İçeriğe geç

Vahşetin Çağrısı

Bölüm 5 · 20 dk okuma

Vahşetin Çağrısı

Bölüm 5

3.Bölüm

3.Bölüm

"Kurşun ve İsyan"

🎶

Evil-Hish

Balmorhea-The Winter

🕯

Ölüm,insan için en büyük kurtuluştu tartışmasız ki.Ancak insanoğlunun unuttuğu bir şey daha vardı,günahlarının bedelini diğer dünyada ödeyecek olmasıydı.

Ölümden kaçmıştı,burada ki savaşı kabul ederek.Hiç bitmeyecek savaşlar,durdurağı olmayan yaşlar,bir göl oluşturan kanlar,bilinmeyen bir müziğin melodisi;tehlikeydi.

Ölüm,elbet bir gün insanı kendi evrenine çekecekti ancak Valerio için henüz bu erkendi.Kazanacağı savaşların arasında elbette kaybedeceği savaşlarda olacaktı.

En büyük zaferler kaybettiklerimizdir.

Kaybettiklerimizden olandır.

Bileğini ovuşturdugunda canının yandığını hissetti,yavaşça bandajı çözmeye başladığında kısık sesle yükselen konuşmayı dinlemeye devam ediyordu.

"Dün,ikindi saatlerinde cezaevinden kaçtığı bilinen Valerio Catolino'dan hâlâ bir haber yok.İtalya Özel Birim Kuvvetleri de şahısı bulmak için on sekiz saattir bir arama peşindeler." Sunucunun aceleyle ard arda kurduğu cümleleri sakinlikle dinliyordu.

"Kaçak Valerio Catolino'ya dair bir ize rastlanamadı.Cezaevinde, kaçması için yardım eden kişiler olduğu bariz ortadayken gardiyanlar ve askerlerin sırayla ifadesi alınıyor.Ayrıca bu yardımı bir kişiden fazla kişinin yaptığı da düşünülüyor.Bu kişiler bulunursa ağır müebbet yiyeceği,Hakim Mattias tarafından karar verilmiştir."

Bileğinde ki yaraya baktığında dikiş atılmadığını,yaranın kendi kendine kabuk tutarak iyileşmeye çalıştığını gördü.Kuru kan, yaranın etrafındayken elindeki ıslak beyaz bez ile silmeye başladı.Sildiğinde yeni bir bandajla tekrar sardı.

"Kıbrıs Emniyet Müdürlüğü ile İtalya Müdürlüğü bir buluşma gerçekleştirdi.Taraf,suçlunun İtalya askerlerine güvenle sevk ettiğini bir kez daha açıkladı.İtalya da kaçtığı için,bulunduğu cezaevinin müdürü olan Bay Anderson da ifadeye alındı,yetersiz güvenlik açısından."

Sehpanın üzerindeki kumandaya uzanarak televizyonu kapattığında geriye yaslandı.

Saniyeler sonra kalktığında rahatlamak için mini bar köşesine doğru ilerledi.Bir viski doldurduğunda,parmağını kalın ve geniş ağızlı bardağın üzerinde gezdirmeye başladı.

"Yalanlar..." dedi kendi kendine mırıldandığında ve ardından viskisinden bir yudum aldı.

"İhanet...öyle mi?" Sorduğu soru daha çok kendi kendine konuşurken sorduğu bir soruymuş gibiydi.Alaylı bir gülüş dudaklarına peydah olduğunda,"Sana nasıl savaş açacağımı düşünürsün?" Diye sordu.

"Kendini nasıl rakibim görürsün? Kendini gittikçe küçük düşürdüğünün farkında değil misin?" Zihninde dolanıp duran soruları dile getirdiğinde,bunların ne kadar ağır olduğunu daha iyi anlıyordu.Sorularına bir yanıt aradı ancak bulamadı.Hoş,sorusunu kendisinden başka kimsede cevaplayamazdı.

"Yerime geçmek için verdiğin savaş gün geçtikçe seni yok ediyor." Karşısında olsa daha fazlasını söylemek ister ve belki de onu affederdi.

Bu olaylar yaşadığından beri-yani hemen hemen iki aydır- kardeşine karşı bir savaş açmayı düşünmemişti.Birlikte büyümüşlerdi,zamanla kendisine abi demiş,bazen oyun arkadaşı olmuştu,üvey kardeşte olsalar onun seviyesine düşmemek için sessiz kalıyordu.Ve bu sessizlik gün geçtikçe de Valerio'yu bitiriyordu.

Kapının kilidi iki kez çevrildiğinde kimin geldiğini biliyordu.Portego yavaş adımlarla içeri girdiğinde Valerio'yu ayakta,elinde bir viski bardakla görmeyi beklemiyordu.

"Bir gün oldu yanlızca sen bu yaraları alalı,hâlâ iyileşmemişken neden viski içiyorsun?" Görmezden geldiği adama omzunun üzerinden uyarıcı bir bakış atarak adımlarını camın önüne doğru attı."Hiç yaralanmamışım gibi konuşuyorsun.Vurulmadım,sadece küçük bir yara.Abartma."

Adamın sert sözlerine karşı omuz silktiğinde,"Sen bilirsin," demişti umursamamaya çalışarak.

"Planı oluşturduysan,artık anlat." Dedi,"Geç olmadan bir şeyler yapmalıyız yoksa bizi bulacaklar."

Camın önünde durmaya devam ederken konuşmaya başladı,"İsyanlar Avukat Binasında,Emniyetlerde ve Cezaevinin etrafında yapılacak.Verilen karar halk tarafından protesto edilecek."

"Bunun için de özel adam mı tutacağız?" Diye sordu,Portego şaşkınlıkla.

Başını iki yana salladığında,"Benim için isyan başlatan bir halk olduğunu söylememiş miydin? Onlar,bunu yapacak işte..." dedi.

"Duygu sömürüsünden hoşlanmam ancak biraz vicdan yapacaksın,Portego." Dediğinde Portego'nun kaşları şaşkınlıkla havalanmıştı."Ne? Onu nasıl yapacağım? Neden yapayım ki?" Sorusunu cevaplamak yerine konuşmaya devam ettiğinde,"Benim ölüp ölmemem hiç önemli değil,Valerio.Önemli değil,adaletsiz hükmün benim üzerimde verilmesi...Ancak bunu başka biri yaşamamalı.Benden başka biri daha bu duruma düşmemeli ve ben bu yüzden kaçmayı kabul ederek bir savaşı başlatıyorum." Dediğinde hırslıydı.

"Bu yolda yürürken hep birini kaybedeceğiz,Portego...Bazen sevdiklerimizi,bazense hiç beklemediğimiz anda kendimizi ölümün ucunda bulacağız." Dedi ve Portego'ya doğru çevirdi bedenini.

"Benimle başladığın bu yolun devamını kendi başına da kalabilirsin.Ya da ben kendi başıma kalabilirim.Yani...Demem o ki,kimin öldüğü ve nasıl öldüğü önemli değil.Ne yolundayken öldüğü önemli..."

"Yani...kendini öldü olarak mı göstereceksin? Yıllar boyunca hayatını kaçarak,sahte bir kimlikle mi yaşayacaksın?"

Başını iki yana salladığında,"Bir kere kaçtığın şey bir daha asla peşini bırakmaz,Portego." Dedi ve gözlerinde okumasına izin verdiği ifade ile,"Bir kere kaçtım...Bundan sonra hep kaçacağım."

Hiddetle yerinden kalktığında kaşları havadaydı,sesi olabildiğince yüksek çıktığında inanamayarak konuşmaya başladı."Saçmalama Valerio! Peki,benden isyan yapmalarını isteyip neden kaçıyorsun?" Sorusunun cevabını vermesini istiyordu.

Ancak Valerio aksini yaparak,alaylı bakışlarını adamın üzerinde bir süre gezdirdi.Üzerindeki yoğun bakışlardan rahatsız olarak yerinde kıpırdandı.

"Bu planı önceden düşünmüştüm aslında biliyor musun Portego? Ancak sonra vazgeçtim...İnsanların bana verdikleri zararı görmemezlikten gelerek,hayatımı kaçarak harcamaktan vazgeçerek kartlarımı açık oynamaya karar verdim." Dedi ve dudağının bir kenarı yukarı kıvrıldı.

"Ve bunun için çok büyük savaşlar çıkacak.Çok fazla kan akacak." Dedi,"Kan akıtmayı hiç sevmem ancak hayat beni çıkmaz sokağa koyduğunda tek kurtuluşumun bu olduğunu söyledi."

"Yani...Onu öldürecek misin,Zino'yu?"

Başını iki yana salladı,adamın yerinden fırlayacak gözlerindeki endişeyi bilsede pek umursamadan,"Büyük oyunlarına karşı küçük dersler vereceğim,sen sadece izle ve gerektiğinde bana yardım et." Dedi.

"Ha bu arada Portego," dedi ve kendini koltuğa bıraktığında iki bacağını da genişçe açarak oturdu,başını koltuğa yasladı."Cezaevinde Zino'nun adamları var,eminim ki şu an nerede olduğumu,bana kimin yardım ettiğini biliyor.Ama bilerek ses çıkarmıyor,çünkü farklı planları var.O adamların kim olduğunu bul." Dedi.

"Ben sadece bizim cezaevinde sana yardım eden adamları biliyorum,diğerlerini nasıl bulabilirim?" Omzunu silktiğinde,"O bulursa senin bulman daha kolay,değil mi?"

Viskisinden son yudumunu aldığında bardağı sehpaya bıraktı,"En azından biraz dene."

"Denerim," diyerek ayağa kalkan Portego'nun hareketlerini takip etti bakışları.Elinde bir flaş ile televizyona yaklaştığında,"İstediğin videoları topladım bazı kaynaklardan." Dedi ve flaşı taktı.

Bağlantıyı sağladığında yerine oturdu,elinde ki kumanda ile videoyu açtı."Roma'da senin için yapılan halk yürüyüşü bu," dedi ve videoyu başlattı.

Hep bir ağızdan çıkan kelimeler,sert ve oldukça emindi.Valerio'nun sesi halk olmuşken,halk ise kendisini Valerio'yu savunma iç güdüsü hissediyordu.

"Adalet varsa,bu Valerio Catolino için de uygulansın!"

"İtalya adaleti,tek bir bakış açısına dayanarak hüküm vermez!"

Sözleri de ekranda yankılanıp duruyordu.Ellerindeki pankartlarda Hakimin,Avukatların ve Emniyet şubesinin ismi yazarak isyan ediliyor,karara karşı geliyordu.

"Çok kalabalık,Valerio..." dedi Portego şaşkınlıkla ve hayranlıkla.

"Ve bu bir adam için,idam edilecek biri için...Senin için." Dedi tane tane,kelimeleri vurgulayarak konuşurken.

"Halk çok tepkili olduğu için,Hakimin adalet savcılığından bir süre men edileceği öne sürülüyor,çünkü yasalara göre verilen kararda hüküm onun elindeydi ve yetersiz soruşturma yüzünden..." Otuz iki saniyelik süren video bittiğinde yeni bir slayta geçti.

"Bu da adalet savcılığında yapılan bir protesto."

Yaklaşık beş yüz,ya da daha az belki de daha fazla bir rakamdan oluşan halk ellerindeki büyük pankartlar ile koca binaya doğru bağırıyordu.Güvenlik görevlilerinin etrafı çevirmeleri ile daha fazla yapılacak olan saldırılar ya da eylemler engellenmeye çalışılıyordu.

"Halk çok tepkili...Seni seven,sana güvenen insan sayısı oldukça fazla.Bu olay,gidişle diğer ülke savcılıklarına da ulaşacak gibi." Dedi.

Başını salladı,yapılan bu eylemler onu mutlu etmişti.Halktan lanetler alacağını sanarken korumalarını beklemediği bariz ortadaydı,bu kendisini duygulandırmıştı.

"Polis hangi bölgelerde?"

Diye sordu,Valerio."Roma da,fakat sivil polis dolaşıyor.Via Del Corso'da da sivil polis var.Havaalanı da zaten polis kaynıyor,buradan hareket edişin imkansız Valerio." Dedi,"Hemen hareketede geçmeliyiz,artık burada da durman tehlikeli.Merkez dışına aramaya başladılar." Dedi Portego.

"Ve ayrıca,bu dediğim yerlerde ki polisleri de 7/24 saat durması ile görevlendirdiğimiz adam görmüş.Sürekli aynı kişilermiş ve arada mağazalara,kafelere girip soru soruyorlarmış polisler." Dedi.

Valerio başını salladığında kendi sessizliğine ve zihninin içindeki sorular ile boğuşmaya başlamıştı tekrardan.Viskisi bittiği için ayağa kalkıp cam şişeyi aldı.Ardından bir tane daha bardak alarak geri yerine oturdu.

İki bardağa da viski doldurduğunda,yeni aldığı bardağı Portego'ya uzattı.

Portego uzattığı bardağı aldığında ağzını büyük bir yudum viski ile doldurdu."Benimle gel," diyerek ayağa kalkan Valerio,eline viski bardağı ve yarıya indirdiği şişeyi alarak sersem adımlarla ilerlemeye başladı.

Ahşap kapıyı açtığında karanlık,perdeleri çekli olan odayı ışığı yakarak aydınlattı.Dörtlü masaya doğru ilerleyerek bir sandalye çekip oturduğunda Portego'nun oturmasını bekledi.

Portego da yerine oturduğunda masada açlı olan,orta boy İtalya haritasını işaret parmağı takip ederek planı anlatmaya başladı."Şu an buradayız,Kuzey tarafında." Dedi,ardından parmakları usulca merkezi,Roma'yı takip etti."Polis aramaya merkezlerden başladı çünkü şehire ineceğimi,en azından bana karşı nefreti olan insanların ağzından laf alabileceğini düşünüyor." Dedi ve ardından parmağı harita üzerinde gezindi.

"Şehirden uzak yerlere bakmıyorlar çünkü kaçmayacağımı biliyorlar.Havaalanında görevli birimler var ve olduğum bölgeye bakmamalarının bir diğer sebebi de bu aslında." Dedi tane tane anlatarak.

"Yani senin elini kolunu bağlayıp teslim olmanı bekliyorlar." Dedi Portego yüksek çıkan bir sesle, her şeyi çözmüş gibi.

Valerio'nun kaşları havalandığında kendini tutamadan bir kahkaha attı.

"Avukat sen misin yoksa ben miyim anlayamadım." Dedi.

"Neden öyle diyorsun? Senin kafanın içindekileri okumak çok zor,ben daha yeni bir plan oluştururken sen çoktan ikinci planı cebe atmış oluyorsun." Kaşları çatıldığında Valerio'nun gülmesinden memnun kalmayarak.

"Her neyse,devam edelim." Dedi ve gülmesini başını eğerek gizlemeye

çalıştı."Şehirden çıkmak zaten aklımda,planlarımda yok."

Arkasına yaslandı ve öyle anlatmaya devam etti.

"Amacım verilen kararın adaletsiz olmasını göstermek,halkın gözünü açmak ve...Zino'ya akıllanmayı bir ders vermek."

"O halde ilk idamı engellenmek,ardından halka Emniyet Müdürlüğünü ve Avukat Binasını protesto ettirmek,son görev ise Zino..."

"Evet." Diyerek başını salladığında dün gece bıraktığı sigara paketini eline aldı.

İçinden bir dal sigara aldığında ucunu çakmak ile tutuşturdu.

"Ancak hâlâ bana planı anlatmadın,sadece izleyeceğin yoldan bahsettin."

Sigarasının gri dumanını dışarı saldığında,"Çok sabırsızsın.Bekle biraz."

Dedi.Sigarasından derin dumanlar çekmeye devam ederken hâlâ zihninde oturtamadığı sorunların yolunu bulmaya çalışıyordu.Sigarası neredeyse yarıya inmişken daha bitmemiş olan sigarayı söndürerek bakışlarını Portego'ya çevirdi.

"Aslına bakılırsa,bir yönden ölüm haberi çok mantıklı geldi."

"Neden?" Diye sordu Portego,az evvel bu planı düşündüğünü fakat iptal ettiğini hatırladı,ancak şimdi bir kez daha uygulamayı düşündüğünde onun adımlarına göre hareket etmek neredeyse imkansızdı.

"Az evvel bu planı uygulamayacağını söylemiştin." Diyerek tek kaşını sorgular bir şekilde kaldırdı.

"Planı uygulamayacağımı söylemedim,sadece düşündüğümü ancak vazgeçtiğimi söyledim." Dedi ve bakışlarını odada gezdirdiğinde,"Ama merak etme,bunu yapmayacağım.Daha iyi bir fikrim var." Dedi Valerio ve oturduğu koltukta dikleşti.

"Ne yapacaksın? Tilki gibi kurnaz şu zihninin içindekileri bende öğrenebilecek miyim?" Diye sordu,başını sallayarak kabul etti Valerio.

"Kurtuluşun yolu bir çok sınavlardan geçer,Portego..." dedi,ardından devam etti.

"Her insan özgür olmak ister ve bunun için bir kez ölür.Ölür ve tekrar doğduğunda bu sefer ruhu ölmüş ancak bedeni yaşıyor olur." Diyerek,gözlerini kaçırmadan konuşmaya başladı.

"Her özgürlük bir ölümü ister." Dediğinde dudaklarından tane tane dökülen kelimeler ile planı anlatmaya başladı.

Portego'nun büyüyüp,küçülen göz bebekleri şaşkınlığını gizlemeden duygularını sunuyordu.Zihnindeki planları tek tek aktardığında bu sefer Portego'nun zihni de iyice karışmıştı.

"O zaman öl,ne gerek var buna?" Diye sordu,şaşkınlığını gizlemeyerek.Başını iki yana sallayarak dakikalar önce söylediği kelimeyi tekrar etti,"Yalanlar..." dedi ve ardından elini masada ritmik bir tınıyla sallarken gülümsedi.

"Oyunumuzun ilk bölümü." Dedi.

⚖️

28 Mart

İtalya,Roma.

Yağmurun yağdıkça hızlandığı,sık sarmaşıkların arasından sızan güneş ışınlarının ardından tek tek yağmur damlaları yere düşüyordu.

Kalın tekerleklerin ana yolda çıkardığı hafif sesler,yağmurun sesi ve Portego'nun endişeyle nefes alıp vermesi arabadaki tek sesti.Ellerinin hatta vücudunun soğukluğunu hissediyordu,hava soğuk olduğu için mi yoksa başka bir sebepten kaynaklı olduğu için miydi?

Üzerindeki beyaz gömleği incelediği esnada Portego konuşmuştu,"Vazgeç Valerio,gerek yok bu plana."

Bakışlarını isyan eden adama çevirdi."Neden?" Diye sordu tek kaşı havaya kalktığında,"Neden mi? Nasıl izin verebilirim senin vurulmana?"

Bedenini Valerio'ya doğru çevirdi,elini omzuna koyduğunda yakaran sözlerini söylemeye başladı."Başka bir şey yapalım,başka bir plan!"

"Hayır Valerio,isyan edip durma.Bu plan olacak."

Araba merkezde durduğunda arabanın tekerlekleri de parkede ince bir ses çıkartarak durdu.Portego'nun konuşacağı esnada kapıyı açarak arabadan indi.Kapıyı kapatmadan önce, "Bu plan olacak,Portego."dedi.

Ardından kapıyı kapatarak çarşının ortasında,merkezde kendisini,yüzünü gizlemeden yürümeye başladı.Dik duruşu,sert bakışları her seferinde ne kadar istikrarlı olduğunu gösteriyordu.

Sarsılmazdı Valerio Catolino.Küçüklüğünden başlayan hayatın imtihanları onu zamanla çok güçlü ve sert bir adam yapmıştı.Sert yapısının arkasında gizlenen merhametli kalbi ile kimse onunla baş edemezdi.

Bu güne kadar karşılaştığı her durumda merhametini ve sabrını her zaman ön safhada bulundurmuştu.Öfkesi ve gücünü her zaman gizlemiş,kimseye gerçek gücünü ve zekasının üstünlüğünü gösterme mecburiyetinde veya eğiliminde bulunmamıştı.Ancak hayat tam bir zar idi ki,her attığında farklı bir sayı gelmesinin ihtimali büyük bir ihtimaldi.

Şimdi gücünü ön plana atıp öfkesiyle herkesin yüzleşmesinin vaktiydi.Zino'ya,onu pek bir seven kardeşinin cezasını merhametiyle, sabrıyla susturduğu öfkesi ve aklı ile verecekti.Merhametli cezaların vaktiydi.

Valerio Catolino bir devrimdir.

Ve o devrin başlangıcıydı.

Sert adımları bir kafenin önünde durduğunda Portego'nun gelmesini bekliyordu.On beş saniye sonra yanına gelen adamın sinirle mırıldandığını duyuyordu.

"Hayır,bir de özellikle bu günü seçmiş gibi! Hava yağmurlu,eksi yirmi iki derece! Dışarıda insan sayısı bi' elli veya yüz,her taraf zaten polis! Ne gerek var bu güne,bu plana." Portego yanına geldiğinde sol omzunun üzerinden ona ufak bir bakış attı.

"Başımı ağrıttın Portego,sus...lütfen." Dedi şafaklarına iki parmağı ile baskı yaptığında.

Derin bir nefes alıp verdiğinde başını salladı."Bana kahve alsana." Dedi Valerio.Yüzüne ciddi olup olmadığını anlamak için uzun bir süre baktığında,oldukça ciddi olduğunu koyu irislerinden anladığında alayla güldü."Yok artık!" Dedi,"Ciddi olamazsın."

Bakışlarını Portego'nun üzerinden çekmedi.Dediklerini duymamazlıktan gelerek,"Espresso olsun ama karton bardakta,kahvemin soğumasını istemem." Oldukça ciddi olduğunu belirten sözleri ile Portego'ya yapması gerekeni söyledikten sonra önüne döndü.

"Yok artık..." dedi bir kez daha."Sen gerçekten delirmişsin!" Diyerek mırıldandı."Biliyor musun Portego?..Benimle böyle yakın konuşan ikinci kişisin ve sonuncu da olabilirsin."

Dedi.Sert cümlelerini öne sürdüğünde adamın bakışlarında ki değişimi yakaladı.Sert bir yutkuşunuşun gözlerinden kaçmadığı sırada hafifçe gülümseyerek önüne döndü.

"Kahveni alayım..." Diyerek gülümsedi Portego.Zoraki bir gülümseme olduğu zorla kıvrılan dudak kenarlarından belliyken bu Valerio'nun gözünden kaçmamıştı.

Arkasını dönüp ilerlediğinde hâlâ kendi kendine konuşuyordu Portego."Espresso..." dedi ardından ekleyerek,"Karton bardakta..."

Boş bir masa bulup oturduğunda cam kenarında yerini almıştı.Yanlızca üç dakika sonra yanına gelen Portego kahveyi Valerio'nun önüne doğru ittirerek çekingen bir sesle,"Kahven." Dedi.

Masada hafifçe kendisine ittirerek yaklaştırdığı kahveyi eline aldı.İçmeye başladığında Portego da karşısına oturmuştu.Sürekli bakışlarını kendisinden kaçırmasını,o hariç her yere baktığının farkındaydı.Aralarında ki samimiyet Valerio'nun ufak bir hamlesi ile yok olurken gülümsedi.Elinde ki kahveyi masaya koyduğunda,"Şaka yapmıştım." Dedi.

Portego'nun bakışları hemen Valerio'nun üzerine çekildi."Kendine neden kahve almadın?" Diye sordu Valerio.Şaşkınlığa uğrayan Portego adamın az evvel ki sözlerinde ciddi olup olmadığını tekrar sorguladı.Ancak şu an kendisine gülümseyen bir surat ile ciddi olduğunu düşünmesi imkansızdı.

"Kahve sevmem." Dedi.

"Ama viski seversin." Diyerek ekledi Valerio."Eğer gerginsem kahve içerim ve öyle rahatlamaya çalışırım." Dedi Valerio.

"Sende içki içerek gerginliğini atmaya çalış.Bundan sonra her göreve çıktığımız da yanında bir viski şişesi taşımayı unutma." Dedi.

"Gerek yok,sarhoş olurum."

"Bünyende zayıf...Sen bilirsin." Dediğinde camdan dışarıya bakmaya başladı.Koyu irisleri dikkatle etrafı incelemeye başladığında kısık sesle konuştu."Şuradaki adamı..." dedi ve bakışlarını Portego'ya çevirdi.Kendisine bakmasını sağladıktan sonra tekrar camdan dışarıya bakmaya devam etti.

"Görüyor musun?" Portego'nun kimi gösterdiğini anladığını varsayarak konuşmaya devam etti.

"Sivil polis.Halktan biriymiş gibi davranıyor ancak bir polis.Etrafı dikkatle incelemesi,yanından geçen her adamın yüzünü uzunca incelemesi...herkeste beni aramaya çalışması kendisini belli ediyor." Dedi.

"Elinde tuttuğu kahvesi günün belki de ellinci kahvesi ve eminim ki buz gibi." Diyerek Portego'ya döndüğünde kendisine şaşkınlıkla baktığını gördü.

"Ve şuraya bak,burada ki de bir polis." Dedi.

"Biz merkeze girdiğimizde daha sokağın başındaydı.Kulağında bir telefon vardı ve hâlâ da var.Bizden şüphelendiği için buraya kadar geldi.

Ve farkında mısın,gösterdiğim sivil polislerin arasında metreler olmasına rağmen birbirlerine attıkları anlamlı bakışların?"

"Madem bu kadar yakınımızdalar...nasıl bir tehlikenin içinde de olduğunun farkındasın değil mi?!" Dedi yüksek çıkan sesi ile.Ardından yaptığını fark ederek bakışlarını kafede gezdirdi.

Yutkunduğunda daha kısık bir ses ile,"kendisini ateşe atıyorsun."

"Zaten cehennemdeyiz,Potego."

Demişti yanlızca ve ardından kafede yükselen ses herkesi yerinden hareket ettirmişti.

"Hey sen!" Bir adamın yüksek sesle konuşarak ve kendisini göstererek masanın başına gelmesini kaşları çatık izledi.

"Valerio...Valerio Catolino değil misin?" Diye sordu,adını zorlukla sorarak.

"Şu ceza evinden firar eden adam...mahkum,idam edilecek adam! Para aklayan ve bahis suçların başı olan adam?!" Cümlelerini zorlukla kuruyordu.

Aklı başında olsaydı emin olabilirdi ki Valerio'yu gördüğü an görmemezlikten gelerek giderdi.Ancak yanlızca aklı başında olmayan biri bunu yapabilirdi zaten.

"Sen kimsin?" Diye sordu ukelaca Portego ve ardından Valerio'ya doğru yaklaşan adamı ittirdi.

"Sensin!" Dedi adam Portego'yu görmemezlikten gelerek.Valerio bakışlarını kafede gezdirdiğinde insanların masalarına doğru merakla baktığını gördü.Derin bir nefes aldığında planın bozulmaması için çabalamaya başladı.

"Onu tanımıyorsun bile!" Dedi Portego ve ardından,"Kapa çeneni...Ve buradan sessizce defol git." Dedi adeta tıslayarak.

"Korkuyor musun?" Diye sordu adam,Portego'yu hiç yokmuş gibi varsaymaya devam ederek.

"Ölümden mi korkuyorsun? O yüzden mi kaçtın?.. Haklısın,tüm kötülerin sonu ölüm olduğu için korkmalısın çünkü sizler cehenneme aitsiniz!" Dedi bağırarak.

Portego dayanamayarak adamı omzundan tutarak kafeden dışarı çıkartmaya çalıştığında kısık sesli bağırışları odada yükselmeye başladı."Bırak beni!" Diye bağırdığında kolunu tutan eli ittirdi.

Portego'dan kurtularak hemen Valerio'nun yanına doğru koştu.

Valerio sakinliğini koruyarak adamın ne yapmaya çalıştığını düşündü.Fakat geçerli bir sebep bulamadı.

Masadan kalktığında karşısında ki adama baktı.Vücudu titriyordu,korkudan mı yoksa yersiz öfkesi yüzünden mi?Ellerini cebine koyduğunda başını dikleştirerek konuştu."Bana karşı beslediğin bu yersiz öfkenin sebebide ne?"Diye sordu.Bir cevap bekledi ancak beklediği cevap saniyelerdir gelmediğinde tanımadığı adam burnundan öfkeli nefesini vermişti.

"Ne istiyorsun?"

"Ölmeni." Demişti ve ardından tekrar titrek bir nefes vermişti.Kafede olan insanlardan kimsenin sesi çıkmıyordu.Kitlenmiş bir vaziyette herkes olanı anlamaya çalışıyordu.

"Üzgünüm...istediğin gerçekleşemeyecek." dediğinde adamın sinir küpleri iyice oynamıştı sanki.

"Sikeyim,Valerio...Ne yapıyorsun? Plan mahvolacak,polisler zaten dibimizde." Dedi Valerio'ya doğru kısık sesle konuşarak.Portego'ya kısa süreli bir bakış attığında tekrar karşısında ki adama bakışlarını çevirdi.

Neden hâlâ bir polis gelmiyordu? Ya da kafede ki çalışanlar herkesi rahatsız eden bu adamı çıkartmıyordu?

"Yakalanacaksın..." dedi bir kez daha.

"Gidelim." Diyerek Valerio'nun kaslı kalın kolundan tutup hareket ettirmeye çalıştığında bu yanlızca imkansız bir eylem olarak gerçekleşmişti.

"Valerio, hadi(!)" Uyarıları henüz bu adam için pekte işe yarıyormuş gibi gözükmüyordu,çünkü ikiside birbirine kenetlenmiş bir vaziyette bakarken aralarında yanlızca üç adımlık bir mesafe vardı.

Kafedeki insanların şaşkınlıkla fısıldaşmalarını duyuyordu.Pekala...Her zaman ki gibi bunu da görmezden gelebilirdi,değil mi?

"Gidelim,hadi." Dedi bir kez daha Valerio."Kimse polisi çağırmadan gidelim." dedi kısık sesle.

Bedenini uyuşturan bu öfkeyi üzerinden nasıl atacağını bilmiyordu,Valerio.Sakin olmaya çalışıyordu çünkü dokunduğu her yer bir enkaz olacaktı.Hislerini ne kadar bertaraf etmeye calışsa da bu imkansızdı.

Gerçekleri öğrense...Zino'nun bu işleri çevirip,her şeyi üzerine yıktığı bir açıklığa kavuşsa yine böyle nefret eder miydi ya da öfkeli olur muydu o kişiler?

"Hiçbir sikim bilmiyorsun." dedi.Kelimelerini özenle seçiyor,kısa ama öz olmaya çalışıyordu çünkü karşısında ki adam yanlızca bundan anlıyordu.

"Sadece konuşuyorsun." Dedi ve adama doğru bir adım attı."Sorun değil,ağzı olan konuşuyor zaten..." bedenini tekrar esir alan titremeye engel olamadı.Yanlızca öfkelendiği esnalarda oluyordu bu.

Bir adım daha atıp adam ile aralarında ki mesafeyi Valerio kapatacağı esnada Portego kolundan çekiştirerek çıkışa kadar getirdi.Arkalarından kapanan cam kapıyla derin bir nefes verdi Portego."Eğer biraz daha orada dursaydık plan mahvolacaktı.Ve hiç merak etme dostum,yan koğuşta da ben olacaktım."

Ellerini dizine koyarak soluklandı Portego.Üzerinde ki beyaz gömleğin kıvrışan yerlerini sinirle düzelttiğinde Portego'ya yanlızca göz devirmekle yetinmişti."Gidelim.Yedi dakikamız kaldı." Dedi Valerio ve ardından bu sefer yüzünü gizleme gereksiniminde bulunarak başını önüne eğdi.

Ara bir sokağa girdiklerinde bu ara sokak yine çarşının ortasına çıkıyordu.

Kuzey tarafta planlarını oynamayı düşündüklerinde başta kafede oturmalarında ki amaç etrafta ki sivil polislerin sayısını belirlemekti.Ve yaklaşık on tane sivil polis olduğunu düşünüyorlardı.

"Burada duralım." Dedi Valerio ve hızlı adımlarını durdurarak soluklandı.

Yine çarşının merkezindelerdi ancak bu sefer oldukları yerin karşı tarafındaydılar.

Bir banka oturduğunda Portego'yu bakışları ile yanına çağırdı."Şuradaki polisin dikkatini çektik." Dedi ardından gözlerini gösterdiği yerden ayırarak konuşmaya devam etti."Ama aramızda ki mesafeden dolayı yüzümü pek seçemiyor.Bu yüzden eli sürekli belindeki silahta."

"Çok dikkatlisin." Şaşkınlıkla söylediği sözlerinin ardından Valerio'nun yanına oturdu."Altı dakika kaldı adamın harekete geçmesine." Diyerek hatırlattı,Portego.

"Acaba koruyucu bir yelekmi taksaydın,Valerio?"

Dedi ve bakışlarını beyaz gömleğinden belli olan kaslarında gezdirdi.

"En azından yaralanmazdın."

"İnandırıcı olması gerek ve merak etme,hayatımda ilk defa yara almıyorum.Bir kurşunda öldürmez,değil mi?" Diye sordu.Portego sorusunu es geçerek"Boya dökerdik üzerine,bir şey yapardık işte." Dedi.

Ardından bakışlarını Portego'dan çekerek yalancı bir ifadeyle,"Bu...seksi vücudun bozulmasın diye şey etmiştim."

Dedi ve eli ile kaslarını gösterdi.Kaşı havalandığında,"Bozulmak?" dedi şaşkınlıkla.

Başını iki yana salladığında bakışlarını Portego'dan çekti."Her neyse,adam nerede kaldı?" Bakışları çarşının ortasında gezinen Portego adamlarını arıyordu."Buradadır..." dedi ve saniyeler içinde gördüğü adam ile,"Orada." Diyerek başıyla sol tarafını işaret etti.

"Gerçekçi oynayabilecek misin?"

Omzunun üzerinden Portego'ya alaylı bir bakış yolladığında burnundan güldü.Cevabını alan Portego başını salladı.

"Geliyor...Beş dakika kaldı." Dedi Portego.Ardından kısık sesle konuşmaya devam etti."Polisler yer değişiyor."

"Sakin ol." dedi Portego'nun bu endişeli haline."Polislere de bakıp durma." Dedi uyarıcı bir tonlamayla.

Yağmur iyice hızını artırmıştı.Haziran veya temmuz ayında beklenen yağmur sanki bu günü beklemiş gibi hiç durmadan yağıyordu.Üzerinde sadece beyaz gömleği varken üzeri çoktan ıslanmaya başlamıştı bile.Yağmur damlaları,dalgalı saçlarını ıslatırken saçının telinden akan damlalar yüzünde son buluyordu.

Aralarında beş metre kalan adama küçük bir bakış attığında sahte kavgalarının başlamasına da yanlızca saniyeler kalmıştı.Öfkesi geçince vücudunun titremesi de yavaşça geçmişti çoktan.Bu planı yaparken kendisine olacak hiçbir şeyden korkmamış ve düşünmemişti.Ancak bundan sonrası için düşündüğü tek bir şey yaptı...Vurulduktan sonra Zino oyunlarına devam edecek miydi? Duracak mıydı?

Sorusunun cevabını almak için bu anın hemen yaşanıp Zino'nun ne yapacağı ana varmak istiyordu.Başını usulca çevirdiğinde tanıdık fakat bir o kadarda yabancıya oynadığı adamın sesi kulakları doldurdu.Sert adımlar roller gergiydi belki ama bir vahşeti çağrıştırıyordu sanki.

"Hey,sen!" Başını kaldırdı ve yağmur damlaların devam edip boynuna doğru ulaştığı adamı inceledi.Kısa saçları ve yeşil gözleri ile öfkeyle bakıyordu.

"Valerio Catolino?" Dedi adam.

Portego'nun yutkunduğunu fark ettiğinde konuşacağını düşünmüştü ve bu yüzden boğazını temizleyerek küçük bir uyarıda bulunduğunda sahnenin bitimine henüz erken olduğunu belirtti.

"Sensin değil mi,Valerio?" Diye sordu,oyuncusu.

Başını salladığında aralarında önceden konuşup şimdi de sözsüz harekete geçirdikleri planını devam ettirdi.

Bakışları tanıdığı adamda değil,aralarında kırk beş metre olan polisin üzerindeydi.

Kontrol edici bakışların hedefi olduğunun farkındaydı ve bu yüzden acele etmesini söylüyordu bir nevi.

Valerio'nun demek istediğini anladığında aralarında ki mesafeyi hızlıca kapattı,yağmur hareketlerini iyice gerçekçi kılıyordu.Yüzüne yediği sert yumruk ile başını sol tarafa düşürdü.Dudağını ısırarak başını kaldırdığında adama doğru döndü.Ayağa kalktı ve aralarında hiçbir mesafe yokken konuştu."Sadece bir dakikan var." Gözü hâlâ kendisini kıskacı altına alan polisteydi,Valerio çarşıya geldiğinden beri dikkatlerini çekmişti,Valerio da bunun farkındaydı zaten.

Yavaş adımlarla Valerio'nun yanına doğru ilerliyordu polis,onun dikkatini çekmeden bir anda yakalamak istiyordu.Ancak ne kadar yazık ki,Valerio bunu ilk dakikan beri biliyordu.

Ardından bir yumrukta kendisi atmaktan çekinmeyerek adam ile aralarında ki mesafeyi birazcıkta olsa açtı.Sahte bir kavgaya tutuştuklarında sivil polisler hâlâ harekete geçmemişlerdi.Çünkü aralarında ki mesafeden olsa gerek hâlâ Valerio olup olmadığına emin olamamışlardı.Bu yüzden yavaş yavaş hareket ediyorlardı.

Valerio üzerinde durduğu adamın yüzüne hafif tutmaya çalıştığı yumruklarını atmaya çalışıyordu.Ancak ne yazık ki ikiside kendilerini rollerine kaptırdıkları için yüzlerinde ki yaraların haddi hesabı yoktu.Kendisini kenara attığında adamın üste çıkmasına müsaade etti.Adam ayağa kalktığında Valerio da yavaşça ıslak zeminde toparlanmaya başladı.

Geride duran,sanki kendisini tanımıyormuş gibi davranan Portego'ya baktı ardından başını çevirerek gözlerini kendisine çevrilen namluya baktı.

Hava soğuktu,yağmur iyice fırtınaya dönüşmüştü,polisle aralarında pek bir mesafe yoktu ve kendisine yöneltilen bir silah vardı.Ancak korkmuyordu,hâlâ o cezaevinde yaşadığı günlerden bir farkı yoktu şimdiki durumunun.Hâlâ düşünceli ve ihanete uğramış,kendi başına hissediyordu.

Gözlerini namludan çekerek kendisine silah doğruktan adama çevirdi.Hatırladığı geçmiş bu günlere nasıl geldiğini düşüncesine yönlendiriyordu onu.İçenden,'bu kadar düşman mı oldun bana?' sorusunu sarmasına neden oluyordu.

"Her zaman yanımda olacak mısın abi?"

"Merhametini hiçbir zaman sakınma,Valerio...Çünkü insanlar karşılıklı oyunlardan hoşlanır,onların seviyesine düşmemek için..."

İşaretini verdiğinde yeşil gözlerde ki endişeyi gördü.

Bir kurşun bir can demekti.

Bir can onca can demekti.

Hayat demekti.

Ölüm demekti.

Kurtuluş demekti.

Ve belki de son demekti...

Hedefine ilerleyen kurşun göğsünde yerini aldığında etrafa sıçrayan kandı.Kanıydı.Yüzlerini ıslatan tek şey yağmur değilde artık,kandı.

Valerio'nun adaleti için dökülen kan.

Sol omzunda hissettiği acı,akan kanıyla birlikte hiç durmadan devam ediyordu.Gögsünde hissettiği sıcaklık kendi kanıydı.Dur durağı olmayan oyunlar için kendi yazmaya çalıştığı bir son...Titrek bir nefes verdiğinde soğuk havadan olsa gerek nefesi dışarıya buharlaşarak çıkmıştı.

Kulağına dolan uğultular ona,"Bir son değil,son da olmayacak" diyordu.Başını kurşunun delip geçtiği etine çevirdi.Acıyordu fakat göğsünün tam ortasında,her nefes alışverişinde canını yakan o yara kadar değildi.

İstemsizce bir iki adım geri gittiğinde kendine hakim olamıyordu.Bundan sonra ki hareketleri istemsizdi.Başı dönüyordu ve hiçbir şeyi net göremiyordu.

Ve bu kurşun...adaleti isteyen Valerio Catolino içindi.

Ayakları daha fazla kendini taşıyamadan bedeni sert bir şekilde yere düştüğünde bir kez daha kendini bok gibi hissetmişti.Üvey kardeşinden yediği ihaneti unutamıyordu...Unutmak istiyordu.Unutmak için ne yapabilirdi? Yapabileceklerinin bir sınırı var mıydı?

Ve şu an onun yüzünden bu halde,yerde kanlar içinde yatıyordu.Başı sağ tarafa doğru düştüğünde az evvel çok uzağında olan polisle aralarında şimdi pekte bir mesafe kalmadığını fark etti.Hiç dermanı yoktu,şimdi buradan götürülmezse tüm emekler boşa gidecekti.Koşarak gelen polise baktı ve ardından gözlerini kırpıştırdı.Geçmiyordu,ne kurşunun bıraktığı yara ne de yüreğinde ki yara.

Buğulanan gözlerinin geçmesi için bir kez daha gözlerini kırpıştırdığında artık gözlerini kapatması gerektiğini biliyordu.Her şey onların başlattığı oyuna göreydi,Valerio da ona göre oynuyordu.Fakat burada değişen bazı durumlar vardı.Onlar kendilerine zarar vermiyorlardı,fakat şu an ise Valerio'nun bildiği tek şey akan kanın

kendisine ait olmasıydı.

Yüzüne akan yağmur damlaları dolu gözlerini saklayabilmesini sağlıyordu.Gururu her zaman ön plandayken hâlâ nasıl merhametli olabiliyordu? Kardeşine olan merhameti nasıl gururunun önüne geçmişti?

Gözlerini kapattı.Bir son olmayacağını bile bile o sonu diledi.Fakat Tanrı'dan başka Valerio'nun dilediği o sonun kimse ne olduğunu bilmiyordu.

Devam edecek...



3.Bölüm ile merhaba...

Yeni bölüm hakkında ki yorumlarınız buraya,Yoncalarım.

Valerio'nun kendisine ihanet eden üvey kardeşi Zino'ya rağmen kendisini vurdurtması hakkında ki düşünceleriniz neler?

Sizce neden kendini vurdurttu?

Zino'ya bir şey yapacak mı?

Onu da,kendi oyun anlayışı ile mi cezalandıracak?

Peki ya Valerio'nun ailesi ve geçmişi?...

Her zaman gerçek miydi? Geçmiş peşini bırakacak mıydı?

Geçmişinde neler yaşamıştı? Ve Valerio Catolino nasıl bir adamdı?

Ölümü hak ediyor mu?

En önemlisi...

Valerio için bir son,nasıldı?

Yeni bölümde görüşmek üzere...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.