İçeriğe geç

Valentina Roza

Bölüm 22 · 5 dk okuma

Valentina Roza

Bölüm 22

Özür Dilerim

Bölüm 21: Özür Dilerim

Maria sarayın tedavi odasında hekimlerin gözetimi altında iken Ares; odanın dışında duran Thomas, Adela, Harold ve Leon'un merakını gidermeye çalışıyordu. Maria vurulduktan sonra Thomas Mariayı yaralayan adamın peşinden gitse de yetişememişti. Sonra ikisi saraya döndüğünde yaralı Mariayı gören Adela ve Harold merakla olanları anlamaya çalışıyordu. Leon ise Kral ile Kraliçenin neden burada olduğunu anlamaya çalışırken öğrenmişti Marianın yaralandığını. Ares içindeki merak ve üzüntüyü bir kenara bırakmaya çalışarak insanların sorularına cevap arıyordu ancak kendisi de bilmiyordu cevabı. Saatlerdir zihninde aynı sahneyi yaşıyor aynı şekilde korkuyordu Mariaya bir şey olmasından.

"Pekala. Madem siz de bir şey bilmiyorsunuz en iyisi Maria'nın uyanmasını beklemek. Uyanınca bizi de haberdar edin Lord Ares." diyen Kraliçe eşinin koluna girmiş geri dönerken Leonun kapıda beklemeye devam ettiğini fark edince kaşlarını çattı.

"Prens Leon, müstakbel eşiniz ile olan yemeğe katılacağınızı unutmamışsınızdır umarım." dediğinde Leon karşı çıkacaktı ancak babasının uyarıcı bakışları altında o da kapının önünden ayrılmak zorunda kaldı.

Thomas ve Ares büyük bir sessizlik içinde hekimlerin odadan çıkıp Maria'nın durumunu açıklamasını bekliyordu. Sessizliklerini bozan kapının sesi eşliğinde üç hekim de dışarı çıkmıştı. Böyle bir yara için kesinlikle bir hekim yeterdi ancak Ares endişesini gizleyememiş üç hekimi de çağırmıştı.

"Ok kalbine yetişmemiş ancak omzunu bir süre eskisi gibi kullanamayacak gibi görünüyor. Leydi Maria'nın omzunda daha önce açılmış ve dikilmiş bir sürü yara olduğunu fark ettik bu yüzden yarasının geç iyileşeceğini düşünüyoruz." diyen hekim ile Ares ne diyeceğini bilemedi. Pişmandı çünkü Leydisini koruyamamıştı. Üstelik bu hisleri onun sayesinde öğreniyordu korktuğu da buydu birini her şeyden önde tutmak ve sevmek. Hislerinin hızına kendi de şaşırıyor bazense yetişemiyordu.

Aresin şaşkınlığını fark eden Thomas hekime ardı ardına sorularını sıraladı.

"Tam olarak ne yarası olduğu anlaşılıyor mu?"

"Kılıç, hançer ve ok yaraları gibi görünüyor ancak her biri aceleci ve acemi bir tavırla dikilmiş olmalı bıraktığı izler bunu gösteriyor."

"Peki ne zaman görebiliriz?" diyen Thomas da şaşkındı ancak konuşamayan Ares yüzünden bunları onun sorması gerekiyordu.

"Şimdi uyuyor birkaç saat sonra uyandığında odasına dönebilir ama şimdi görmeseniz daha iyi olur. Yorulmaması lazım. Ancak bir hafta boyunca yarasının her gün temizlenmesi, merhem sürülmesi ve yeniden sarılması gerekiyor. Akşam buraya gelirse biz yapabiliriz onun için. Bir hafta sonrasında dikişleri alınacak. Şimdilik söyleyebileceğim şeyler bunlar."

"Teşekkürler." Thomas hekimlere selam verdiğinde üçü de gitmişti.

Ares, Leydisini koruyamamanın pişmanlığını atamamışken diğer yaralarını da öğrendiğinde kendisinde ayakta durabilmek için güç bulamıyordu. Korumak istediği Leydi belki de onun düşündüğünden daha çok acıya katlanmıştı..

Thomas da diğer yaralarını nasıl aldığını düşünüyordu. Ancak aklında başka bir soru daha vardı. Ares neden bu kadar hassas davranıyordu? Neden burada bekliyordu da diğerleri gibi gitmiyordu? Alıştığı Ares kesinlikle bu değildi. Üstelik atına herhangi birinin binmesi söz konusu bile olmayan Lord Ares hiçbir zaman aksatmadığı rapor gününü ertelemeyi teklif etmiş bir de Mariayı saraya kendi atıyla bırakmayı da istemişti.

"Lord Ares, yorulmuş olmalısınız." dediğinde buna pişman olmuştu çünkü duygu karmaşasından kurtulmaya çalışan Ares, Thomasın söylediğine sinirlenmiş ve sinirini ondan çıkarmak istemişti nitekim gözlerinde beliren anlık nefret ve sinir bunu belli ediyordu.

"O uyanana kadar burada olacağım. Yorulduysanız siz gidebilirsiniz." demişti nefretini sesine yansıtarak. Ares kendinden de nefret ediyordu. O an Mariayı kurtaramayan ikisiydi ve bu kendisi ile Thomas'dan nefret etmesi için yeterli bir nedendi.

İkisi de kafalarındaki soru işaretleri ile Güneşin doğuşuna kadar kapının önünde soğuk mermerlerde oturarak beklemişti. Güneşin doğuşundan yaklaşık iki saat sonra aynı hekim gelip Maria'nın yarasına merhem sürmüştü yarası sarılırken Maria uyanmıştı bu yüzden Thomas ile Ares daha fazla beklemeden içeri girmişlerdi.

Aresin gözleri kızarmıştı bu da Maria'nın gözünden kaçmamıştı ancak diğerlerinin önünde aralarında ki mesafeyi asla aşmayacaktı kararlıydı.

Hekim aynı şeyleri Mariaya da anlatıp onu da uyardıktan sonra odadan çıktığında Thomas hızla bir bardak su doldurup Marianın içmesine yardımcı oldu. Marianın yüzüne düşen saçlarını çekip konuşmasını bekledi. Maria ise ne diyeceğini bilmiyordu. Ne denirdi ki zaten. Maria'nın zorlandığını anlayan Thomas sordu sorusunu.

"Daha iyi misin?"

"İyiyim." sesi kısık çıkınca Ares içinde derin bir ağırlık hissetti. Bu his alışık olduğu bir şey olmadığından isimlendiremedi bu hissi.

"Bu süreçte sana yardımcı olabilirim merak etme. Emma da gelir zaten seninle tanışmak istiyordu."

"Hey, Emmayı seninle çıkmaya başlamadan önce görmemi gerçekten ister misin?" Maria'nın kısık ama alaylı sesi ile Thomas gözlerini sonuna kadar açıp Aresi işaret etti.

"Sana da iyilik yaramıyor." diyen Thomas sahte bir alınganlıkla söylemişti sonrasında geldiğinden beri Maria'nın gözlerinin içine bakan Aresi fark etti.

"Lord Ares de sen uyanana kadar buradaydı. Senin için endişelenmiş olmalı." Thomasın bir şeylerden şüphelendiğini anlayan Maria doğrulmaya çalışarak konuştu.

"Sizi de yordum Lord Ares, üzgünüm." Maria'nın söylediğiyle Ares aralarındaki bu mesafeden nefret etti.

"Lord Thomas sizinle yapacağımız görüşme için hazırlanmanız gerektiğini sanıyordum." diyen Ares ile Thomas'ın tüm şüpheleri gitmişti ve bu adamın merhametsizliğine geri dönmesine ister istemez kızmıştı.

"Lord Ares takdir edersiniz ki arkadaşım yaralı ve ona yardımcı olmam gerekiyor."

"Merak etmeyin hekimler ve yardımcısı arkadaşınızla ilgilenebilir." diyerek odanın kapısını açtığında emirlere karşı gelemeyeceğini bilen Thomas Maria'nın anlını öpüp geri döneceğini söyleyerek odayı terk etti.

Ares hızlıca kapıyı kapatıp Maria'nın yanına bir tabure çekti ve yaralı olmayan tarafındaki elini tutup öptü.

"Özür dilerim." dediğinde Maria kesinlikle mesafeyi aşmak istemiyordu ama onun Arese ihtiyacı olduğunda Ares ona eşlik etmişti. 'Belki de bunun karşılığı olarak sınırları bir kereliğine geçebilirim.' diye geçirdi aklından.

"Özür dilemeni gerektirecek bir şey yapmadın Ares." Maria her ne söylerse söylesin Aresin içindeki suçluluk duygusu dinmiyordu. Gözleri doluyordu ancak ağlamıyordu. Ares daha önce ağlamanın güçsüzlük olduğuna dair o kadar şey dinlemişti ki daha önce hiç ağlamamıştı sadece şimdiki gibi gözleri dolar sonrasında geçerdi.

"Seni koruyamadım."

"Haberin yoktu."

"Olmalıydı."

"Bak, önemsiz bir yara için bu kadar üzülmeni istemiyorum. Tamam mı? Üzülmek yok." diyen Maria Aresin sakinleşmesi umuduyla saçlarına daldırdı elini. Ares saçlarında gezinen parmaklarla nefesini düzene sokarken başını yatağa yaslamış gözlerini kapatmıştı. Huzuru Marianın yanında bulduğunu anlıyordu..

"Burada uyuya kalma. Diğerleri görürse iyi olmaz."

"Sadece yanında olmak istiyorum." Aresin mızmız sesine gülümsedi Maria.

"Şimdi Thomas'ın yanına git. Yapman gerekenleri bitir, seni bekleyeceğim sonrasında yanımda kalabilirsin. Güneş doğana kadar." dediğinde Ares gülümsedi tekrar kaldırdı kafasını. Küçük bir öpücük bıraktı Maria'nın dudağına gitmeden hemen önce.

"Hemen döneceğim." diyen Arese gülümsedi Maria.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.