Bölüm 26: Önce Ethan Sonra Sen
Uyanma sebebim benden habersiz ayarlanan insanların odama girmesiydi. Şimdiyse yıkanmış ve hazırlanıyordum.
Bu akşamki balo da herkes kim olduğumu öğrenecekti ve az önce aralarında konuşan, saçımı yapan iki adamdan da öğrenmiştim Almira ve Emilla'nın bu sabah saraya vardığını.
Bu baloda erkeklerin katılmasına dahi izin verilmişti. Bir çok kişi buna şaşırsa da herkes büyük bir şey olacağının farkındaydı.
İki adamda saçımı yapmayı bitirip odadan çıktığında giyinmek için yardım etmeye Carrol gelmişti. Dün akşamki yemekten sonra hiç konuşmamıştık. Şimdi de öyleydik.
Seçilen elbise kabarık ve kırmızıydı. Kabarık eteği arkalara kadar uzanırken kolları yoktu. Sırtının belime kadar tamamen açık olmasından tüm yaralarımın gözükeceğinden emindim. Kırmızı elbisenin her tarafı güzeldi ama belimi tamamen saran kısmındaki beyaz taşlar hoşuma gitmişti.
Carrol giyinmeme yardım ederken soru sormak istiyor ama soramıyordu.
"Hadi sor."
"Neden farklıydın dün?"
"Dün yemekte General Rozayı gördün. Daha önce görmediğin için şaşırdın ama ben hep böyleydim Carrol. Eğer senin yanında olduğum gibi olsaydım General olamazdım. İnsanların bana olan korkusunun sebebini ne sanıyordun?" dediğimde kaşları havalanmıştı.
"Benim yanımda General Roza olmasan olmaz mı?" dediğinde gülümsedim yanağını okşadım.
"Olur."
"Peki benim yanımdaki kim?"
"Seni çok seven ablan." dediğimde gülümseyip sıkıca sarıldı.
"Teşekkür ederim. Her şey için."
"Rica ederim, her şey için."
Biz sarılırken içeri kapıyı çalmadan geçen Ellen halimize gülümsedi.
"Bu eldivenleri takman gerek." verdiği siyah uzun eldivenleri takarken o da saçıma bakıyordu.
"Anneme ne kadar anlatsam da erkek olmalarını bir yana bırakıp o iki adamı çağırdı." diyerek göz devirdiğinde kaşlarımı çattım.
"Seni uyarmaktan yoruldum." dediğimde omuz silkti.
"Ne var yalan mı? Biz olmasak o işleri nasıl yapacaklar? Üstelik çocuk bakmaktan başka bir şey de bilmiyorlar." dediğinde sinirleniyordum artık.
"Ellen onlara fırsat tanımayan kadınlar yüzünden bir şey bilmiyorlar bir çoğu çocuk yaşta evleniyor okuma yazma bilmeden çocuk bakmak zorunda kalıyor. Bazıları eşleri tarafından şiddet görüyor." dediğimde umursamışa benzemiyordu.
"Dış dünya da da her şey böyle ilerliyor. Tek fark onlarda erkeklerin daha üstün olması ki bu da saçma zaten."
"Bu konuyu başka bir zaman tartışsanız daha iyi olur yetişmemiz lazım." diyen Carrol ile Ellen da ben de onaylayıp sustuk.
İlerde herkesin eşit olduğu bir dünya olacak mıydı merak ediyordum.
"Annem eşlerini de davet etmiş." diyen Ellen dudağıma kırmızı bir şey sürerken kaşlarımı çattım.
"Haremi balo salonunda nereye geçecek?" yanlış anlamayın bizim krallığımızda Kraliçenin haremi erkeklerden oluşur kadınlardan değil diğer krallıklardaki gibi.
"Bilmem ama senin bu fikri sevmeyeceğini söylesem de vazgeçmedi"
"Babamdan sonra evlenmesi ve üzerine bir sürü adamı haremine alması yetmiyormuş gibi bu yaptığı saçmalık." dediğimde başıyla onayladı.
"Erkekleri küçük görüyor olmam doğru ama birden fazla eş bana daha küçük bir davranış gibi geliyor. Çok saçma." dediğinde Carrol onun koluna girip gülümseyerek bana baktı.
"Belki de geleceğin kraliçesi karşımızda duruyordur ve bu bütün saçmalıkları düzeltecektir." dediğinde Ellen da gülümseyerek başını salladı.
"Hadi gidelim yoksa kendi baloma da gecikeceğim gibi görünüyor." dediğimde üçümüzde kapıya yönelmiştik ancak Ellen kapıyı açtığında içeri giren Kraliçe Fionayı hiçbirimiz beklemiyorduk.
"Bizi yalnız bırakın." diyerek içeri girdiğinde Ellen bana baktı onaylamak istercesine. Başımı salladığımda o da Carrolu alıp çıktı. Kapı kapandığında ona döndüm bu sefer ne söyleyecekti de hazırlanıp yanıma gelmişti.
"Valentina Roza olman bir şeyi değiştirmeyecek bunu unutma. Sadece tehlikeli durumlar artacak. Üstelik bugün bu baloda seni halka tanıtmamı Prens Ethan'a borçlusun. Bu yüzden onu öldüremezsen buraya geri dönmeyi düşünme bile. Senin yerine Almira da kraliçe olabilir. Ancak sen orada yaşlı bir adamın eşi olarak da ölebilirsin. Erkeklerin üstün olduğu bir toprağa düşman krallığına gömülürsün." düşüncesi bile korkunç olan şeyleri hiç düşünmeden bana anlatabiliyordu..
"Ethan'ı öldürmemi istiyorsun.. Peki bunu nasıl yapacağımı da sen mi planlayacaksın?" dediğimde gülümsedi.
"Elbette. Orada yapılan düğün töreninin den tam yedi gün sonra sınırları kuşatılmış olacak. Kral Harlod da ölmüş olur muhtemelen. Leon'un icabına ben bakacağım. Bu yedi gün içinde Ethan'ın güvenini kazanacaksın. Halk'ın seni sevmesini sağlayacaksın. Sonra tam da Ethan savaş alanında iken kılıcını ona saplayıp ölümüne neden olacaksın. İsyanlar artacak ancak Kraliçeyi kaçıracağım için kimse başa geçemeyecek işte tam o anda seni seçecekler ve sen Kraliçeleri olup Krallığı bizim krallığımıza katacaksın. Ben ölene dek orayı yöneteceksin ancak ben öldüğümde oluşan bu büyük krallığın hepsi sana kalacak. Krallığımızı kuran Kraliçe Herayı utandırma Valentina. Olur da tereddüt edersen diye Carrol ile Ellen da savaş alanında olacak her anını izleyeceğim Bu yüzden dediklerimi yapmalısın."
"Bitti mi?" dedim sinirimi gülümsememe saklamaya çalışarak.
"Bitti." dedi gülümseyerek ve eteklerini kaldırarak kapıya yöneldi.
"İlk önce Ethan sonra sen. Unutma bunu çünkü kendime verdiğim en büyük söz bu." dediğimde gülümsediğini gördüm.
"Seni ben yetiştirdim bu gözü kara olman da benim eserim. Sıra bana geldiğinde tekrar konuşuruz, canım kızım." ilk defa kızım diyordu ancak içten değil yapmacık dolu olan sesiyle söylüyordu bunu.
Odadan çıktığında kendimi tutamayarak cam masaya yumruk yaptığım elimle vurduğumda sinirimi çıkaramamıştım. Bu öfke sonsuz bir şeydi benim için.
Elimin eklem kısımlarından akan kanı bir havluyla iyice silip kendime sakinleşmek için süre tanıdım.
Benim günüm olmalıydı o kadının değil.