Sahne- Düşüncelerin Sarıldığının Sanılması
Mekan- Çıkarların Toplandığı Orantılı Yer
Kişiler- Günah’ların Oynattıkları
Zaman- Başlangıç Gün Yüzündeki Vakti
BÖLÜM: Beş
Zehirlerin gizli gücü sızmasıdır. Öldürebilmek için seni tamamıyla kaplaması gereklidir. Öldürmedenhemen önce seni sarmış, bedenine bulaşmış ve bir parçan haline gelmiştir. Artık senin olmuştur ve senin olan seni öldürmüştür.
Çıplak bakışların yontulmamış kabalığı ve cürretin davetkâr süsü ile bezenmiş gözler birbirine ulaşıyordu. Adreanna geriye adım atmanın, yenilmesinin; her şeyden vazgeçmesi ve sonrasında toprağın kucağında uyuklayacağını biliyordu.
Büyük Adler’ın kesik çizgili kırışıklıkları göz yuvalarına doğru usulca uzanırken göz bebeklerinde düşünceler at koşturuyordu. Kaşını kaldırıp sorgulayarak torununa baktı.
“Eğer bir anlaşma yapıyorsak benim de şartlarım olmalı. Benim kendimi sağlama almam gerekir Adreanna. Umarım beni anlarsın... Sadece senin sözüne inanmam.”
Güven kelimesi, güz çiçekleri gibi saçma bir sohbetin söz doldurması olurdu anca. Bu evde kimse değil sırtını dönmek, gözlerini bile ayırmaktan men edilmiş hayatlar yaşıyordu. Zaten güven olmadığı için anlaşma vardı. Adreanna onun ne demeye çalıştığını merak ederken ondan herhangi bir tepki için avuç açmış bekleyen James’e alayla döndü.
“Ne de olsa sizin torununuzum diye mi? Bu güvensizlik geninizde mi?”
Bir ayna gibi aynı hınzırlık ve çarpıtma taşıyan gülüş beğeniye sunulmuş, alıcısına göz kırpar gibi yaşlı adamın yüzünde tazeydi. Ona karşı bu kadar açık olan genç kıza aynı kibarlığı gösterdi. “Hayır bu tamamıyla Jason’ın kızı olduğu için. Sadisti zaptetmeye çalışan, sadistin kızı... Bence babasından daha tehlikeli biri olmalı.”
Adreanna’nın yüzü düşerken bıçakların hedefi olacak mağlubiyetine kaftan bürüdü. Adımların aksak, gittiği yol almaktan çok izden çıkaran konuşmaları bağlamak için “Yani?” diye sordu.
“Yani ben paramı alana kadar Jason’ın hayatta olacağına karşı senden bir teminat alacağım.”
Aklındakilerin yüzünde ispatı olmayan yaşlı adam, herkesi merak içinde bıraktı. Adreanna ona teminat olacak bir şeye sahip olduğunu düşünmüyordu. Jason’ın yaşamının kanıtı ve güvencesi elinden silah almaksa bunun aptalca olacağını oradaki herkesin bildiğine inanıyordu. Şeytanın dahi danışmaktan çekineceği sinsi yaşlının neyin peşinde olduğunu anlamak istedi. Kaşları hafiften çatılırken sesinde hafifleme oluştu. “Teminat mı?”
Bazı hayatlar yaşayanı değil, yaşamı güçlü kılmak için zorlaşır. Yaşamı güçlü olan ve tanrı ile şeytanın kavgasından kendini ayırt etmiş James onlardan öğrendiklerini torununa sattı.
“Evet, sendeki hayat bana aitse. Benim elimde de sana ait bir hayat olmalı. Daha açık konuşmak gerekirse bu iş bitene kadar annesi misafir edeceğim.”
Bu imkansıza olanak biçmekti, anne kız anında başlarını sallayarak reddettiler. Bu hareketleri olumsuzluk değil olanaksızlıkdandı. Onların ayrılması demek bölünmesi değil parçalanmaları demekti. Yaşamları bir diğerinin hayatında nefesti. Şimdiye kadar annesinden ayrılmamış Adreanna’nın tüm gücü annesi içindi. Savaşması onun için ya da onun uğruna olduğu sürece hiç pes etmiyordu. Etmeyecekti de...
Jason’a çokça kendi hayatını sunmayı düşünmüşken annesi nedeniyle yapmamıştı. Annesi yaşama ve savaşma nedeniydi. Yaşlı adamın onu yanlız bırakarak oğluna yem verip vermediğinde emin olamıyordu. Belkide öyle güveniyordu ki Jason’a, eğer ellerinde kurtulursa Daisi’yi çok seveceği bir hediye olarak sunup özürlerini sunacaktı.
Adreanna “Jason’dan sadece para istediğinize emin misiniz?” diye sorduğunda tek bir küçük hareket aradı. Onun yalan söylediğini nereden anlayacağını bilmesede, bir hareket aradı. İçine bir kurt düşmesini ve bu şüpheyle anlaşmanın onun yenebileceği bir savaşa dönüşmesini istiyordu. Oysa onun ne ima ettiğinden bi’haber gözüken James sorusunu örselemeden tekrar iade etti. “Başka ne isteyebilirim ki?”
Tam olarak bilmesede yıllardır onu koruyup kollaması ve arkasını toplamasında dolayı içten içe bunu yapmasının tek nedeni babalık olabilir mi diye düşünüyordu. Belkide sadist oğluna karşı yapabileceği şeyin bu olduğuna inanmasıydı. Fazla düşüncelerle beslenmeyip açlıktan cılızlaşan bu fikri yine de dillendirdi.
“Bir baba olarak onun daha uzun süre yaşamasını.”
“Bunu seni oyalamak için yaptığımı söylemeye mi çalışıyorsun?”
Gardını düşürmeyip omuzlarını dik tutan Adreanna aklını açtı.“Belki oyalamamak içindir.” Bunun tam manasını bilmeyen yaşlı adam “Daha açık konuş.”diyerek keskin konuştu.
“Jason ve benim baş başa olamamı istiyorsunuz. Ben yıllardır cehennem hayatı yaşıyorum. Şeytanları iyi tanıdığımı unutmayın. Ölmem için acele edermiş gibi bir haliniz var. Beni oğlunuzun oltasına bağlamayı düşünmeyin bile.”
O konuştukça belinden usulca görücüye çıkan silahı dizine doğru koydu. Buradan sağ çıkabilmek için hiçbir silahın ortaya konulmaması gerektiğini biliyordu ama yinede yaptı. Bahçe dışındaki adamları ya da her an saldırmak için bekleyen içerideki korumasına bir kaç dakikalık zahmet olurdu. Bunu bilmesine rağmen çektiği restin işe yaraması için tanrıya yalvardı.
Yaşlı adam tüm tavırları ile kışkırtan genç kıza karşı daha ne kadar bağışlayıcı olabilir emin değildi. Parmaklarını sıkarak öfkesini avucunda hapseder gibi yumruk sıktı.
“Şeytanları iyi tanıdığına göre sende şeytan olmalısın. Cehennemde meleklerin işi yoktur. Anlaşma şu küçük kız: Annen teminat, Alex’te senin için bırakacağım can simidi. Yoksa Jason’ı o çukurdan çıkarıyorum.”
Annesi düşünmesi için hak vermeyip kızının yanına yaklaştı. Anlaşma değilde dayatma olduğu o kadar belliydi ki bunu anlasını diledi. Jason’ın oradan çıkmasını istemiyordu ama, eğer kızından ayrılacaksa kendi elleri ile onu çözerdi. Tek düşündüğü kızından ayrılmayacağıydı. Ağzını açıp peltek gibi çıkan sesi ile düşüncelere dalmış kızını uyandırmaya çalıştı.
“Linda! Biz ayrılamayız, seni yanlız bırakmam. Annen olarak sana söylediklerimi yap. Eğer bu işte yoklarsa bırak Jason’ı çıkarsınlar yeter ki biz ayrılmayalım. Belki de pes-”
Annesinin sözünü tamamlamasına izin vermeden öfke dolu gözlerini ona kaldırdı. Hemen boyun eğişinden ve yenilgiyi kabul edişinden dolayı ona kızıyordu. Yaşadıkları hayattan bir türlü kurtulamayışlarının nedeni annesinin bu zavallılığı olduğunu anladığında onun gibi aciz olmayacağına yaşamı üzerine yemin etti. Asla pes etmeyecekti.
Jason’ın oradan çıkması bu sefer kesin ölümdü. Son kez havaya bıraktığı nefesini, savaşarak vermediği sürece yaşamasının zaten bir anlamı yoktu. Ondan çıkan son nefes acizlikle değil güçle çıkmalıydı, bedenindeki yorgunluk savaşmaktan olmalıydı kaçmaktan değil. Annesinin yıllardır yapıp onu kurtaramadığı bu hayattan kurtarmaya karar verdi.
“Anlaştık.”
Sesi delerken annesinin kulaklarını, duyduğuna inanamamıştı kadıncağız ve yüzünde şaşkınlık parçalanmıştı. Kızının içinde yıllanmış tüm duygularının aslında bugün için eksimiş değilde taze kalmış öfkeye büründüğünü açıkça görebiliyordu. Anlık olarak karşısındaki mavi gözlerin sahibi olarak Jason yer buldu. James’in dediği gibi sadisti zaptetmeye çalışan sadistin kızı, ondan daha mı tehlikeliydi diye düşündü. Şeytanla meleğin savaşı olmadığı kesindi ama ortada kavga eden insanoğullarının varlığıda şüphe kuyusunda yüzüyordu.
İşini halletmiş gibi yerinden hemen kalkan Büyük Adler, genç kızın kararını değiştirmesinden endişe duyuyordu. Buraya ne için geldiği belli olmasada kâr ile ayrıldığı kesindi. Yanında buraya gelmekte gönülsüz olan, konuşmaları seyretmekle kalmış olan Bradley’e bakışları ile işaret etti.
Onun ne dediğin anlayan Bradley ceketinin cebinde sakladığı deri kaplama defteri çıkardı. Bunu verme konusunda çekingesi vardı. Tüm gücünü devredermiş gibi elleri titreyerek götürüp Adreanna’ya uzattı.
“Bunu almalısın ilaç hakkındaki her şey bunda yazılı. Eğer şişe biterse yenisini bulmak zorundasın.”
Annesi ile olan çekişmesini bir kenara bırakıp kaşlarını çatarak elini deftere uzatan Adreanna adamın son cümlesini sevmedi. Bu işte yanlız bırakılıyormuş gibi hissetti. Bu işlerden anlamadığı gibi bunun neden onun üzerine kaldığınıda kavrayamadı. Onun karmaşık düşüncelerini sezen Bradley o sormadan merak ettiklerini cevapladı.
“Ben gidiyorum buradan. Tüm notlarım sana yardımcı olacaktır. Eğer işler ters giderse ve bu Jason’ın eline geçerse şimdiye kadar ki her şey bize rahat bir hayatmış gibi gelecektir. Dikkatli olmalısın, hemde çok.”
Alex patronunun yanına gidip anlık gelişen bu anlaşma sonucu neler olacağını ve ne yapması gerektiğini konuşmaya başladı. Adreanna eli tetikte gözleri ile onları takip ederken annesinin söylediği hiçbir şeyi dinlemedi. Annesinin konuşması sonunda bunu yapmaması için yakarışa geçtiğinde “Yalvarırım Linda, bunu yapma. Baban gibi olma.” demişti.
Kızının gözleri son sözüyle aniden ona çevildiğinde dikkatini çekebilmeyi becerdiğine sevinemeden bakışlarındaki soğukluğu gördü. Bu soğuk mavileri öfkenin mirası gibi babasından kalmış gibi dolaşırken istemsizce geriye adım attı. Adreanna karşısındaki annesini sadece yıllardır içindeki gücünü bastıran korku olarak tanımlayabiliyordu. Tek istediği o korkudan kurtulmak ve bunu başaracağını annesine kanıtlamaktı.
“Onlarla gitmelisin ve korkundan kurtulmalısın artık. Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak anne. Geri döneceğine söz veriyorum, bana güvenmelisin.”
Vedanın gerçekleşmekten çok can çekiştiğini gören James öne çıkıp “Artık bu işte Alex ile ortaksınız. Her ne yapıyorsanız birlikte yapacaksınız ve benim haberim olacak.” diyerek korumasına karşı hissettiği göğsünü kabartan hissiyatı herkese serpti. Annesi müttefiklerin arasına girecekken yaş dolu gözlerle “Linda, ben seni bırakıp nasıl giderim. Ya sana bir şey yaparsa." diye dayanamayıp kızına sarıldı. Kendini bu ihtimalden uzak tutmayan kızı her şeyi göze almıştı.
Annesine sarılıp kokusunu içine çektikten sonra yutkunup konuştu. "Her şey yoluna girdiğinde tekrar buraya döneceksin anne ama şimdi gitmen gerekiyor. Bana güvenmelisin, tanrı bizden yana.” Annesinden ayrılmak onu üzsede iyi olacağını bilmesi onu rahatlatıyordu. Burada çıkacak aksiliklerden uzak kalması onun hayatında daha uzun ve sorunsuz sürelerin geçirmesine olanak sağlayabilirdi.
Salon, sukünetini tekrar talep eder gibi içindekilerin azalmasıyla ferahladı. Adreanna iki yaşlı adamla giden annesini bir süre takip etti. Onları bahçeye kadar uğurlayıp demir kapıdan çıkışlarını izlerken Jason sesleri duyup daha da coşarak bağırmaya başladığını fark etti. Bir şeyler yapma zamanı geldiğini bildiriyordu.
Bu kısa görüşme genç kızı şaşırtmıştı, daha farklı şeyler bekliyordu. En azından ne kadar çok kendi istesede Büyük Adler’ın oğlundan vazgeçer gibi burada bırakıp gitmesi garipti. O bağırırken bir an bile olsun dönüp arkasına bakmamıştı. Yanındaki Alex’in varlığını yeni sorgulamaya başladığında hiç tanımadığı bu kişinin babasına mı yoksa ona mı yardım edeceğini merak ediyordu. Bu riskti ama her anını kanın bol kokusunda yaşayan kız için yaşamı iddiaya girilecek kadar basit kaçıyordu.
Ön bahçeye Jason’ın sesine döndüklerinde ikisi de yapacaklarını bilmediklerini fazla belli ediyorlardı. Alex ellerini ceplerine koyup göğsünü şişirerek dikleşirken “Şimdi ne yapacağız?” diye sordu.
Adreanna cevap vermeden öylece kalırken konuşturmaya niyetlenen genç adam ona döndü. Ona göre güçsüz ve çelimsiz kalan kızın bir planı olduğuna ve bunu sakladığına inanıyordu.
“Bu işte birlikteysek dürüst olmaya ne dersin?" diye bir teklif sunduğunda Adreanna kafasını onaylamak için salladı, dürüst olacaktı ve dürüstlüğünün getirisi ya da götürüsü olmadığı için özgürce belirtmekten kaçınmadı.
“O zaman dürüst olayım. Bilmiyorum...”

