Sabah erken uyanmış ve aklımın karışıklığı ile ne yapmam gerektiğini düşünürken Kraliçe Adela beni odasına çağırmıştı. Her şeyin normal olduğunu düşünürken benden Valentinanın kim olduğunu bulmamı istedi. Amacı beni gönderip Valentinanın kim olduğunu öğrenmekti.
Üstelik artık Kraldan kurtulmama gerek yoktu çünkü Kraliçe Adela ondan nefret ettiğini benim önümde söylemekten çekinmemişti. Bu kadının neden bana bu kadar güvendiğini bilmiyordum. Ancak benim için daha iyiydi bana güvenmesi. Bazı sözlerinden anladığım kadarıyla da Kralın zaten bir hastalığı varmış üstelik sabah tüm hekimler Kralın odasından üzgünce çıkmıştı.
Bu da Ethanı aramak dışında bir işim olmadığını gösteriyordu. Bu yüzden giyinmiş Thomas ile buluşmaya yani ders almaya gidiyordum.
Atı hızlandırıp nihayet yetiştiğimde Thomas elindeki yay ile hedef tahtasında çalışıyordu.
"Hey!" atı bırakıp yanına geldiğimde gülümseyerek yayını indirdi.
"En sevdiğim öğrencim geldi."
"Tek öğrencin demek istemiş olabilirsin." dediğimde güldü elini yumruk yapıp uzattığında ben de yumruk yapıp onun eliyle çarpıştırdım.
Bu bizim ikinci dersimizden beri yaptığımız bir selamlaşmaydı. Herkesin düşündüğünün aksine Thomasla bağımız sadece arkadaşlıktı. Bir erkek ve bir kadının arkadaş olması insanlara garip geliyordu ancak ilerde insanların bunu böyle garip karşılamayacağını umut ediyordum.
"Bugün ne yapıyoruz?"
"Kılıçla devam edelim mi?" dediğinde onayladım.
"Yalnız seninle ders yapmazken boş durmadım hatta baya ilerledim haberin olsun."
"Şu an öğrencim tarafından tehdit mi ediliyorum?" gülerek sorduğu soruyla gülümsedim ve tutmam için bana doğru attığı ağır kılıcı tutup kınından çıkardım.
"Eğer hala Emmaya hislerini anlatmadıysan evet tehdit ediliyorsun." dediğimde gülümsemesi genişledi.
Karşıma geçtiğinde başlamıştık. O ilk hamlesini yaparken aynı zamanda konuşmaya da başlamıştı.
"Dün annesinin verdiği bir davete katıldım. O kadar güzel görünüyordu ki sadece ben görebileyim istedim." dediğinde gülerek kılıcına karşılık verdim.
"Erkekler neden hep bunu söylüyor? O kadını sadece senin görmen neyi değiştirecek ki?" dediğimde güldü ve bu sefer o kılıcıma sertçe vurdu.
"Anlaşılan birileri Marianın kalbine girmeye çalışıyor ha?" dediğinde güldüm ve duruşumu bozmadan diğer elimle kılıcın ucunu tutup kılıcına baskı yaptım. Ben öndeydim.
"Sen o adamın sana özel olmasını istemiyorsan ondan hoşlanmamışsındır Maria." aklım karışırken bunu fırsat bilip üstünlüğümü elimden aldı.
"Hey! Bunu bilerek mi söyledin?"
"Hayır, ciddiyim. Yoksa bu adamın sana özel olmasını hiç istemedin mi?" dediğinde kılıcına sertçe vurup yere düşmesini sağladım.
"Öyle bir adam yok sadece öylesine sordum." dediğimde düşen kılıcını yerden alıp kınına koydu.
"Bunun öylesine bir soru olduğuna inanmış gibi yaparak konuyu kapatıyorum o halde." dediğinde güldüm ve bende kılıcı kınına koydum.
"Thomas?"
"Evet?" kılıçları yerlerine yerleştirirken bana arkası dönüktü.
"General Ethanı hiç görmedin mi?"
"Bu soruda nerden çıktı?"
"Bu adam her kimse merak ediyorum da ondan." dediğimde kaşlarını çatarak bana döndü.
"Neyi merak ediyorsun?" pekala şüphelenmeye başlamıştı.
"Düşünsene kılıç ustalığı, okçuluğu ve her konuda ki başarıları her yerde konuşuluyor sadece bu kadar güçlü birinin söylentilerdeki gibi yaşlı olup olmadığını merak ediyorum." dediğimde kaşları düzeldi ve alaya alırcasına güldü.
"Bazen söylediklerine ne cevap vermem gerektiğini kestiremiyorum Maria."
"Bende senden cevap alamıyorum Thomas."
"Maskeli halini gördüm sadece. Bazen Ares'in de Prens Ethanı sadece maskeli gördüğünü düşünüyorum." dediğinde kaşlarımı çattım.
"Bunu da nerden çıkardın?"
"Bilmem bazen sadece düşünürsün bir sebebi olmaz."
"Buna katılmıyorum. Her düşüncenin bir sebebi olur ama sen o sebebi bazen geç fark edersin."
"Olabilir." dedi düşünceli bir sesle.
"Neyse hadi ekipmanları alalım sonra sen de bana nasıl kendini geliştirdiğini anlatırsın." diyerek ekipmanların yanına koştuğunda ben de yanına doğru koştum.
"Hiçte bile önce güzel mi güzel Emma'nın davetini dinleyeceğim." dediğimde güldü.
_______________________________________
Uzun bir süre çalıştıktan sonra Thomasın verdiği havluyu almış terden ıslanan saçlarımı kuruluyordum.
"Sen bunların içine taş falan mı koydun ben kaç turdur taş taşıyor gibiyim." dediğimde gülümsedi.
"Hey, aynı şeyi bende taşıdım. Abartma istersen." dediğinde güldüm. Yerde oturmuş akşama kadar çalıştığımız için akan terlerimizden kurtuluyorduk.
"At sesi geliyor." dediğimde Thomas kaşlarını çattı.
"Bu saate ziyaretçim olmaz." dediğinde güldüm.
"Emma olmasını dilersin değil mi?" gülerek havlusunu bana attığında tiksintiyle havluyu kaldırıp ona atacaktım ki koşmaya başladı.
"Thomas! İğrençsin! Eğer durmazsan Emmaya hakkında kötü şeyler anlatırım." dediğimde durmasıyla gülerek iki havluyu da üstüne attım. Tiksinerek havluları yere attığında bu sefer ben kaçtım.
"Nasıl hissediyorsun?" diyerek dalga geçtiğimde önümü kesen atla duraksadım. Pekala Thomasla olan iğrenç terli kavgamız yüzünden bu ufak detay olan misafiri unutmuş olabilirdik..
Attan inen kişi Aresti ve ben Ares olmasını asla beklemiyordum. Şimdi neden burdasın dese ne diyecektim ki? Neden burada olmak zorundaydı?
"Lord Ares." diyerek referans yaptığımda kaşlarını çatmış ne olduğunu çözmeye çalışıyordu.
Thomas nihayet yanımıza geldiğinde iki baş selamı ile selamlaştılar ancak büyük bir sessizlik devam ediyordu.
"Lord Ares, sizi görmeyi beklemiyordum."
"Bugün rapor günü unuttunuz mu?" dediğinde Thomas eliyle anlını kaşıdı.
"Tabii ya üzgünüm siz içeri girin ben arkadaşımı yolcu edeyim." dediğinde bileğimi tutup atlara yöneliyordu ki diğer bileğimi Ares tuttu ve bizi durdurdu.
"Gereği yok. Arkadaşınızı ben bırakırım zaten siz de rapor vermeye hazır görünmüyorsunuz. Yarın tekrar gelirim." dediğinde Thomas sorarcasına bana baktı.
"Rahat olacak mısın?" kulağıma fısıldadığında onu onayladım. O da başıyla Arese selam verdiğinde Ares atını yanımıza getirmeye gitti. Yumruk tokuşturup Thomasa veda ettikten sonra Arese doğru adım atacaktım ki çalı sesi duydum. Ares ve Thomas ya sesi duymamıştı ya da ben olmayan şeyler duyuyordum.
Çalılara baktığımda bir şey görünmüyordu. Aresin atına doğru ilerlerken aynı sesi tekrar duymamla çalılara saklanmış olan adamın yayı ile Aresi hedef aldığını ve oku taktığını fark etmiştim. Ne yapacağımı bilemezken tek yapabildiğim Arese doğru koşmak ve bağırmaktı.
"Ares!"
Ona sarılmadan önce bağırmamla bana dönmesi ona sarılmam ve okun sırtıma saplanması bir olmuştu.
Sırtımdaki acı yüzünden ayakta kalamazken son hissettiğim Aresin titreyen kollarının beni tutması ve Thomasın seslenişiydi..