İçeriğe geç

Valentina Roza

Bölüm 28 · 5 dk okuma

Valentina Roza

Bölüm 28

Kraliçe Anastasianın Mirasçısı

Bölüm 27: Kraliçe Anastasianın Mirasçısı

Dolabımı açıp içerisinden dekoltesi fazla olan altından yapılmış elbiseyi çıkardım. Bu elbise, annemin annesi yani büyükannem den bana kalmıştı. Büyükannem annemi sevmez ancak bana hep çok iyi davranırdı ve sadece Kraliçelerin giyebildiği altından yapılma elbisesini ilerde giymem için bana hediye etmişti. Üstelik annem de bu elbiseyi daha önce hiç giyememişti ve bende olduğundan haberi yoktu.

Elbiseyi ağır olmasına rağmen üzerime geçirdiğimde V şeklinde bir sırt dekoltesi vardı aynı zamanda derin bir göğüs dekoltesine de sahipti. Kabarık değildi ama uzun bir kuyruğu vardı. Elimdeki eldivenleri çıkarıp pırlanta yüzükleri taktım. Küpelerimi ve kolyemi de çıkartıp pırlanta olanları taktım. Annem fazlasıyla sinirlenecekti ve ben bundan zevk alacaktım. Çünkü bunları giymem demek Kraliçenin ben olacağıma işaretti halkın gözünde. İtibarım daha da kalıcı olacaktı. İnsanların güvenini kazanacaktım hepsi büyükannemin onların üzerinde yarattığı etki ve bu elbise hakkında yaptığı konuşma sayesinde olacaktı.

"Eğer bu elbiseyi benden başkası giyerse halk refah içinde yaşama yolunda" demişti.

Topuklularımı da değiştirmiştim şimdi sırada saçlarım vardı. Yapılan dağınık topuzu açıp saçlarımı omzumun üstünde topladım. Sabahki iki adam sayesinde saçlarım dalgalıydı.

İşte şimdi olduğumdan daha güzel görünüyordum.

Gülümseyerek odamdan çıktım.

Ben adımlarımı balo salonuna çevirirken görenler gözlerini alamıyor aralarında fısıldaşıyorlardı.

Bunun o elbise olduğunu hepsi biliyordu bu yüzden geçtiğim yolda yürüyen herkes diz çöküp selamlıyordu.

Balo salonuna girdiğimde şövalyelerin sesiyle herkes bana dönüp diz çökmüştü.

"Kraliçe Anastasia'nın mirasçısı geliyor! Hera selamında durun!" herkes ilk önce diz çökmüş sonrasında kalkıp Hera selamı vermişti. Kraliçe Anastasia, benim büyükannemdi..

Ben emin adımlarla insanların açtığı yolda, bakışlar altında ilerlerken annem kızaran sinirli yüzüyle kin dolu bakışlarını elbiseme sabitledi. Ellen ile Carrol büyük bir mutluluk ve hayranlıkla bana bakarken destek olduklarını hissedebiliyordum.

Emilla ve Almira dehşet içinde baksa da şaşırmalarını normal buluyordum sonuçta ben onlar için Leydi Maria'dan başkası değildim.

Büyük sahneye çıkan merdivenleri ağır ağır çıkıp tahtlarına oturan aile üyelerine Hera selamı verdim ve davetlilere döndüm.

"İzninizle kendimi tanıtayım. Ben Veliaht Prenses Valentina Roza. Aynı zamanda General Roza. Kraliçe Anastasia'nın mirasçısı ve Kraliçe Fiona'nın tahtını devredeceği Prenssesim. Sizinle tanışmaktan onur ve mutluluk duyuyorum. İlerde desteğinize ihtiyacım olacak çünkü aynı büyükannemin söylediği gibi halk refah içinde yaşayacak ve sadece mutluluğun hakim olduğu bir yere dönüştüreceğim, krallığımızı." konuşmam bitince yeniden selam verdim. İşte şimdi kulakları çınlatacak sese sahip alkışların sebebi ve sahibi benim. Annemin tanıtması, beni küçültürdü ama ben kendimi tanıtmış aynı zamanda yerimi kesinleştirmiştim.

Neredeyse uzun bir süre alkışlar dinmezken bana ayrılan tahta oturup arkama yaslandım.

"Veliaht Prenses Valentina Roza çok yaşayın!" sesleri kulağıma dolarken sağıma dönüp anneme baktım. Bana döndüğünde gözlerindeki öfke belli oluyordu artık onun için büyük bir tehlikeydim..

"Pekala, herkes eğlencesine dönsün!" annem kadehini kaldırarak neredeyse bağırdığında insanların arasına karışmaya başlamıştı bile. Anlaşılan benden sinirini çıkarmadan önce işine yarayacak insanları kendine çekecekti. Bana uyardı..

Ellen ve Carrol yanıma geldiğinde uzattıkları kadehi alıp onlar gibi ayağa kalktım ve bir köşeye geçtik.

"Çok güzel olmuşsun!" Ellen büyük gülümsemesiyle konuştuğunda teşekkür ettim.

"Bu konuşma ve içeriye girişin.. Sanki bir Kraliçe gibiydin!" diyen Carrolun hayranlık dolu bakışlarına gülümseyerek cevap verdim. Sevdiklerimden övgü alınca ne söyleyeceğimi bilemezdim..

"Ovv tehlikle yaklaşıyor." diyen Ellen elindeki kadehi masaya bırakıp başka bir kadeh aldı. Konuşurken baktığı yerde Almira ve Emilla vardı.

"Ön yargılı olmayalım." diyen Carrol'a Ellen göz devirerek kolunu onun omzuna attı.

"Leydi Maria!" seslice söylediği şeyle birkaç kişi dönse de herkes işine geri dönmüştü. Emillaydı işte, bunu yapması normaldi.

"Prenses Emilla, üzgünüm sizi şaşırtmış olmalıyım ancak bundan sonra sözlerinize dikkat etmeniz sizin için daha iyi olacaktır." dediğimde gülümsedi.

"Ah doğru artık karşımda Veliaht Prenses ve aynı zamanda General vardı değil mi?" komik bir şey söylemiş gibi eliyle ağzını örtüp kıkırdadı.

"Ha ha ne komik ya." diyen Ellen son yudumunu da içip kadehi içkilerin olduğu masaya bıraktı.

"Hiç kötü hissetmediniz mi?" diyen Emilla bu sefer ne diyecekti diye içimden geçirirken bu ortamdan ayrılmak istedim.

"Neden kötü hissetmeliyim? Ülkeme hizmet ettiğim için mi? Yoksa Kraliçe olarak doğduğum için mi?" elbette normalde söyleyeceğim şeyler değildi ama küçümseyici bakışlarından bıkmıştım.

"Sizin ilişkinizi sizce kimse bilmiyor muydu? Senin gittiğin gece Ares'e kim baktı onu kim iyileştirdi biliyor musunuz? Gerçi üzülmemeniz normal o da sizi bu kadar çabuk unuttuğunda anlamıştım aranızda ciddi bir şey olmadığını. En çok merak ettiğim, onun en yakın arkadaşı ile evlendiğinizde nasıl hissedeceği, kime sığınacağı. Ancak merak etmeyin ben her zaman onun yanında olacağım." gülümseyerek ve küçümseyerek söyledikleri sinirlenmemi sağlamış duygu karmaşasına uğratmıştı. Ben tam ağzımı açacak iken Carrol elindeki kırmızı şarabı Emilla'nın özenle seçtiği belli olan beyaz elbisesine dökmüştü.

"Ah pardon, karakter ve utanma duygun olmayınca seni göremedim." sahte bir üzgünlükle söylediği alaylı cümleye Emilla sinirlenmişti ama bundan en keyif alan kişi kesinlikle Ellendı.

"Seni pis cadı!" elini kaldırarak Carrola vuracağında ben kaldırdığı eli tutmuştum Ellen da refleks olarak Carrolu arkasına çekmişti.

"Sakın! Sakın bana söylediklerini kafama takmadığım için kardeşlerime dokunmana izin vereceğimi düşünme, sakın!" dediğimde geldiğinden beri gözleriyle beni inceleyen ve asla konuşmayan Almira kardeşinin kolunu elimden kurtarıp gözlerini gözlerime dikti.

"Kardeşim adına üzgünüm Prenses Valentina. Ancak eğer uygunsanız yarın sabahın erken saatlerinde sizi okçuluk antrenmanının yapıldığı yerde bekleyeceğim." diyerek Emilla'nın elini bırakmadan uzaklaştı.

"Bu kızın ayrı bir derdi var ama çözemedim." diyen Ellen'ı onayladım.

"Gözleriyle analiz etmeden konuşmaya başlamadığı kesin. Ne düşündüğünü anlamak zor yarın öğrenirim nasıl olsa." diyerek Carrola döndüm.

"Az önce yaptığın Ellen'ın yapacağı türdendi." dediğimde kıkırdadı.

"Hey! Hepsini içmiştim neyi dökebilirdim ki üstüne?" kaşlarını çatarak söylediğine ikimizde gülerek cevap vermiştik.

"Sizinle konuşmam gereken bir şey var. Yarın, öğle saatinden önce odamda buluşalım olur mu?" dediğimde ikisi de meraklanıp onaylamıştı beni.

"Taç takma töreninin zamanı geldi!" diyen ve her kraliçeye, prensese taç takan kraliyet ailesinin sözcüsü öne çıkıp büyük ve elmaslarla bezeli tacı herkese gösterdi. Üçümüzde yerimize döndük. Herkes yerine geçerken tacı tutan kadının önünde başımı eğerek bekledim.

"Nesillerdir taç takma onuruna sahip olan ailemiz ve halk adına konuşuyorum. Umarım bu taç size uğur ve başarıdan başka bir şey getirmez. Dünya sizi kutsasın majesteleri." tacı saçlarımın üstüne bırakıp diz çökerek beni selamladığında onu kaldırdım ve tekrar sahnede iken davetlilere döndüm.

"Hiçbiriniz istemediğiniz bir hayat yaşamayacaksınız! Bu size verdiğim ve hayatım sona erene kadar tutacağım en büyük söz, yemindir." herkes tek dizinin üstünde alkışlarken küçük bir kız çocuğu annesinin yanından çıkıp sahneye doğru ilerledi.

"Majesteleri size bir şey sorabilir miyim?" küçük kız reverans yaptığında annesi kızı çekmek için geliyordu ki kadını durdurup kıza tatlı olmasını umduğum bir gülümsemeyle baktım.

"Elbette küçük hanım." dediğimde gülümsedi. Boylarımızı eşitleyip eğildiğimde arkama geçti ve yara izlerime dokundu.

"Acıyor mu?"

"Hayır.." önceden acıtırdı.. Onlar General Rozanın savaşlarından anılardı.

"Bir prenses de böyle yaralar olması normal midir majesteleri? Prensesleri saraylarındaki muhafızlar ve aileleri korumaz mı ki?" diyerek tekrar önüme geldiğinde masallardaki prenseslerle beni karşılaştırdığını anlamıştım.

"Bazı prensesler, sevdikleri mutlu bir şekilde yaşasın diye en önde savaşır."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.