İçeriğe geç

Valentina Roza

Bölüm 20 · 9 dk okuma

Valentina Roza

Bölüm 20

Masal

Bazen anlatılan masallar saklanan gerçeklerdir..

Saraya geri dönmüştük düşündüğümün aksine her şey daha basit olmuştu. Aresle tekrardan mesafeli davranıyorduk. Lil ise yokluğumu idare etmiş herkese hasta olduğumdan odadan çıkamadığımı söylemişti. Ares de geri döndüğümüzde soranlara erken saatlerde antrenmana gittiğini söylemişti.

Şimdiyse öğlen saatlerine gelmiştik ve Kraliçe Fiona ile ertelediğim yapmak istemediğim bir görüşmeyi yapmak zorundaydım.

Az önce pencereme gelen kuş ile mektubunu almıştım şimdiyse hazırlanmış Lil'e haber vermek için Lil'in gelmesini bekliyordum.

Kapı çalındığında içeri giren Lil'e gülümsedim.

"Beni çağırmışsınız Leydim."

"Lil, ben dışarı çıkacağım soran olursa birkaç kumaş almaya çıktığımı söylersin."

"Başka bir isteğiniz yoksa izninizle.." dediğinde gülümsedim ve o çıktıktan sonra bende odadan çıkmıştım.

Hızlı adımlarla inip sarayın ön bahçesine ilerledim aslında arka bahçeden çıksam daha yakın olurdu ancak dikkat çekerdim.

Kapıya geldiğimde Leon ve Ares atları ile içeri giriyorlardı. Aresin göz kırpmasıyla gözlerimi devirdim mesafe koyma konusunda ne kadar da iyiydi cidden! Umarım kimse görmemiştir.

Şüphe çekmemek için çarşıdaki yoldan gidecektim ormana..

Takip edilip edilmediğime dair dikkat ederek ormana doğru ilerlediğimde hızlı davrandığım için düşündüğümden daha çabuk varmıştım ormana. Ağaçların arasındaki yere yani her zaman mektupları aldığım bölgeye doğru ilerledim.

"Sonunda görüşebildik." diyen anneme karşı kraliyet selamımızı verdim.

"Majesteleri?"

"Leydi Maria, sabah rahatsızlandığınızı duydum."

"Rahatsızlanmadım." dediğimde kaşlarını çatarak karşıma geçti.

"Biliyorum. O adamla vakit geçirmekle meşguldün. Düşmanının en yakın yardımcısı ve dostuyla."

"Adı Ares, o adam değil." tepkime güldüğünde kaşları hala çatılıydı.

"Sakın bana ondan hoşlandığını falan söyleme." dediğinde gülümsedim.

"Tamam, söylemem." dediğimde daha da sinirlenmişti.

"Buraya ne için geldiğini unuttuğunu düşünmeye başlayacağım."

"Unutmadığım için ona bir şans vermedim."

"Pekâlâ. Valentina ve Ethan için olan evlilik fikrini ne yapacaksın?"

"Böyle bir şey olmayacak majesteleri."

"Öyle mi? Sen mi bulacaksın Ethanı?"

"Evet."

"Güldürme beni Maria. Buraya geldiğinden beri aklın beş karış havada. Değişmişsin ve bu kötü bir değişim."

"Majesteleri, ben değişmedim ancak bunu size kanıtlama niyetinde değilim."

"Kraliçe Adela bu evlilik için olan ısrarlarını devam ettiriyor. Ona en kısa zamanda cevap vermemi istiyor."

"Ya gerçek Ethan değilse? Öldürmek için bir plansa?"

"Valentinayı sana anlatmam mı gerekiyor? Kendini koruyabilir. Üstelik evliliğin yapılmasından sonra işler iyi giderse saldırıyı gerçekleştirebiliriz. Valentina, Ethan ve Kralı öldürür. Bizde orduyla beraber sınırları kuşatırız." evet Valentina farklı biriymiş gibi konuşuyorduk her ne olursa olsun.

"Bunları ben de yapabilirim. Evlenmeye gerek duymadan."

"Az süren kaldı Maria. Ethanı bulamazsan geri döneceksin ve Valentina buraya evlilik için gelecek. Bunu unutma!"

"Size bir sorum var."

"Dinliyorum."

"Almira mıydı? O adamları karanlık ormanda öldüren." dediğimde gülümsedi.

"Eh sen başaramayınca o yapmak zorunda kaldı."

"Beni biliyor mu?"

"Saçmalama seni kimse bilmeyecek."

"Carrol nasıl?"

"Şimdilik iyi." dediğinde sinirlerimi dener gibiydi.

"General Roza? Ona ne oldu?" dediğimde kaşlarını çattı.

"Ne bu sorular böyle? Beni mi sorguluyorsun sen?"

"Merak ediyorum!" gözlerini devirdi bu sefer. Sahiden de bu kadının gözünde onun kızı değildim.

"General Roza Kraliçenin emri ile kendini geliştirmek için gizli bir görevde. Oldu mu?"

"Oldu." demek bu sefer de bu yalanı söylemişti halka..

"Prens Leon sorun çıkarıyor."

"Farkındayım, senin peşinde." dediğinde onayladım. İkimizin de aynı şekilde ellerimizi anlımıza koyduğumuzu fark edince elimi anlımdan çekip kollarımı önümde birleştirdim.

"Ondan daha hızlı kurtulmalıyız." dediğinde itiraz ettim.

"Bunu ben yapmayacağım. En büyük şüpheli olurum. Halkın toplandığı bir zamanda bir suikast hazırlayacaksınız. Herkesin içinde bilinmeyen birinin okları ile ölecek. Kralı da ben zehirleyeceğim. Peki ya Kraliçe? onun hakkında ne yapmayı ne düşünüyorsunuz?" gülümsedi.

"Onu rehin alacağım. Buna sen karışmayacaksın." dediğinde anlamıştım ne olacağını.

"O casusunuz mu?" dediğimde gülümsedi.

"O sadece yakın bir arkadaşım. Bu yüzden onu tehlikeye atamazsın."

"Ethanın annesi?"

"Ethanın ölümüne üzülecektir elbet ancak oğlu onun gibi değil." dediğinde tek kaşımı kaldırdım.

"Ben de sizin gibi değilim." dediğimde gülerek eliyle gülüşünü kapattı.

"Biz farklıyız Maria. Sen üç kişisin bense tek. Sen duygusuzsun ancak ben değilim. Seni benden farklı olman için uğraşarak yetiştirdim." dediğinde konuşmayı bitirmek istiyordum.

"Ne zaman döneceksiniz?"

"Bu akşam." dediğinde onaylayıp selam verdim ve arkamı döndüm ormandan çıkmak için.

"Maria! Duygularını geri kazanma, kaybedersin! O adam gerçek senden nefret ediyor! Mariadan hoşlanıyor!" dediğinde duymamaya çalışarak ilerlemeye devam ettim.

Duygularım var mıydı? Bilmiyordum. En azından Aresle dürüst olduğumuzdan beri kafam karışıktı. Ancak kaybetmeyeceğimden emindim.

Şimdiyse saraya dönüp Ethanın kimliğini öğrenmek için yeni planlar yapmam gerekiyordu. Kraliçe Adela ve Ares, Ethanla sık sık görüşebilen kişilerdi. Onları takip etmekse zordu. Kraliçe Adela'nın saraydan çıktığı yoktu. Hiç mi özlemiyordu oğlunu? Belki de saraydaki gizli bir odadaydı. Peki ya Ares? Generali ile buluşması gerekmez miydi her zaman?

Karışık düşünceler beni ele geçirirken hava kararıyordu. Üstelik Thomas ile olan derslerime devam etmek beni Ethana yakın mı yoksa uzak mı yapardı? Çok gergindim.

Saraya girip odama ulaştıktan sonra hızlıca yıkanmış ve üzerimi değiştirip yatağıma girmiştim. Akşam yemeyi yiyebileceğimi sanmıyordum çünkü kafamdaki sorunlar çözülmeden yemek yediğim bir zaman olmazdı.

Yaklaşık bir saat boyunca yatağımda uzansam da uykum gelmedi. Terliklerimi giyerek kapıdan dikkatlice çıktım.

Aresin kapısını çaldım sessiz olmaya özen göstererek. Kapı beklediğimden daha kısa zamanda açılınca koridorda oyalanmadan odasına girdim.

Ares beni görmeyi beklemiyor olmalıydı ki uyku sersemliğine şaşkınlık karışırken bana bakıyordu.

"İyi misin?" sanırım bu saatte gelmiş olmamdan endişelenmesi normaldi.

"Güneş doğana kadar burada kalabilir miyim?" sorduğum soruya gülümsemiş ve sarılmıştı. Dünde beni öpmüş ne kadar da itiraz etse de Güneş doğar doğmaz yola koyulmuştuk örtüyle Güneş ışığını kapatması ise komik gelmişti ve ona gülmüştüm ama şimdi onunla rahat hissediyordum.

Elimden tutarak pencerenin yanındaki koltuğa oturup elimi bırakmadan beklediğinde ben de yanına oturup başımı omzuna yasladım.

"Uyku tutmadı mı?"

"Evet. Senin de uykunu böldüm." sahi neden buraya geldim ve insanlara yakın olmayı istemeyen sevmeyen ben şu an burada ne yapıyordum?

"Uykumun bölünmesine sevineceğimi daha önce ben de düşünmemiştim." Ben onun söylediğine gülümserken o da saçlarımla oynuyordu.

"Peki leydim uykunuzu kaçıran sebebi öğrenebilir miyim?"

"Düşüncelerim, zorunluluklarım ve daha bir sürü hayat sorunu."

"Maria, canını sıkan şeyleri benimle paylaşabilirsin üstelik senin için yapabileceğim bir şey varsa bunu saklama olur mu?" güldüm.

"Güzel gülüşünü elinle saklama." diyerek elimi tekrar çektiğinde gülüşüm gülümsemeye dönüştü. Yaslandığım koltukta dikleşip ayaklarımı birleştirdim ve rahat bir şekilde oturup ona döndüm.

"Ares, sence ben nasıl biriyim? Ama kıyaslama yapmanı istiyorum beni ilk gördüğün zamanı ve şimdiyi kıyasla olur mu?" dediğimde istediğim şeye şaşırmıştı ama elimi tutup düşündü bir süre sonra gözlerime baktı tekrar.

"İlk gördüğümle bir farkın yok aslında. Hala bir şeyleri gizlemeyi seven ve her şeyi üstlenmeye çalışan birisin. Sadece artık benim yanımda rahat hissetmen beni daha da mutlu ediyor bunu gizleyemem." gülümsedim.

"Biliyor musun? Hiç yardımcı olmadı bu cevap ama mutlu etti." dediğimde güldü. Yanağındaki elimin avuç içini öptü.

"Seni mutlu ettiğine göre bir işe yaramış oluyor." gülümsedim.

"Yeni öğrendiğim bir masal var biliyor musun?" dediğimde gülümsedi ve koltuğa yaslandı. Başını dizlerime koymak için izin istediğinde izin verip ona baktım.

"Bu masalı dinlemek isterim leydim."

"Üç kişilik yaşayan biriymiş bu masalın baş kahramanı. Bende bu masalı çarşıda duydum yani sonunu henüz dinleyemedim yine de anlatmamı istiyor musun?" dediğimde gülümsedi ve elimi tutarken onayladı.

"Baş kahraman bir prenses olarak doğmuş çok büyük bir krallığın en büyük prensesiymiş. Ancak halk bu prensesi hiç görmemiş çünkü Kraliçe kızını herkesten saklamış bir asker gibi yetiştirmiş. Anne kız arası hiçbir zaman iyi değilmiş arlarında hep bir soğukluk varmış hep büyük bir mesafe olmuş aralarında. Ancak diğer kızlarını halk tanırmış hatta severmiş. Kraliçe diğer kızlarına çok yakın davranırmış. Sonra bir gün bu saklanan prensesin ismini değiştirip onu zalim bir General yapmış. Bu General herkesin korktuğu birine dönüşmüş. Gözlerini hırs boyamış. Girdiği her savaştan galip gelmiş ama bu annesine yetmemiş ve onu düşman krallığa göndermiş üstelik kızı kardeşiyle tehdit etmiş gitmesi için." duraksadı ve gözlerini yüzümde gezdirdi.

"Kız kardeşlerin anneleri aynı değil mi? Nasıl kıyacakmış ki diğer kızına?"

"Bilmem, kadın masalı anlatırken bunu sormak aklıma gelmedi." diye bir yalan söyledim yoksa anlardı.

"Sonra?"

"Sonra bu kız kendini farklı bir şekilde tanıtarak düşmanını bulmaya gelmiş. Ancak bu düşmanın kimliği gizliymiş bu yüzden onu bulmak düşündüğünden de zormuş. Kız günlerce aramış çabalamış bazen farklı şeylerle mücadele etmek zorunda kalmış ve çok yorulmuş ama sonuç bir hiçmiş bulamamış düşmanını. Sonra annesi onu yeniden tehdit etmiş. 'Eğer onu bulamıyorsan bir anlaşma yapıp evlenmenizi sağlayacağım demiş.' Kız bu fikrin saçmalığına dayanamayıp annesine ters davranmış ancak günün sonunda yine kardeşi ile tehdit edilmiş. Annesi yine de ona süre tanımış düşmanını bulup öldürmesi için."

"Sonra?"

"Sonrasını dinleyemedim masalı anlatan kişinin çocuğu onu çağırdı ve etraftakiler dağıldı."

"Belki de sonunu dinleyemediğin için uyuyamadın?"

"Belki de.. Sonunu sen olsan nasıl yapardın?" dediğimde doğruldu ve bu masalı ciddiye aldığını belli ederek ellerini birleştirdi.

"Anladığım kadarıyla bu Kraliçe düşman Krallığı ele geçirmek için kızını kullanıyormuş. Peki kız bu adamdan nefret mi ediyormuş?"

"Sence? Kardeşiyle tehdit etmişler ve düşman olduklarına göre?" dedim gözlerine bakarak. Tek neden bu da değildi Ethan krallığımızın sınırlarına sızmaya çalışmıştı.

"Neden düşmanlar ki? Bir sebep yok mu, sadece farklı kraliyetler olduğu için mi?" dediğinde gülümsedim.

"Peki General Roza ve General Ethan? Neden düşmanlar sence?" Rozanın ismi geçince anlındaki damar belirmişti hemen.

"Anlaşılan sen de nefret ediyorsun ondan." dediğimde bir süre sustu sonrasında konuştu.

"Bu farklı Maria, bu gerçek hayat." dediğinde güldüm.

"Neresi farklı? Sen Ethanı tanıyorsun neden nefret ediyor Roza dan veya Roza neden nefret ediyor Ethandan? Neden herkes düşman? Dünyada fazlasıyla olan toprak için mi?"

"Roza denilen kadın Krallığımıza zarar vermeyi amaçlıyor yaşlısını çocuğunu ayırmadan öldürüyor hepsini. Sınırlarımızdan içeri sızmaya çalışıyor."

"Peki ya Ethan? Amacı ne? O krallığın sınırlarında insanları öldürürken düşündüğü amaç ne? Ölümlerle gelen barış mı? Ares, dürüst olalım. Ya her ikisi de masaldaki prenses gibi tehdit ediliyor ya da daha fazla toprak istiyorlar." söylediklerimle başını ovalarken bana bakmıyordu.

"Üstelik duyduğuma göre bu krallığın bir kısmı Kraliçe Fionanın krallığından savaşla alınan bazı yerler. Üstelik göçü engellemek için bir sürü kişi esir alınmış. Bu savaşın hiç sonu olmamış ki Ares. Üstelik ne için savaştığını bilmeyen bir sürü insan şu anda yönetimi eline almış." dediğimde bana döndü.

"Sen bu sabah bir masal dinledin ve bu masal bunları düşünmene neden olduğu için uyuyamadın değil mi?"

"Sadece ölen insanlara üzülüyorum Ares. Gözüme uyku girmiyor ne olurdu ki barış anlaşmaları imzalansa ve iki büyük krallık bu anlaşmaya uysa." dediğimde gülümsedi başımı göğsüne çekip beni sıkıca sardığında bende ona sarıldım sıkıca. Ölümüne sebep olduğum insanlar gözüme geldikçe uyuyamıyorum diyemezdim ki..

"Maria, bunu yapanlar bunun cezasını çekmeli sen değil."

"Ben de masum değilim Ares." dediğimde başımın üzerinden öptü.

"Benden ne sakladığını bilmiyorum bunun hakkında düşünerek tahmin de yapmak istemiyorum ama mutlu olmanı istiyorum. Sadece sen mutlu ol gülümse, kahkahalar at istiyorum." dediğinde gülümsedim.

"Teşekkür ederim."

"Ne için?"

"Beni gördüğün için." dediğimde sustu belki de ne demek istediğimi anlamaya çalıştı bilmiyorum.

Güneş ışıkları odayı doldururken gülümseyerek ayrıldım.

"Güneşin doğuşundan nefret etmem için bunu yapıyorsan başarılı oluyorsun." dediğinde gülümsedim.

"İyi uykular Lordum." diyerek sahte bir reverans yaptığımda güldü.

"Tatlı rüyalar güzel Leydim." Gülümsedim.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.