İçeriğe geç

Valentina Roza

Bölüm 12 · 8 dk okuma

Valentina Roza

Bölüm 12

Ben istemiyorum

****

I've got so much left to say

~Hey there Delilah~

****

Bölüm 11: Ben istemiyorum

Sabah erkenden kalkmış üstüme kahverengi tonlarında düz bir elbise giymiş korse yerini tutan siyah kemerlerden birini de belime bağlamıştım. Kemer uzun ve büyük olduğu için korse giymeye gerek kalmıyordu ve hançerimi iplerin arkasına saklayabiliyordum.

Tacımı takmayı boşverip hızlıca eteklerimi kavrayarak kapıdan çıktım. Heyecanlıydım, bugün Almira sayesinde kurtulacaktım buradan.

Merdivenleri hızlı adımlarla inip gülümserken yanımdan geçen hizmetliler şaşkınlıkla bana bakıyordu. Sanırım onların gözünde Almira yüzünden ağlamam gerekiyordu.

Bazı basamakları büyük bir sevinçle zıplayarak atladığımda karşıma çıkan Ares ile düşecek iken kolumu ve belimi tuttuğu için ikimizin de düşmesini engellemişti.

"Nereye bu sevinçle?" dediğinde gülümseyerek ondan ayrıldım. İnsanlara yakın olmak ve fazla dokunmak rahatsız ediyordu beni.

"Tabiki Prenses Almirayla Emillayı karşılamaya." dediğimde tek kaşını kaldırılmış öylece bana bakıyordu.

Yakından bakınca gerçekten de yemek yemediğini falan düşünecektim. Kemikli yüzü ona farklı bir hava katıyordu üstelik ona yakışan kalın kaşları, siyah gözleri vardı. Konuşurken içine göçen yanakları zayıflıktan mıydı anlamıyordum.. Bende savaşlara katılıyorum üstelik Generaldim. Ancak yüzüm onun gibi kemikli ve zayıf olsa da onun kadar değildi çünkü yemeyi seven biriydim.

"Bu sevinç onları göreceğin için mi?"

"Sence? Beni buradan gönderecek olanlar onlar olduğu için." diyerek kollarından çıkıp herkesin koşarak ilerlediği yere ilerledim hızlı adımlarla ve hizmetlilerin yanına geçip saygı ile durdum.

Sarayın kapısından geçen ilk önce Emilla olmuştu. Onun karşısında saygı ile eğilirken Ares yanıma gelmiş ve saygıyla eğilmek yerine dimdik durup gözlerini bana dikmişti. Artık onun hareketlerinde anlam aramıyordum.

İçeri giren Emilla kaşlarını çatmış eğilmeyen Arese bakarken içeri Almira da girmişti. Almira taşlı ve beyaz bir elbise giymişken kabarık elbisesi özendiğini ortaya çıkarıyordu. Emilla ise onun gibi kabarık ve taşlı bir elbise giymişti ama farkı pembe olmasıydı.

Üvey kardeşlerim hakkında pek bilgim yoktu. Onlar benim var olduğumu bile bilmezken bu normaldi. Bazıları iyi bazıları ise kötü olduklarını söylerdi ama ilk defa yakından görüyordum onları.

Almira da aynı şekilde kaşlarını çattığında Ares'in elini tutup çektiğim de şaşırmasını fırsat bildiğim için gülümserken o istemeden saygıyla durmuştu yani onu çektiğim için biraz edilmişti. Üzerimizdeki bakışlar azalırken elini bıraktığım da ikimizde kalkmıştık.

Merdivenlerden inen Kral ve Kraliçenin yanında olan Leon gözleriyle ben ve Aresi izliyordu. Herkes bir kez daha saygıyla eğildikten sonra Almira gülümseyerek Leona baktı. Cidden bu adamda ne buluyordu ki? Üstelik Almira sahip olmak isteyeceğim bir fiziğe ve güzelliğe sahipti. Narin ve asilik onda bir olmuştu sanki. Benim vücudum kaslıydı o kadar çok savaştan sonra bu normaldi ve bunu seviyordum ama Almira gerçekten kıskanılacak güzellikteydi. Sarı saçları mavi gözleriyle tamamen mükemmeldi.

Emilla ise henüz 17 yaşında olmasına rağmen üzerindeki abartılı pembe elbiseyi güzel taşımıştı. O da sarışın ve mavi gözlüydü. Sanırım tek siyah saçlı doğan bendim.

Almira Leon'un dikkatinin bende olduğunu fark ederek çatık kaşları ile bana baktığında bakışlarımı ona çevirdim.

"İsterseniz içeri girelim." diyen Kraliçe Adelayı herkes takip ederken Almiraya doğru ilerlemiştim ona yakın olduğumu fark ettiğinde o da yavaşlamış ve herkesin arkasında kalırken bana dönmüştü.

"Siz kimsiniz?"

"Ben Leydi Maria. Sizden bir ricam olacak majesteleri." saygı ile eğildiğinde başını onaylar anlamda salladı.

"Eğer yapabileceğim bir şeyse.."

"Siz ve Prens Leon çok güzel bir çiftsiniz. Bu yüzden ne olursa olsun lütfen onunla evlenin. Öğrendiğiniz veya duyduklarınız sahte olacak yani ben ve o arasındakiler.. bu yüzden endişelenmeyin ve sadece istediğinizi yapın." dediğimde anlamaya çalışır gibi bana baktığında bir şey söylemeden reverans yapıp herkesin toplandığı odaya girdim.

Ares ayakta etrafa bakarken beni görmesiyle yanıma ilerlemişti. Ancak ondan önce davranan Leon yanıma yaklaşınca kulağıma fısıldadı. Nefesinin bana değmesi iğrenç hissettirirken yakınlığı midemi bulandırmaya yetiyordu. Onun kadınlarla olan ilişkilerini bilmek bir yana krallığımıza olan nefreti ondan tiksinmeme sebep oluyordu.

"Ne konuştunuz? Prensesle." söylediği şey ile merak ve endişesini anlayıp gülümseyerek bende onun gibi onun kulağına yaklaştım. Bu yakınlığın onun nefesini tutmasını sağladığını anladığımda alay eden ses tonumla fısıldadım. Ares ise sert adımlarıyla buraya geliyordu.

"Ona bizim aramızda bir şey olmadığını ve seninle kesinlikle evlenmesi gerektiğini söyledim. Bizim aramızda hiçbir şey yok." diyerek geri çekildiğimde bir kaç göz bize döndüğü için hızla yanından uzaklaştım. Zaten masanın diğer ucundan yanıma gelen Ares elimi tutup beni masadaki sandalyesinin yanına oturtunca bir tepki vermemiştim. Bu adam elimi tutmaya iyice alışmıştı.

Kraliçenin gözleri bizdeyken aynı şey Emilla için de geçerliydi.

Almira içeri girip benim karşıma Leon'un yanına oturduğunda Kral derin bir nefes verip konuşmaya başladı.

"Herkes çıksın." dediğinde içerideki hizmetliler başta olmak üzere tüm kalabalık dışarıya çıktı ve kapılar kapandı. Şimdi uzun masada sadece biz vardık.

"Öncelikle hoşgeldiniz Prenses Almira ve Emilla." dediğinde Almira dik başı ile gülümsedi.

"Kibar davetiniz için teşekkür ederiz." Kraliçe Fiona evlilikleri istediğini belirtti ve Kral formalite icabı davet etmişti onları ve gelmişlerdi.

"Gelmeniz bizi çok sevindirdi." Kraliçe nihayet bakışlarını bizden çekip onlara cevap verdiğinde elimi sıkıca saran Ares'in elinden kurtarmaya çalıştım ama ben bunu denedikçe o daha çok sıkıyordu elimi. Ayağına bastığımda elindeki güç azalırken hızla elimi çektim ve masanın üzerine bıraktım. O bu yaptığıma karşılık sadece ayaklarını benden uzaklaştırmıştı.

Masada asla ilgilenmediğim bir sohbet dönerken aklım Ethandaydı. Annem Emilla ile evlenmesini söyleyerek akıllıca davranmış kimliğini ifşa etmeye zorlamıştı, peki Kral ve Ethan buna nasıl tepki verecekti? Gelecek miydi? Yoksa itiraz mı edeceklerdi?

Kaşlarım çatılı bir şekilde ellerimi kucağımda birleştirip gözlerimi parmaklarıma dikerken aklımda milyonlarca soru dolaşıyordu.

Kralın izleyeceği yolu çok merak ediyordum ve merakım heyecan yaratıyordu.

Kralın birden bire bana yönelen sesi ile daldığım yerden çıkıp ona döndüm.

"Öyle değil mi Leydi Maria?" dediğinde kendime gelememiş bir süre ona bakmıştım. Sonra herkesin bakışları bana dönünce gülümsemeye çalışarak başımı salladım hızla.

"Tabi, tabi.." dediğimde ışık hızıyla bana dönen bakışlarla kendimi garip hissetmiştim. Arese dönüp fısıldadım.

"Ben neyi onayladım az önce?" dediğimde Ares anlındaki her zaman beliren damarı ile sinirle konuştu.

"Leon ve Almira evlendikten sonra Almira kabul ederse cariye olacağını." ellerini yumruk yapmış söyledikleriyle hızla ayağa kalktım.

"Ne?!" yüksek sesle bağırmama kaşlarını çatan Krala döndüm ve saygı ile eğilerek konuştum.

"Üzgünüm majesteleri ancak benim tabi diyerek demek istediğim Prenses Almira ve Prens Leon'un mükemmel bir çift olacağıydı. Ben eğer izin verirseniz hemen bugün hatta birazdan saraydan ayrılır ve nişanı yok sayarım." hızlı hızlı konuştuklarım yüzünden ne dediğim hakkında bir fikrim yoktu.

Başımı eğmiş ne diyeceğini beklerken Kraliçe üstlendi konuşmayı.

"Sanırım bizden kurtulmak istiyorsun. Kaçmak ister gibi bir halin var."

"Onu kast etmedim majesteleri. Biliyorsunuz ki benim Aries de bir hayatım var ve Prens Leon'un eşi olmakla veya prenses olmakla ilgilenmiyorum. Bu yüzden size rahatsızlık vermeyi bırakmak en iyi şey olacaktır." dediğimde anlayışla gülümsedi.

"Prens Leon ile nişanının bitmesi buradan gitmen gerektiği anlamına gelmiyor." dediğinde başımı kaldırdım. Cidden mi?! Ben arkama bakmadan buradan gitmek veya kendimi ifşa edip savaş açmak istiyordum.

"Sorumu mazur görün ancak ne demek istediğinizi anlamadım." Benim gibi herkes merakla Kraliçeye bakıyordu.

"Yanımda kalmanı ve bana hizmet etmeni istiyorum." dediğinde gözlerim istemsizce masadaki bıçağa değdi. Hızla kendime gelip konuştum.

"Buna uygun olduğumu düşünmüyorum. Size önerebileceğim insanlar var. Ancak ben bunu yapamam." dediğimde Kral kaşlarını çattı.

"Kraliçeye karşı mi geliyorsun?" sinirli çıkan sesi ile Kraliçe gülümseyerek onun yumruk yaptığı elini tuttu ve benimle konuşmaya devam etti.

"Bence yeteri kadar konuştuk. Yemekten sonra devam ederiz. Şimdi misafirlerimizle ilgilenmemiz gerek öyle değil mi?" dediğinde bir şey demeden yerime oturdum.

"Majesteleri acaba Prens Ethanla tanışabilecek miyim?" Emillanın sorduğu soru derin bir sessizlik yaratırken Ares konuştu.

"Yapılan anlaşmada Prens Ethan ile ilgili bir madde mi vardı?"

"Hayır ancak bu konuyu hâlâ tartışıyorlar." dediğinde Ares başını salladı.

"Öyleyse General Ethan'ın sizinle anlaşmaya böyle bir madde eklendikten sonra görüşeceğine eminim." Ares söyleyeceklerini bitirip kadehinden bir yudum aldıktan sonra eğilip Kral ve Kraliçeye selam verdikten sonra bana kısa bir bakış atıp çıkmıştı. Benimle bir sorunu mu vardı?

Daha fazla burda durmak istemiyordum. Ayağa kalkıp reverans yaptıktan sonra izin isteyerek odadan çıktım.

Saat erkendi ve Karanlık ormana gidip gitmeme konusunda çok kararsızdım. Mektup gelmiş olmalıydı, annem ona cevap vermediğim için sinirlenmiş olmalıydı..

Olaysız geçen bir günüm yoktu..

Bahçeye çıkmak için yeltendiğimde ağzımda ve belimde hissettiğim ellerle bir odaya çekilmiştim. Refleks olarak ağzımdaki eli sıkıca tutup çevirdim ve diğer elimle belimdeki eli sıkıca kavrayıp vücudumu çevirdim. Ben ona döndüğümde ikimizin de elleri ters dönmüştü ama onun durumu daha kötüydü.

"Kahretsin! Kolumu bırak." Ares olduğunu anlayıp ellerini bıraktım ve sinirli bir halde ona baktım.

"Neden bunu yaptın?" ben konuşurken o bileklerini ovuyordu.

"Sen bunu yapmayı nasıl öğrendin?" şüpheyle bana baktığında omuz silktim.

"Her tüccar kendini koruyacak bir kaç hareketi biliyordur. Bunda garip bir şey yok." dediğimde düşünmesine izin vermemek için tekrar konuştum.

"Neden buradayız?"

"Sence de konuşmamız gerekmiyor mu?" dediğinde tek kaşımı kaldırdım.

"Hayır, gerekmiyor?" söylediğimde gülümsedi.

"Gerekiyor. Seni tanımak ve korumak istiyorum."

"Neden?"

"Bilmiyorum." dediğinde bir ima aradım ama doğruyu söylüyor gibiydi. Bilmiyordu..

"Ben istemiyorum. Ben sadece buradan gitmek istiyorum." dediklerimle tekrar ciddi yüz ifadesine döndü. Bir insan gülümserken çocuk gibi gözüktüğü halde nasıl birden bu umursamaz ve korkunç yüze bürünebiliyordu?

"Gitmeyi neden bu kadar çok istiyorsun? Geride bıraktığın bir ailen mi var? Veya bir sevgilin?" sakin ses tonuna şaşırmıştım.

"Benim bir ailem yok. Sevgilim veya sevdiğim biri de yok. Olamaz da." Söylediklerimle kaşlarını çatarak bir adım yaklaştı.

"Neden olamaz?"

"Çünkü istemiyorum ve ben istemedikçe benim hayatımda herhangi bir şey değişemez." söylediklerimle bende ona bir adım attım. Eğer korkup geri çekileceğimi düşünüyorsa yanılıyordu. Ben kaçmazdım.

"Neden? Yani neden hayatını yanlız yaşamak istiyorsun?" dediğinde güldüm.

"Sen istemiyor musun?" söylediğime hafifçe gülümsedi.

"Sanırım seni anlıyorum. Bir kaç gün öncesine kadar bende aynı düşünüyordum." dediğinde tek kaşımı kaldırdım.

"Ama?"

"Ama kararlarımı alt üst eden, düşüncelerimi ele geçiren biri var ve yanlız yaşama isteğimi bana unutturdu.."

"Demek öyle."

"Öyle." sesi çok sakin çıkıyordu. Oysa ben onu anlında sinirden beliren damarı ve çatık kaşları ile hızlı nefeslerine alışmıştım. Şimdi ise sakince bakıyordu bana. Garipti..

Bu bölümü melek olan dostuma ithaf etmek istiyorum enkazın altında kalmadan 2 saat önce bu kitabın ela göz adlı bölümünü okumuş. Ben geç fark ettim ama olsun artık bu kitap daha farklı şeyler ifade ediyor benim için.
cllndr1

Yakınlarını kaybedenlere sabır diliyorum.

Yaşamını yitiren herkesin mekanı cennet olsun..

Bölüm sonu

1 yorum