İçeriğe geç

UYUMSUZ

Bölüm 26 · 12 dk okuma

UYUMSUZ

Bölüm 26

Yirmi altı

•

Atıştırmalık çerezlerle çayları ayrı ayrı tepsilere koymuş içeri getirirken Barış abi bizi gördü ve orta sehpanın üstünü açtı.

-"İçeri de mi oturuyorsunuz?"diye sordu.

Afra kocasını yanıtlarken benim gözüm Kandemir'e kaydı. Üçlü koltukta Rasim'le oturuyordu. Bir ayağını dizine atmış rahat bir pozisyonda kuzeniyle konuşuyordu. Bana gözü değmeyince bir an eksik hissettim.

-"Komedi filmi seçtim. Sevmezseniz değişiriz."dedi Atakan televizyonu açarken.

Rasim, Kandemir'e doğru kayarak Melin'e yanında yer açtı. Üçlü koltuğa onlar otururken diğer geniş koltuğa geçtim. Tekli berjerde Aycan vardı.

Barış abimle Atakan'ın arasına oturup Kandemir'in ifadesiz yüzünü inceledim. Normal mi değil mi onu bile çözemiyorum.

-"Barıştık mı?" Atakan yanına oturmamı olumlu algılayıp yanağımı parmağıyla sıkıştırdı.

-"Çayımı uzat."dedim ona. Geriye yaslanıp frikik vermemek için kucağıma minder koydum ve öyle bacak bacak üstüne attım.

-"Emrin olur prensesim."

Film başlayalı çok olmamıştı Kandemir'in telefonu masada titremeye başladı. Uzandı ve sessize alıp geri koydu.

Bu hareketine şaşırıp ona uzun uzun baktım. O ise ufak bir bakışla bana kısaca bakmış önüne dönmüştü.

Ne bu şimdi?

Karşımda sarmaş dolaş bir çift. Yanımda aşk yumağı ayrı bir çift. Biz ise birbirini tanımıyormuş gibi uzaktan uzağa oturan iki insanız.

Dalgınlıkla elimdeki bardağı izlediğimi çok sonradan fark ettim. Düşüncelerimden sıyrılıp başımı kaldırdığımda Kandemir'i beni izlerken yakaladım.

-"Atakan ya kalk başka yere otur."diye mırıldanıp dirseğimle onu dürttüm.

-"Bana ne rahat burası."

-"Kalksana. Bende kıskanıyorum bunları."diyerek sağ tarafımda olan Barış abimi omzumla dürttüm.

Sessiz sessiz konuşarak şikayet ediyordum. Aslında Kandemir'in bu haline karşı başkası olsa daha mesafeli olurdu ancak ben başkası değilim.

Atakan oflayarak yanımdan kalkınca sırıttım. Koltuğun soluna kaydıktan sonra Kandemir'in kalkıp yanıma gelmesini bekledim. Pek fazla istekli gelmemişti. Ancak oturduktan sonra koluna sarıldığımda olduğu yerde kıpırdanması isteksizliğini daha fazla belli etti.

Yine de bırakmadım ve koluna doğru başımı yasladım. Biraz rahatlaması lazımdı. Aslında şu an onu böyle gergin hale sokan neydi bilmiyorum.

Film boyunca gülmek bir yana konuşmamıştık bile. Sıkılmıştım. Bu durağan neşesiz haller bana aykırıydı. Ben çok umursuz yaşayan bir kızdım. Onca aile baskısına rağmen özgürce kahkaha atarak yaşardım. Şimdi ise bir adam yüzüme bakmıyor diye omuzlarımda ağır bir yük vardı.

Sevgi bu kadar zor muydu sahi?

-"İyi geceler."dedim herkese. Film henüz yeni bitmişti uykumun geldiğini söyleyerek kaçıyordum.

-"Sigara içip geliyorum."dedi Kandemir bana kısık tonda.

Onu başımla onaylayarak koridora girdim. Sadece elbiseyi çıkartıp ışığı açmadan yatağın içine girdim.

Ne diye bana soğuk davranıyordu ki? Ondan tek istediğim sevildiğimi hissetmek. Bu kadar zor olabilir mi?

Sıkıntılı bir iç çekişle yorganı yüzüme çekmiştim ki kapı açıldı kapandı. Bir kaç hışırtı sonrası banyonun kapısı açılmıştı. Karanlık aydınlanmadan yatakta ağırlığını hissettim.

Bu şekilde sessiz kalabilecek kadar sabırlı değildim. O yüzden yorganı indirip sırt üstü döndüm ve ellerimi karnımda birleştirdim.

-"Bir problem mi var?"diye sordum.

Kolunu gözlerinin üstüne gelecek şekilde koydu. Karanlığa gözüm alıştıkça onu seçebiliyordum.

-"Olması mı gerekiyor?"Soruma soruyla karşılık verdi.

Yüz hatlarım iyice ifadesizleşti.

-"Var belli ki. Aksini iddia edemezsin." Böyle davranarak nasıl yok sayabilir anlamıyorum.

Midemde oluşan yanma hissiyle dudağımı sertçe ısırdım.

-"Problemin kaynağı ben değilim sensin Arven. Yaşından dolayı hak veriyorum ancak beni ya da ilişkimizi bir başkasıyla konuşuyor olman rahatsız edici. Aklında oluşan sorular için ilk önce bana gelmeliydin."

-"Kandemir yanlış anla-"

Oturur pozisyona hızlıca geldiğimde elini kaldırarak beni susturdu.

-"Yanlış falan anlamadım. Aptal değilim. Sizin çevrenizde işler nasıl ilerliyor bilmiyorum. Ancak ben sizin çevrenizdeki adamlardan değilim. Sana olan yaklaşımım ve hassasiyetimi bilmene rağmen yine de şüpheleniyorsan sorunu kendinde ara."

Karşı karşıya kaldığım suçlamayla kulaklarıma kadar yoğun bir uğuldama yaşıyordum. Kendimi açıklamak için nefes nefese ona yaklaşıp elini tuttuğumda buna izin vermedi.

-"Kandemir yapma beni dinle. Senden falan şüphelenmiyorum. Sadece bu benim gerçek anlamda ilk ilişkim ve her şey hayalimdeki gibi doğru mu yoksa heves mi emin olamıyorum. Ben ilk kez birisini böylesine kendimden daha çok seviyorum. Yemin ederim yanlış anladın."

Doğrulup elini yatağa yasladı ve ürkütücü bir ifadesizlikle bana baktı. Ona ilk kez sevgimi açmıştım. Fakat bu yeterli değildi.

-"Neyi yanlış anladım? Benden emin olamadığını mı? Seninle oynayıp belki bir gün hevesim geçer diye şüphelendiğini mi yanlış anladım?"

Başımı iki yana sallarken yaşadığım korkuyla gözlerim yanıyordu.

-"Bu yeni olan her ilişkide düşünülür Kandemir. İnsanız sonuçta. Benim korkum sadece bir gün birbirimize doğru gelmezsek seni kaybederim diye." Şu an ona yalvar yakar kendimi anlatabilirdim. Kalbim küt küt korkuyla atıyordu.

Gerçekten böyle deli gibi ona bağlanmış mıydım?

-"Çocuk muyum ben Arven? Duygularımdan emin olmadan kendimden yaşça küçük bir kızla ailemin içine mi gireceğim? Ya..asıl problem senin bunları benimle konuşmaman. İlişkimizi kuzenlerinle konuşuyor olman. Onları özel bir alanımız olan ilişkimize bu denli dahil ediyor olman."

Nefesimi üfleyip elimi ensemde gezdirdim.

-"Onlar benim en yakınlarım. Bu seni rahatsız etme-"

-"Benim değil ama Arven. Her yaşadığımızı gidip birilerine mi anlatacaksın?"

Titrek bir nefesle omuzlarımı düşürdüm.

-"Kandemir bu cidden çok önemsiz. Kızlar arasında bunun herhangi bir değeri yok." Ağlarcasına konuşmuştum. Sorun şu an bundan çok uzaktı.

-"Tamam Arven. Boşver."

Geri yatıp çıplak sırtını döndüğünde göz bebeğimden süzülen bir damla dudağıma kadar aktı. Burnumu çekip dudaklarımı araladım.

Benden uzaklaştığını hissetmek azap gibi geliyor. Çok dayanılmaz bir ızdırap.

-"Böyle mi olacağız?"diye sorarken sanki saatlerce ağlamış gibi sesim titremişti.

Sesimi duyar duymaz başını çevirdi ve sesli bir nefesle bana doğru döndü.

-"Ağlama yat. Seni bir şey için zorlamıyorum." Yatmayacağımı anlayınca bileğimden tutarak beni yatırdı ve muhtemelen istemeyerek kolunu bana sardı.

-"Pişman olmanı da istemiyorum. Haklısın aslında. Aniden bir ilişkiye başladık. Ben sensiz kalmak istemediğim için sana geldim. Sen..bilmiyorum belki de aradığın özellikleri bende buldun bana geldin."

-"Kandemir..-"Alt dudağım çaresizlikle titrerken beni boynuna bastırıp konuşmamı engelledi.

Devam etmesini istemiyordum.

-"Önemli olan dış görünüşlerimizin birbirimizi tatmin etmesi değil. Seni mutlu edebiliyor muyum? Sana hak ettiğin istediğin değeri verebilecek bir adam mıyım? Bunları düşün. Acelemiz yok. Ben yanındayım. Sadece iyi düşün. Pişman olma."

-"Sensiz bir gün geçirmek istemiyorum."diyerek boynuna sarıldım.

Yüreğimi kaplayan kapkara bir sıkıntıyla baş başa kalmıştım.

-"Bende öyle. Ama sana iyi geldiğimi bilmeye ihtiyacım var. Aksi halde seni bir mutsuzluğa mahkum edemem. Önünde daha uzun bir hayat var Arven. İnan bana seni yaralamaktan çok korkuyorum."

Gözlerim dolu dolu onu dinledim. Boğazıma oturan yumru yüzünden ne ağzımı açabildim ne de nefes alamadım.

Birbirimiz için yaratılmamış olabilir miydik?

'

Kollarının arasında uyandığım adam henüz uyurken ona daha fazla dokunma isteğiyle ellerimi teninde gezdirdim. Boynunda saklı olan kokuyu doya doya içime çektim.

Gece uykuya dalmam çok zor olmuştu.

İçim yanıyor.

-"Günaydın."

Tatlı uykulu sesine buruk bir tebessüm ettim. Sanki son kez kollarında güne başlıyormuşum gibi kötü bir his bedenimi çevreledi.

-"Günaydın."diye mırıldandım. Güçlü kollarıyla belime sarılıp beni göğsüne sokmak ister gibi kendine çekti.

-"Saat kaç olmuş?" Her şey yolundaymış gibi davranıyor olması unuttuğu anlamına gelmiyordu biliyorum. Ama keşke unutmuş olsaydı.

Beni sırt üstü yatağa bırakıp üstümden eğilerek komodindeki telefonuna uzandı. Göğsüyle bakışıyordum.

-"Öğlede buradan çıkmış olmam gerekiyor. Şirkete uğrayıp havaalanına geçeceğim."

Yüzüm düştü. Yanıma uzandığında hassasiyetim yüzünden dönüp ona bakamadım. Çünkü burnum sızlıyordu.

-"Bu kadar erken mi ayrılacağız?" Sesim titremesin diye yavaş yavaş cümle kurmuştum.

-"Ayrılmıyoruz Arven. Gidip işlerimi hallettikten sonra geleceğim. Bu tip gidip gelmelerim sık oluyor."

Başımı öylesine aşağı yukarı salladım.

-"Kalkalım o zaman."diyerek kendimi yataktan zorla çıkarttım.

Banyoda yüzümü soğuk suyla yıkayarak saçlarımı topladım. Dün akşam çıkarttığım triko elbiseyi tekrar giyinerek yatağı düzelttim. O esnada Kandemir banyodayken odadan çıkmıştım.

Saat yeni dokuz olmuştu. Mutfağa girdiğimde Aycan'ı gördüm. Çay demliyordu.

-"Günaydın."dedim.

Beni görür görmez gülümsedi.

-"Günaydın."

Hafif bir tebessümle buzdolabını açtım.

Her duraksadığımda gözlerim dolacaksa ben hiç iyi değilim.

-"Erkencisin. Kızlar da gelir şimdi."

-"Erken uyuduk ya ondan."derken sesim çatallı çıkmıştı.

-"Dün akşam tartıştınız mı siz? Soracaktım ama filme ara vermedik." Dolabı kapatıp döndüğümde onu önümde bulunca gözlerimi kaçırdım. Elimdeki domates salatalık poşetini tuttuğu gibi tezgaha bıraktı.

-"Ne oldu ya baksana bana."

Başımı yerden kaldırmadan iki yana salladım.

-"Bir şey yok vallahi boşver."dedim ve gözümün altını hırsla sildim.

-"Ya ağlama. Kıyamam sana ben. Ne oldu birden bire?" Omzumdan çekip sarılınca çenemi omzuna yaslayıp sarılmasına karşılık verdim.

-"Önemli bir şey değil."dedim burnumdan boğuk konuşarak.

-"Tamam anlatmak istemiyorsan anlatma. Ama kendini topla yoksa herkes sorar." Sırtımı okşayıp yanağımı öptükten sonra musluğu açtı ellerini ıslattı. Ardından göz altlarımla yanaklarımı sildi.

Onu başımla onayladım.

-"Teşekkür ederim."diyebildim yalnızca.

-"Kapıyı açalım biraz soğuk vursun sana kendine gelirsin." Geçiştirmeye çalışarak gülüp bahçenin kapısını açtı.

Daha fazla üstüne konuşmadan kahvaltı hazırlığına geçtik. Çok geçmeden kızlar da aramıza katılmıştı.

Onlar da Aycan gibi akşamki durumu sormuşlardı. Bir şey olmadığını söyleyerek susmuştum. İrdeleyecekleri vakit Rasim ve Barış abi mutfağa girince konu kapanmıştı.

Bugün hava serin olsa da verandaya masa kurmuştuk. İyi olmuştu. Soğuk yüzüme vurunca hislerimi gizleyebiliyordum.

-"Arven'in meşhur festival dönemi geldi. Yakında bizi gidelim gidelim diye yemeye başlar. Ama artık Kandemir abi olduğuna göre biz kurtardık."

Kızlar gülerek Atakan'a onay verirken ben yanımda oturan adama yan gözle baktım. Ardından içimde tuttuğum nefesimi üfledim.

-"Aa evet Burning Man. Bizde abimle bir yıl katılmıştık. Eğlenceli oluyor."diyen Aycan'a Melin kimle gittiklerini sorarken usulca ağzıma küçük bir parça salam attım.

-"Kandemir de ne sever ama." Rasim küçük bir kahkaha atmıştı.

Ona bakışlarıyla karşılık veren Kandemir sessiz kaldı.

-"Şaka bir yana hep birlikte gidelim. Ama önce şöyle iyi bir tatil yaparız. Yazı festivalle kapatırız geliriz. Arven bize kostüm hazırlar. Sever boş işleri." Atakan ona karşılık vermeyişimi fırsat bilerek laf sokup duruyordu.

-"Aramızda bu işi en iyi o yapıyor Atakan. O olmasa şimdi maymun gibi geziyor olurdun. Tipini düzeltti."dedi Afra.

-"Arven de aslında çölde kalacak birisine benzemiyor. Bu sefer Kandemir sana çölde otel yaptırır."Rasim'in cümlesiyle hepsi gülerken mecburen zar zor gülümsemiştim.

-"Bu sene gitmek istemiyorum. Bige'yi fazla yalnız bıraktım. Yardım etmem gerekiyor."diyerek kahvaltı tabağıma döndüm.

Ne yediğimi bilmeden öylece ağzıma bir şeyler koyuyordum.

-"Dağlara taşlara. Başımıza bir iş gelecek." Abartılı bir tepki verdiği için Atakan'a göz devirdim.

-"Bende şaşırdım. Hayret."dedi Melin.

Özgür bir biçimde bütün iddialı parçaları giyebildiğim için festivallere katılmayı seviyordum.

Eskiden.

-"Uzatmayın istemiyorum sadece." Farkında olmadan onları tersledim. Masaya sessizlik hakim oldu.

Sonrasında havayı dağıtıp konuyu değiştiren Atakan sayesinde kahvaltı hızlı bir biçimde bitmişti. Kandemir'in işi dolayısıyla gitmesi gerektiğini çoktan söylemiştim. Bende onunla gideceğimi ekledikten sonra üstümü değiştirmiş odadaki eşyalarımı topluyordum.

Kısa süren bu işlemin ardından herkesle kısaca vedalaştık. Daha farklı bir ayrılık bekliyordum. Böyle buruk bir kalple değil. Ama hayat bazen planladığımız gibi gitmiyordu.

Kalbimde tıpkı aklım gibi karman çorman bir halde.

-"Uykun mu var?"

Küçük bir esneme sonrası sorduğu soru üstüne başımı ona çevirdim. Arabaya bindiğimizden beri bakmaktan kaçınmıştım. Bakarsam gözlerimi çekemiyordum.

-"Biraz."

Eve gidip odama girmek ve saatlerce ağlamak istiyorum. Elimden tek gelen buydu.

Neden bu yanlış anlaşılma yüzünden abartıyorsun diyen insanlar olacaktır. Fakat sorun tam olarak Kandemir'in anladığı gibiydi.

Ona olan sevgimin aşkımın büyüklüğünün eksikliği değildi mesele.

Mesele..ben onu severken kendim olmaktan uzaklaşıyordum. Ben bu halde kendimi de seviyor muydum?

Gözüm ondan başka hiçbir şeyi görmüyordu ki.

Mutsuz olup olmamak umrumda bile değildi. Ancak Kandemir bütün mantıklı yanıyla bana bunu düşündürmeyi zorlamıştı.

Şimdi ondan ayrı kalma gerçekliği beni bin parçaya bölüyordu. Canlı canlı etim kopuyor gibi bir acıyla yanında oturuyordum. Onsuz günlerimi silip atmış sadece onu tanıdıktan sonrasıyla var olmuştum.

Bu çok büyük bir haksızlık çok

Dolu dolu gözlerimi hissetmesin diye başımı camdan dışarıya çevirdim. Arabanın sessizliği dolayısıyla nefes alışlarıma bile dikkat ediyordum.

Üstümüze çökmüş yas havası ondan nasıl bir duygu yaratmıştı bilmiyorum ama ben hiç de devam edebilecek gibi değildim.

-"Dubai'ye gidecek misin?"diye bir soru yöneltti.

Arabadaki sessizliği bozmaya çalışması dikkatimden kaçmamıştı.

-"Haber veririm. Bilmiyorum."dedim tek tek yavaşça. Sesimin bozulmaması için üstün bir çaba harcamıştım.

Başını ağır ağır salladı. Refleks olarak sigarasına uzandığında aynı hızla geri koydu.

-"İçebilirsin."dedim ve camı açtım. Yeşilin tonlarına bürünmüş yolda gözlerimi gezdirdim.

Bekledim fakat yapmadı. Arkadan gelen arabaya yol verdikten sonra aynı düşük hızda ilerlemeyi sürdürürken gözlerini yoldan çekmeden açtığım camı geri kapattı.

Biz.

Biz aramıza mesafe girdiğinde ne olacağız?

Ya benden vazgeçerse? Ya bize dair bir ümidi kalmaz da bizi bırakırsa ne yapacağım?

Hayatına birisi girer miydi? Düşüncelerine uyum sağlayan...benim gibi onu yormayan ona layık bir kadınla tanışırsa? Olur muydu? Aklına birisi girer miydi sahi?

-"Ne geçiyor aklından? Bu kadar canını sıkan ne düşünüyorsun?"

Farkında olmadan çattığım kaşlarımı eliyle düzeltirken arabanın ağaçların dibinde yolda durduğunu yeni fark ediyordum. Ürkütücü karanlık havası olan bu yerde ürperip sesli bir nefes aldım ve duruşumu düzelttim.

-"Ev. Evdekileri. Yani annemi."diye aniden bulduğum yalanı ortaya attım.

-"Bana yalan söylemek de pek başarılı değilsin."dedi tek düze bir tonda.

Aklımdan geçenleri bilmesine gerek yoktu. O kısımın gerçekliği biraz kadere bağlıydı.

-"Konuşmak istemiyorum gidelim."dedim yalnızca. Aslında konuşsa günlerce dinlerdim. Ama şimdi biraz hüzünlüyüm.

Göğsünü güçle şişirip indirirken geriye yaslanmıştı.

-"Böyle yaparak bir yere gidemezsin. Bir sonuç elde edemeyiz."

Omuz silktim. Gidecek yerim mi kalmıştı sanki.

Ellerini ensesinde birleştirince yan gözle ona baktım. Dimdik yola doğru bakıyordu. Kendimi düşünmekten Kandemir'e dikkat etmemiştim fakat onu da ilk defa böyle düşünceli bir mutsuzluk içinde görüyordum.

-"Benim için kolay mı sanıyorsun? Seni..seni kendimden bile sakınırken...git düşün diyorum. Eğer senin için doğru değilsem kendini benden kurtar mutlu ol diyorum. Bunu söylemek kolay mı?"

Bana hafifçe dönerek saçlarımın döküldüğü omzuma varla yok arası bir öpücük kondurdu.

-"Küçük kalbinde yer edinebilmişken...beni oradan çıkar demek hiç kolay değil Arven. Sen benim sahip olduğum en değerli hazinemsin."

İçim kana kana ağlarken dışım büyük bir soğukkanlılıkla öylece duruyordu.

-"Bu yeterli değilmiş demek ki."dedim mırıldanarak.

-"Evet. Bazen sevginin büyüklüğü yeterli olmayabilir. Senden de bunu istiyorum. Yaşının heyecanına kapılmadan geri dönüşü olmayan bir yola girmeden önce daha kararlı düşünmeni istiyorum. Çünkü zaman ilerledikçe biz birbirimize daha çok bağlanacağız. Senden yaşça büyük bir adam olarak sana bu tavsiyeyi verebiliyorum Arven."

Kandemir'i dinlemek şiir okumak gibi.

-"Bazen insan olarak doğruyu reddedebiliyoruz. Verdiği hazza kapılıyoruz ve bir yerde bizi tükettiğini göremiyoruz. Bir şeyi ya da bir insanı sevmek onun doğru olduğunu göstermez. Ama ben sende bütün doğruluğumla var olmak istiyorum. Bana karşı duyguların güçlü diye bir başka yerden seni üzüyor olmamı göz ardı etme. Seni gerçekten mutlu ediyorsam beni hayatına kat."

Çenemin ucunu tutup başımı kendine çevirdi. Kurumuş dudaklarımı dudaklarıyla kavradı. Usulca,acımı kendi içine çekmek ister gibi şefkatle öperken gözümden süzülen bir damla yaş dudaklarımızın arasında kayboldu.

-"Bunları düşünürken benim hayatımın anlamı olduğunu unutmadan düşün."dedi dudaklarımızın arasına mesafe bırakarak.

Yaşama sevincimi, mutluluğumu elimden alıyorlar diye ailemi arkamda bırakmış kendime zorda olsa bir hayat inşa etmiştim. Beni ben olmaktan çıkarmak istiyorlar demiştim,kendilerine göre şekillendirmek istiyorlar ben bunu istemiyorum demiştim. Öylece kaçabilmiştim onlardan.

Şimdi ben bir ateşe düştüm.

•••

Günaydııınnnn ❤️

Bir yandan ağlayıp bir yandan haz alarak yazdığım bir bölüm oldu.

Siz nasıl buldunuz bilmiyorum ancak ben tam olarak Kandemir'in karakterine göre bir bölüm yazdım.

Düşüncelerinizi merak ediyorum💖

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.