İçeriğe geç

Valentina Roza

Bölüm 18 · 5 dk okuma

Valentina Roza

Bölüm 18

Güven

****

Bölüm 17: Güven

Şövalyeler buraya doğru gelmiyor da olabilirdi.. Emin değildim..

"Hadi gidelim." Ares evden çıkınca bana dönmüş sonrasında atına ilerlemişti. Bende hızlıca ilerleyip Thomasın atına bindim. En azından bu şövalyelerden uzaklaşana kadar konuşmayıp hızlanmak daha iyi olabilirdi. Sesler azaldıktan sonra atı hızlandırıp onun hizasına gelince sesimi duyabileceği şekilde aklımdakileri sordum.

"Prens Leon için gelmemiş miydik?"

"Dönünce açıklayacağım."

"Hayır! Şimdi söyle." sorumu cevaplamadan atını hızlandırdığında atın iplerini sıkıca kavrayıp kendime doğru çekmiş ve atı yavaşlamıştım. İpi sağ taraftan hızla çektiğimde at kendini çevirmiş ve Aresin tersi yönünde hızlanmıştı.

"Nereye gittiğini sanıyorsun?!" işte şimdi sen açıklamadan dönmeyecektim. Ben hızlandıkça o da hızını arttırmış bana yetişmeye çalışıyordu. Az önce bulunduğumuz eve yaklaşırken şövalyeleri ve Leonu görmemle atı yavaşlatmıştım. Ares nihayet bana yetiştiğinde Leon ve yanındakiler de bizi fark etmişti ancak onlar açık bir alanda iken biz onlardan uzakta ormanlık bir alandaydık.

"Bunu senin iyiliğin için yapıyordum." derin bir nefes vermiş terli yüzüyle Leona bakarken bana söylediği şeyi anlamamıştım.

"İyiliğim için mi? Bana neler olduğunu söyleyecek misin?" ben ona bakarak konuşurken o kaşlarını çatmış Leona bakıyordu.

"Bana güveniyor musun?"

"Hayır." cevabımla bana bakıp gülümsedi.

"Pekala şimdi az öncekinden çok daha hızlı bir şekilde atı saraya doğru sür ve erkene alınan mahkeme için hazırlan."

"Hey! Sana güvenmediğimi söylemiştim." Leon ve yanındaki şövalyeler bize doğru yaklaşırken gözlerimi devirdim.

"Bende sana gitmeni." cümlesini bitirip Thomasın atına iple vurması ve atın hızlıca ormana doğru ilerlemesi o kadar hızlı gelişmişti ki kontrol edememiştim. Sinirle atı durdurmaya yelteneceğim sırada Leonun atını hızlandırarak beni takip ettiğini fark etmiş ve daha da hızlanmıştım. Ne dönüyordu bilmiyordum ama iyi şeyler olmadığı kesindi..

Şövalyelerden bazıları ok ile atı yaralamaya çalışırken ağaçların arasından geçiyor oklar isabet etmesin diye hızlı hareket etmeye çalışıyordum.

Hepsi arkamdaydı! Leon, Ares ve şövalyeler..

Nedenini bilmediğim bir sebep sonucu kovalanmak hiç hoş değildi..

At hızlanarak ilerliyor iken en hızlı şekilde saraya varmak için çabalıyordum. Hepsi peşimden geliyordu. Arese güvenmem doğru muydu bilmiyorum ama bu sefer ki güvenimin boşa çıkmaması için çabalaması gerekiyordu. Üstelik neydi ki bu gizem.

Ormanlık yolun bitimine doğru saray görünürken içime büyük bir nefes çekip mahkemede ne konuşmam gerektiğine karar vermeye çalıştım. Her şey o kadar kontrolüm dışında ve hızlı gelişiyordu ki ne yaptığımı fark ettiğimde zaman çoktan geçmiş oluyordu.

Sarayın büyük kapısında şaşkınlıkla bakan şövalyelere durumumu izah edemeyerek baktığımda beni ve arkamdakileri tanıyıp iki büyük kapıyı hızla ardına kadar açtılar. Açılan kapılardan hızlıca içeri geçtiğimde benim aksime Prens Leon ve Lord Ares yavaşlamış ve hatta arkalarındaki şövalyeler az önceye kadar beni kovalamamış gibi büyük bir sakinlikle saray kapısından içeri giriyorlardı. Ares bana bakarak göz kırptığında atımdan hızlıca inerek merdivenlere doğru adımladım.

Elindeki büyük sepetle üst kata doğru çıkan Lil'i görmemle adımlarımı yavaşlatıp ona doğru ilerledim. Bazıları dönüp kan ter içinde kalmama anlam veremese de geriye kalanlar kendi işlerine devam ediyordu. Lil beni görüp son çıktığı basamakta durdu ve başını eğerek meraklı gözlerle bana baktı.

"Mahkeme ne zamana alındı?"

"Leydim, ben de alınan yeni karar için sizi arıyordum."

"Ne kararı?"

"Kraliçe Fiona da katılacakmış mahkemeye kendisi yüzünden bir mahkemenin ertelenmesini istemediğinden Kral ve Kraliçemiz mahkemeyi onun da izlemesinde bir sakınca görmedi. Ancak sizi hemen hazırlamamız gerek." onu başımla onaylayıp odamın olduğu kata doğru çıkmaya başladım. O da arkamdan geliyor tahminimce ne giymem gerektiğini düşünüyordu. Annem neden katılmayı istedi? Bu istek bile şüphe uyandırmaya yeterdi üstelik Kral ve Kraliçenin bunda bir sıkıntı görmemesine ne demeli?

Nihayet odaya vardığımızda Lil dolabı açıp içini karıştırırken bende üzerimdeki terden kurtulabilmem için hızlı ve temiz bir duş alıp havlularıma sarındım. Lil seçtiği kıyafetlerin yanına uygun takılar seçerken yatağa koyduğu çamaşırları üzerime geçirip korsemi taktım ben ön kısımdan korseyi tutarken Lil ipleri sıkıyor ve üst üste bir sürü düğüm atıp beni öldürmek istercesine nefessiz bırakırken bir çırpıda elbisemi de yataktan alıp giymem için yardım ediyordu.

"Bunlar çok abartılı sonuçta bir baloya gitmiyorum." dediğimde arkamdan elbise iplerini bağlıyordu.

"Bu balodan çok daha mühim. Kraliçe Fiona ilk defa bir mahkememize katılıyor üstelik aynı şeklide nadiren katılan Kraliçemiz de mahkemeye katılıyor."

"Haklısın sonuçta kadınların katılması yasak." gözlerimi devirirken söylediğim şeye kıkırdadı.

"Onlar Kraliçe, normal kadınlar değil."

Lil arkama geçip beni sandalyeye oturttuktan sonra nemli olana saçlarımı taramaya başlamıştı.

Sahi sabahtan beri sakinlikle oturduğum tek an şu andı.

Mahkemeye girdim sonrasında annem geldi ve mahkeme yarıda bırakılıp ertelendi. Thomas ve Ares'in gözetiminde olacağım söylendi. Ares Prens Leonla buluşacağımızı söyleyerek beni bir kulübeye götürdü. Leon ve şövalyeler geldiğinde onlardan kaçtık ve onlar saraya gelene kadar bizi kovaladı. Ne kadar da uzun bir gün öyle! Düşünmeye anca fırsatım oluyordu ve düşününce her şey mantıksız geliyordu. Mahkeme kararı açıklanana kadar sadece neler söyleyeceğimi düşünmem gerekiyordu. Karar çıktıktan sonra ise olanları bir şekilde Aresten öğrenmeliydim.

Peki ya annem? Onunla ne yapacaktık?

"Leydim hazırsınız." Lil'in sesi ile kendime gelirken aynanın karşısına geçtim. Üzerimde beyazın en parlak hali ve uzun kabarık olmayan bir elbise belimden göğsüme doğru gelen altın işlemeli desenler oradan balon kollarıma doğru geliyor ve bileklerimde son buluyordu. Beyaz elbisemin üstündeki bu detay altın desenleri küçük yıldızlar gibi gösteriyordu. Açık kalan gerdanım da sadece köprücük kemiğimin üstündeki koca bir siyah nokta yani ben belirgindi güzel duruyordu ancak güzel durduğunu düşünen tek kişi olmalıydım çünkü Lil ısrarla kapatmak istiyordu. Lil saçlarımı dalgalı hale getirip öndeki kısımları iri iri örmüş arkada birleştirmişti. Beyaz ve altın işlemeli bir taç ise saçlarımın üzerinde yerini almıştı.

"Lil haberim yokken evlenmiyorum değil mi?" söylediğim şeye karnını tutarak güldüğünde yüzümü asmıştım.

"Hey! Gülme ben ciddiyim."

"Üzgünüm leydim, ciddi olmadığınızı düşünmüştüm."

"Bence şu elbiseyi değiştirmeliyiz." kabul ediyorum çok güzel olmuştum ancak daha önce bu kadar süslenmemiştim. Annem görse garipserdi asla kırılgan bir prenses görünümünü sevmezdi. Onun rengi siyah ve kırmızıydı bense bugün beyazın en açık tonunu giymiş onun karşısında mahkemede sorgulanacaktım. Stresle anlımı tutarken kapı çalındı.

"Leydi Maria, mahkeme salonuna gitmeniz için size eşlik etmekle görevlendirildim." söylenen ile ayağa kalkıp duruşumu düzelttim ve stresli bir başlangıç için kapıya doğru ilk adımımı attım.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.