İçeriğe geç

UYUMSUZ

Bölüm 10 · 12 dk okuma

UYUMSUZ

Bölüm 10

On

•

İfadesizliğe bürünen yüzümle birlikte omuzlarım düştü. Bu sözlere yenilmem için henüz çok erkendi.

-"Ne...ne demek istiyorsun?" Sıkıca sardığı kolunun arasında bedenimi ona döndürdüm.

Bir eli belimde dururken diğerini kaldırıp yanağıma koydu. Ardından parmağı çenemi kavradı ve nazikçe kaldırdı. Aralık dudaklarımdan sızan soluklarıma soluklarını karıştıracak kadar yaklaşmıştı.

-"Şunu demek istiyorum. Bana kendimi kaybettiriyorsun."

Dudaklarımdan süzülen nefesle bulutlara doğru yükseliyor gibi hafifledim. Adeta ayaklarım yerden kesilmişti.

Sakalları yanağımı çizerek tatlı bir zevk verirken sıcak dudaklarının yönü şakağım oldu. Peşi sıra kulağımın altına uzun bir öpücük bıraktı. İnlercesine bir nefes verdim.

Çenemi yukarı ittirirken dudaklarını tam nabız noktasına bastırdı ve burnunu sürttü. Tek yapabildiğim canını yakarak koluna doku sıkı tutunmak oldu.

Hayal değildi. Canlı canlı yaşıyorduk.

Ben şu anlarda her ne kadar mest olsam dahi bunu devam ettirmeyecektim. Benim içimi titreten öpücüklerinin onda ne hissettirdiğini bilmeden ruhsuz dokunuşlara tahammülüm yoktu.

-"Kandemir...ben..ben gitsem iyi olur."dedim dilimin döndüğünce. İyice gerilmiş göğsüne ellerimi koyup ittirdim ve kolunun gevşemesini sağladım.

Tek kelimeyle dağılmıştım.

Herhangi bir şey söylemesini beklemeden telefonumu alarak odadan çıktım ve allak bullak olmuş halde sarsak adımlarla ilerledim.

Odanın dolabından aceleyle kaptığım birayı açtığım gibi dikledim. Başımdan aşağı dökülse bile içimdeki yangın sönmeyecekti.

Şok içindeydim ve hiçbir tepki veremiyordum. Balkona kızların yanına çıkar çıkmaz sandalyeye çöktüm. Hepsi heyecanla yüzümü izliyordu.

Elimi sallayıp başımı geri attım.

-"Bittim."dedim sadece soluk soluğa.

-"Anlat çabuk gelmek bilmedin çatladık!"dedi Melin bacağımı dürterek.

Başımı sallayıp yeniden bira şişesini dudaklarıma yaklaştırdım.

-"Nereden başlayayım bilmiyorum ki. Şimdi tepemden ateş çıkacak."dedim elimi başıma atıp.

-"Ya hadi çok merak ettik!"dedi Aycan masaya eğilerek.

Omuzlarımı düşürüp yüzüme ellerimle hava yaptım.

-"Of bilmiyorum adama bir şeyler oldu. Az önce tam şuramda dudakları vardı!" Fısıltıyla bağırıp elimi boynuma sertçe yapıştırdım. Sağa sola sallanırken deli gibi göründüğüme eminim.

-"Sen fazla sarhoş oldun herhalde." Kızlar birbirlerine benzer cümleler kurup gülerken onları dümdüz bir suratla izliyordum.

-"Ya kızlar deli gibi gülmeyin doğru söylüyorum!"

Hayalimin ilk adımı gerçekleşmişken şimdi de bunları inandıramıyorum.

-"Baya öptü diyorsun."

Dakikalar sonra şok içerisinde inandıklarında her cümleyi tekrar ediyordum. Uzun uzun konuştuk. Neredeyse sabaha karşı yatmıştık.

Heyecandan gözüme uyku girmiyordu. Yarın yeni bir gün ve yeni bir başlangıç olacağı hayaliyle gözlerimi kapatmıştım.

'

Kapıya vurulma sesi artık beynimin içini tırmalıyordu. Odada uyuduğum koltuktan kalkarak gözlerimi ovuşturdum.

Kapıyı açtığım gibi kaşlarımı çattım. Bir elim saçlarımda diğeri kapı kolundaydı.

-"Ya sabah sabah ne oluyor? Uyuyoruz burada!"

Uykumun en tatlı yerinde kalkmak ve ya kaldırılmak beni delirten bir durum.

-"Ne sabahı ya? Az daha açmasaydınız resepsiyona açtıracaktım. Öldünüz mü kızım bu nasıl uyku?!" Barış abim el kol hareketleriyle derdini anlatırken yüzümü buruşturup ofladım.

Şu an arkasında görünen Kandemir ve Rasim'i mantık çerçevesinde düşünmeden odanın içine geri döndüm.

Karısını uyandırsın gitsin.

Şimdi nasıl uykuma döneceğim?

Koltuğa devrilip ince pikeyi başıma kadar çektim. Gözlerimden uyku akarken ne yazık ki uykuya dalamadım.

Kapı sesiyle gittiklerini anlayınca bir süre daha yatmış ardından kalkmıştım. Diğerleri öyle güzel uyuyordu ki sinirlerim bozuldu.

İlk önce hepsini uykusundan uyandırdım. Kendi odalarına dağılıp hazırlanmaya gittiklerinde bende saçımı biraz ıslatmış düz fön çekiyordum.

-"Afra..ne olacak şimdi? Nasıl davranmam gerekiyor?"dedim sıkıntı içerisinde.

Aynanın karşısından bana dönerek bir kaç saniye sessizce düşündü.

-"Ben olsam utanırdım. Ama sen bunu daha çok gizleyip umursamaz görünebilirsin. O yüzden her zamanki gibi davran."

Oflayıp yanaklarımı tuttum.

-"İyi de bu adam ilk defa böyle davrandı!"

-"Şimdi belli ki senden hoşlanıyor. Ya da bu evreye giriyor ve ilgisini çekiyorsun. O yüzden onun sana gelmesini bekleyeceğiz. Çok istiyorsa o gelip konuşsun."

Ellerimi indirip başımla onayladım.

-"Bende öyle düşünüyorum. Bir kez yakınlaştık diye hemen üstüne atlamama gerek yok."

-"Evet stres yapma içinden geldiği gibi davran."

Düşüncesi bile başımı döndürürken bu ilk görüşte ne yapacağımı hiç bilmiyordum.

-"Şu nasıl?"

Gösterdiği elbiseye baktım.

-"O kadar süslenecek misin?" Ben rahat bir şeyler giymeyi planlamıştım.

-"Her gün Dubai'de yaşamıyorum hayatım. Tabiki süsleneceğim. Ayrıca sende özenilmemiş bir şekilde güzel güzel giyin."dedi.

Hafif makyajımı bitirip ayağa kalktıktan sonra dolaba ilerledim. Eve gitseydim daha çok seçeneğim olurdu ancak şimdi Afra'nın elbiselerinden bakıyordum.

İçlerinden turuncu elbiseyi seçip giyinmek için banyoya geçtim.

Zaman kısıtlandıkça göğüs kafesim daralıyordu. Çok tedirgindim.

Sabah uyku arasında gördüğüm gibi değildi. Yüz yüze bakacaktık.

-"Çok heyecanlıyım kızlar. Bayılacak gibiyim."dedim asansörde.

Yerimde duramayarak sürekli kıpırdanıyordum. Bu son heyecanlı duruşumdu. Kandemir'in yanında son derece sakin ve normal olacaktım.

-"Bu mutluluğa ilk adım. Ben eminim güzel olacak." Melin ellerimi tutarak gülümseyince benimde yüzümde tebessüm oluştu.

-"Ay çok sevimli! Kuzenim diye demiyorum ama seni sahipleneceğine eminim. Öyle kararlı bir adamdır." Afra Aycan'ın koluna hafifçe vurdu.

-"Kız tarafısın sen kendine gel."diyince kıkırdayarak açılan asansör kapısından dışarı çıktım.

Saat öğlen ikiyi geçiyordu ve bize az önce kahvaltı sipariş etmişlerdi. Şimdi karnımızı doyurmak için bahçeye çıkıyorduk.

Benim dizlerim zangır zangır titrerken dimdik yürümek hiç bu kadar zor olmamıştı.

Üstü büyük yapraklarla kapatılarak dekore edilen bahçe masalarından birine ilerlerken gürültülü ve gülmeli sohbet eden beyler bizi görünce susmuşlardı.

Yüzüm alev alev yanıyor.

-"Günaydın uyuyan güzeller."dedi Atakan.

Kolunu geriye doğru açınca yanındaki boş sandalyeye oturdum. Elini omzuma atmış ardından yanağımdan bir makas almıştı.

-"Günaydın günaydın."diye mırıldandım.

Başımı kaldırıp omuzlarıma gelen saçlarımı geriye atarken tam karşımda sigarasını içen Kandemir'le göz göze geldik.

Bakışları hiç hoş değildi. Hatta sinirli bakıyordu.

-"Günü uyuyarak bitirdiniz."dedi Rasim.

-"Gece biraz geç yatmışız sevgilim." Melin Rasim'e tatlı tatlı tebessüm edince Rasim yanağına kocaman bir öpücük kondurdu.

-"Bugün çöle gidiyoruz. Barış doğasına kavuşacak."

-"Sen benim kocama deve mi diyorsun?" Afra üstümden uzanarak Atakan'ın ensesine vurmaya çalışırken kendimi tutamayıp küçük bir kahkaha attım.

-"Aferin savun kocanı. Vur şunun kafasına."

Yüzümde büyük bir gülümsemeyle kahvaltılıklara döndüm.

-"Sedat nerede?"diye sordum yokluğunu fark edince.

Kandemir bir şeyler mırıldanınca küfür olduğuna emindim ancak duymamıştım.

-"Bugün arkadaşlarıyla."dedi Rasim.

Göğsüm soluklarım nedeniyle hızla inip kalkıyordu. Sakin durmaya çabaladıkça Kandemir'in bedeni gözüme çarpıyordu ve benim kan akışım hızlanıyordu.

Kahvaltılıkların sonunda soğuk bir kahve isterken diğerleri çöle uygun giyinmek için kalkmaya başlamıştı.

-"Ben çok sevmiyorum biliyorsunuz siz gidin akşam yemekte buluşuruz."dedim.

-"Bende gelmesem olur mu abi? Denize girmek ve güneşlenmek istiyorum." Aycan bunu söyleyince onunla beraber bu planı yaptık.

Herkes gitmişti ve üçümüz kalmıştık. Yanımızda kimin kaldığını söylememe gerek var mı?

-"Kahvelerimiz bitsin öyle gideriz."derken telefonum çalınca açmak için masadan kalktım. Elim ayağım birbirine giriyordu çünkü Kandemir sürekli beni izliyordu.

Biraz uzaklaştıktan sonra Bige'nin aramasını yanıtladım. Elbette ona hemen dün gece olanları özet geçtim. Çığlık çığlığa şok olarak bana büyük bir destek verdi.

-"Onun aklını başından al ben sana güveniyorum! Tek seçeneğin oymuş gibi de görünme. Rahat ol. Öpüyorum seni."

-"Görüşürüz."dedim hızlıca.

Kalbim ağzımda geriye döndüm. Adım atarken yine ortadan kaybolan Aycan'ı düşünüyordum. Bu sefer bilerek kaçtığından eminim.

Kandemir dirseğini oturduğu sandalyenin koluna yaslamış sakalını sıvazlayarak bana bakıyordu. Ensemden bir damla terin süzüldüğünü hissettim.

-"Gel buraya."dediği an sanki karnıma bir bıçak saplandı.

-"Ne oldu?"dedim kayıtsız davranarak.

Elimin titrediğini görmemesi için dua ederek kahve bardağını aldım. Gözleriyle yanını işaret etmişti ancak ben masanın yanında ayakta durmayı tercih ettim.

-"Otur Arven."dedi uyaran bakışlarıyla.

Soluğumu tutarak yanına ilerledim ve sandalyeye oturdum. Şişmiş kaslı koluna gözüm kaydıkça tansiyonum düşüyordu.

Kolunu sandalyemin arkasına attı ardından üstüme eğilircesine yaklaştı.

-"Özellikle yüzüme bakmadığında daha fazla dikkat çekiyorsun."diyince yutmakta olduğum kahvenin sonrasında nazikçe öksürdüm.

-"Özellikle yaptığım bir şey yok. Yüzüne bakmaktan çekinmiyorum."diyerek gözlerine gözlerimi diktim.

Yakıcı ve kahredici bir yakışıklılığı vardı.

İç çekerek sağ elini kucağımda duran elime hafifçe sürterek dirseğime doğru çıkarttı ve acıtmadan kavradı. Baş parmağı dirseğimin içini okşarken kirpiklerim titredi.

-"O halde konuşmaktan çekiniyorsun?"

Yutkunup başımı dik tutmaya özen gösterdim.

-"Şimdiye kadar yanında bir şey yapmaktan çekinmedim Kandemir."dedim dudaklarımı ısırarak.

Oturduğum sandalyede nefes alacak alanım kalmamıştı. Kandemir yeterince iriydi ve bu şekilde yakınımda dururken benim ruh sağlığım iyiye gitmiyordu.

-"Yukarı çıkalım. Kahvene odada devam edersin." Bir anda geri çekilip kalkmasıyla içimde kalan soluğumu üfledim.

-"Burası iyi ne gerek var?"dedim telaş içinde.

-"Sıcak."dedi sadece.

Tepemde dikilerek kalkmamı bekledi. Mecburen ayağa kalktım ve çantamı aldım.

Yan yana yürürken hiç beklemediğim bir şekilde iri eliyle belimi sıkıca sardı. Bu tutuşu beni ona doğru iterken itiraz etmeden omuzlarımı dikleştirdim.

-"Aycan..?"

-"Odasına yolladım."

Gözlerimi büyüterek ona baktım.

-"Kandemir! Çok ayıp."

-"Yalnız olmadan benimle iletişime geçmek konusunda iyi değilsin."

Şaşkınlığım git gide artıyordu. Diyecek söz bulamadım.

-"Bence sen böylesin. Tek yaptığın kaş çatarak bana bakman."dediğimde buradaki kadınların içinde istemediğim bir şeyi yaptı.

Gülümsedi.

-"Aynaya bakmaya başlarsan bende daha sakin bakabilirim."

Asansörün içinde önünde durdum ve bu defa ben kaşlarımı çattım.

-"Ne demek istiyorsun acaba?"

Başını yan çevirip ağzının içinden sabırla ilgili bir şeyler söylendi.

-"Anlatacağım ben sana ne istediğimi merak etme."

Yanaklarım alev topuna dönüştü. Aralanan dudaklarımı zorla kapatıp ona bir hışımla sırtımı döndüm.

Katların yükselişini izlediğim saniyede karnıma sarılmasıyla kendimi göğsüne yapışık halde buldum.

Adeta ışık hızıyla libidomu yükseltti. Yanında hiç sönmüyor orası ayrı bir konu neyse.

Elbisenin ince kumaşıncan pantolonunun sert düğmelerine değen kalçamı hafif hafif kıpırdatıp mesafe koymak istediğimde homurdanarak daha sıkı tutmuştu.

-"Kandemir...çok yakınsın!"diye yakındım soluk almadan.

Yüzüm donmuştu ve ben şu an deliriyordum.

-"Senin yüzünden. Karşıma çıkmasaydın...bu istekle kavrulmazdım!"

Kurumuş dudaklarımı araladım. Nefesim göğsümde ateş olup geziniyordu ve ben ayakta duracak kadar sağlam değildim.

Bu adama bir haller gelmiş.

-"Ne..?"

Göğüs altımdan sarılı duran ellerini çekmesi asansörün açılmasıyla olmuştu.

Ciddi anlamda başım dönüyor. Bu adam benim kalbimi tamamen hissetmemi sağlayan bir ruha sahip. Nasıl canlı canlı kalbime dokunabiliyor?

Sarsıldım. Tam olarak sarsıldım ve bittim.

Kandemir hiç oralı olmadan odanın kapısını açmış girmemi bekliyordu. Yanak içlerimi ısırarak odasından içeriye girdim ve çantamı masaya bırakarak doğrudan balkona ilerledim.

-"Ne içersin?"

-"Fark etmez."dedim.

Çok gergindim. Bir o kadar da mutlu.

İkimize kahve siparişi vererek yanıma geldiğinde vücudumdan ürperti geçti.

-"Girsene içeriye."diyerek başıyla işaret verdi.

Odanın içine girdiğimizde klimanın serinliği ile bir nebze daha iyi hissettim. Oturma bölümündeki koltuğa oturup bacak bacak üstüne attım.

Kandemir de karşıma oturmak yerine yanıma yerleşti. Oturduğumuz yerde bile başım omzuna zorla denk geliyordu. Nasıl özenerek yaratılmış bir insan evladısın diye sormak istedim.

Fazla kasmak hiç bana göre değildi. Şimdi olduğu gibi çok rahatsız ve gergin olunca yaşadığım anın tadını çıkartamıyordum.

-"Dün geceye kadar bana daha cesur bakıyordun. Gözlerinin ardını görebiliyordum."

Boynumdan enseme ve başıma yayılan sıcaklıkla yüzüne bakma ihtiyacı hissettim. Yalnızca sola döndüm. Yüz yüzeydik.

-"Net olmayan durumların içinde kalmayı sevmiyorum."dedim uzatmadan.

Kaşını havaya kaldırdı.

-"Net olmak?"

Başımla onayladım. Bakışları yüzümü ezberler gibi inceliyordu.

-"Net olalım öyleyse. Bende arafta kalmaktan hoşlanmam."derken büyük eli yanağıma gitti. Şakağımı okşarken gözlerim dudaklarındaydı.

Aralık dudaklarından çıkan nefesleri içime çekerken kadınlığımda tanıdık sızı baş gösterdi.

-"Ne istiyorsun benden? Şimdiye kadar yabancı olduğumuzu düşünüyordum."dedim merak içinde. Bir yanım deli gibi daha fazla temas isterken diğer yanım mantıklı bir kaç söz duymak istiyordu.

Keskin sert bakışları eşliğinde elini yanağımdan omzuma oradan kucağımdaki elime kaydırdı. Kaşlarının bu defa çatılma nedeni dekolteden görünen göğüslerimdi.

-"Hala yabancıyız. Sadece seni daha fazla tanımak istediğimi anladım. Bu tanışma sürecini de uzaktan yaşamak istemiyorum. Ve öncelikle senin düşüncelerinin önemli olduğunu söylemeliyim." Baş parmağı avuç içimde dururken gözlerim sert göğsünde takılıydı.

Nefes kesen adam tıpkı hayalimdeki kadar yakınımda duruyordu. En önemlisi dolaylı olarak beni istediğini itiraf etmişti.

-"Ben..anlayamıyorum yani...ne değişti? Daha açık konuşur musun?"

Bu saf ve masum rolünü kesmek benim için zor olmadı. Yanaklarımın pembeleştiğine emindim.

Saç tellerimi geri itip bana üstten bakarken içimde yer yer alevler oluşmaya yüz tuttu. Tam şu anda bedenine kavuşma isteğiyle dolmuştum.

-"Sana sormak lazım bence. Aklıma girmeyi nasıl başardın? Üstelik...küçük bir kız olmana rağmen." Kulağıma mırıldandığı kısık tonda cümlesi sesli bir nefes almama sebep oldu.

Yarattığım umursuz ve hissiz tavrım birer birer dökülerek yıkıldı.

Ben hayattan herhangi bir beklentisi olan birisi değildim. Tek istediğim birinin gözlerine baktığımda orada bana dair sevgi görmekti.

Kendi ailemde bile bunu görmemişken başkasından sevgi dilenmek bana aciz geliyordu.

Beni ben olduğum için sevecek birisini bulmak...galiba zor olacaktı.

-"Kandemir.."dedim ve verdiğim solukla devam edemedim. Başımı sallayarak kendime geldikten sonra büyüsünden çıkabilmek için ayağa kalkarak ondan uzaklaştım.

Benim gibi kalktı önümde durdu. Uzaklaşacakken iri elleriyle belimi tutarak buna engel oldu.

-"Sorun ne?"diye sordu dikkatle yüzümü inceleyerek.

Dudaklarımı ıslatıp gözlerimi gözlerinden kaçırdım.

-"Üzgünüm ben...beklentini karşılayamam. Ne düşündüğünü ya da hislerini bilmiyorum. Senden küçük olduğumun da farkındayım ancak isteklerimin ne doğrultuda olduğunu bilecek kadar kendimdeyim."

Açıklamamın yanlış bir yere kaymasından endişeleniyordum. Yine de karşımdaki adama içimi açmak beni rahatlatıyordu.

Deli gibi ona olan bağlılık hissime rağmen aklıma ihanet edemezdim.

-"Ben etrafındaki kadınlardan değilim. Gözüne takıldığım için vakit geçireceğin bir kadın da değilim. Eğer amacın buysa.." Zaten zor konuşuyordum bir de sözümü keserek yüzümü avuçladı ve beni kendine çekti. Tamamen sustum.

-"Arven...saçma sapan konuşuyorsun. Ben bunları bilmeyecek bir adam değilim. Öyle bir arayışta olsam dediğin gibi bir sürü kadın var. Sen anlamıyor musun? Baktığım her yerde sen varsın Arven."

Aynı anda titrek bir soluk alıp verdik. Eğildi ve alnını alnıma dayayıp parmaklarıyla boynumu usulca okşadı.

Eğer bu şefkat gerçekse ben ağlamak istiyorum.

-"Ne hissediyorsun?"diye fısıldayarak sordum.

Benim içimden geçen ona yana yana sarılmaktı. Kendimi zor tutuyordum.

-"Bilmiyorum. Düşüncelerimi inkar ediyorum. İçimde sana dair bir dolu his oluşuyor. Yaşıma rağmen tüm bunlara yabancı olduğumu hissediyorum. Renksiz dünyamda ay gibi parladığın rüyalar görüyorum."

Pes ederek mırıltılarla nefesimi verdim ve yerimde duramayıp ona iyice sokuldum. Boynumda duran ellerinin üstüne ellerimi koyarak tuttuktan sonra başımı kaldırdım yüzüne baktım.

Her zamanki soğuk duvar yoktu. Gözlerinde farklı bir duygu vardı.

Bu cümlelerin gerçekliğini içimde tartıyordum. Gerçek mi sahi? Gerçekten beni düşünüyor muydu?

-"Kandemir..."Yüzümdeki acı çeken ifade sabırsız oluşumdan dolayıydı. Sesimden akan şaşkınlığa karışmış mutluluğumu geri çevirmeden uzandı ve dolgun dudaklarını şakağıma bastırdı.

-"Seni herkesten kıskanıyorum. Sorduğunda inkar etmiştim biliyorum ama gerçek bu. Bir daha sana böyle cümleler kurar mıyım onu da bilmiyorum çünkü kalp konusunda tecrübeli değilim. Sadece...sadece yanımda ol işte. Deliriyorum Arven. Şu anda olduğu gibi bana aitmişsin gibi hissetmek istiyorum."

Duygularımın en hassas anında hiç olmadığım kadar kırılgan bir o kadar da dolu dolu mutluydum.

Yanağı yanağımda dururken ellerinde duran ellerimi hiç beklemeden omuzlarına doğru uzattım. İçim içime dar geliyordu. Göğsüm gümbür gümbür sallanırken ona sarılma çabamda beni yalnız bırakmayıp belime kollarını doladı.

-"Duygularını belli etmemek için beni kırdığını unutmadığını düşünüyorum."dedim kısık sesle. Yüzümü göğsüne yaslamış güçlü atışlara sahip kalbini dinliyordum.

Benim için mi böyle hızlı atıyordu?

-"Sürekli etrafımda olarak aklımı fazla karıştırdın. Bunların ne anlama geldiğini bulamadıkça biraz sinirlenmiş olabilirim."

Koca gövdesiyle çocuksu savunmasına sessizce kıkırdadım.

Birbirimizi tanımadan kalplerimizin bu denli birleşmiş olması mucizeden sayılır mıydı?

-"Ayrıca seninde bana boş olmadığını biliyorum. Gözlerin içini ele veriyor bilgin olsun." İmalı sesiyle beni utandıracağını sanıyorsa yanılıyor.

Başımı geriye atınca eliyle belime destek verdi. Gülümseyerek yakışıklı yüz hatlarına hayran hayran baktım.

-"Senin gibi kalbimden habersiz yaşamıyorum. Hoş bir adamsın ve seni daha fazla daha yakından tanımak istiyorum."dedim.

Hiçbir zaman bu kadar utanmaz bir kız olmamıştım.

-"Hoş demek?"

Dudağımı ısırıp gülerek başımı aşağı yukarı salladım.

-"O zaman niye hiç pas vermiyordun?"dedi kısık gözleriyle.

Keyifli bir kahkaha atıp sol elimi göğsünün üstünde doğru hareket ettirdim.

-"Gelip geçici olduğunu düşündüm."dedim itiraf etmekten çekinmeyerek.

-"Yalnızca beğeniden ibaret olduğunu.."

Gözleri dudaklarıma kitlendi. Göğüs kafesim hızla inip kalkıyordu.

-"Öyle olmadığını öğrenmiş olduk."dediğinde tekrar başımla onayladım.

-"Sende öğrendiysen sorun yok." Cümleme yarım yamalak tebessüm etti.

Hiç hesapta yokken kollarının arasındayım.

Umarım ilk defa ısınan kalbim bir hayal kırıklığıyla buza dönüşmezdi.

•••

Merhaba iyi geceler ❤️

Ramazan günleri yoğun geçtiği için yazı yazmak biraz aksaklığa uğrayabiliyor

Umarım beğendiğiniz bir bölüm olmuştur 🫶🏻 Resmi olarak artık adını koyduğumuz ilişkilerinin başlangıcı oldu 🔥

Sizi seviyorum şimdiden hepinize teşekkür ederim❤️❤️

Bölüm sonu

2 yorum