İçeriğe geç

UYUMSUZ

Bölüm 21 · 12 dk okuma

UYUMSUZ

Bölüm 21

Yirmi bir

•

Sallanmakta olan dizlerim yüzünden ayakta duracak mecalim kalmadığı esnada nefes almak için dudaklarından koptum.

Kandemir beni bitirmeye yeminli gibi bu fırsattan yararlanarak boynuma yöneldi. Duvarla arasına sıkışıp kalmıştım. Kollarına tutunarak ona sarılma girişimime yardımcı oldu.

-"Sabırsızlanmıştım." Homurdanarak çıplak omzumu öptü ve dudaklarını şakağıma çıkarttı.

Elimi bastırarak göğsüne yönelttim ardından beline doğru sarıldım ve kendimi ona bıraktım.

Sesli bir solukla bedenimi göğsüne hapsetti. Ayağımda yüksek ihtimalle on santimlik topuklu olmasına rağmen ancak çenesinin altına gelmiştim. Beni kolayca yerden kaldırdı.

Gülerek kucağında aldığım pozisyonda boynuna sarıldım.

-"Aç mısın? Veya ne içelim?"

Başımı sallayıp yanağımı yanağına yaslayacak şekilde yaklaştım.

-"Aç değilim. Acele çıktım geldim. İlk önce banyonu kullanmak istiyorum."diye kısık tonda konuştum.

Bir kaç dakika süren öpücüğünün tatlı mest edici halinden sıyrılabilmiş değilim.

-"Tabi. Nasıl kullanacağını gösterebilirim."

Seslice kıkırdayarak eğildim ve büyüleyici kokan boynunu minik minik öptüm.

-"Sanırım kendim halledebilirim."

Beni banyoda yere bıraktığında gözlerime fazlasıyla dolu dolu bakıyordu.

-"Nasıl istersen.."Kal dememi bekliyorsa daha çok beklerdi.

Yanıyoruz tutuşuyoruz ama henüz o kadar da değil.

-"Çıkmıyor musun?" Gözlerimle kapıyı işaret ettiğimde neredeyse iki dakikadır beni izliyordu.

Başını öylece sallayarak banyodan çıktı. Arkasından çantamı getirmesini seslenerek rica ettim. Getirince kapıyı kapattım ve başımı ağrıtan saçımı açtım.

Makyaj çantamdan elbetteki kendi ürünlerimi çıkarttım ve banyo tezgahının köşesine birer birer dizdim. Kendimi güzelce eve yerleşmiş gibi hissettiğim için durdum ve sırıttım.

Makyajımı çıkarttıktan sonra da kısa ancak rahatlatıcı duş almıştım.

Katlanmış duran havlulardan birini bedenime dolayarak saçlarımı taradım ardından banyonun kapısını açtım. Buhardan fenalık geçirecektim.

Sanki kapının önünde bekler gibi olan adam bir anda kapıda dikilince irkilmiştim.

-"Her yaptığın iş bu kadar uzun sürer mi?"

Gözlerim aynanın yansımasından bedeninde dolaşırken imalı sesindeki imayı arıyordum.

-"Alt tarafı on dakika sürmüştür."dedim göz devirerek.

Saçlarımı taramak için önce elime biraz yağ sıktım ve saç uçlarıma sürmeye başladım. O esnada Kandemir'in yanımda soyunma girişiminde bulunduğunu görünce bedenimden bir akım geçti.

-"Ne yapıyorsun?"

Hızlanması salise süren nefeslerimle ona doğru döndüm.

-"Bende duş alacağım iznin varsa.."

Yutkunarak elimi havlunun üstünden göğsüme doğru kaydırdım.

-"Biraz bekleseydin yani önümde mi alacaksın?"derken çabucak tarağımı elime aldım. Fön makinesini bulmak için çekmeceyi açtım.

-"Benim için bir mahsuru yok." Sesinden akan eğlence beni iyice sıcağa hapsetti.

-"Benim için var ama sen bunu yalnız başına hallet."der demez banyodan kaçtım.

O kadar da abartmayalım!

Zaten zor duruyorum.

Yatak odasına girdiğimde ilk önce iç çamaşır takımımı giyindim. Kandemir'in muhtemelen pek giymediği tişörtlerinden birini askıdan alarak üstüme geçirdikten sonra saçlarımı kurutmaya başladım.

Daha saçım kurumadan Kandemir odaya gelince yan gözle ıslak vücuduna şöyle bir alıcı gözle baktım. Aynı bakışları kendimde hissettiğimde direkt yanıma yaklaştı ve tek koluyla belime sarılarak yanağımı öpüverdi.

Yüzümde oluşan gülümsemeyle sırtımı göğsüne doğru yasladım.

-"Düğüne gelecek misin?"

İç çektiği boynumdan uzaklaşmadan bir kere daha öptü.

-"Sen istersen neden olmasın."

Dudaklarımı birbirine bastırıp kollarının arasında ona döndüm.

-"Sevgilim olarak gelmeni istesem..?" Bastırdığım dudaklarım kıvrılırken uzanarak boynuna sarıldım ve ıslak saç diplerini tuttum.

Yaklaştıkça dudaklarımız birbirine değdi.

-"Emin misin?"

Başımı aşağı yukarı salladım. Göğsümü gururla kabartacak bir adamdan nasıl emin olmam ki?

Dudaklarımı öptü.

Tekrar ve tekrar saniyelik öpüşlerle çekildiğinde bedenim ruhumla birlikte dans edercesine sallanıyordu.

-"Üstümü giyinsem iyi olacak.."Homurdanarak bedenimi bırakınca seslice kıkırdadım.

Banyoya geri dönüp onu odada yalnız bıraktım. Cilt serumlarımı sürdükten sonra en son nemlendirici sürerek onları elime aldım ve salona geçtim.

Kandemir altında kısa bir şortla koltuğa uzanmış televizyon açmıştı. Şaşırtıcı bir manzara.

Ekranda beliren yeşil sahayı gördüğümde ise kendi kendime göz devirip koltukta yanına iliştim. Hatta popomla karnını ittirip oraya oturdum.

-"Ne yapıyorsun güzelim?" Bir eli başının altında bana göz ucuyla bakmıştı.

-"Kendi ürünlerim diye demiyorum ama çok güzeller. Sana da süreceğim. Yaşından ötürü çizgilerine bakım yapman gerekiyor." Ciddi ciddi kurduğum cümlenin sonunda ne dediğimi fark etmem için Kandemir'in çatık kaşlarına bakmam yetmişti.

Göğsüne doğru gülerek eğilip bir süre kahkahaya boğuldum.

-"Ay bakma öyle şaka yaptım." Uzanıp çenesinin ucunu minikçe öptüm.

-"Beni delirtme kızım. Çek şunları."

Başımı sallayıp kucağıma koyduğum serumu aldım.

-"Ya azıcık süreceğim."

-"Arven hayır."derken telefonu çalmaya başladığı için sehpadan aldım ona verdim.

Kalkmaya yelteneceğini bildiğimden ona gözlerimle yatmasını işaret ettim.

-"Dinliyorum." İşaret parmağıyla bana geri çekilmemi söylerken sessizce sinsi sinsi güldüm.

Dudak uçuklatan rakamlarla yatırım konuşurken bir yandan eliyle ellerimi ittiriyordu. Sesi sertleştikçe ara ara es veriyor öyle konuşuyordu.

-"Sende seveceksin."diye fısıldadım.

Nasıl olduysa kucağına doğru tırmanmış bir gayret yüzüne ulaşabilmiştim. Karnının üstünde oturduğumun hiç mi hiç farkında değildim.

Alnına ve yanaklarına damlattığım serumu yayarken bana atabileceği en kötü bakışı atıyordu.

-"Yok dinliyorum devam et."

Gülmemek için dudaklarımı ısırdım. Yüzü anında parıldadığı zaman doğrulmadan önce dudaklarımı uzatıp bir güzel yanağını öptüm.

Sesli bir öpücük olmuş olmalıydı ki iyice kaşlarını çatıp elini dudaklarıma bastırdı.

Ne olmuş yani? Herkes öpüşür.

Göz devirip nemlendiricinin kapağını açtım ve cam kavanozdan tırnağımın ucuyla krem çıkarttım.

Yüzü hala nemliyken nemlendiriciyi de üstüne sürdüm. Artık kızgın boğa gibi bakıyordu. O hareket ettikçe ben daha çok bastırıyordum.

En sonunda nasıl olduysa belimden tuttuğu gibi beni koltukta arasına yatırıp sıkıştırdı.

-"Bende öyle düşünmüştüm. Tamam o zaman sen gönder yarın daha detaylı konuşuruz."

Araması sonlandığında çıplak göğsüne koyduğum ellerimle oynuyordum.

-"Ben şimdi ne yapacağım seninle söyle? Vıcık vıcık iğrenç şeyleri orama burama sürdün!"

-"Yani ne oldu sürdüm de? Kötü değil ki. Erkeklerde bakımlı olabilir." Sesim git gide kısılırken bakışlarımı da göğsüne dikmiştim.

-"Daha neler çıkaracaksın başıma?"

Dudaklarımı büzerek omuz silktim. Gözleri yüzümü adeta tarayarak inceliyordu.

-"Gideyim istemiyorsan.." Alınmış gücenmiş yalandan burun kıvırmamın sonu dudaklarıma aldığım koca bir öpücük oldu.

-"Git bakalım gidebiliyor musun?" İç yakan bakışlarıyla birlikte belime sıkıca sarılıp beni göğsüyle bir yaptı.

-"Pek de istekli değilim." Küçük çocuk edasıyla konuştuğum dakikalarda ben mırıl mırıl ona cevaplar veriyor o da beni öpücükleriyle ödüllendiriyordu.

-"Uyku vakti geldi ufaklık."

Dudaklarımı büzdüm.

-"Daha erken."

Koltuktan atik bir şekilde kalkarak beni de hop diye havaya kaldırdı.

-"Öğleye kadar uyuduğun için erken tabi."

Göz devirip yanağımı omzuna yasladım.

-"Sen kaçta uyanıyorsun?"diye sordum merakla.

-"Altı yedi gibi."

Ben uykumun en güzel yerindeyken.

-"Beni sakın o saatte uyandırma."dediğim esnada yuvarlanarak yatağın diğer ucuna kaymıştım.

-"Emriniz olur hanımefendi."dedi iğneleyici tonda.

Işıkları kapatıp yatağa gelmesini beklediğim sırada kalbim küt küt atıyordu. Dizini yatağa dayadığı gibi ellerimi ona doğru uzattım. Dışarıdan yansıyan ışıklarla parıldayan gözlerini izliyordum. Keyifli ve gevşemiş görünüyordu. Hafifçe dudağının kenarı kıvrılmış bana bakarken yaklaştı ve koca gövdesiyle kollarımın arasına girerek göğsüme yattı.

Hemen sıkıca sarıldım. Gülümseyip onu sıkmaya çalışırken kalbim mutluluktan durmak üzereydi.

Dünyanın en güzel hissi bu olmalı.

-"Sığdıramadım ki seni." Homurdanarak büyüklüğüne dert yanarken aklıma yine şeytani uygunsuz düşünceler girdi. Kendi kendime kızarıverdim.

-"Sen gel madem." Sırtını yatağa devirip beni hemen kolunun altına sıkıştırdı ve başımı omzuyla boynu arasına yerleştirdi.

Kokusuyla birlikte hoşnut bir pozisyon aldığım için bedenimi sıkmasını dert etmedim. Gücünün farkında değildi sanırım.

-"Sana düğünde eşlik ettikten sonra bir hafta kadar burada olmayacağım."

Yüzüm direkt asıldı. Dudaklarımı büzerek burnumu boynunda gezdirdim.

-"Hani birlikte hafta sonu tatili yapacaktık?"

-"Yaparız. Bir kaç gün ertelemeli olarak olmaz mı?"dedi ve başımın kenarını usulca öptü.

Onu başımla onayladım. İstemeye istemeye kabul ettim.

Sadece onsuz bir gün bile geçirmek istemeyecek kadar alışmıştım.

Neyse ki bu gecenin tadını uzun uzun çıkarabilirdim. Huzurlu kokusu ve güven verici varlığıyla kısa sürece göz kapaklarım ağırlaşmış kendiliğinden kapanmıştı.

'

Yüzüme vuran gün ışığı sebebiyle homurdanma girişimiyle uyanırken boynuma vuran düzenli sıcak nefesler buna engel oldu. Anında pamuk gibi oldum.

Yavaşça geriye döndüm. Belime sıkı sıkı sarılmış huzurla uyuyan adamın omuzlarına sarıldım.

Aynı anda yanağını öptüm. Ardından gözünün altını öptüm. Kirpiklerini öperek iç çektim. İnanılmaz bir kusursuzluk olarak görüyorum. Eşsiz bir adam.

Düşünce yapımız, hayat tarzımız veyahut en mühimi yaşlarımız uymasa dahi ben onun yanında heyecandan ölüyordum.

Bu yüzden olabildiğince sağlıklı bir şekilde birbirimizi tanımalıydık.

Hislerine güvenerek adımlar atmazsam benim için sarsıcı olurdu. Bu yüzden duyduğum şüpheleri silip atabilmem için uzun uzun yüzünü izledim.

Öyle güzel uyuyordu ki. Sarıldıkça koynuma sokuluyor bir şeyler mırıldanıyordu.

Ondan zar zor koptum.

Saçlarımı toplayıp elimi yüzümü yıkadım ve mutfağa geçtim. Televizyonu açarak elimden geldiği kadarıyla kahvaltı hazırlamaya giriştim.

Biraz acemi olduğumdan uzun sürmüştü ancak güzel olmuştu.

Koşa koşa sevgilimi uyandırmaya gittim. Hızımı alamayıp üstüne zıpladığımda sert sırtından kayarak yatakta yanına düştüm.

-"Delirdin mi kızım sabah sabah ya?" Gözlerini ovalayarak tek gözüyle bana baktı ardından yarım ağız güldü.

Dirseğimden destek alarak doğrulduktan sonra ona dudağımı büktüm.

-"Sana kahvaltı hazırladım."

Ellerini yüzünden çekti ve yan dönerek bana baktı. Yavaşça belime sarılıp yüzünü boynuma gömdü ardından sıcak sert bir öpücüğü bıraktı.

-"Güzel ellerini yormasaydın."dedi boğuk uykulu sesiyle.

Göğsüme yaslı başında ensesindeki saçlarını okşadım.

-"Senin için yaptım ki.."diye mırıldandım.

Yeniden yeniden öpünce benim göğsümü bir sıkışma aldı.

-"Ellerine sağlık güzelim."dedi ve başını kaldırdı.

-"O halde oyalanmayalım madem uğraşmışsın." Kısık bakışlarla sırt üstü döndü ve yatakta oturur pozisyonu aldı.

Hemen peşinden beni de kucağına çekti. Eş zamanlı olarak ayağa kalktık. Yere basar basmaz tişörtü düzelttim ve elinden çekerek odadan çıkarttım.

-"Bekliyorum."

Hala uykusundan ayılmamış sersem haline gülümseyerek mutfak tezgahına ilerledim. İki dolu çay fincanını masaya bıraktıktan sonra oturmadan ayakta durdum.

Yüzünden göğsüne damlamış su damlalarını elindeki havluyla silerek gelirken mideme ufak ufak kramplar giriyordu.

-"Gelsene."

Ne ara oturduğunu göremeden çoktan kucağına çekilmiştim.

-"Böyle mi kahvaltı yapacağız?" Bacaklarının üstüne keyifle yerleşirken yan pozisyonda döndüm ve bir elimle boynuna sarıldım.

Eğilip burnunu burnuma değdirdi ardından dudaklarıma minik bir öpücük kondurdu.

-"Rahatsız mı olursun?"diye sorunca içimdeki baygınlıktan haberi olsa ne der diye düşündüm.

-"Sence olur muyum?" Dudağımın ucunu ısırıp alttan alttan ona baktım.

Belimdeki elini bastırarak beni iyice kendine çekti ve dudaklarıma uzandı. Yükselen göğsüm heyecanla titrerken dudaklarımız birbirine değmişti ki Kandemir'in telefonu çalmaya başladı.

Ağız tadıyla doya doya tadını alamadım gitti!

-"Dikkatim dağıldı." Huysuzca homurdanarak kucağından kalkınca onu güldürdüğümü görmek beni de mutlu etti. Gülümsedim ve telefonunu ona uzattım.

Hemen yanındaki sandalyeye oturarak kızların mesajlarına baktım. Kandemir uzunca telefon görüşmesi yaparken ben diğer yandan karnımı doyuruyordum.

Annemden gelen üst üste aramaları yanıtsız bıraktığım için küçük bir miktar rahatsız hissediyordum. Ancak şu an Kandemir'le yarattığımız huzurlu ortamı bozmak istemiyorum.

Yalnızca kendileri iş konuşmakla meşgul olduğu için sıkılmış sayılabilirim.

Önünde kahvaltı tabağını kenara iterek koyduğu dosyayı incelerken esneyerek yerimden kalktım.

Dudaklarımı oynatıp sıkıldığımı söyledim ve yanına ilişip boynuna sarıldım. Sağ yanağını göğsüme yasladıktan sonra dosyayı çevirdiği elimi çekti belime sarıldı.

-"Kerim geldiğinde bir görüşme planı yaparsınız. Daha detaylı konuşuruz."

Bacaklarının arasına girdikten sonra omuzlarına tutundum öylece ona sarılarak durdum.

Konuşması boğuklaştığı için başını çekme çabalarına kıkırdayarak tepki verdiğimde bana kaşlarını çatmıştı.

-"Tamam sen hallet." Telefonu masaya fırlatırcasına atıp beni de adeta bir çırpıda havaya kaldırdı.

-"Niye hiç uslu durmazsın?"

-"Çünkü benimle ilgilenmiyorsun!"dedim burun kıvırarak.

Kendimi koltukta altında bulduğumdan dolayı keyifli keyifli sırıtırken zorla somurtmaya çabalıyordum.

-"Nasıl ilgilenmemi istersin küçük sevgilim?" Sorusunun hemen peşinden dudaklarım dudaklarıyla canlandı. Hoş şefkatli bir öpüştü.

Ellerimi yüzüne koyduğumda başını çevirdi avuç içimi öptü.

-"Immm...hep benimle konuş, beni izle isterim. Gözlerin sadece beni görsün isterim. Olur mu?" Küçük bir çocuktan farksız olduğumu biliyordum ancak ona nazlanmak beni çok mutlu ediyordu.

Gözlerine yansıyan gülümseme dudaklarına kaydığında bende tebessüm ettim.

-"Zaten senden başka bir şey görmüyorum bilmiyor musun?"Sanki gözlerime değil de kalbime bakarak konuşmuştu.

Sesinin derinliğine yalnızca iç çekebildim.

-"O kadar mı büyüleyiciyim?" Gözlerimi irileştirerek sorarken arkasından kıkırdadım.

Tam gülerken tabiri caizse ağzımın ortasını öpüvermişti.

-"Hımm...fazlasıyla.."

Bir yandan yüzünü okşayıp diğer yandan kusursuzluğuna yeniden yeniden düşüyorken ellerimi çekip beni öpmeye başladı. Ancak maalesef dudaklarımı değil.

Yüzümün her bir yanını birer birer ve tekrar tekrar öperken gülme sesim dairenin içinde yankı yapmıştı.

'

Kandemir'le öğlen ayrıldığımızda kızların ısrarı üstüne yanlarına gitmiştim. Düğün öncesi ablamı da yanlarına alarak bir güzellik salonunda bakım yaptırıyorlardı.

Hiç mi hiç hevesim olmamasına rağmen saçlarıma maske yaptırmış oturuyordum.

O boşlukta annemi aramıştım. Elbetteki soruları Kandemir içerikliydi. Herhangi bir açıklama yapmadan üstün körü geçiştirmiş yanıtsız bırakmıştım. Ardı arkası kesilmeyecek sorularını kaldıracak enerjim yoktu.

En azından şu düğünü atlatana kadar.

-"Kandemir mi aldı bu enerjini? Nerede eski Arven?"

İrkilip telefonumu indirdim ve Melin'e baktım.

-"Yok canım. Ne ilgisi var?"

Burun kıvırıp geriye yaslandı.

-"Bilmem artık düzel. Biraz eğlenelim dağıtalım yeter bu buhran. Evlenip gideceğim çok ararsın bu ortamları."dediğinde gülümseyip yanağını parmaklarımın arasına sıkıştırdım.

-"Evine geliriz ne olmuş yani?"

-"Gelmeyin vallahi. Kocamla evden çıkmayacağım uzun süre müsait olmayız."

Dudaklarım aralanırken utanmazlığına karşı koca bir kahkaha attım. Bu konuşmamızı duyan Afra da aynı sesli gülüşle katıldı.

Utangaç görümce Aycan ise kızarmış sessiz kalmıştı.

Ablamın da dahil oldu bakım günümüzü akşam yemeğiyle sonlandırmış ayrılmıştık.

Düğüne Kandemir'le katılacağımız için bütün gece heyecandan öyle zor durmuştum ki sırf gözlerim şişmesin diye güçlükle uyumuştum.

Ertesi sabah evde yoğun bir telaş varken ben banyo keyfi yapıyordum. Aynı anda küvetin mermer boşluğuna telefonumu koymuş sevgilimle görüntülü konuşuyordum. Bugünü çalışma odasında geçiren adam onu böyle bir ortamda aradığım için fazla huysuzlaşmıştı.

Neyse ki yalnızca köpüklere bürünmüş omzumu ve başımı görebiliyordu.

Ne var yani beni istiyorsa?

-"Evden alayım mı seni?" Bunu sormadan boğazını temizlemiş ensesini kaşımıştı.

Gülümsedim.

-"Otelde hazırlanacağız."dedim ve akan suda ellerimi ıslatıp saçlarımı düzelttim. Göğüslerime çarpan su köpükleri azaltır gibi olunca nefesimi tutarak biraz daha aşağı kaydım.

-"Tamam kapatıyorum. Daha fazla bana işkence etmene müsaade etmeyeceğim." Yüzünün aksiliği ve mutsuzluğuna güçlü bir kahkaha attım.

-"Hiç alakası bile yok."

Bana yandan ters ters baktı.

-"Gösterirdim ben sana alakasını ama neyse."

Kıkırdayarak dudaklarımı ısırdım.

-"Peki madem kapat."

Çatık kaşlarıyla konuşmayı sonlandırdığında sırıtmaktan ağzım ağrımıştı.

Duş sonrası saçlarımı kurutup bedenime gerekli rutin bakımlarımı yaptım ve eşyalarımla evden ayrıldım. Şoför ablamı ve beni götürürken yoldan Melin'i almıştık.

Düğünün ve dış çekimin yapılacağı otelde hazırlanmak zamandan dolayı kolaylık sağlayacaktı.

Ondan dolayı böyle bir karar almıştık.

Zar zor seçebildiğim elbisemi kılıfıyla birlikte astıktan sonra otelin deniz manzaralı balkonuna çıktım. Aşağıda büyük bahçe düğün için hazırlanıyordu.

-"Seni ne zaman evlendiriyoruz?"

Afra'ya göz devirip elimi çeneme yasladım.

-"İstersen bir de Kandemir'e evlenme teklifi edeyim ne dersin?"

Elini savurdu.

-"Onu da kendisi yapsın bir zahmet canım."dedi.

Gülüp sırtımı dikleştirdim.

-"Daha doğru düzgün birbirimizi tanımadık bile."

-"Yaşının geçtiğini varsayarsak evlenip tanışmanız uygun olabilir."dedi gözlerini manzarada gezdirip.

Ona alayla baktım.

-"Sevgilimle dalga geçmen hiç hoş değil. Senin kocanı cebinden çıkartır."

Aynı anda kahkahaya boğulduk.

-"Bu dediğini Barış duymasın."

-"Sende sevgilime yaşlı diyorsun." Üzülmüş gibi yaparak odaya geri girdim.

Sırayla makyaja oturmuş keyifli bir hazırlık aşamasına girmiştik. Ailecek yıprandığımız bir dönemden geçiyorduk fakat bugün ablamın günüydü.

Umuyordum ki iyi bir evliliği olurdu.

Saçımı yaptırmak için en son oturduğumda gelin ve damat çoktan çekime gitmişlerdi. Saçlarıma fön çekilmiş ortadan iki yana ayrılmıştı. Sıkı bir toplamayla ensemde yapılan sade topuz sonrası hazırdım.

Beyaz taşlarla döşeli yarı transparan elbisem bedenime otururken aynadan kendime hayran hayran baktım. İç astarı kalçamın altına kadar gelse bile yine de fazlasıyla cesur bir elbise olmuştu.

Görünüşüm yine aileme aykırı kaçacaktı ancak artık o zamanlar geri kalmıştı. Tek yapmam gereken sinirli bir dev adam olan sevgilimi sakinleştirmekti.

••••

Herkese merhabaaaa 🌸❤️

Çok uzun zaman oldu ve evet şikayet ettiğiniz gibi sizde olduğu kadar bende hikayeyi unuttum sayılır ajsjs neyse bu bölümle birlikte hepimiz baştan okuruz tekrar olsun

Aslında daha uzun olabilirdi ama biraz tazelenelim diye bu kadarla yayınlamak istedim.

Umuyorum ki devamını hızlı getirebilirim. Biraz dinleniyorum o yüzden yazmaya tam olarak girişemiyorum.

Yorumlarınızı bekliyor olacağım sizi seviyorum ❤️❤️

Bölüm sonu

1 yorum