İçeriğe geç

UYUMSUZ

Bölüm 22 · 14 dk okuma

UYUMSUZ

Bölüm 22

Yirmi iki

•

Artık akrabalarımızın çoğu bahçeyi doldurduğunda ben odada bekliyordum. Çünkü dizlerim heyecandan titriyordu ve Kandemir gelmeden aşağıya inmek istemiyordum.

O da işinin biraz sürdüğünü söylemişti ve haliyle hazırlanıp gelme süresi uzamıştı.

Neyse ki düğün başlamadan oda görevlisi Kandemir'in lobide beklediği haberini verince çantamı alarak odadan çıktım. Hızlıca asansöre bindim ve giriş kata bastım.

Asansör olağandan daha hızlı indiğinde nefesimi tutmuş adım atmıştım. Gömleğine kadar siyaha bürünmüş adam iki eli cebinde göz kamaştırarak lobinin ortasında duruyordu.

Yakışıklılığı yine dillere destan hikayeler yazılacak kadar fazlaydı.

Adeta kutsal bir büyüsü var ve benim kalbim buna hiç dayanamıyor.

Omuzlarım güçsüzlükle düştü. Topuk sesime başını çeviren Kandemir ayaklarımdan yukarı doğru öyle ağır ağır süzdü ki bir an hiç bitmeyecek sandım.

Nefes nefese yanına vardığımda ağzım dilim kurumuştu. Böyle bir adam nasıl sevilmez ki?

-"Çıplak çıkmak için mi saatlerdir hazırlanıyorsun?" Başladık yine.

Yüzüm hemen düştü. Kararmış bakışları onu yakışıklı gösterdiği kadar korkutucu yapıyordu.

-"Düğün bu Kandemir. Özel günlerde bari bir şey söyleme."derken ellerim iki yanıma düşmüştü.

-"Özel günlerde bedenini sergilemen normal mi yani Arven? Düğün diye dışarıda kanı bozuk puştlar sana bakmayacak mı?!" Ellerini ceplerinden çıkartıp bana eğilmiş sessizce bağırmıştı.

Önünde iyice küçüldüm.

-"İnsanlar bakıyor."diye mırıldandım.

Başını kaldırıp yan çevirdi ve güçlü bir nefes üfledi.

-"Neyle sınanıyorum ben acaba?" Ağzının içinde konuşarak elini saçlarının arasından geçirdi. Ardından soluk alarak elimi tuttu çekti ve kolunun iç kısmına yerleştirdi.

-"Böyle yapacaksan gelme Kandemir."dedim direkt.

Elimi çekmek istesem de izin vermemişti.

-"Sana hoşlanmadığımı söylememe rağmen inadına yapar gibi bu şekilde giyinmen bana saygı duymadığını gösteriyor. Bence şu an düşünmen gereken tek şey bu Arven. Yine de yanında olacağıma dair söz söylediğim için buradayım. Şimdi sus ve dikkatimi dağıtmama izin ver aksi halde kalbini kıracağım."

Yüzüme yansıyan ifade ağlamaklıydı. Bütün olarak mutsuzluk bedenime yayılmıştı.

Haklıydı.

Sadece çok beğendiğim için giyinmek istemiştim.

-"Kandemir..-"

-"Düğüne odaklan." Sözümü kestiğinde konuşmamı istemediği aşikardı.

Sertçe yutkunarak yere baktım.

Bahçe kapısına geldiğimizde görevli garsonlar iki yana açıldı ve geçmemize izin verdiler. Bütün sosyete bahçede yer alırken bakışların büyük çoğunluğu bize döndü.

Daha farklı hayal etmiştim. Yüzümde büyüleyici bir gülümseme ile olacağımı düşünmüştüm.

Fakat şimdi içim parça parça olmuştu.

Bir anlık hevesime düşüp Kandemir'i geçiştireceğime inanmıştım. Kızmaması için türlü şebeklikler yaparım diye kendimi kandırmıştım. Ancak onun için bedenimi göstermemin ne ciddiyette olduğunu fark edememiştim.

Buna rağmen insanların ağzına düşmemek için omuzlarımı dikleştirdim. Kandemir'in güçlü kolundan destek alarak adımlarımı attım. Aynı anda büyük bir uyumla merdivenleri inerken herkes fısıltıyla konuşuyordu.

Gözüm bahçenin bir ucunda duran iki yılana kaydı.

Muhtemelen dedem laf söz olmasın diye gelmelerine izin vermişti. Tıpkı babam dediğim aşağılık adamın burada olması gibi.

Her şey normalmiş gibi yüzsüzce gelmeleri iğrençti. Kem gözleriyle şok içinde yanımdaki adamla olan temasımı izliyorlardı. Bir kaç saat içinde yanımdan ayrılmak isteyeceğini biliyordum ve bu yüzden burnum sızlıyordu.

-"Hoş geldiniz."

Dimdik ileri doğru baktığım gözlerimi çevirip önümüzde duran Atakan'a baktım. Hafif sulanmış cansız bakışlarım karşısında afalladı.

-"Ya ne güzelsiniz!" Melin ve Aycan kol kola gelerek yaklaştıklarında yüzümü düzeltmeye çabaladım.

Kandemir kolunu bollaştırınca elim kolundan süzüldü düştü. Desteğim yok olmuş gibi sarsıldım ve etrafında durduğumuz yuvarlak masaya tutundum.

-"İyi misin?"diye fısıldadı Melin.

Kandemir o esnada yanına gelen Barış abimle tokalaşıyordu.

Başımı aşağı yukarı salladım.

-"Tansiyonum düştü sanırım."diye bir yalan savurdum.

-"Bütün gün doğru düzgün yemedin. Düşer tabi. Şunlardan at ağzına."

Masada duran atıştırmalıklardan bir lokmayı zorla yuttum.

Bana doğru yürüyen annemi gördüğümdeyse hiçbir şey yapmadım. En son ki derdim o olurdu.

-"Ne yaptığını sanıyorsun sen?!" Fısıltıyla çaktırmadan kolumu hafifçe sıktı.

-"Yeterince sorunumuz varken ne diye dikkatleri üstümüze çekiyorsun?!"

Etrafa gülümseyerek bana bunları saydırırken sesindeki saldırganlık kanımı dondurdu.

Bir ilişkim olması sorun muydu? Yoksa bu ilişkide Kandemir'in olması mı sorundu?

-"Çocuk değilim beni rahat bırak."diyerek sıktığı kolumu elinden kurtardım.

Bu çabamı fark eden Kandemir kaşlarını çatarak anneme bakmıştı.

-"Seher teyze gelsene annem çağırıyor." Atakan,annemi yanımızdan uzaklaştırırken içimde kalan soluğumu dışarı üfledim.

-"Merhaba Kandemir bey nasılsınız?"

İş adamlarının yaklaştığı Kandemir'den bile isteye uzaklaştım. Aynı esnada ablamlar bahçeye çıktı. İlk danslarından önce nikahları kıyılırken ağlamamak için bir köşede büyük bir çaba gösteriyordum.

Ta ki İpek hanımı görene kadar.

Yüzünde parlak bir neşeyle yanında Aycan'ın annesi Beril hanımla geldi. Neyse ki yalnız değildim. Kızlar yanımdaydı.

-"Merhaba hanımlar. Nasılsınız?"diye girdi sohbete.

Normal gündelik bir sohbet olurken devamında İpek hanım yalnızca bana döndü.

-"Sizin için sevindim."dediği an yüzümü ateş bastı.

Utanarak zoraki bir tebessüm ettim.

-"Teşekkür ederim."

-"Yan yana görmeyi sürdürsem daha mutlu olacağım. Ne diye ayrısınız?" Gayet samimiyetle söyleyince üzüntüden göğsüm sancılandı.

-"Yanı kalabalıklaşınca...öyle oldu."diye bir cümle kurdum.

Solistin sözleriyle ve başlayan müzikle gözlerimiz sahneye kaydı. Ablamlar yaklaşık beş altı dakikadır ilk danslarını yapıyorlardı ve yeni bir şarkı başlamıştı. Çiftlerin dahil olmasını istiyorlardı.

-"Aa hadi dansa!"

Aycan'a gözlerimi açarak uyardım. Onlara söylediğim halde ne diye zorluyorlardı.

-"Ah durun ben oğlumu göndereyim." İpek hanım beni iyice düşürürken ona engel olma fırsatı bulamadım.

-"Kızlar. Gerçekten rol yapamayacak haldeyim." Ağlayacak gibi konuştuğumda ellerinden bir şey gelmediği için sessiz kaldılar.

Barış abim ve Rasim'in gelişiyle dans etmek için yanımdan uzaklaştılar.

Aycan usulca bileğimi okşayıp destek oluyordu ki Kandemir annesinin yanında göründü. Yüzü buz gibiydi ve sadece gözlerime bir anlık bakmıştı.

-"Gerek yok cidden."diye mırıldandım annesinin duymasından çekinmeyerek.

-"Aynı fikirdeyim."derken elini elime kaydırmış kimseden çekinmeyerek beni peşinden yürütmüştü.

Pistte kenarda kalmak zorundaydık çünkü bir sürü çift vardı. Hafif hafif çalan kemana diğer enstrümanlar eklenince solist kadın ve adam şarkıya girmişlerdi.

Karşı karşıya durduğumuz adama çekinerek baktım.

Ben bakmasaydım sana

Ve sen öyle gülmeseydin bana

Elimi kaldırdım. Elini tuttum. Diğer elimi omzuna koydum ve o da belime sardı.

Aşk

Seni yazıyormuş

Bilmeden kaderime kazıyormuş

Hep seni çiziyormuş

Sayfalarca

Sen gelmeden sevmeden

Öyle ağır ve isteksiz yapıyordu ki kırıldıkça kırılıyordum. Tutuşunun sertliği içindeki öfkesini yansıtıyordu.

Parlak mermerin üstünde ahenkle dans edenlerin içinde birbirine değmeden hareket eden bir çifttik.

En sonunda dayanamayarak herkesin izlediğini bile bile ona yaklaştım ve elimi biraz daha yukarı kaydırıp kokusunu yakından içime çektim.

Onu bu kadar severken nasıl göz göre göre uzaklaşabilirdim ki?

-"Benimle konuşmayacak mısın?"diye fısıltıyla sordum.

Katılaşmış sert bedeni tepki vermedi. Yalnızca boş bakışlarla etrafa göz dağı veriyordu. İfadesizliği bile çok şey ifade ediyordu.

-"İçinden geldiği gibi yaşamak istediğin hayatınla benim çizgilerim uyuşmuyor. İstediğin yöne çekip yontmak isteyeceğin yaşta bir adam hiç değilim."

Sert ve acımasız bir açıklama olmuştu.

Çok acıtıcı fakat bir o kadar gerçekti.

-"Düğün olduğu için kızacağını düşünmedim."

Hızla başını çevirdi. O kadar yakından gördüğüm öfkeli bakışlara hazır değildim.

-"Aptal mıyım ben Arven? Oradan bakınca aptal bir adama mı benziyorum? Etrafta evli olan orospu çocukları bile birlikte içeri girmemize rağmen sana bakıyorlar! Bunu benim midem kaldırmıyor. Anlıyor musun?! Kendini güzel göstermek istediğin bir yaşta olduğunun farkındayım. Ama ben buna göz yumacak birisi değilim hala anlamadın mı?"

Uzun uzun bana içini dökerken yine suçluluk duygusuyla içime kapandım.

Bu şekilde tartıştığımız o kadar belli oluyordu ki kenarda gördüğüm İpek hanımın yüzü dahi düşmüştü. Anlamak istercesine bizi izliyordu.

İç çekerek başımı eğdim. Gözlerimde yaşlarla kimseyle göz göze gelmek istemiyordum.

-"Sikeceğim o gözlerini sen dur."

Kandemir mırıldanırken hızla başımı kaldırdım ve baktığı yere baktım. Bir grup erkek hedefindeydi.

-"Dön önüne sövdürme beni Arven." Arka çaprazımıza bakarken direkt ona döndüm.

Sesine yansıyan harlı öfke sebebiyle tüylerim ürperdi.

Şu an öyle eşsiz olabilirdi ki. Ama çok farklı oluyor.

Henüz şarkı yeni sonlanmıştı ki ellerini üstümden çekip ilk önce kolumu tuttu. Ardından bunun yanlış olacağını anlamış gibi elimi tuttu ve annesinin yanına doğru sürükledi.

Ağzımı açamadan uzaklaştı. Ara sıra yanında gördüğüm bir adam bahçenin girişinde bekliyordu. Kandemir'i aratmayan cüssesiyle geldiğini görür görmez ellerini önünde ilikleyip dikleşmişti. Kandemir ona az önce baktığı grubu işaret etti. Adam keskin bakışlarıyla onları inceledi başını salladı.

Yine hiç istemediğim şeyler olacak.

-"Tatlım."

Temastan irkilerek İpek hanıma baktım.

-"Kusura bakmayın dalmışım bir şey mi söylediniz?"dedim.

Endişeli gözlerine gözlerim takıldı.

-"Kandemir neden böyle delirmiş gibi bakıyor ve davranıyor anlamıyorum. Bir problem mi var?"

-"Sence yenge? Arven'in güzel oluşu bile oğlunu delirtiyor."

Kelimeleri bulup cümle kurmak öyle zor ve manasız gelmişti ki Aycan beni utandıracak şeylerle İpek hanıma konuştu.

-"Aman canım. Kıskançlık meselesi mi?" İpek hanım büyük bir rahatlamayla gülüverdi.

Ben ise aynı rahatlamayı hiç hissetmiyorum.

-"Oğlum diye demiyorum ama çevremizdeki erkeklerden farklıdır Arven'cim. Daha farklı düşünür. Sende alımlı güzel muhteşem bir genç kadınsın. Böyle gözünün dönmesi seni buradakilerden saklamak istediği için. İnan bana oğlumu tanıyorum." İpek hanım konuşurken bile pembeleşmişti ben nasıl utanmayayım?

-"Teşekkür ederim. Ama bu kadar masum bir sinir değil." Acıyla tebessüm edip kirpiklerimi kırpıştırdım.

Elimi taşlı eteğimde gezdirip Kandemir'e baktım. Yine onu birileri durdurmuş konuşuyordu.

-"Takılma ona. Çabuk sinirlenir hemen geçer. Aa Kerim'ler geldi." İpek hanımın dikkati başka yöne kaydığında ilgilenmek yerine uzaklaşmayı tercih ettim.

Bahçenin uzak bir köşesinde bir kadeh içki almaya gittim. Yanımda beliren yüzsüze dönüp bakmadım.

-"Ne kadar da mutlusun. Yüzünde güller açıyor."

İç çekip sustum. Derdim başımdan aşkındı.

-"Onu elde edince intikam alabileceğini düşündün değil mi? Ama asıl mutsuz olan sen oldun."

Öfke ilmek ilmek kanıma işlenirken kadehte dolu şaraptan büyük bir yudum aldım.

-"Şimdi seni şurada boğmuyorsam dua ederek uzaklaş. Aksi halde düğün bittikten sonra seni kimse elimden alamaz Yaren."

İzlendiğimi bilmesem suratının ortasına bir tokat atardım ancak hiç yeri değildi. Dedem merdivenin başında arkadaşlarıyla bütün bahçeyi göz hapsine almıştı.

-"Asla mutlu olamayacaksın." Sivri diliyle canımı yakacağını düşünerek son kez konuşup gitti.

Midemi bulandırıyorlar.

-"İyi akşamlar."

Sırtımı dikleştirerek döndüm ve ifadesiz gözlerimi sarışın adama çevirdim.

Bu bakışlar beni önceden hiç mi hiç rahatsız etmezdi fakat şimdi sadece vahşeti andırıyor. Kandemir'in çıkaracağı vahşet.

-"İyi akşamlar."dedim ve gitmek için hareketlendim. Alelacele yanından uzaklaştıktan sonra rahat bir nefes aldım. Tanıdık yüzlerin selamlarına karşılık vererek bizimkilerin yanına gitmek yerine kıyıda köşede kalmayı tercih ettim.

O esnada Kandemir'i gördüm. Uzun boyu ve bedeniyle görülmeyecek gibi değildi. Görmemek için kör olmak gerekirdi.

Bir kaç kişinin arasında olması sorun değildi fakat elini koluna dolamış bir kadınla durması büyük bir sorundu.

Hayal kırıklığımın parçaları bedenime saplandı.

-"Nerelerde gizleniyorsun?"

Boğuk boğuk duyuyordu uğuldayan kulaklarım. Etraf bulanıklaşmıştı tek net görebildiğim Kandemir'di.

-"Kandemir'in kardeşi Kerim'in karısı. Hiç görmemen normal burada yaşamıyorlar."

Afra'nın sözleri içime su serpmedi. Kadın eşinin kardeşine bu denli şuh bir bakışla yaklaşamazdı.

-"Şu ezik duruşundan kurtul Arven. Sen bu değilsin. En başından bu adamdan uzak dur sana göre değil demiştim."

Burnumun kenarından süzülen bir damlayı hızlıca silip kaşlarımı çattım ve öfkeme odaklanmayı seçtim.

-"Biz birbirimize göreyiz Afra."diye cevap verdim.

Gerçeklikten uzak bir gülüş sergiledi.

-"Sana bakanlardan rahatsız oluyor ama ona yapışan ahlaksız yengesinden olmuyor öyle mi? Ne üzücü."

Hızla başımı ona çevirdim. Sarsıldım. Yer ayağımdan kayar gibi oldu.

-"Henüz herkes bilmiyor ama bilen bilir ki o kadının gözü göz değil. Bence kocası o yüzden onu sosyeteden uzakta yaşatıyor emin değilim. Ama ne zaman böyle ortamlarda bulunsa resmen beni yatağınıza atın diye dolaşıyor."

Dehşetle elimi kalbime koydum.

-"Ciddi misin sen?"

Başını salladı.

-"Kandemir döndüğünden beri bu tarz topluluklara geldiğinde ise direkt ona yapışıyor. İnsanlar abisi gibi gördüğünü düşündüğü için masum kalıyor. Ama ben öyle düşünmüyorum."

Üstüme sanki kilolarca beton dökülmüş gibi ağırlaşmıştım. Kim olduğunu bilmeden beni rahatsız eden o kadının masum olduğuna inanmak istiyordum.

İyi değildim. Hiç iyi değildim.

Göğsümü boğan ağırlık hissiyle baş etmeye çalışırken Kandemir kalabalık arasında beni buldu. Gözlerimiz birleştiği gibi ona fazlasıyla hissiz baktım. Her kim olursa olsun nasıl kendine dokundurtuyordu?

-"Ben...biraz nefes almam gerekiyor." Başımı eğip aldığım soluk ciğerlerime yetmedi.

-"Üzülmen için değil bil diye söyledim. Ona göre sende onun karşısına geçip konuş."

Başımı belli belirsiz sallayıp dik durmaya çalışarak insanların arasında sıyrıldım. Yol üstünde annemden kaçabilmiştim fakat İpek hanımdan kaçamadım. Sesli bir şekilde ismimi telaffuz edip çağırınca beynimde karıncalanma yaşadım.

-"Merhaba."diye mırıldandım duyacakları yükseklikte.

Mercek altında olduğumu hissettiğim için dudaklarıma gerçekçi sahte bir gülümseme yerleştirdim.

-"Güzelliğinden söz edenler olmuştu ancak yakından gördüğüm kadarıyla sözleri hafif kalmış." Yaşlı kadın duruşuyla zerafet timsali gibiydi.

-"Teşekkür ederim."diyebildim sadece.

-"Kayınvalidem Zübeyde Barbaros. Seninle tanıştırmak istedim Arven'cim." İpek hanım gerginliğimi hissetmiş gibi hafifçe kolumu okşayınca ona tebessüm etmeyi ihmal etmedim. Ardından önce Aycan'a sonra babaanneleri olan Zübeyde hanıma baktım.

-"Çok memnun oldum."

Kadın başını salladı. Böyle alenen incelenmek biraz rahatsız edici olabiliyor.

-"Bende öyle. Kandemir nerede..ah geliyor." Zübeyde hanımın baktığı yere bakmadan elimi sıktım.

-"Biri geliyor diğer kayıp."diye söylendi İpek hanım.

-"Aycan nasılsın?"

Bakmadım. Kadının sesi bile beni sinirden uyuşturdu diyebilirim.

-"Teşekkür ederim Nazenin abla. Sen?"

-"Nazenin. Siz tanışmamıştınız değil mi?" İpek hanımdan gözlerimi çekip karşımda heybetiyle dikilen adama öyle boş baktım ki yüz hatları değişti.

Yanında dolgun kıvrımlarıyla boy gösteren Nazenin denen kadın beni göz ucuyla süzdü. Memnuniyetsizliğini belli etmekten çekinmedi.

-"Hayır anne."dedi İpek hanıma değil bana bakarak. Bal gibi kim olduğumu bildiği belliydi.

Ben bu kadından hiç hoşlanmamıştım.

-"Arven'cim. Gelinim Nazenin. Arven de artık ailemizden sayılır." İpek hanım göğsünü gere gere söylerken ben bir an önce buradan gitmek için boşluk kolluyordum.

Kandemir'in yerinde durmak bilmeyişi ona bakmadığımdandı. Daha çok beklerdi.

-"Aa öyle mi? Rasim'in nişanlısı değildi yok ona benzemiyor.." Kendi kendine konuşan kadın hala Kandemir'e süründüğü için boynumu bir el sıkıyordu. Patlamama ramak kalmıştı.

-"Yok canım. Kandemir şu an habersiz gibi dursa da Arven ile birlikteler." Evet İpek hanım size katılıyorum.

Nazenin donan yüzüyle şaştı kaldı. Bir bana bir de Kandemir'e baktı. Bozuldu. Basbaya bozuldu. Öldürürüm ben bu kadını.

-"Ne..gerçekten mi? Biraz..."

-"Müsaadenizi istiyorum. Tanıştığıma tekrar memnun oldum Zübeyde hanım." Ne hissettiğimi belli etmeyen bir tebessümle İpek hanıma döndüm.

-"İyi akşamlar."

Bilerek o kadını yok saydım. Morardığına emin olarak oradan uzaklaştım. Merdivenleri çıkarken ismim seslenildi fakat dönmedim.

Tekrar bağırdı.

Otelin içine girdim ve kış bahçesine ilerleme amacıyla yönümü değiştirdim.

-"Beni görmemezlikten mi geliyorsun sen?" Kolumdan tuttuğu gibi çeviren adama göz devirdim.

-"Görmemezlikten gelmiyorum. Aksine görmek istemiyorum." Daha ne kadar net olabilirim?

Biçimli kaşlarını derince çattı. Ne dediğimi, söylediğimin ne anlama çıktığını anlamaya çalışıyordu.

-"Ne diyorsun sen?"diye sordu üstüme gelerek.

Garsonların gözü önünde bu durumda kalmak istemezdim ancak kollarımı bırakmıyordu.

-"Bir şey demiyorum. Bırak beni. Git yengenle ilgilen çünkü o bundan fazlasıyla zevk alıyor olmalı."diye direkt söyledim.

-"Ne söylediğinin farkında mısın Arven?"

-"Gayet farkındayım!" Sesimin yüksek çıkmasıyla etrafa göz gezdirdim.

-"Senin koluna sokulup sana dokunarak gezmesine izin veriyorsan benim hiçbir şeyime karışamazsın!"

Kolumu elinden kurtardım ve otelin koridoruna girdim.

-"Saçmalıyorsun Arven. Kim bunu aklına soktuysa büyük bir saçmalık!"

Girdiğim kış bahçesinde ilerleyerek boş alanda bir masaya oturdum.

-"Kandemir. Konuşmak istemiyorum."

Gelip tepemde dikildi. Bir elini masaya dayayıp üstüme eğildi.

-"Bu ithamın çok yanlış. Nazenin benim kardeşimle evli farkında mısın?"

Güler gibi bir ses çıkarttım.

-"Ben farkındayım ama o farkında mı bir sor bakalım."

-"Arven yanlış konuşuyorsun."

-"O yüzden mi kocası yerine sana yanaşmış? Ben mi yanlış konuşuyorum?!"diye seslice bağırdım.

Şimdi kendi saçımı yolacağım.

-"Ya böyle iğrenç bir duruma beni nasıl dahil edebiliyorsun? Nazenin benim çocukluk arkadaşım."diyerek sakince bana açıklama yapması iyice beni sinirlendiriyordu.

-"Sen görmüyor olabilirsin. Ama gören görüyor. İlişkimiz olduğunu öğrendiğinde yüzüne bakıyor olsaydın uğradığı şoktan anlardın."dedim ve ayağa kalktım.

Yüzünü sıvazlayıp sesli bir nefes aldı ve verdi. Tekrar gitmek istediğimde izin vermemişti.

-"Bir sakin olur musun?"

-"Olamam! Bir kıyafet yüzünden bana koyduğun tavır sonrası başka bir kadının sana şehvetle bakıyor olmasını kaldıramam! Üstelik sen buna izin veriyorsun!" Adeta çıldırmıştım. Çünkü en hassas günlerimde farklı farklı hislerle karşılaşmıştım.

-"Arven delirdin mi? Ne şehveti?"

Sinirle gülerek ona arkamı döndüm.

-"Tamam ben uyduruyorum Kandemir."

Bir elini belime diğerini bileğime sararak beni kendine çevirdi.

-"Bu söylediğinin gerçek olma olasılığı çok düşük. Yok gibi hatta. Samimiyetini farklı yorumlamış olabilirsin."

Dümdüz baktım.

-"Ha öyle mi? Bak şimdi rahatladım."dedim alayla.

Nefesini üfleyip bir adım daha yaklaştı.

-"Pekala dikkat edeceğim. Yanımda dur ve bu boktan elbisenin daha az dikkat çekeceği şekilde hareket et."

-"Bir saat kadar öncesinde daha farklı düşünüyordun. Ne oldu? Yanında durmamı istemiyor gibiydin."diye sordum diklenerek.

-"Sen beni anlamak istemiyor musun?"derken dip dibe iki öfkeli çift olarak duruyorduk.

-"Seni anlamama müsaade etmezsen anlayamam."dedim.

-"Beni çıldırtıyorsun! Delirtiyorsun! Beynim birbirine giriyor ve seni gören herkesi öldüresim geliyor anlıyor musun?!"

Yüzümü avuçlayarak yüzünü yaklaştırınca öfkeli soluğu dudaklarıma çarpıyordu.

-"Beni eve kapatamazsın."dedim kısılan ses tonumla.

-"İnan bana yapabilsem yapardım. Beni bu kadar güçlü duygularla savaştırdığın için sana çok öfkeliyim. Ben olmaktan çıktım başka bir adama dönüştüm. Sürekli her an benden gideceksin ve seni ellerimden kaybedeceğim endişesiyle yaşıyorum. Bunun ne kadar kötü bir his olduğunu anlayamazsın Arven."

Yenilgiyle gözlerimi yumdum. Loş ışıklarla çevrili bu yeşilliklerin arasında ona daha fazla karşı çıkacak gücüm kalmamıştı.

-"Beni çok üzüyorsun."dedim fısıltıyla.

-"Kırıyorsun."

Gözümün önüne o kadının kolunda süzüle süzüle yürüyüşü gelince gözlerimi açıp bir adım geri çıktım.

-"Elimde değil."

Elimi alnıma yaslayıp sakin sakin soluklar aldım.

-"Şimdi bahçeye geri dönelim. Sende zekanı olması gereken yerde kullan ve o kadının gerçek yüzünü gör. Aksi halde olacaklardan hiç sorumlu değilim. Sana bir kere daha dokunmasına izin verirsen yetiştirildiğim hayata uygun davranmayacağım. Haberin olsun."diye son uyarımı yaptım.

Arkamızdan yapılan dedikoduları,muhtemelen beni kullandığını hatta düğünde onu kıskanarak ondan ayrıldığımı yayan kadınlar bu defa farklı bir görüntüyle karşılandı.

Sımsıkı birleşmiş ellerimizle yeniden göz önüne çıkmıştık.

•••

İyi akşamlar herkese ❤️

Bütün gün büyük bir hevesle yazıp bitirince beklesin istemedim. Direkt okuyun istedim💖

Umarım beğenmişsinizdir🌸

Bölüm sonu

2 yorum