İçeriğe geç

Valentina Roza

Bölüm 23 · 6 dk okuma

Valentina Roza

Bölüm 23

Tehdit Değil, Emir!

Bölüm 22: Tehdit Değil, Emir!

Odama geçip yarama su değmeyecek şekilde yıkanmıştım. Açıkçası Aresi korurken yaralandığımı annem öğrenirse nasıl baş ederdim bilmiyorum. Yatağımda oturmuş ne yapmam gerektiğini düşünüyordum ancak bir sonuca varamamıştım. Ben buraya gelirken Ares'i hesaba katmamıştım ki.

Üstelik Ares den hoşlanıyordum ama onun bakışlarındaki yoğunluk bende yoktu..

Kapı çalındığında küçük adımlarla kapıya yaklaşıp kulağımı kapıya dayadım.

"Kim?"

"Benim." Ares'in sesini duyunca kapıyı açmıştım. Üzerimdeki pijamalarımı diğer hizmetliler görürse beni yargılarlardı çünkü sarayın içinde ve odanızda her zaman ihtişamlı elbiselerle gezmeliydiniz. Şimdi ise sadece uyumadan önce giydiğim dizlerime düşen balon kolları olan beyaz elbiseyleydim. Bunu her kadın giyerdi uyumadan önce ama bu herkesin onları yargılamasına engel değildi. Buradaki kuralları hatırlarken kaşlarımı çatmıştım ister istemez.

"İyi misin?" diyen Aresin sesiyle gerçek dünyaya dönüp gülümsedim.

"İyiyim." dediğimde gülümsedi ama yorgun görünüyordu gerçi dün uyumadığını bugün de çalıştığını düşünürsek normaldi. Yaralı olmayan elimi tutup beni odasına götürürken bende odamın kapısını kapatmıştım. Odasına girdiğimizde yaralı omzuma değmeden belimden sarılmış çenesini başıma yerleştirmişti.

İşte bundan bahsediyordum! Bu anlarda heyecanlanmam gerekmiyor muydu? Yani etraftaki çiftlerde böyle oluyordu. Gerçekten de sevmiyor olabilir miydim Aresi?

Düşüncelerimin içinde sıkışmış olduğumdan ona sarılmayı yeni hatırlamıştım.

"Çok mu yoruldun?" dediğimde başıyla onayladı.

"Uyuyana kadar benimle kalır mısın?" dediğinde gülümseyerek ayrıldım.

"Hey, Güneş doğana kadar buradayım. Sözümü tutarım." dediğimde gülümsedi.

Gidip koltuğa oturduğumda o da uzanıp dizlerimdeki yastığa koymuştu kafasını.

"Teşekkür ederim." dedi saçlarını okşarken.

"Ne için?"

"Her şey için." dediğinde gülümsedim.

"Ares?"

"Leydim?" pekala leydim deme şekli kesinlikle tatlıydı.

"Bu yra senin yüzünden olmadı benim seçimimdi biliyorsun değil mi?" dediğimde derin bir nefes verdi.

"Seni koruyabilirdim."

"Yaralanırdın üstelik senin kalbini hedef almıştı." dediğimde kapalı gözleriyle gülümsedi.

"Kalbimden yaralanmam senin omzundan yaralanmandan daha az canımı acıtırdı." dediğinde kaşlarımı çattım.

"Böyle söyleme. Ben düşündüğün gibi biri değilim." dediğimde tek gözünü açtı.

"Sen düşündüğümden daha iyisin." dedi ve geri kapattı gözünü.

"Pekala, ben seni uyardım." dediğimde gülümsedi.

"Maria?"

"Lordum?" onun sesiyle söylediğimde küçük gülüşü kulaklarıma dolmuş beni de güldürmüştü.

"Güneş batana ve tekrar doğana kadar çekinmeden vakit geçirebileceğimiz bir zaman olacak mı?"

"Benden nefret ediyorsun Ares." dediğimde anlamayan bir şekilde gözlerini açıp doğruldu.

"Ne demek istiyorsun?"

"Benden nefret edeceksin. Bu yüzden sana gerçekleşmeyecek sözler vermek istemiyorum." dediğimde yeniden sarıldı. yaramın üstündeki sargıya küçük bir öpücük bırakıp tekrar bana döndü.

"Sen her zaman aklımda ve kalbimde olacaksın Maria. Bak, ne zaman böyle oldu bilmiyorum ama sana baktığımda huzur buluyorum. Yorgunluğum yerini mutluluğa huzura bırakıyor. Sana sarılırken, seni öperken kalbimin hızını kontrol edemiyorum. Omzundan vurulduğunda o okun kalbime girmesini diledim senin yerine yaralanmayı, ölmeyi. Bu bahsedilen aşk mı, sevgi mi? Bende bilmiyorum ama sensiz yapamam bunun bende farkındayım." pekala şu an kalbimin hızına bende şaşırıyordum. Gülümsedim.

"Seni seviyorum." Fısıltımı duymuş kocaman gülümsemişti.

"Seni herkesten her şeyden daha çok seviyorum." dediğinde onun ne demek istediğini anlamıştım. Onu seviyordum ve bu bir sürü belaya neden olacaktı.

Anlımı öptüğünde onu uzaklaştırdım.

"Artık dinlenmen gerek biraz uyusan iyi olur." dediğimde gülümsedi.

O yatağına uzanırken bende yatağının yanına sandalye çekip yanına oturdum.

Elimi tutup gözlerini kapattığında gülümsedim. O mutlu iken mutlu hissediyordum ve bu garipti. Bir süre onu izlemiş ve izledikçe daha çok sevmiştim onu izlemeyi. Bana baktığında mutlu olduğunu söylemişti belki o da benim şu an hissettiğim gibi hissediyordu. Kalbim mutlulukla doluydu ama gerçekleri göz önünde bulundurduğumda kendimi kötü hissediyordum.

Güneş ışıkları odasına vururken yerimden yavaşça kalkıp anlını öpmüş çekilirken beni tekrar çekip dudağıma öpücük bırakmıştı. Nasıl uyanık olduğunu anlayamadım. Şaşkınlıkla geri çekildim.

"Benim gitmem gerek." hızlı adımlarla odadan çıkıp kendi odama girdim.

Bu birbirimize daha yakın olduğumuzu anladığımız ve duygularımızı dile getirdikten sonraki ilk öpüşüydü. Dudaklarımı elimle kapatırken utançla anlıma vurdum. İlk defa böyle hissettirmişti belki de öpüşü farklıydı. Bilmiyordum ve daha fazla düşünürsem yüzüm kızarırdı bu yüzden düşünmeyi kesip kendimi yorganın altına attım.

Düşünmeyecektim!

_______________

Uyandığımda omzumdaki ağrı ve ıslaklıkla rahatsız olup doğrulmuştum. Elbisemin kolunu sıyırıp omzumu açıkta bırakarak sargıyı yavaşça çıkardım. Kanama artmıştı ama dikişlerde bir sıkıntı yoktu. Yatağımın yanındaki şurubu içip kanı temizlemek için lavaboya girdim. Havlulardan birini ıslatıp omzumdaki kanlardan kurtulurken biraz acıttığını söyleyebilirdim ama alışık olduğum bir acıydı bu yüzden temizlemeyi düşündüğümden çabuk bitirmiştim.

Odama döndüğümde kapının ardında elinde anahtar tutan Lil ve arkasındaki kaşları çatık Aresi görmeyi beklemiyordum. Omzumu havluyla kapatıp kaşlarımı çattım.

"Kapımın yedek anahtarını mı kullandınız içeriye girmek için?" dediğimde Ares bakışlarını yere indirmişti Lil ise telaşla konuşmaya başladı.

"Yanlış anladınız. Siz yaralı olduğunuzdan Lord Ares yaranın sarılması için hekimlerin yanına götürecekti sizi. Size seslendik ancak siz cevap vermeyince ve kapı açılmayınca endişelenip kapıyı açmış bulunduk." dedi ve özür dileyerek başını eğdi.

"Anladım, artık gidebilirsiniz." dediğimde Ares tekrar gözlerini gözlerime dikti.

"Hekimin yanında bir sürü insan olduğundan buraya getiremedim. Seni götürmeye geldim."

"Kendim yapabilirim. Daha öncesinde de yapmıştım." dediğimde Lil'i dışarı çıkardı ve kapıyı kapattı.

"Üzgünüm Leydim ilk defa odanıza izinsiz giriyorum ancak bu önemli." dediğinde yaralı olmayan kolumu kaldırıp işaret parmağımı uzattım.

"Ares! Çıkar mısın odamdan? Rica ediyorum."

"O halde siz de gelmelisiniz yaranız açılmış olabilir." dediğinde gözlerimi devirdim.

"Lil yanlış anlayacak Ares. Çıkar mısın lütfen?" dediğimde beni dinlemeyerek masanın üzerindeki merhemle sargıyı alıp yanıma geldi ve elimi tutup beni yatağıma oturttu.

"Şu an bu yaptığın çok kabaca." dediğimde arkama geçti ama gülümsemesini duydum.

"Seninle tanışmadan önce herkes kaba olduğumu söylerdi." Hey! Kalbim, yumuşayamazsın duyuyor musun beni?!

"Acırsa söyle." diyerek yavaşça merhemi sürmeye başladı.

"Ben yapabilirim."

"Kendine karşı acımazsızsın üstelik bu benim yüzümden oldu ya hekimlere izin vereceksin ya da ben yapacağım." dediğinde derin bir nefes verdim.

"Senin yüzünden değil neden anlamıyorsun?" beni cevaplamayıp dikkatlice merhemi sürdü ve aynı dikkatle sardıktan sonra dünkü gibi sargının üzerini öpüp geri çekildi.

"Diğer yaraları nerden aldın diyeceğim ve sende bana tüccar olmak kolay değil diyeceksin değil mi?" dediğinde gülümsedim.

"Bazen çok zeki olabiliyorsun." söylediğime gülerek yüzüme yaklaştığında nefesini hissedebiliyordum.

"Bu güzel Leydi belki de zeki olmamı sevmiştir." dediğinde gülümsedim.

"Belki de." dediğimde yaklaşıp yanağımı öptü kibarca.

"Seninle kalmayı istesem de gitmem gerekiyor." dediğinde gülümseyerek bende onu yanağından öptüm.

"Git artık." dediğimde el sallayarak odadan çıktı.

O çıkar çıkmaz kapıyı kilitleyip üzerimi değiştirdim ve annemin mektup gönderip göndermediğini öğrenmek için ormana gitmeye karar verdim. Hızlıca hazırlanmıştım.

Kapıyı açmış çıkacakken Lil de kapıyı çalmak üzereydi. Odaya girmesi için kolundan çektim.

"Bu sabah Lord Ares hiç odama girmedi tamam mı Lil?"

"Lord Ares beni zaten uyardı." dediğinde tek kaşımı kaldırdım.

"Ne dedi?"

"Sizin onun yüzünden yaralandığınızı bu yüzden sizi kontrol etmek için odaya geldiğini ancak bunu başkası bilirse sizin hakkınızda kötü konuşacaklarını." gülümsedim. Pekala beni düşünmesi güzeldi.

"Sen ne için gelmiştin peki?"

"Lord Ares kahvaltı ettiğinizden emin olmamı söyledi." başımla onayladım.

"Bak şimdi ben uyumaktan ve bu odadan sıkıldım bu yüzden biraz dışarı çıkacağım yani dışarıda kahvaltımı ederim. Biri sorarsa böyle söylersin." dedikten sonra hızla odadan çıktım çünkü Lil itiraz etmeye başlayacaktı.

Merdivenleri inip saraydan çıktıktan sonra gerçekten de çarşıda birinden kurabiye alıp yüzümü unutmaması için uzunca sohbet etmiştim. Sonra gizli yola girip ormana ulaşmış ve beni bekleyen kuşun ayağındaki rulo halinde olan mektubu açmıştım.

Bir kütüğün üzerine oturup baktığımda pek de iç açıcı şeyler yazmıyordu.

Sevgili Roza

Seni oraya birine aşık olman için göndermedim üstüne bir de başkasını korumak için yaralanmamalıydın. Gerçekte evinin neresi olduğunu unutmuş olduğunu düşünmeye başlıyorum.

Çok sevdiğin kardeşinin ilaçlarını kestim. Günlerdir kan kusuyor ancak bir tek bende olan ilacı onunla paylaşmak için biraz bencilim.

Üç günün var buraya dönmek için. Eğer bu üç günün sonunda burada olmazsan çok sevdiğin kardeşin ve sevgilin kan kusarak ölecek. İnan bana bunu yaparım. Yapabileceğimi hatırlatmak için çok sevdiğin adama yapılan başarısız okçu planından sonra o adamı zehirledim. Şu an kanında zehir var ve bir iki güne etkisi geçecek ancak bu mektubun oraya ulaştığı tarihte kan kusacak. Bazı şeyleri hatırlaman seni daha iyi yapacaktır. Sevgili kızım sana duygularından kurtul derken beni dinlemeliydin.

Prens Ethan ile evliliğini onayladım.

Üç gün sonra görüşmek üzere.

Bu öncekiler gibi bir tehdit değildi, bir emirdi.

Yaşadığım masal bu kadardı işte. Şimdi asıl hikayeye dönüp Valentina Roza olmalıydım..

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.