•
Elimde sallanan içkiye ek olarak kendim de dansın akışında sallanıyordum. Çok büyük bir çıkmazın içindeydim. Ne yana döneceğimi biliyordum yapamıyordum.
Uyuşmak ve unutmak istiyorum.
O gece şehire dönmemiş o davette şu adamı görmemiş olmayı istiyorum.
Bir saat önce pastayla yaptığımız kutlama sonrasında kendimi barın önünde bulmuştum.
Bige kendine hoş bir adam bulmuş vakit geçirirken diğerleri çift halinde dans ediyorlardı. Atakan az önce yanımdayken şimdi kollarında esmer bir güzelle ateşli bir dans içindeydi.
-"Selam." İngilizce kelime kulağıma yakın gelince başımı çevirip baktım.
Aynı karşılığı verdim. Dün geceden kalma baş ağrımla bu gece de eklenince performansım düşüktü.
-"Dans edelim mi?"
Şöyle bir alıcı gözüyle süzdüm. Kandemir'den öncesini düşündüm. Tam olarak beğeneceğim tipte bir adamdı ama şu an bende tık yok. Hiç kalbim çarpmadı.
Olur diyebilirdim. Ancak ruhumu karalamak istemedim. Bu yüzden çantam ve içkimle ayağa kalkıp az önce oturduğumuz locaya ilerledim. Sedat,Aycan ve Kandemir'in oturduğu koltukta Aycan'ın yanına oturmuştum.
Hayatımda yolunda giden hiçbir şey yokken hayat çok güzelmiş gibi davranmaktan yorulmuştum. Umursamak istemediğim ailem aklımdaydı. Bir yandan unutmak istediğim Kandemir.
-"Arven?"
İsmimin seslenilmesiyle başımı kaldırdım.
-"Dans etmek ister misin?" Bu gece bu dans etme isteği nereden geliyor anlamış değilim!
Sadece bunu soran kişi Sedat olduğu için şaşırmıştım çünkü beklemiyordum. Yanımdaki Aycan bile kıpırdanınca onun da beklemediği aşikardı.
Omuz silktim.
-"Fark etmez."diyerek ayağa kalktım ve elbisemin iyice kısalmış eteğini düzelttikten sonra içkimi yudumladım.
Ortada yer alan Kandemir'in oturuşu bile bir kudret yayarken bacağındaki elini yumruk yapışını kaçamak bakışlarla izlemiştim.
Sedat masanın kenarından dolaşıp elini uzatınca arkamı döndüm ve bir adım attım. Benimle eş zamanlı hareket etmiş elini sırtıma doğru koymuştu.
Barış abim ve Rasim'lerin yanında onlarla eğlenirken sahte tebessümlerim de bir yerde yorucu geliyordu. Hepsi en sonunda birer kokteyl alma fikriyle bara ilerleyince ben oturmak için onlardan ayrıldım.
Locada yalnızca Kandemir'i bulmayı beklemiyordum.
Yorgunlukla koltuğa çöküp derin bir nefes aldım.
-"Aycan nerede?"diye sordum soluk soluğa.
Bakışları direkt ileriye boşluğa kitli duruyordu. Cevap vermeyince yanağımın içini ısırarak onu inceledim.
Hakim yaka ekru bir gömlek giyiyordu. Göğsünden açılmış düğmeler esmer tenini göz önüne sererken yutkunma ihtiyacı duydum.
-"Sana soruyorum."diye direttim. Umursanmamak daimi olarak sinirimi bozan bir durumdur.
-"Bekçisi miyim ben?"dedi tersleyerek. Bir anda yüzü öfkeye bürününce onu neyin bu kadar sinirlendirdiğini anlayamadım.
-"İyi be ne kızıyorsun?"diyip önüme döndüm.
Saçlarımı düzeltirken üstüme sinen içki ve sigara kokusuna yüzümü buruşturdum. Hafifçe öne kayarak elimi alçak masaya dayadım ve eğilip yeni koyulmuş bardağı kendime çektim.
Henüz doğrulmamıştım ki omzuma bastırılan el yüzünden sırtımı dikleştirip doğruldum.
Kandemir'in elinin tenime değmesine bayılma fikri ayrı bir noktadaydı. Fakat ben ona ne yapacağını soracakken gözleri yandaki masaya dikili duruyordu. Kalabalık bir erkek grubundan bir kaçıyla göz göze gelince bakmayı kestim.
-"Düzgün otur."
Dudaklarımı kemirerek geri yaslandım. Aslında normalde rahatsız olmayacağım bakışlardı çünkü alışmıştım. Şimdi Kandemir böyle yükselince beni de rahatsız etmişti.
Dişlerim arasında ezdiğim pipete işkenceler uygularken gülmemek için kendimi sıkıyordum. Tamamen sinir bozukluğu yüzünden.
Dün gece ki sözleri kulağımda yankılanınca başımı kaldırıp etrafı süzdüm.
-"Ne yapmam gerektiğini söylemezsen sevinirim. Seni ilgilendirdiğini hiç sanmıyorum."dedim kaşımı kaldırıp.
Bakışlarımız birbiriyle savaş halindeyken hiç de etkilenmiyormuş gibi gözlerimi dans edenlere çevirdim.
Konuşmaya değer görüyor musun görmüyor musun bakacağız Kandemir bey.
-"Annemler aramıştı. Uzun sürdü biraz." Aycan telefonunu göstererek yanıma poposunu yerleştiriverdi.
Gülümseyip sessiz kaldım. Yer açmak için Kandemir'e doğru kaymıştım.
Bacak bacak üstüne atarak dik bir şekilde oturdum. Omuzlarının hareketiyle soluklarını takip etmemi artık sağlıklı bulmuyordum.
Diğerleri geri geldiğinde koltukta biraz daha yaklaştığımız için heyecanlı ve aynı zamanda tedirgindim. Buna rağmen normal duruyordum. Kandemir'in omzunun göründüğü bir story çekmiş paylaşmıştım ve mesajları okuyordum.
Yaren'in gördüğünü görünce keyifle güldüm.
Keşke yüzümün ortasına nazar boncuğu koysaydım. Kem gözlü Yaren.
-"Şu bacaklarını biraz toparla sığmıyoruz."dedim söylenerek.
Tamam ufak tefek olabilirim ama sıkışmıştım.
Kandemir duymamazlıktan gelince dirseğimle onu dürttüm. Aynı zamanda bakışlarını yakaladığım Sedat'a küçük bir tebessüm ettim.
-"Yer var orada uzatma."dedi soğuk sesiyle.
-"Kucağına oturayım istersen nerede yer var?!"diye sessizce kızdım.
Yani şimdi şöyle gel otur dese bir düşünürüm.
Daha önce herhangi bir adamın kucağına oturmadığım için bu deneyimi Kandemir gibi heybetli bir bedende tatmak isterdim.
Ben yine uçtum.
-"Gel otur madem istiyorsan!"
Dudaklarım açık kalırken alık alık suratına baktım. Hayır tabiki sesli konuşmadım!
Bu onun kendi arsızlığı!
Tanrım..acaba arsızlığı ne boyuttadır?
Dışarıdan sekse hakimiyet kuracak kadar güçlü duruyordu. Bu düşünce beni hararetlendiriyor.
En sonunda kısık gözlerimle onu aşağılar gibi inceleyip önüme döndüm.
-"Edepsiz."demeyi ihmal etmedim.
-"Ben biraz arkadaşlarla takılacağım. Sizi öpüyorum tekrar tebrik ederim!" Bige ayağa kalkınca ona baktık. Gözleri bana kaydı.
-"Gelmek istersen Tarık seni gelip alır. Haberleşiriz."
Başımı salladım.
-"Dikkat et."dedim.
Kızlarla vedalaşıp ayrıldığında gitmeyi düşünmüyordum. Buradaki arkadaşlarımızla sık sık görüşüyorduk ama ben kuzenlerimi her zaman göremiyordum.
Bir süre daha orada geçirirken artık sesten yorulmuştum. Belki de kafamın içinde olan sesler de yormuş olabilirdi.
Mayışmış halde otururken sağ kolumla Kandemir'in koluna yaslı olduğumun farkındaydım ama geri çekilmiyordum. O da düzgün otursaydı.
Yalnızca kalbim hiç sakinleşmiyordu.
Belki biraz da sarhoş olma ihtimalim vardı. Aslında tamamen değil de biraz bulanıktım.
-"Kalkalım mı birer kahve içer yatarız?"diye soran Barış abimdi.
-"Bence de. Sıkıldım ben."diyip ayağa kalkmak için hareketlendim.
Diğerleri de kalkarken masayla koltuğun arasında olan ufak mesafede bocalayıp düşer gibi olduğumda dirseğimden tutan güçlü bir el vardı.
Saçlarımı yüzümden çekerek çantamı tuttum. Kandemir'e niye kolumu tutuyorsun diye çemkirme isteğimi sırf bu temasın güzelliğiyle bastırdım.
Kendi hayal dünyamda sahiplenilmiş hissediyordum.
Zaten ben ancak hayal kurardım. Hayallerin hayal kırıcı olduğunu bildiğimden daha fazla uzatmayarak kolumu elinden kurtardım ve yürüdüm.
Bir kaç sendeleyiş sonrası Kandemir'i ittiğim noktada Sedat'ı bulunca hoşuma gitmedi. Koluma destek vererek yanımda yürüyordu. Nihayet kulüpten çıktığımız anda akşamın sıcak huzurlu havasını içime çektim.
Sedat'ın yanından çekilmek için bilerek sırtımı döndüğümde hemen arkamda kararmış yüzüyle Kandemir duruyordu.
Önünde ona sırtım dönük durdum. Melin Rasim'in göğsüne dayanmış gözleri kapalı duruyordu. Rasim saçlarının arasını öpünce yüzümde tebessüm oluştu.
İnsanların sevildiğini görmek beni de mutlu ediyordu.
-"Sende bizimle otele gel." Koluma giren Afra'nın yoğun ısrarlarıyla kabul etmiştim.
Arabaların gelmesiyle sıra sıra geçtik. Tam ayaklarımın dibinde duran son model arabaya beğeniyle bakarken sürücü koltuğuna geçen Kandemir göğsümü acıya boğdu.
-"Arven gelsene." Sedat'tan gelen çağrışım üstüne öndeki araca Atakan'la bindiğini gördüm.
Açık kapıdan Kandemir'le gözlerimiz birleşti. Gelmemi istediğini söylese dahi bunu yapmazdım.Öylesine bakar gibi davranarak adımlar attım ve Atakan'ın sürdüğü arabada arka koltuğa Sedat'ın yanına oturdum.
-"Uykun geldi galiba."
Mırıltılarla onu onaylarken aklım onda değildi. Ayrıca bu ilgili haliyle ilgimi çekmiyordu.
-"Kandemir'le gitseydin keşke Sedat. Sevdiğin model araba bir ara bahsediyordun." Ön koltukta Rasim oturuyordu. Diğer yanımda da Melin uyuya kalmıştı.
Rasim'in bu iğneleyici tavrı yakın arkadaşım dediği adama olunca tuhaf gelmişti.
-"Şu an ilgilenmiyorum birader."dedi Sedat güler gibi.
Ona daha fazla takılmadan başımı Melin'den tarafa çevirdim. Otelin önüne geldiğimizde iyice açılmıştım. Zaten çok fazla içmemiştim.
Arabadan önce Melin'i indiren Rasim abiyi bekledim. Sonra inmek için ayağımı yere koyduğum esnada Sedat önümde bekleyince uzattığı eli basit bir mecburi teşekkürle reddedip kendim indim.
Çattık ya.
-"Bahçede hava alalım biraz."diyen Atakan'ın peşinden ilerledim. Bahçe koltuklarına dizilip dirseğimi masaya yasladım.
Rasim ve Melin odaya çıkarken hepimiz bahçedeydik. Ama Kandemir de gelmemişti. Hiçbir şey söylememişti ama ben otele girerken görmüştüm.
Midem kasılıyordu. İçimi saran soyut nedensiz bir acı vardı.
Kahveyle açılma düşüncem yeterli gelmişti. Daha ayık hissediyordum.
Barış abim Atakan'la birlikte kalacaktı. Afra ısrar ettiği için bende onunla kalacaktım. Az önce kendine gelmiş olan Melin duş alıp bize katılacaktı.
Bende makyajımı temizlemiş ve büyük bir ihtiyaç doğrultusunda duş alıyordum. Afra'dan aldığım dantel iç çamaşırı altıma geçirip gecelik olarak ince askılı düz siyah bir elbise giyindim. Nemli saçlarımla odaya döndüğümde kızlar resepsiyondan istedikleri yiyecekleri balkonda masaya diziyorlardı.
Saat gecenin ikisi olması yemek için engel değildi.
Aklıma telefonum gelince çantama yöneldim. Alıp baktığım anda ekranda pembeli bir duvar kağıdı yerine siyah bir ekranla karşılaşınca kaşlarımı çattım.
-"Telefonum yok!"dedim adeta çığlık atarcasına.
Alelacele ayağıma plastik banyo terliklerini geçirdim.
Kızlar bilmediklerine dair sözler söylerken ben kimle karıştırdığıma emindim.
-"Telefonumu almaya gidiyorum!"diye seslendim ve odada koşar adımlarla çıktım.
Asla ve asla telefonumdan ayrı kalamam.
Geceliğin kare yakasından taşmakta olan göğüslerimi düzeltip askılarını geriye ittirdim. Afra ile aramızda boy farkı olduğu için haliyle büyük geliyordu.
Geldiğim odanın önünde önce kapıya tıklattım. Açan olmadı. Tekrar tıklayıp seslendim.
En sonunda kapının kolunu indirince kilitli olmadığı için kapıyı araladım.
Nerede bu adam?
Yeniden ismini seslenecektim ki kısa koridoru geçip karanlık odaya göz attım. Balkonun perdesi havalanırken oradan sesleri geliyordu.
Hemen duvarın kenarına çekildim.
Barış abimin tanıdık kahkahası kulağıma çalındı.
-"İtiraf ettiğin gün şöyle keyifli bir rakı sofrası kuracağız." Rasim konuşunca kaşlarımı çatarak dikkat kesildim.
-"Hatırlat az sonra güleceğim."dedi Kandemir. Görmesem dahi kaşlarının çatık olduğuna eminim.
-"Az önce seni Sedat'ın kapısından almasak bizde inanırdık kardeşim."diyen Rasim'di.
Nasıl yani bu ne demek?
-"Konuşmaya gitmiştim."
-"Dövmeye olmasın o?"Bir hışırtı duyduğumda gördüğüm kadarıyla Kandemir ayağa kalkmıştı ve Barış abime atılmıştı.
Bunların kahkahası gittikçe artarken Kandemir'in deliliği niyeydi?
-"Tamam ya gitmeyin üstüne." Atakan da mı burada?!
Bunlar ne ara böyle samimi oldular?
-"O zaman Arven'i aklından çıkaramadığını kabul etsin. Biz mutlu olsunlar istiyoruz kardeşim kötü mü ediyoruz? Değil mi Barış?" Rasim'in bu sözleri üstüne bedenime adeta inme indi.
Ağzım açık kalırken çığlık atmamak için iki elimle ağzımı kapattım.
Kendimi odadan dışarıya atıp neredeyse düşe kalka kızların yanına geldiğim zaman yüz üstü yatağa atladım ve yüzümü bastırarak çığlık attım.
-"Oha! İçine bir şey mi girdi?!"
-"Arven. Manyak mısın ne yapıyorsun?"
-"Kandemir abim mi bir şey yaptı?"
Hızla doğrulup ayağa kalktım ve üçüne birden zıplaya zıplaya sarıldım. Deyim yerindeyse ağzım kulaklarıma varmıştı.
-"Kandemir benden hoşlanıyor olabilir!"dedim içimde kopanların aksine fısıltıyla.
-"Hadi canım!"dedi Afra.
-"Ciddi misin?"dedi Melin inanmayarak.
-"Vallahi! Barış abimle Rasim onunla konuşuyordu. Duydum kızım duydum! Yani Kandemir galiba inkar aşamasında öyle anladım. Üstelik Sedat'ın kapısına gitmiş! Neden biliyor musunuz bana ilgi gösterdi diye!"
Hiç nefes almadan takır takır konuşurken durup bir bardak suyu dikledim. Odanın içinde tur atarken bir yandan konudan habersiz olan Aycan'a az çok durumu anlattım.
Direkt olarak kuzenine tutulduğumu değil sadece beğendiğimden bahsettim.
Yarım saat kadar beni sakinleştirme çabalarına girmişlerdi. Heyecandan popomu yere koyamadan bir oraya bir buraya gidiyordum.
Abartıyor olabilirdim ancak elimde değildi.
-"Tamam neyse ben gidiyorum. Unutmayalım ki beni ilk defa bir erkek beğenmiyor." Evet sakinim.
Kendi kendimi dolduruşa ve sakinliğe getirerek odadan çıktım. Kurumaya yüz tutmuş saçlarımı geriye savurup odanın kapısını tıklattım.
Sanki aynı anı yaşıyor gibiydim.
Kapı yine açılmamıştı. Hala konuşuyor olabilirler mi?
Of!
Kalbim sıkışıyor.
Böyle bir konunun döndüğünü Barış abim nasıl bana söylemezdi?!
-"Uyudun mu ya?"diye söylenerek odadan içeri girdim. Bu adamın kapı kitleme huyu yoktu.
Oda yine karanlıktı. Bu sefer banyodan süzülen ışığı fark edip geri durdum.
-"Kandemir?"dedim sesimi biraz yükselterek.
Banyodan tıkırtı sesleri geldi. Ardından kapı aralanınca korka korka o tarafa baktım.
Malum bölgesini kapalı görünce derin bir nefes verdim. Bol bir pijama altı giyiyordu. Ne yazık ki üstü çıplaktı ve benim bütün direncimi iflas ettirdi.
Saçmalama Arven.
Evet delirme. Yelkenleri suya indirme!
Normal bir erkek.
Evet.
Her zaman görüyormuşum gibi rahatım. Kesinlikle.
Ben saçma bir rahatlık içinde takılırken Kandemir'in beni görmeyi beklemediği yüzünden anlaşılıyordu. Bocalayan mimiklerini ifadesiz hale getirip yatağın üstündeki tişörte uzandı.
-"Telefonum nerede? Eğer sende değilse çok kötü şeyler olacak."dedim aklımı toparlayıp.
Duyduklarımı düşünmezsem buradan sağ salim çıkabilirim.
-"Ne telefonu?"derken yakınıma gelmiş arkamda duran masadan sigarasını almıştı.
Yakacağını görünce ateşlediği çakmağı parmaklarının arasından aldım.
-"İçme ya. Yeni duş aldım kokutma beni.Telefonumu ver Kandemir. Seninki bende benimki nerede?!"dedim asabiyet halinde.
Yüz hatları sertleşirken tekli koltuğa ilerledi ve pantolonunu kaldırıp altında duran telefonu aldı. Ekran aydınlanınca tanıdık pembeliğe sevinerek koştum. Hemen telefonumu alıp onunkini koltuğa koydum.
-"Yanlışlıkla karıştırmışım."diye açıkladım. Aynı anda önemli bir arama veya bildirim var mı diye göz gezdiriyordum.
-"Fark etmedim."dedi boğuk sert sesiyle. Benim gibi telefonuna bakıyordu.
Etmezsin tabi. Zihin olarak baskı yaşıyordun.
-"Neyse iyi geceler."dedikten sonra kapıya ilerlerken odanın açık kapısından içeriye bir beden süzüldü. Uzun bacaklara sahip esmer güzeli kadın can alıcı seksiliğiyle kapı kolunu tutmuş hafif bir eğimle duruyordu.
Ayağımdaki banyo terlikleriyle kadına bakarken kalbim bir kaç saniyeliğine atmayı bırakmıştı.
-"Merhaba. Müsait değil miydin? Bir şeyler içeriz diye gelmiştim."
Gecenin bu vakti odasına gelen kadın benim içimdeki kıpırtıların katili oldu.
Yüzündeki imalı gülüşle Kandemir'i izlerken boşta duran elini omzuyla göğsü arasında gezdirmiş sesli bir iç çekiş yaşamıştı.
Basbaya karşımda arzulayan biri var.
-"İnsanların odasına izinsiz girilmemesi gerektiğini öğrenmemişsiniz sanırım." Kandemir arkamdan gelerek önümde dağ gibi durduğunda burayı terk etmek üzere olan bedenim kaskatı duruyordu.
-"Ne? Küçük kardeşin var diye böyle konuşuyorsan..-"
-"Ya hadi geç gece gece belanı arama." Kandemir kadını adeta odadan kovarcasına attığında üstüne kapattığı kapıya bakakaldım.
Şok.
-"Küçük kardeşin mi dedi o bana?" Büyük bir şaşkınlıkla sinirle güldüm. İşaret parmağımı bir kendime bir de kapıya doğrulttum.
-"Dur ben şuna kim olduğumu göstereyim."
Telefonumu masaya koyup kapıya atılmıştım ki karnımda dolanan kol beni olduğum yere kitledi.
-"Ya bıraksana. Küçümsedi beni resmen! Boyum kısa olabilir ama akıl olarak ondan uzunum. Salak ya. Gece gece ne niyetle geldiği belli değil gibi surat yapıyor haspam!"
İçimden saydırmam gerekirken dışımdan yaptığımı anlayınca beden hareketlerime bir son verdim.
Sakince durdum. Ardından geceliğimin askılarını düzeltip başımı dik tuttum. Kandemir'in göğsüne yaslı durduğumu yeni anlıyorum.
-"Ben küçümsenmeyi sevmem. Yani yanlış anlama başka bir sebep yok."dedim ve hafifçe öksürdüm.
-"Senin de işin var belli ki ben engel oldum. Gideyim artık."
E gidemiyorum.
Bırakmıyor adam.
-"İşim falan yok." Boğuk sesiyle birlikte soluğu saçlarıma vurunca kalbim küt küt atmaya başladı. Göğüs kafesimde deprem oluyordu.
Karnımı içeri çekerek nefesimi tuttum.
-"Kadın da yabancın değildi belli ki."dedim dağılmış olmama rağmen dilimden ödün vermeyerek.
Göğsü saniyelik olarak hareket etmişti.
-"Öyle olsaydı burada olurdu."
Yerimde olurdu yani?!
Tanrım ölüyorum.
Ölmek için çok erken değil mi?
İri eli karnımın üstüne baskı uyguluyordu ve parmakları hafifçe sürtünüyordu. Bu okşayışıyla ben heyecandan kusacaktım.
Evet kusarım! Hatta bayılırım!
-"Yerimde mi?"diye sordum içimde kalmasın diye.
Karnımdan biraz daha çekerek beni kendine yapıştırdı. Şu an yüzünü görmeyi çok isterdim. Fakat hem karanlıktaydık hem de sırtım ona dönüktü.
Biz ne yapıyoruz?
-"Aklından ne geçiyor?" Konuyla alakalı olarak sorduğunu elbette anlayamadım çünkü şu an tanrı aşkına nasıl sağlıklı düşünebilirim ki?!!
-"Neden bana sarıldığını düşünüyorum."dedim hipnoz olmuş gibi.
Neredeyse bir dakika konuşmadı. Bende o dakika içerisinde bedenimin değdiği sert kasıklarını zihnime kazıyordum.
-"Bu sarılmak mı?"
-"Değilse bırak."diye yapıştırdım cevabımı. Neymiş acaba?
Gülme sesiyle iyice kendimden geçtim.
-"Ne uslanmaz bir kızsın sen? Seni ehlileştirmek lazım."
Kalbim sanki bütün vücudumda atıyordu ve ben tepeden tırnağa sallanıyordum. Bu bir düş müydü?
Kuruyan dudağımı dilimle ıslatıp dudaklarımı araladım.
-"Kandemir..."dedim tıpkı inlercesine. Zorlanmadan kalp atış sesimi duyabilirdi. Artık ayakta durmakta zorlandığım için kendimi kollarına bıraktığım için yüzüm kızarmıştı. Çünkü bunun farkında olarak daha sıkı sarılmıştı.
-"Hımm..?" Burnu çıplak omzuma değerken refleks olarak başımı aksi yöne eğdim.
Hiç çekinmeden tenimi seslice soludu ve peşinden burnunu sürterek iç çekti. Benim içim yandı.
-"Ne yapıyorsun?"diye fısıldadım. Gözlerim kapalıydı. Anı zihnime yazdım.
-"Yapmak istediğimi..içimden geçeni.Küçük bir kadınla baş edemiyorum."
•••
İyi geceler herkese ❤️
Beş gün gecikmeli geldim ve umuyorum ki beklentinizi karşılamışımdır🔥
Bölümü nasıl buldunuuuz?