Uzun bir ara verdik. Bu bölümü yazdığım zamanlar o kadar uzak geliyor ki..
Kısacası beklemediğim bir sürü sorun ve gerçekle karşılaştım bu bana iyi gelmedi ama artık geri döndüm ve hazır olan bölümleri gözden geçirip atıyoruumm.
****
Bölüm 10: Lord Ares
Siyah saçlarımı uzunca taramış arkama atmıştım. Beyaz ve üzerindeki pırlantalar ile parlayan tacımı taktığımda hazırdım. Kraliçenin gönderdiği biraz kabarık olan kırmızı ve eteklerinin ucu taşlı olan kırmızı elbise beklediğimden daha güzel durmuştu. Siyah deri ve korse gibi olan büyük kemer ise göğsüme kadar uzanmıştı.
Elbisenin kolları omuzlarımı açık bırakırken bileklerime doğru gittikçe elbsienin kolları genişliyor ve bol geliyordu.
Hazır olup kırmızı olan ve Lil'in dudağıma sürmem için verdiği şeyi dudağıma sürüp kırmızı bir gül yaprağı ile fazlasını almıştık. Garipti ama güzeldi duruşu.
Daha öncesinde kapıyı açıp çıktığımda hava kararmak üzereydi. Yemek akşam üzeri olacağı için biraz uyumuş sonrasında Lil yüzünden uyanıp hazırlanmıştım. Artık hazırdım.
Kapıyı açtığımda Leon kapısının önünde bekliyordu. Bakışları bana dönerken beni incelemiş ve gülümsemişti. Bu adamdan kurtulacağım gün insanlara bir şeyler armağan etmem gerekiyordu.
Çapkın bir gülümseme takınıp bana bakarak koluna girmem için kolunu uzattı.
"Çok güzel olmuşsun Maria." dediğinde hayranlığı sesinden de belli oluyordu. Ne yazık ki aynı şeyi ona söyleyemezdim. Üzerine beyaz bir takım giymişti. Giydikleri her yönden prens olduğunu haykırıyordu.
Koluna girip merdivenlerden inmeye başladım.
"Bu kadar hazırlık ne için?" dediğimde burnundan güldü.
"Kraliçe Adela için. Kendisi her zaman özenir beraber olduğumuz zamanlarda." dediğinde başımla onayladım.
Büyük iki kapıdan oluşan yere geldiğimizde iki kişi kapıları açıp saygı ile eğilirken içeri girmiş arkamızda kapanan kapı ile uzun masanın başındaki Kral ve Kraliçeye reverans yapmıştık.
Masada Leon'un çektiği sandalyeye oturmuş ve masada ki anlamsız özene gözlerimi devirmemek için kendimi zor tutmuştum.
"Leydi Maria, çok güzel görünüyorsunuz." ben prenses, general, tüccar ve leydi olmuştum. Geriye ne kalmıştı cidden?
"İltifatınız için teşekkür ederim, majesteleri. Sizin güzelliğiniz her şeyi gölgede bırakıyor." dediğimde kibarca gülümsedi.
Bugün o da kırmızı giyinmişti ve Kral da siyah bir takım giymiş onu muhafız gibi gösteren bir görünüme bürünmüştü.
Leon rahatsızca kıpırdanırken kapıdan içeri giren Ares ile gözlerimi kısmış şaşkınlığımı gizlemeye çalışıyordum.
İçeri girip kapılar kapanırken Kral ve Kraliçeye selam verip Kraliçe Adelanın yanına oturmuştu, Leon'un karşısına.
Bir muhafız gibi giyinmişti o da simsiyah ve koruyucu gözüküyordu üstündekiler. İfadesi ise sertti, özellikle Leon ile Krala bakarken.
"Leydi Maria, seni tanıştırmak istediğimiz kişi, Lord Ares. Aynı zamanda yetenekli bir muhafız. Prens Ethan'ın en güvendiği kişidir." Kraliçe Adela bu şekilde konuşurken baş selamı vermiştik.
"Biz tanışıyoruz." diyen Ares kafasını aniden çevirip tam gözlerimin içine baktığında garip bir ürperti hissetmiştim.
"Nasıl?" diyen Kraldı.
Leon ile Kraliçe ise bu duyduğuna hiç şaşırmış gibi durmuyorlardı. Nedenini anlamaya çalışarak baktığımda Leon hoşnut olmamıştı ancak Kraliçe gülümsüyordu.
"Tarus'a gittiğimizde karşılaşmıştık." dediğinde Kral kaşlarını çatarak bana döndü.
"General Roza ve General Ethan Tarusta iken orda mıydınız?" dediğinde rahat bir şekilde onayladım.
"Evet. Ben bir tüccarım majesteleri, Tarus'a gitmiş olmam neden garip olsun?"
"Ariesli olduğunu duymuştum."
"Evet, savaş çıktığını öğrendiğim zaman Tarustan dönüyordum bu şekilde karşılaştık. Ben de kendisini tüccar sanıyordum." Bakışlarımı Arese çevirip tek kaşımı hafifçe kaldırmıştım.
O ise Kralın yemek yemeye başlamasıyla yemeğe başlamıştı.
Tabağımda ki eti yana kaydırıp sebzelerden bir tanesini ağzıma attım. Leon bu hareketime karşılık kendi etinden bir parçayı kesip bana yemem için uzattığında herkesin bakışları bize dönmüştü.
Leon ise halinden memnun olarak çatalı bana uzatmıştı. Ne yaptığını sanıyordu?!
Elimle çatalı elinden alıp tekrar onun tabağına bıraktım.
"İştahım yok, teşekkür ederim." dediğimde bozulan suratıyla yemeğine döndü.
Prens Ethan olabilir miydi? Ama Ares gençti. Üstelik Ethan olsa neden bu riski alsınlar ki? Beni denemek istiyor olabilirler.. Aresin benden sakladığı sadece bu olamazdı.
Kafa karışıklığı ile şaraptan bir kaç yudum alıp yerine bıraktım ve doyduğumu hissetim. Ben et yemeyi severdim ama bu masada düşmanlarımla birlikte et yemek sevdiğim bir şeyi yapmak içimden gelmiyor aksine iştahımı kapatıyordu.
"Prenses Almira ve Prenses Emilla gelecek yarın ziyaretimize." Kralın söyledikleri ve yanımda açmaya çekinmediği konu ile herkes duraksadı. Oluşan sessizlikle beraber onlara baktığımda Ares'in kadehini tutan eli sıkılaşmış kemikleri belirginleşmişti. Göl de fark ettiğim anlındaki damar zaten belirginken birde sinirlenince tamamıyla belli oluyordu.
Leon ise ellerindeki bıçak çatalı sıkıca kavramış kaşlarını çatmıştı. İfadesiz duran bir tek Kraliçe ve bendik.
Kraliçe duraksadıktan sonra yemeğe devam ederken Kral konuşmaya devam etti.
"Kraliçe Fiona, halkın anlaşmanın şartlarına uymadığımız için olan kızgınlığını belli ettiğini söyledi. Emilla, prens Ethan ile tanışmak istediği için geliyor. Almira ise Prens Leon ile evlenmek için." söyledikleriyle kaşlarımı çattım. Annem bana haber vermeden bunu nasıl yapardı? Eğer o bana haber verme gereği duymuyorsa bundan sonra onun isteklerinin dışına çıkmamda sorun olmayacaktı.
Leon ellerindekileri sertçe tabağa bıraktığında çıkan ses rahatsız ederken sinirli sesiyle babasına döndü.
"Maria ile evleneceğimi biliyorsun!"
"Bana karşı sesini yükseltme!" diyerek Kral da Leon gibi ayağa kalktı.
"O zaman bana sormadan benim hakkımda karar verme!"
Onlar tartışırken yemeğine devam eden Kraliçe Adelaya uyarak yemeğimi yedim. Benimde yemeğime devam etmemle Ares kaşlarını çatmış bana bakıyordu.
"Aşık olduğunuz adam Prenses Almirayla evlenecek iken ne kadar rahatsınız?" dediğinde Kral ve Leon yüksek sesle kavga etmeye devam ederken bizi duyan sadece Kraliçe Adelaydı.
"Sizi hayal kırıklığına uğratmış olduğum için üzgünüm Lord Ares ancak Prens Leona karşı bir his beslemiyorken neden üzülmem gerek?" dediğimde Kraliçe ağzında çiğnediği lokma ile küçük bir gülümseme eşliğinde bakışlarını tabağına dikti.
Ares ne düşünüyordu bunu tam olarak anlayamıyordum.. Tabii kraliçeyi de anlayamıyordum ya neyse..
"Eğer bir his beslemiyorken buraya kadar geldiyseniz bu prenses olmak için mi?"
"Hayır. Bana sorulmadan evleneceğime karar veren Prens Leon ve beni askerleri ile sorulmadan getirten Prens Ethan yüzünden burdayım." dediğimde damarı her an tenini yırtıp çıkacak gibiydi. Elindeki kadeh sıktığı için kırılırken cam parçaları her yere savrulmuştu. Patlama gibi çıkan ses ile Kral ve Leon bize dönmüştü.
Kraliçe Adela'nın parmağını kanatan kadeh parçasına dönen herkes ile Anlımdaki ıslaklığa dokundum.
Parmaklarım ıslanırken parmaklarıma baktığımda kan olduğunu fark ettim.
Cidden mi? Bir kadeh nasıl bu kadar parçalanabilirdi? Büyük olduğu için miydi acaba?
Aklımdaki sorularla anlımdaki cam parçasını bulabilmek için soğukkanlılıkla parmaklarımı anlımda gezdirdim.
Kral endişe ile kalkıp Kraliçe Adelayı odadan çıkartmış pansuman yapmaya götürmüştü.
İki adamın da bakışları bana dönerken Ares yerinden kalkıp yanıma gelmiş anlıma bakıyordu. Leon ise ondan farksız anlıma odaklanmıştı.
"Acıyor mu?" aynı anda sordukları soru ile kafamı hayır anlamında sallayıp parmaklarımı gezidirirken elime değen ıslak sam parçası ile hafifçe gülümsedim.
"Sonunda" derin bir nefes verip küçük parçayı çıkarmaya yeltendim.
Ares kaşlarını çatarken Leon şaşkın bir ifade ile bana bakıyordu. Ares bileğimi tutup beni durdurunca mecburen kafamı kaldırıp anlıma bakan yüzüne baktım.
"Ben çıkarırım." dediğinde onun kanayan elini gösterdim.
"O elinle mi?" alay edercesine konuştuğumda gözlerini devirdi.
Parmaklarımı camdan ayırıp camı yavaşça çıkarırken Leon'un nefesini tutmuş bizi izlediğini görebiliyordum.
Anlım da acı vardı ama sırtımda ki sayısız yara izleri ile karnımdaki izler yüzünden bu acıya pek tepki veremiyordum.
Ares anlımı üfleyerek cam parçasını çıkarıp cebinden siyah bir mendil de ve çıkardı anlıma bastırdı.
"Hekime gidelim. Merhem verir." dediğinde ayağa kalktım.
Leon peşimizden gelirken tek başıma kapıdan çıkıp elimdeki mendili anlıma bastırmaya devam ettim.
Arkamdan gelen yüksek ses ile döndüğümde Ares Leon'a yumruk atmıştı. Attığı sert yumruk ile Leon'un yüzü buruştu ve ağzında biriken kanı yere tükürdü. Ares gerçekten Ethan'ın ordusundan olmalıydı..
Leon kalkıp yumruk atmaya yeltenirken Ares tekrar sert bir yumruk attığında bu sefer Leon yerden kalkamadı.
Kavgalarını izlemek istesem de anlımdaki yarayı temizlemem gerekiyordu yoksa mikrop kapar ve başıma iş açıp görevimi aksatırdı.
Arkamı dönmüş merdivenleri hızla inerken uzun eteğim beni yavaşlatıyordu. Bu sarayın olaysız bir günü var mıydı merak ediyordum doğrusu.
Hekimlerin odasına geldiğimde Ares de arkamdan gelmiş koşarak bana yetişmişti. Bir şey söylemeden çatık kaşları ile kapıya bakıyordu ama aklının burada olmadığı belliydi. Leon ile kavga etme nedenleri neydi cidden?
Açılan kapıdan girip hekimlerin bizi oturtmasıyla bir hekim anlımı temizleyip merhemi nasıl süreceğimi söylerken diğer bir hekim Ares'in avcundaki kırıkları çıkarıp yaraları temizliyor ve sarmak için hazırlıyordu.
Anlımı temizleyen hekim ince bir iğneyi alıp mumun üzerinde ısıttıktan sonra bana dönmüştü.
"Acıyacak ama kısa sürecek küçük bir yara. İz kalmasın diye bunu yapmam gerek." dediğinde bir şey demesem de Ares benden daha gergindi ve anlıma odaklanmıştı. Birden elini uzatınca anlayamayarak baktım.
"Elimi tut. Eğer ağrı olursa sıkarsın, benim yüzümden oldu sonuçta." söylediklerine göz devirecek iken tenime değen ateş gibi iğnenin hareketleri ile dişlerimi sıkarak onun çekmek üzere olduğu elini tuttum. O elini tutmama gülümserken endişe ile anlıma bakıyordu. Bense onun sağlam kalan elini sıkıyordum. Bu dikiş olayı daha önce yüzümde yapılmamıştı. Sadece vücudumda vardı.
Yaramın sıcaklıkla sızladığını hissederken iki elimle tuttum elini ve daha çok sıktım. Gözlerim kapalı olduğu için ne yaptıklarını göremiyordum.
"Bitti." hekimin sesiyle derin bir enfes versemde yaram hâlâ sızladığı için pek mutlu değildim.
Gözlerimi açtığımda hekimin burda olmasını beklerken hekimlerin ikisi de dışarı çıkıyordu ve tam olarak dibimde yarama bakan Ares vardı.
"Ne oluyor?" dediğimde başını eğdi.
"Özür dilerim, ben seni incitmek istememiştim." söylediği şeyi asla beklemiyordum bu yüzden şaşırıp susmuştum.
"Ben Prens Leon'a aşık olduğunuzu duymuştum. Yani kendisi Prens Ethan'a söylerken.. Sanırım Prens Ethan bu yüzden sizi alması için muhafızları göndermiş. Siz aşık olduğunuz adama güvenle ulaşın diye." gözleri tekrar gözlerime bakarken anlamaya çalıştım.
Benimle ne sorunu vardı?
"Bilmem. Açıkçası Prens Ethan veya Prens Leon'un ne yaptığıyla pek ilgilenmiyorum. Tek istediğim bu saçma nişanı bozmak ve Ariese dönmek."
Söylediklerimle yüzüme fazlasıyla yakın olan yüzü düşünür bir hâl aldı.
"Aries yıkıldı, üstelik buradan çok uzak. Ancak eğer istersen Tarus da kalabilmen için sana büyük bir ev ayarlayabilirim hem tarafsız bölge. Eğer yakınımda olursan seni koruyabilirim." dediğinde kaşlarımı çattım.
"Kimden?"
"General Rozadan, Leon dan, Kraliçe Fiona dan, Emilla ve Almira dan, Kraldan ve kendimden.." sonlara doğru kısılan sesiyle ağzında gevelediği bir kaç şeyi duyamamıştım.
"İnanın korumanıza ihtiyacım yok." ayağa kalkmaya yeltenirken elimden tutarak geri çektiğinde tekrar oturur duruma gelmiştim. O zaman yeni hatırlamıştım hâlâ elini tuttuğumu.
Elimi elinden çekip kaşlarımı çatarak konuştum.
"Konuşmamız bitmişti."
"Neden burada kalmıyorsun? Leonla olan nişanı at ve burada yaşa. Sana istediğin her şeyi sağlayabilirim." bu adam benden hoşlanıyor muydu? Neydi burda kalmakla ilgili takıntısı ve beni koruma isteği?
"Sanırım söylediklerimi anlamıyorsunuz. Nişan bittiğinde burada olmayacağım ve buradan gittiğimde nereye gitmiş olacağım kimseyi ilgilendirmez." ayağa kalkıp kapıya doğru ilerledim ve hekimlerin odasından çıkınca merdivenleri tekrar inip saray kapısından çıktım.
Bugün karanlık ormana gidip mektubu almayacaktım. Benden habersiz hareket eden kişi annemdi ve bundan sonra verdiğim raporlarda dürüst olmayı planlamıyordum.
Leonla nişanı bozmak için bir kaç gün sabretmem yeterdi. Leon zorlarsa bir kaç gün, zorlamazsa bir kaç saat sürerdi nişanlı kalma süremiz.
Yarın sabah Kral ile görüşüp Almiranın iyi olduğunu ve benim prens ile ayrılmamızın herkes için daha iyi olduğuna inandıracaktım.