İçeriğe geç

UYUMSUZ

Bölüm 8 · 11 dk okuma

UYUMSUZ

Bölüm 8

Sekiz

-"Siz cidden delisiniz! Türk erkeklerindeki bu gerginliği hiç anlayamıyorum."

Bige içimden geçenleri dışına vururken elimdeki pamuğu Atakan'ın kaşına bastırmakla meşguldüm.

-"Uzatmayın ya."dedi Rasim.

Hepsi ufak tefek yaralarla sıyrılmışken sürünün başı diye tabir ettiğim Kandemir'in eli bile yorulmamıştı.

İçkisiyle asansörlerin önünde yürüyerek telefonla konuşuyordu.

Odalarının olduğu kattaki oturma bölümünde çalışanlardan aldığımız pansuman malzemelerini kullanıyorduk.

-"Ne demek uzatmayın Rasim? Gerek var mıydı?!" Melin elinin altındaki Rasim'in dudağına elini bastırınca güldüm.

-"Ayrıca benim potansiyel sevgili adayım da olabilirdi! Dövmek nedir ya?"dedim ayağımı yere vurarak.

Önünde olduğum Atakan oturduğu yerden belimi çimdikleyince inleyip sustum. Aynı anda yanımıza yaklaşmış olan Kandemir'in ters yüzüyle karşılaştım.

-"Sen niye dövüyorsun adamı? Dövmek için mi bekliyordun?! Hem o adam kim senin haberin var mı?"diye adeta cırladım utanmadan. Kandemir çenesini kitlemiş kısık bakışlarıyla beni delip geçiyordu.

Niye dövdün söyle işte!

Asla beni kıskandığını düşünmüyorum.

-"Olsa ne olacak merak ediyorum! Çok korktum anlatsana!" Sesinin tonuna kedi gibi uysallık göstererek sindim.

Mimiklerimi hareket ettirirken oflayıp ellerimi belime koydum.

-"Burada kimsenin bulaşmak istemeyeceği birisi!"dedim hafiften tırsarak. Çünkü çok kötü bakıyor.

İçtiği bardağı indirip yüzünü sanki birine tükürmüş gibi hale soktu.

-"Siktirsin gitsin. Daha önce karşısına adam çıkmamış demek ki."

Kan seviyem yükselirken yüzüm ateş içindeydi. Aralık kalan dudaklarımla çaktırmadan kızlara baktım. Benimle aynı haldeydiler ve belli etmiyorlardı.

-"Adam değil de...Türk erkeği diyelim biz ona." Bige fısıltıyla yanımda konuşurken ona dönüp bakamadım.

Kandemir'e kitlenmiştim.

O ise Barış abimin yanına oturmuş viski şişesini önüne çekmişti.

-"Yavşak adamları kendinize musallat ediyorsunuz. Sonra niye dövdün!"diye azar yedim Barış abimden.

-"Tamam ya geçti gitti boşverin." Sedat'ın kızarmış ve tahriş olmuş alnına Melin yara bandı yapıştırıp oturdu.

Şu an sıklıklıkla tercih etmiyor olsam dahi sert bir içki iyi giderdi.

-"Ben normalde kendimi yormam bilirsiniz. Ama önce onlar atıldı. E teknik olarak hepimize yapılmış bir yamuk. Kandemir abi atlayınca bende aynı anda hamle yapmıştım geç kaldım."

Abi ne Atakan ya?

Ayrıca en son kenardan birini tutayım derken yediği yumruk darbesi sonucu kaçmıştı.

-"Yürü ordan puşt." Barış abim ayağa kalktığı zaman gülerek Atakan'ın ensesine vurdu.

-"Size bulaşmasından endişeleniyorum. Keşke duymamazlıktan gelseydiniz."diye mırıldandım sıkıntı içinde.

Dudağımı kemirirken Afra başını sallamıştı.

-"Gidip özür dileyelim istersen."

Ay bu adam benden ne istiyor?

-"Senin amacın ne ya?"diyerek koltukların arasından geçerek oturduğu yere yaklaştım ve tepesinde dikildim.

Tepesinde olamıyorum. Oturmasına rağmen. Neyse konumuz bu değil.

-"Hadi gidelim yatalım."

-"Ne amacım olacak kızım?! Hata bizde ama haklısın. Öyle gevşek bir piç arıyorsunuz siz." Bu çıkışı ve ayağa kalkışıyla şok olarak bocaladım.

-"Gidiyoruz biz."

-"Ne iğrenç bir düşünme tarzı bu? Ben aranıyor muyum yani bunu mu demek istiyorsun?!"diye sesimi yükselterek göğsüne elimi çarptım.

-"Lafı başka yere çekme! Sen ben böyleyim diyorsan eyvallah git herif rahat rahat yavşasın sana!"derken üstüme geldiği için aramızdaki yakınlıktan dolayı geri kaçıp kaşlarımı çattım.

Bir elim belimde diğerini ona kaldırmıştım.

-"Seni niye ilgilendiriyor? Söylesene."

-"İşine bak Arven. Saçma şeylere kafa yorma."

Uzun adımlarla koridora dönünce peşine takıldım.

-"Neyden kaçıyorsun? Kan bağım olan kuzenlerimden daha fazla sinirlendin. Anlamayacak kadar saf değilim Kandemir." Hemen sağda bulunan odasının kapısını açarak bana döndü.

Yüzü ifade içermiyordu ancak gözleri farklı noktalara gidip gelerek tedirginliğini belli etmişti.

-"Ne duymak istediğini anlamıyorum. Konuşmaya değer de görmüyorum. Başka bir şey yoksa-"

Cümlesini bitirmesini beklemeden arkamı döndüm ve hemen duvara yaslanmış dinlediğini gördüğüm Bige'ye işaret vererek asansöre ilerledim.

Asansör kabininde kapı kapanır kapanmaz yenilgiyle başımı eğdim.

-"Açıkçası sonunda hararetli bir öpüşme bekliyordum."

Hiç gülecek havam yoktu. Aksine cılız bir mum ışığı gibi titriyordum.

-"Üzülme be. Bence sana karşı boş değil. Sadece bununla savaşıyor. İnan bana."diyerek omzuma sarıldı.

-"Umrumda değil artık."dedim kesin bir tavırda.

Bir beklentim yoktu. Biraz varsa bile az önce bitirmişti.

-"Olmasın zaten. Bırak o gelsin. Asma yüzünü. Olmazsa ölecek halin yok ya ne yapalım?"

Başımı sallayıp üzüntüyle iç çektim.

Eve gidip yatmama izin vermeyen Bige yüzünden soluğu yakınlarda yer alan bir barda almıştık. Dans edebileceğimiz fazlasıyla kalabalık mekanda araya sıkışıp tanıdıklarla selamlaştık.

Elimizde içkilerle düşünmemeye çalışarak oyalanırken ara sıra hüzne boğuluyordum. İçkiye hassas bünyem daha üçüncü bardağa geçmeden uyuşmuştu.

Olur olmadık kahkahalara bulaşmak bana yakışan bir davranıştı. Bence her kadına gülmek yakışırdı.

-"Eve nasıl gideceğiz?"diye homurdandım.

Barın üstüne yayılmış ara ara son içkimi yudumluyordum. O kadar dans etmiştik ki yürüyecek halim yoktu.

-"Aman bir kere de gitmeyelim."diyince sırıttım.

Gitmek istediğim tek bir yer vardı. Oraya da gitmemem gerekiyordu.

Saat çoktan beş olmuştur diye düşündüm. Ya da altı olmak üzeredir. Diğerlerinden geç ayrılmıştık ve burada da saatlerdir vakit geçiriyorduk.

Yavaş yavaş ayılırken mekan hala kalabalıktı. Gece gündüz açık bir yer olduğu için göze batmıyorduk.

Şurada bir saat gözüm dalmış olmasına rağmen dürtüp uyandıran yoktu. Gözümü Bige'ye çevirdim. Gözleri kapalı eline yaslı duruyordu.

Sarsak adımlarla tabureden inmeden önce bir saat öncesinden kalma içkimin sonunu içtim.

-"Bige? Kalk gidelim."dedim omzuna vurarak.

Barda duran telefonumu elime aldım. Barış abim ve Afra bir kaç kere aramış mesaj atmıştı.

Tabureye yaslanarak mesaja tıkladım. Müzik yüksek sesliydi konuşamazdım.

İnstagramdan ayrıca yazdıkları için önce oraya baktım. Farkında değilken attığımız storyler neyse ki sadece mekandan ibaretti. Kendimizi çekmiş olsaydık rezil olmuştuk.

Bunu görmüş olmalıydılar ki bana ulaşmak istemişlerdi.

Mesaj yazacak kadar ayık değildim. Kelimelerim saçma sapan haldeydi. Yine de bir şeyler yazıp gönderdim.

Neyse. Güzel eğlenmiştik.

-"Ne oturuyorsun kalksana?"

-"Sen oturuyorsun ben değil."diye yanıtlayınca kendine baktı. Ardından çantasını aldı ve ayağa kalktı.

Kol kola kulüpten çıktığımız sırada dışarıdaki güneş ve sıcak yüzünden yüzümü buruşturdum.

Elimdeki telefonu açıp gelen aramayı yanıtladım.

-"Alo buyrun benim."diyip önüme düşen saçımı geriye ittim.

-"Mal mısın Arven? Nerdeydiniz siz gece?" Atakan'a göz devirdim.

-"Hesap sormuyorsam hesap vermem."dedim uykulu uykulu esneyerek.

-"Hesap sormuyorum. Eve gideceğinizi düşünmüştüm merak ettim."

-"Gidiyoruz şimdi. Ararım sonra."dedim yüzüne kapattım.

Çevirdiğimiz taksiyle eve ulaştığımızda direkt bizim kata çıktık ve yataklara devrildik.

Fakat çok uyuyamıştım. Başımdaki ağrıyla ve susmak bilmeyen telefonla delirmek üzere yataktan kalktım.

-"Efendim?"dedim oturduğum yerde yüzümü ovalarken. Normal daha agresif açmayı planlamıştım sonra sakin kaldım.

-"Ayıldınız mı hanımefendi?"

-"Ayıldım canım."dedim Afra'ya.

-"Saat sekiz. Bir saat sonra kahvaltı için gelmiş ol lütfen hep birlikte olalım."

Kandemir olmazsa iyi bir plan olabilirdi.

-"Tamam. Görüşürüz."dedikten sonra yan şekilde yattım. Başımın içinde bir şeyler hopluyordu. Gözlerimi açıp kapattıkça oluşan ağrı cabasıydı.

Mecburen yataktan zor bela kalkarak duşa girdim. Üstüme sinmiş alkol kokusundan arınıp tertemiz halde banyodan çıktım. Arkamdan Bige içeri girmişti.

Saçlarımı kurutarak yarısını üstten sıkıca topladım ve at kuyruğu halinde bıraktım. Yüzüme güneş kremini yedirirken uyudum uyuyacaktım.

Dağıldığımı belli etmemek benim en önemli silahımdı.

O yüzden bu bitik yüzüme hoş bir makyaj yapıp masadan kalktım. Dolaptan aldığım elbiseyi giyinmeden önce ince bir külot giyindim. Sıcak havada en son tercihim pantolon oluyordu.

Ben giyinirken Bige de makyaj yapmak için oturmuştu.

-"Ben neden geliyorum ki?!"dedi huysuzlanarak.

-"Lazım olursun belki."diye dalga geçtim.

Bana aynadan kötü bir bakış atıp başını çevirdi.

Ayağıma renkli topuklu ayakkabıları geçirip çantamı ayarladım. Son olarak parfüm sıktığımda hazırdım.

-"Sen nasıl bir kadınsın ya? Bu nasıl bir güçlü duruştur?!"

Omzumu dikleştirip poz verir gibi yaptım.

-"Gece ağlayacak fırsatım olmadığından öyle görünüyorum hayatım."dedim saçlarımı savurarak.

-"Kandemir mantık bakımından tam olarak seni üzmüş sayılmıyor. O yüzden ona küfür edemiyorum. Sonuçta aranızda resmi olarak bir şey yok."

-"Boşver bunları konuşmayalım. Ben onu bitirmeye kararlıyım. Olmayacak dua benimkisi."dedim ve odadan çıktım.

Kahvaltı için otelin kumsalında bulunan restoranda olacaklarını söylemişlerdi. Bige ile oraya yürürken gözümdeki gözlüğü indirip alnımı hafifçe ovuşturdum.

Bambularla çevrilmiş kapıdan içeriye geçtiğimizde bizimkileri gördüm. Malum kişiye bakmayarak masanın başında boş duran iki sandalyeden birine oturdum.

-"Günaydın prenses hazretleri." Atakan'a ters ters bakıp çantamı kenara koydum.

-"Günaydın."dedim huysuz sesimle.

-"Bu saatte kahvaltı olmaz arkadaşlar. Haberiniz olsun. Kahvaltı öğlede yapılır." Bige önüne getirilen meyve suyunu alınca bende başka bir tane istedim.

-"Yani size aşk olsun. Bizi uyutup eğlenmeye gitmişsiniz."diyen Melin'e havadan öpücük attım.

-"Bu gece de birlikte eğleniriz."dedim gülümseyip.

Yüreğimi burkan avucuna alıp sıkıştıran adam masada en uçtaydı.

-"Ama bir dağıtmışız ki sormayın. Siz kaldırmasaydınız akşama ancak uyanmıştık."

Kıkırdayarak Bige'yi başımla onayladım. Soğuk soğuk salatalık yerken ferahlamıştım.

-"Biz sizin için adam dövelim. Siz eğlenin. Ne güzel dünya ya." Barış abime sırıtarak baktım.

-"Abi olmak kolay değil."dedim ona karşılık.

Kahvaltımızı yaparken ara sıra gözlerim kaçmak istediği kişiye kayar gibi olsa da buna engel oluyordum.

-"Bende buraya taşınsam nasıl olur? Şehrin havası enerji veriyor. Herkes gerçek anlamda yaşıyor gibi!" Aycan etrafta dolaşan insanlara bakarak söylemişti.

O ilk defa Dubai'ye geldiğinden büyülenmesi normaldi. Gerçi bende hala burada büyülenerek yaşıyorum.

-"Annem de öyle diyordu." Rasim'in yorumuna ağız dolusu güldüm.

-"Kızın hevesini kırmasana."dedim.

-"Yaşayacak hevesin yoksa şehir pek işe yaramıyor canım." Bige yine negatif yaklaşımı ile Afra'yla ikili olmuştu.

Kahvaltı sonrasında şehre gelince yapılan ilk aktivite olarak alışveriş merkezine gitmek istediler.

Duyduğuma göre Kandemir gelmeyeceğini söyleyerek ortadan kaybolmuştu.

Hiç de ilgilenmiyorum.

Akşam yemeği saatine kadar dolaştık. Hepsi bolca alışveriş yaptı. Bende bir kaç parça almıştım ancak dikkatimi çoğunlukla veremiyordum.

Yemeği alışveriş merkezinin olduğu caddedeki restoranlardan birinden yemiştik. Bu akşam ki evlilik kutlamamız için ise yeni aldığım elbiseyi giyecektim.

-"Eve geçmeyelim madem. Otelde değiştiririz."dedi Bige.

-"Bende onu söyleyecektim."diyen Melin'di.

Haliyle grup halinde otele gitmiştik. Barış abiyi Atakan'ın odasına göndererek kızlarla odaya dağıldık.

Makyajımı tazeleyip yeni elbisemi üstüme geçirdim.

Çift bantlı topukluları Melin'den ödünç alarak ayağıma geçirdim.

Kalbim küt küt atıyordu ve ben çok sinirleniyordum.

Kalbim kendine gelmeli. Kandemir'i görecek diye heyecanlanmamalı!

*

Önüme ittirilen bardağı alıp balkonun demirlerine yaslandım.

-"Yemek yedin mi?"

Başımı onaylar manada salladım.

-"Siz?"diye sordum çok merak etmiyor olsam dahi.

-"Yedik. Kızlar yüzünden enerjimiz kalmamıştı. Saatlerce yürüdük."diyen Barış'a kısaca güldüm.

-"Birbirlerine çok düşkünler. Bunlar nasıl ayrı kalıyor?" Rasim,Barış'a soru sorduğunda saçlarımı düzeltip buzlu içkiden yudumladım.

-"Aslında Arven tamamen geri dönmüştü. Ailesiyle bir kaç sıkıntı yaşadı. Tutunacak bir dal bırakmadılar kızda. Kaçıp buraya geldi mecbur."

Barış'ın sözleri üstüne gözümün önünde beliren yüzü kafamdan attım.

-"Şiddet deme abi."diyince Rasim'e doğru nefesimi üfledim.

İyice saçmaladı.

-"Yok be oğlum. Yani bir nevi psikolojik şiddet aslında haklısın. Değişik bir aile. Kuralcılar. Bir kaç yıldır kızı görücü usulüyle evlendirmeye çalışıyorlardı şaka gibi."

Ne sikik bir mesele bu?

-"Evlendirmeye mi?"dememle ikiside bana döndü.

Barış başını salladı.

-"Niye şaşırdın abi? Arven'le baya arkadaş gibisiniz bahsetmiştir diye düşündüm." Sesinin altında yatan ima hoşuma gitmedi.

-"Götünden uydurma Barış."

Karşımda kahkaha attı. Fazla samimiyet bunlara gebe oluyor.

-"Evinde baş başa ben mi kahvaltı ettim seninle? Babası bile biliyor."

Ağzımdan babasına küfür saydırırken bardağı kafama diktim. Şu kız ismini duyduğum andan itibaren benim sinirlerimi oynatıyor.

-"Boş bir anıma denk geldi. Ciddiye alınacak bir şey yok."dedim.

-"O göt oğlanını döverken pek ciddiydin. Ben kavgaya niyetli değildim." Arkamdaki minderi Barış'ın kafasına sertçe attığımda ikisi gülmeyi sürdürüyordu.

-"Lan oğlum beni çıldırtmayın! Yok diyorum size."

İçimde oluşan sinir daha fazlaydı. Elimde olsa onu orada boğardım ama sonradan kendime gelebilmiştim.

Beni ilgilendiren bir mevzu değilken sırf Arven'i öptü diye beynini patlatmak istemiştim.

-"O yüzden mi Arven görüş açına girince geriliyorsun?"

Şimdi ikisini tutup balkondan atacağım onu istiyorlar.

-"Rasim boş yapma."

-"Sende ilgini çektiğini kabul et. Güzel kız. Son derece güzel yani."

Belirtmese bilmiyordum ben.

Güzel evet. Fazla güzel.

-"Bu yaştan sonra çoluk çocukla mı uğraşacağım ne sanıyorsun?"dedikten sonra sıkıntıyla oflayıp yeni bir sigara yaktım.

Ne yazık ki karşımdaki kız çocuk olmayacak kadar lanet olası bir seksiliğe sahip.

-"Al külahıma anlat." Rasim başını eğince sert bir tokatla başına çarptım. Gülerek koltuğa devrilmişti.

-"Yirmi beş yaşında kız ne çocuğu?"dedi Barış.

-"Of bunalttınız ama ha! Yeter." Yakamı çekiştirerek ayağa kalktım. Balkon demirlerine yaslanarak sigaramı içmeye çıktığımda yan balkondan gelen gülme seslerine doğru döndüm.

Demirlere sırtını doğru yaslamış saçlarını aşağıya sarkıtırken fotoğraf çekildiğini düşündüğüm kadın yine sinir tellerime basıyordu.

Ne bu böyle sürekli gülmesi kahkahası kulağıma geliyor?!

Çenemi sıkarak koltuğa geri oturdum.

Görüp görebileceğimden daha çok kadın gözümün önünden geçmişti. İşim gereği de tanımaya devam ediyordum.

İlişki anlamında bu amaçla yaklaşan her kadın bana itici geliyordu. Ve bir çoğu öyleydi.

İçinde bulunduğum hayata rağmen belki geri kafalı olabilirdim fakat en hoşlanmadığım kişilik kendini sergileyen kadınlardı. Hiç mi hiç hoşuma gitmiyordu.

Neredeyse çıplak gezen kadınlar zaten hiç katlanamadığım bir ayrıntıydı. O yüzden hiçbirine dönüp farklı bir gözle bakmıyordum.

İtiraf etmem gerekirse Arven'i görünce sinirlerimin tepeme çıkmasının bir sebebi buydu. Her geçişinde ayrı bir piçin başını döndürüyordu.

-"Aklı karıştı aklı."

Rasim'e bir gram sabrım kalmadığı için odanın içine döndüm. Aynı anda kapı çalındı.

İç çekerek gidip sinirimi kapıdan çıkartarak bir hışımla açtım. Kızlar gelmişti. Sol tarafa doğru yavaşça baktım. Arkası dönük durmuş telefonla konuşan Arven uzakta kalmıştı.

-"Ee gitmiyor muyuz Kandemir abi?"

Aycan'ı yanıtlamadan içeri döndüm.

-"Barış! Hadi!"diye bağırdım.

Atakan ve Sedat da eklenince asansör sırasındaydık. Aralarına karışmadan kenarda beklerken yere bakıyor olsam bile gözüme çarpan bacaklar yüzünden gergin aksi hissediyordum.

Az daha zorlasa bir yerlerini gösterecek!

Neyse dedim yine.

Beni ilgilendirmiyor.

İki asansöre bölünerek girdiğimizde yanımda Barış, Afra, Bige denen kız ve ne şanslıyım ki Arven vardı.

Durmadan bitmek bilmeyen bir enerjiyle konuşup gülüyordu. Sürekli bir cıvıl cıvıl oluşu gözüme batmaya başlamıştı. Güldükçe etrafını güldürüyor baktığı yerde bakışları üstüne çekiyordu.

Kahrolası.

Ufacık boyuyla fazla etkili.

Ya farkındaydı ya da gerçekten saftı. Gözlerinin arkasında etrafı ateşlemek için bekleyen alevler görüyordum.

Olmadı değil oldu ama daha önce böylesi olmadı.

Şeytan diyor ki bükülmek bilmeyen o ince boynunu kavra...kendime sabır diliyorum.

Siktiğimin asansörü niye bu kadar havasız ve sıcak?!

-"Yürüsene kızım!"

Önümde zorla kapatılmış şekilli kalçası sürekli kıvrılıp hareket halindeyken biraz daha bekleyemecektim.

-"Şimdi açılıyor içinden mi geçeyim Kandemir?! Allah Allah ya."

Dün gece bilinç altımda yeşeren görüntüde ismimi nasıl haykırdığını bilse bir daha ağzına almayacağından eminim.

-"Gevşe biraz çok kasıyorsun." Geriden gelen Barış omzuma iki kere vurunca ona sadece dik dik bakmakla yetindim.

Pis pis sırıtarak karısının yanına süzülünce bende yürüdüğüm yönü değiştirdim. Önümde kıvırtarak yürüyen lanet kadını izlemeye devam etmeyeceğim.

•

Merhabaaa ❤️❤️

Nasılsınız çiçeklerim 🌸

Üstüme çok geldiğiniz için yine kısa olsa da yayınlamak zorunda kaldım hajsks biraz sabırlı olun

Bölüm ve Kandemir hakkında ne düşünüyorsunuz duymak istiyorum 🔥

Bölüm sonu

1 yorum