****
****
Bölüm 12: Üzgünüm!
Ertesi gün Karanlık ormana merakım yüzünden gelmiştim.
Geldiğimde iki kuş vardı birbirine benzeyen ve ikisi de birden omuzlarıma konduğunda hızla mektupları ayaklarından alıp yere oturdum ve okumaya başladım.
Roza, üvey kardeşlerin yarın orda olacak. Onlar gelince işlerin kolaylaşır. Saraydan çıkma ve onlarla oyalandıkları için daha rahat araştır her şeyi.
Ethanı ifşa etmen gerektiğini unutma sakın.
Almira zeki bir kadın bu yüzden onun yanında kendin olmamaya dikkat et. Açık verme.
Üstelik bir sorunumuz var. Senin gitmeden önce yakaladığın 5 hain kaçtı ve tahminimce oraya geliyorlar. Seni sesinden tanıyabilirler. Onları öldür, senin yokluğunda Ethanı ifşa etmeye gittiğini bir şekilde öğrenmişler. Eğer onları bulamazsan seni öldürürler.
Raporlarını bekliyorum.
İlk mektubu buruşturup yere attım ve diğerini açtım.
Rapor göndermedin! Bir sorun mu var? İyi misin?
Eğer iyi olduğuna rağmen rapor vermiyorsan kızgınlığımı belli etmekten çekinmem..
Bugün kardeşlerin gelmiş olmalı. Ne yaptıklarını bana rapor et yoksa işler sen ve Carrol için kötü olur.
İkisi de kısa mektuplardı. Birini yırtıp attıktan sonra önceden gömdüğüm yerden mürekkebi çıkarıp diğer mektubun arkasına yazmaya başladım.
Majesteleri;
Rapor gecikme nedeni saraydan çıkamamış olmamdır.
Kardeşlerim geldi ve Kral ile Kraliçeyle yemek yediler. Prenses Emilla ve Prens Ethan yapılan anlaşmada böyle bir madde olmadığı için tanışamadılar henüz.
Prens Leon saf bir nefret duyduğu için işi zorlaştırabilir ancak prenses Almira bu konuyla ciddiyetle ilgileniyor. Tek anlamadığım Prenses Almira neden bunca şeye rağmen Prens Leon ile evlenmeyi kabul etti? Onun önceden bir konuşmasında Prens Leon ve ailesini sevmediğini duymuştum.
Anne;
Son olarak, benim sinir ve sabrımın bittiği zaman neler olabileceğini biliyorsun anne. Beni bir daha değer verdiğim biriyle tehdit etme. Bir çok şeyden çekinmeyeceğimi biliyorsun.
Aynı parşömende hem Kraliçeye hem de anneme olan düşüncelerimi yazmıştım. Majestelerine saygı duyardım ancak çocukluğumu yönetmeye çalışan bir anneye karşı yumuşak olmayacağımı o da biliyordu.
Kuşlar uçup giderken ayağa kalkıp saraya gitmek için yürümeye başladım.
Dün Aresle olan konuşmadan sonra biri gelip Prens Ethan'ın onu çağırdığını söylemişti. O da bana veda edip hızla uzaklaşmıştı. Karşıma Emilla çıkana kadar Aresi takip etsemde Emilla benimle konuşmaya çalışıp Ethan hakkında bir şeyler öğrenmeye çalışmıştı sonrasında Kraliçe yanıma gelip bana 'yarın konuşalım' dediğinde Ares gözden kaybolmuştu.
Şimdi ise saraya dönecek ve Kraliçenin istediği gibi onunla konuşacaktım. Sonrasında ise o 5 haini öldürmek için harekete geçecektim.
Saraya vardığımda Kraliçenin odasında çay içtiğini öğrenmiştim.
Üst katlara çıkıp bana eşlik eden kadınla beraber Kraliçenin odasına gelmiştim. Açılan kapıyla içeri girip arkamdan kapandıktan sonra reverans yapmış saygıyla eğilmiştim.
Gülümseyerek eliyle karşısındaki koltuğu gösterdi. Ben gösterdiği yere otururken o da kibarca çayından bir yudum aldı. Ancak o zaman fark etmiştim benim de karşımda porselen bir bardakta çay olduğunu.
"Beni çağırmışsınız majesteleri."
"Evet, seninle konuşmak istiyorum. Ancak konuştuklarımızın aramızda kalması gerekiyor." dediğinde benden onay bekler gibi bir hali vardı.
"Merak etmeyin. Konuştuklarımızı kimsenin duymayacağından emin olacağım." dediğimde gülümsedi ve elindeki bardağı masaya bıraktı.
"Leydi Maria, ben seni yetiştirmek istiyorum. Gerektiği zaman kullanabileceğim bir casus olarak. Okçuluk ve kılıç için eğitileceksin. General Ethan'ın ordusundan birini ayarlayacağım bunun için. Sen eğitim görürken bunu kimse bilmemeli, herkes bana hizmet etmek için sarayda kaldığını düşünmeli. Odanın Leon'un odasının karşısında olması bundan sonra doğru olmaz. Odanı başka bir kata taşıdım sabah. Eğer kabul edersen bir sürü eğitim almış donanımlı bir casus olabilirsin ancak Kralın bile haberi olmaması gereken bir casus." dediğinde tepkimi ölçer gibi bana baktı.
"Bir şey demeyecek misin?" merakla sorduğu soruya gülümsedim.
"Kendimi korumak için öğrendiğim bir kaç şeyi geliştirme ve size hizmet etme fırsatı elime gelirken bu teklifi geri çevirmeyeceğim majesteleri." söylediğimle gülümsedi ve çalan kapıya izin verir bir şeyler söylediğinde kapı açıldı. İçeri ela gözlü kumral ve fazlasıyla yapılı benim yaşlarımda bir adam girdi. Zayıftı ama kasları onun güçlü olduğunu belli ediyordu.
Kraliçeye doğru saygıyla eğildiğinde Kraliçe Adela gülümseyerek bizi tanıştırdı.
"Thomas, sana bahsettiğim Leydi Maria. Maria, bu Thomas sana eğitim verecek olan muhafız." dediğinde Thomas başıyla selam verince bende ona selam verdim.
"Sizinle Karanlık ormana yakın olan kulübe de çalışacağız. Güneş batarken sizi orda bekliyor olacağım." dediğinde başımla onayladım.
Kraliçe ona gidebileceğini söylediğinde odadan çıkmıştı.
"Majesteleri, bu şansı verdiğiniz için teşekkür ederim. İzninizle." dediğimde gülümsedi ve izin verdiğinde reverans yapıp odadan çıktım.
Kafam çok karışıktı. Kraliçe neden bir casusa ihtiyaç duyuyordu ki? Üstelik diğerlerinden değil benden istemişti bunu. Bu casusluk Kraliçenin desteğini almamı sağlardı ve Ethanın kimliğini onun annesi sayesinde öğrenebilirdim..
Düşüncelerimle gülümserken Alex'i görünce şaşkınlık ve tedirginlikle geri dönecek iken bir odaya gireceğim sırada Aresi kısık gözleriyle izleyen Alex ile kalbimin gerginlikten patlayacağını hissediyordum. Arese ulaşması Ethana haberin gitmesi demekti.
Alex kaçan haindi! General Rozanın burada olduğunu bilen biriydi ve sarayda çalışmaya hak kazanan tek tük erkeklerdendi. Ares onu görmemiş ve merdivenlere yönelmişti ama Alex onu görmüştü.
Aklım ne yapacağımı bilemezken bedenim benden habersiz harekete geçmişti. Ben hızlı adımlarla Aresin yanına ulaşmış o merdivenlere doğru bir adım atacak iken elinden tutup kendime çekmişken o şaşkınlıkla bana bakıyordu. Alex ilk önce duraksadı ancak biz böyle dururken tekrar bize doğru ilerlemeye başladı.
Ares şaşkınlıkla bana bakarken ellerimle yüzünü kavrayıp onu kendime yaklaştırdım ve öptüm. O şaşkınlıkla bana bakarken ilk önce duraksamıştı. Gözlerimi kapatmıştım ama onun kirpikleri bana değerken onunda kapatmış olduğunu anlayarak gözlerimi açtığımda Alex şaşkınlıkla bizden uzaklaşmaya başlamıştı. Alexin gidişini izlerken öpmeyi bırakmıştım. Ares ne yaptığımızın, ne olduğunun farkına varmıştı. Şaşkınlıkla bir şey söyleyeceğinde ondan ayrılıp ellerimi yüzünden çektim.
"Üzgünüm, daha sonra açıklayacağım." hızlıca konuşarak onu şaşkın haliyle orda bırakıp eteklerimi tutarak hızlıca merdivenleri indim.
Alex sarayın kapısından çıkarken bana dönen bakışlar yüzünden koşuşumu hızlı adımlara çevirip peşinden gittiğimde sarayın bahçesine çıkmıştık.
O sarayın arka bahçesinden çıkıp koşarak gittiğinde kemerimdeki hançeri sıkıca kavrayıp peşinden koştum.
Alex ormanın yanındaki bir ağaca saklanan adamın yanına gidiyordu. Ağacın arkasındaki adamın yüzünü yaklaştıkça görebilmiştim. Bu Robertdı. O da haindi.
5 kişinin ikisinden kurtulmak üzereydim.
Onlar hararetle ağacın arkasında tartışırken çalıların arkasında eğilmiş ağaca doğru yaklaşıyordum.
Hızlı adımlarla onlara yaklaştığımda Alex adım sesimi duymuş gibi kılıcını çıkardığında Robert da kılıcını çıkarmıştı. İkisi de etrafa bakarken bir taş alıp aksi yönüme attım. Onlar refleks olarak sesin geldiği yere kılıcını sallarken hızlıca hareket edip hançerimi Robertın sırtına sapladım ve Alex'in sırtına sert bir tekme attım.
Robert sırtındaki hançere rağmen bana kılıcını sallarken bir elimle kılıcın kabzasını kavrayıp diğer elimle karnına sert bir yumruk indirdim.
Robert iki büklüm olup yere kan tükürürken Alex ayağa kalkmış ve kılıcını bana doğru savurmuştu. O bunu yaptığında kılıcın ucunu avcumla kavrayıp diğer elimde tuttuğum kılıcı kalbine sapladım. Kalbindeki kılıç yüzünden kılıcı tutan elindeki güç azalmıştı. Kanayan avcumdaki kılıcı alıp yere attım ve Alexin kulağına eğilirken kalbine sapladığım kılıcı çevirmiştim. Kalbine sapladığım kılıcı çevirdiğimde suratıma sıçrayan kan uzun zaman sonra General halime döndürmüştü beni. Gülümsedim.
"Ben General Rozayım." dediğimde son gördüğüm yüzündeki şaşırmış ifade iken o ölmeden önce onu karanlık ormana taşımam gerekiyordu. Üzerindeki kumaşı alıp yüzümdeki kanları sildim.
Robert düştüğü yerden kalkmaya çalıştığında sırtındaki önceden sapladığım hançeri çıkarıp temizledim ve kemerime sakladım. O tekrar yere devrilince Alexi kollarından kavrayıp sürükleyerek Karanlık ormana bıraktım. Muhtemelen son nefeslerini aldığın için orman onun yaşadığını düşünüp onu öldürecekti. Ormandaki sarmaşıklar tahmin ettiğim gibi onu boğarken bu sefer Robertı yalvarışları ve direnişleri eşliğinde ormana bırakmıştım.
Dikenli sarmaşıklar bedenlerini sarıp öldüklerinden emin olana kadar sıktıktan sonra toprak kuyu oluşturmuştu ve sarmaşıklar ikisini de kuyuya bıraktığında sert bir rüzgar esmiş topraktan oluşan büyük çukuru kapatmıştı. Orman gerçekte de etkileyiciydi..
Geriye 3 kişi kalmıştı.. James, Bert ve Jack. Onlarda karşıma çıkacak olmalıydı. Onları bulup öldürene kadar Thomas ve Arese yakın olmalı onların tepkilerinden çıkarım yapmalıydım.
Hâlâ taslakta bölüm var hepsi 2022 Ağustos ayından ancak zaman olmadı uygun resimler bulunmadı derken yayınlamadım ama olurda bir şey olursa arkamda yarım kalmış hikayeler bırakmak istemiyorum.