlilerim hayatım boyunca bana eşlik ettiğiniz için teşekkür ederim."
Sizi hep sevecek ve koruyacak olan ablanız.
--------------------------
Merhaba uzun süredir düzenli olarak her akşam 20.30 da bölüm geliyor ancak okunma sayısı ile oy sayısı orantılı değil. Sizden ricam hoşunuza giden bölümlerde o yıldızın içini doldurmanız.
Şimdiden bunu dikkate alanlara teşekkür ederim. Bir de bölümü attıktan sonra gelen oy bildirimlerini görüyorum ve iki profil var beni mutlu eden onlar kendisini biliyor. Tüm bölümler boyunca destekleyip oy verdiğiniz için teşekkür ederim.
Olayların gidişatı hakkında yorum yapmak, eleştirmek veya fikrini belirtmek isteyen olursa bu satır onlar için çünkü dikkatle okuyacağım.
Yarın yeniden aynı saate görüşmek üzere kitapseverler !