İçeriğe geç

UYUMSUZ

Bölüm 18 · 10 dk okuma

UYUMSUZ

Bölüm 18

On sekiz

•

Utanç kısmını atlatamadığım bir araba yolculuğu sonrasında evin önündeydik. Hala yanaklarımın kırmızı olduğuna eminim çünkü Kandemir keyifli keyifli güldükçe beni ateş basmıştı.

-"Hızlı olursan beklerim. Uzun sürecekse gitmem gerek."derken kolundaki milyar dolarlık saatine bakınca bende bakma isteği duydum.

-"Uzun sürer. Ben hızlı hazırlanamam."diye mırıldandım.

-"Şaşırmadım."diyerek vücudunu esnetti ve deri koltuğa iyice yaslandı.

-"Toplantıda görüşürüz."dedim uzatarak.

Eve geldğim için fazlasıyla huzurum kaçmıştı ancak Kandemir bana her şeyin üstesinden gelebilecek gücü veriyordu.

-"Görüşelim bakalım küçük hanım."

Bakışlarında yatan muzip tavrın yanı sıra o edepsiz süzmeleri kanımı hızlandırdı.

Gülümseyerek arabadan indim. Eve birine görünmeden girdim diye sevinirken odamın ortasında annemi bulmak beni biraz şaşırttı.

-"Geceniz güzel geçti sanırım."

Kollarını göğsünde bağlayıp camın önüne yaslandı.

Çantamla birlikte ayakkabılarımı kenarda bıraktım.

-"Evden uzakta daha iyiydim evet."diye yanıtladım.

Eskiden olsa annemle katiyen böyle bir durumu konuşmazdık. Direkt olarak beni aşağılamak için toplanırlardı. Zaten bende hiçbir zaman bir erkekle geceyi geçirmemiştim.

-"Seni kullanıyor mu?"

Soğukkanlı sorusuna alayla güldüm. Saçımı toplarken yanımda duruyordu.

-"Hangi anlamda soruyorsan her anlamda hayır. Engel olmak gibi bir planın varsa da aklından bile geçirme anne."dedim aynadan yansımamı izlerken.

Nefesini üfleyip başını camdan dışarı çevirdi.

-"İlişkiniz var demek."

-"Hala Yaren'e damat olarak almak gibi bir şey mi düşünüyorsun?"

Kaşları çatılıp düzeldi.

-"Bu evde bir daha o isimleri anma."dedi sert bir tonlamayla.

Sakince nefes alıp verdim.

-"Toplantıya hazırlanacağım."dedikten sonra banyoya girdim.

Hızlı bir duş alarak ilk önce saçlarımı düzleşirdim. Ardından hafif bir makyaj yaptım ve giysi odama girdim.

Seçtiğim parçaları giyinmeden önce iç çamaşırlarımı giyerken Kandemir'in kalçamda gezen ellerini hisseder gibi oldum. Soluğum kesildi.

Olağanüstü bir adam.

Ve ben o adamı görmek için şu an kavruluyorum.

Hızlı olmaya özen göstererek elbisemi giyindim. Fermuarı çekerken Kandemir'in özel isteğini düşünüp kıkırdadım.

Kime göre dikkat çekici?

Şirkete ilk defa gitmiyorum. O yüzden kasıntı ve gerginlik hissetmeden gidecektim. Tek sorun ilk defa Kandemir ile ciddi bir ortamda bulunacaktım.

Yüksek topuklularımın üstünde merdivenlerden indiğim esnada kapıdan içeri giren dedemle karşılaştım.

Şöyle bir süzdü. Elbisemin kısalığından açıkta kalan bacaklarıma sessizce söylendi.

Ona kısaca şirkete gittiğimi söyleyerek dışarı çıktım. Şoförün açtığı kapıdan arabaya oturduktan sonra camı yarıya kadar indirdim.

Şirkete varana kadar içimi döktüğüm Bige ile konuşmuştum. Henüz kuzenlerime anlatamadığım bu iğrenç olayı o biliyordu.

-"İyi günler efendim."

Şoföre teşekkür ederek arabadan indim. Otoparkın asansöründen yönetici katına çıkarken içim kıpır kıpırdı.

Beklentiyle etrafa bakınsam bile istediğim adamı henüz görebilmiş değildim. Öncelikle kendi odama girerek yanıma sekreterimin ve yardımcımın gelmesini bekledim.

Gerekli bilgi aktarımını can kulağı ile dinlerken bugün ki konunun yeni ortakla imzalaşmak ve projelerimiz için ödenek sunmaktı.

Bu kişi haliyle Kandemir oluyordu.

-"Kandemir bey nerede?"diye elim çenemdeyken sordum. Pek umursamaz göründüm.

Sekreterim olan Nihan yerinde kıpırdandı.

-"Şey Bekir beyin odasını onun için düzenlemiştik. Orada bekliyor efendim." Ne öyle süzülüp bükülmeler?

-"Tamam geçin geliyorum. Herkes gelince haber verin."

Onlar toplantı odasına girdikten sonra camdan onları izleyip odamdan çıktım. Karşı odaya geçerek kapıyı tıklattım.

Ses gelmesini beklerken anında içeriden açılınca şaşırmıştım.

Kandemir değil başka bir adam açmıştı. Dümdüz bir yüzle bana ters ters baktı.

-"Kandemir nerede?"

Kaşları derince çatıldı. Önümde bir duvar gibi durduğu için içeriyi göremiyordum.

-"Yunus. Çekil." Kandemir'in tane tane çıkan tonlamasıyla adam saniyelik bir hızla kenara kaydı ve dimdik durdu.

Masaya kalçasını yaslamış sigarasını içen adam önünde açık dosyayla bekleyen bir kadınla duruyordu. Ekstra olarak oda beklediğimden doluydu.

Kapıyı açan adam gibi bir tane daha kapının diğer yanında duruyordu. Ve uzun masanın başında ayakta bekleyen iki adam vardı. Ellerinde dosyalara göz gezdiriyorlardı.

Bir tanesi beni gördü ve ceketini düzelterek adımladı. O esnafa Kandemir'le daha yeni göz göze gelmiştik.

-"Kandemir bey. Arven hanım...Nezir holdingin hissedarı."

Hiç tanışmıyorduk zaten sevgilimle sağ ol canım.

Kandemir sigarasını söndürüp güçlü nefesini odada duyurdu. Gözlerinden neredeyse sinir akıyordu ve hedefinde bedenim vardı.

Tamam elbisem biraz açık olabilir fakat o kadar da değil.

-"Çıkabilirsiniz." Kandemir itirazsız son derece ürkütücü bir şekilde.

Bende omuz silkip sırtımı dönmüştüm ki boğazını sertçe temizledi.

Diğer herkes çoktan kapının diğer tarafına geçmişti. Bende ayak uydurmak yerine yeniden ona yüzümü döndüm.

-"Tanışma faslı mı?"diye sorarak ona doğru emin adımlarla yürüdüm.

-"Sayılır."

Elini uzattığı gibi koluma yapıştı ve beni kendine çekerek bacaklarının arasına sabitledi.

Bu hareketiyle saçlarım savrulurken fazlasıyla hoşnut kalarak boynuna uzandım ve ellerimi ensesinde birleştirdim.

-"Ne bu hal?" Sorarken derin soluklarını boyun girintime bırakıyordu.

-"Aceleye geldi pek hazırlanamadım. Olmamış mı?" Yapmacık bir şımarıklık gösterisi ile başımı geri atmış yüzüne bakmıştı.

Alnına düşen bir tutam kısa saçı düzelterek yanağını tuttum.

Gözleri hiç hayırlı bakmıyordu.

-"Keşke bende eğleniyor olsam."dedi ciddiyetle.

Konunun nereye kaydığını biliyordum. Bu yüzden çevirmek istedim.

-"İmzalamamız gereken bir ortaklık var."dedikten sonra geri adım attım ve arkamı döndüm.

Bir şeyler söyleniyordu. Hareket etmediğini kapıyı açmışken fark ettim. Hala daha ifadesiz yüzüyle beni izliyordu.

-"Hadi."dedim sessizce.

-"Geç geliyorum."diye ters bir tavırda söyledi.

Yüzüm düşmüştü ancak belli etmedim. Toplantı odasına girer girmez gördüğüm yüz beni olduğum yerde titretti.

Baştan aşağı buz kesilmiştim. Ama oda kalabalıktı ve her bölümden sorumlu insanlar varken benim profesyonelce davranmam gerekiyordu.

Her ne kadar tükürülecek yüzü dahi olmasa da ona iğrenerek baktım ve masanın en başına yürüdüm.

Ruhum tepemden çıkmış gitmiş gibiydi. Dik ve kendinden emin duruşum içten içe üşüyorken bir kaç dakika sonra içeriye Kandemir'in girmesiyle herkes onu selamlamıştı. Bir tek ben kalkmadım.

Bakışlarımı önümüze dağıtılan dosyalara çevirdim. Şirket avukatımız sağ tarafıma otururken masanın baş köşesinde Kandemir vardı. Gözleri bir kaç kere üstüme değmişti. Hissetmiştim.

Burada bulunmasından son derece rahatsızlık duyduğum kişi atması gereken son imzayı atacak ve gidecekti. İnsanların dikkatini çeken bir nokta vardı. Haksız değillerdi. Baba kız birbirine asla bakmıyordu.

Ondan tiksiniyordum.

Midemi bulandırıyordu.

-"Arven?"

Kandemir'in eğilmiş yüzünü gördüğüm an irkilip ona baktım. Geri çekildi ve gözleriyle önümdeki kağıdı işaret etti.

-"Bizim bütçe planlamamız."dedi kısaca.

Konuya hakim olmakta zorluk çektiğimi anlayan ekibim dahil olunca elimi ensemde gezdirip nefesimi üfledim.

Bu dakikalarda Kandemir oturduğundan itibaren gergin ve sinirli yüzüyle dinlemekteydi.

Salladığım ayağım bacağına temas etti. Omuz kaslarının hareket edişine şahit oldum. Dirseğini yasladığı masadan çekerek sandalyesini biraz daha masaya yaklaştırdı.

Bacak bacak üstüne attığımda sağ ayağım ona doğru yakın bir konumda duruyordu. Fakat hiçbir şekilde bacağımı tutacağını düşünmemiştim.

Diz kapağımdan biraz yukarıya iri elini koyarak hafifçe sıktı. Yerimde sıçramamak için zor durmuştum.

Aldığım nefesle göğsüm havalandı indi. Kandemir sessizce homurdanırken küfür ettiğine yemin edebilirim.

Odadan soyutlanmam o kadar kolay oldu ki. Ensemden yukarıya bir ateş yükseldi.

Ayağımın iç kısmını baldırına bastırarak hareket ettirdim. Aynı anda başını hafif bir eğimle eğmiş yutkunmuştu.

Parmaklarını sertçe etime geçirdi. Öyle sertti ki sandalyemde sarsılınca bir kaç kişi bakmıştı. Soluğumu usulca burnumdan verdim.

Toplantı sonlanma aşamasındayken ilk çıkan baba demeye dilimin varmadığı adam oldu. Buradaki son günüydü. Sekreterlerin peşine avukatlar çıktı. Kandemir yanındaki müdürle konuşurken hala bacağımı okşuyordu.

Çok fena ıslandım.

-"Arven hanım. Kahve içer misiniz?" Başımı çevirip bunu soran pazarlama müdürümüze baktım. Benimle birlikte Kandemir de konuşmayı kesmiş ona kısık bakışlarıyla bakmıştı.

Masadan kalkmakta olan adam gülümseyerek yanıt beklerken gözlerinin dekoltemde dolaştığına şahit oldum.

-"Teşekkürler."dedim sadece.

-"Fikriniz değişirse-"

-"Toplantı bitmiştir." Kandemir açık açık odanın boşaltılmasını ima ettiğinde adam adeta Kandemir'e göz devirmişti.

Bacağımdan elini çekecekken elimle engel oldum.

Arkasını dönüp çıkan adamı başıyla işaret etti. Odasındayken bana kapıyı açanlardan birisi onun arkasından gitti.

-"Sen burada kal. Ben şunun gözlerini eline verip geliyorum."

Korkuyla yerimden fırladım.

-"Kandemir saçmalama!" Odada son kalan müdür biraz şaşkın gözlerle odayı terk etmişti.

-"Lafımı dinlemiyorsan..sonuçlarına karışma Arven." Konuşacak cesaretim kalmayacak şekilde ikaz etti.

Göğsüm hızla inip kalkarken o ceketini giyinmiş sakin ancak bir o kadar öfkeli hareket ediyordu.

-"Lütfen. Abartıyorsun. Adam bir şey yapmadı." Kapının önünde yolunu kesip sırtımı kapıya dayadım.

Aramızdaki bir adımlık mesafeden keskin sert bakışları vücudumu dolaştı ve yüzüme eğildi.

-"Bedenini aklında canlandırmalarına izin verdiğin sürece hiç iyi şeyler yaşamayacağız. Senin tenine kimse iç çekmeyecek Arven!" Elinin içiyle kapıya öyle vurdu ki olduğum yerde küçüldüm.

-"Bunu aklına sok. Asla taviz vermeyeceğim bir konu. Şimdi çekil."

Sert olmayacak halde kolumdan ittirdi ve kapıdan çıktı gitti. Arkasından ürkek bir ruhla kaldım.

Kıskanç ve kısıtlayıcı olduğunu biliyordum. Fakat böylesine ufak olaylarda bile gözünün döneceğini düşünmemiştim.

Hep böyle mi olacaktı?

Kendi ailem de bildim bileli bu şekilde baskılayıcı olmuştu ve ben bundan hoşlanmazdım. Kandemir içimi titretirken ona aileme yaptığım gibi nasıl tavır koyardım?

O benim için...o benim her şeyim oldu.

Dalgınlığımı bir kere bıraktım. Kandemir'i bulmak için uğraşlarım sonuç vermedi. Haliyle çantamı alarak otoparka inmiştim. Bir yandan onu ararken arabaya yaslamış nefesini kestiği adamı izler halde buldum.

-"Kandemir!" Adeta çığlık attım.

Bir hışımla boğazladığı adamı serbest bıraktı.

-"Sana odada kal demiştim."dedi sakin sakin.

Yanına koşar adım gittiğimde gözlerime inanamadım. Tıpkı Selman olayında yaşadığımız gibi gözlerinden ateş püskürüyordu. Aynı hararetli tepkileri vardı.

Şu an herhangi bir kızgınlık belirtisi onu daha da alevlendireceği için sessizliği seçtim. Yerden öksürerek kalkan adam saniyeler içinde gitmişti.

-"Bin arabaya."

Soluğumu üfleyerek arabanın ön koltuğuna oturdum. Kandemir de oturmuş arabayı çalıştırmıştı.

-"Benimle her ilgilenen adamı dövecek misin?"diye biraz bağırarak sordum.

Araba ışıklarda durduğunda sigarasını yakıyordu.

-"Evet."

Sinirle güldüm.

-"Ya gidip senden şikayetçi olursa ne olacak?"

Bu sefer o güldü.

-"Götüne güveniyorsa olur."

-"Mafya mısın sen niye korksun?"diye sordum.

Direksiyona elini bırakıp diğer eliyle sigarayı tuttu ve dudaklarına yaklaştırdı. Yüzünde gizemli ve korkutucu bir sakinlik oluştu.

-"Arven. Sana bir kere daha söylüyorum. Hoşlanmıyorum. Sevmiyorum. Tenini bedenini gösterme! Benim tahammül göstermeyeceğim en önemli kural bu. Bunu bil." Dişlerini sıkarak kurduğu cümle sonrası göğsüm içe çöktü.

Üstümde bir ağırlık oluştu.

-"Ne demek istiyorsun? Beni yeni görmüyorsun."dedim bir cevap arayarak.

Onun karakterine ters olabilirdi. Bunu anlayabilirdim. Ancak ben beni tanıdığından beri böyleydim.

Böylesine problem yaratacağını düşünmemiş olmam ayrı bir meseleydi.

-"Bende sana bunu şimdi söylemiyorum. Bana ters diyorum. Sana herhangi bir baskı ve ya zorlama göstermiyorum. Ben sana ağzı sulanarak bakan bir orospu çocuğu gördüğüm zaman deliriyorum anlıyor musun? Sen kimse değilsin benimsin bana aitsin! Gevşek geniş bir adam değilim."

Kenara çekmiş olduğu arabanın içinde sessiz soluksuz dinledim. Aklım fikrim birbirine dolaştı.

Yani demek istediği eğer onun istediği gibi olmazsam birlikte olmayacaktık. Bu mu?

-"Amacın beni değiştirmek mi?"

Seslice ofladı.

-"Kızım lafı başka yere çekme. Ben senin bedenine bakarak senin hayatına girmedim. Senin gözlerine baktım içini gördüm. İlk başta nasıl birisi olduğumu sana söyledim. Sana da uyuyorsa bir ilişki yürütebiliriz. Aksi halde senin için zorba,seni üzen bir adam olarak kalamam."

Tam susmuşken sesini yükselterek beni ürküttü.

-"Elin piçi bir saat boyunca göğüslerini izledi! Bu ben değilim kızım! Bana ters bana uymaz. Gel gör ki zorla da bir şeyleri yaptırmam."

Dudaklarımı aralayıp yorgunlukla soluğumu üfledim. Ona kızmaya bir sebebim yoktu. Bedenimi sergilediğimi düşünerek çok kızıyordu.

Fakat ben böyle kendimi seviyordum.

Kandemir'i de seviyorum.

Seviyorum.

-"Seni bu kadar rahatsız ediyorsa beni ilk gördüğünde de etmeliydi."dedim içimden geçeni söyleyerek.

-"Etmeseydi ilk gün yanında olurdum zaten Arven. Yeterince etti. Bana göre olmadığına gayet emindim! Gerek yaşınla,karakterinle,görünüşünle başkayız.Ama yenildim işte!"

-"Seni bu kadar rahatsız ediyorsam yanımda olmak için çabalama." Arabadan inecekken kapıları anında kilitledi.

İçimde buğulanan yüreğimi dışa vurmadım.

-"Yine başka yere çekiyorsun."dedikten sonra göğsünden hırıltılı bir soluk yükseldi.

-"İçimdeki yerin ayrı. Ama böyle ben sürekli Arven'i hangi orospu çocuğu düşlüyor diye düşünürsem ikimize zarar veririm. Hayatımda yanımda duran elini tutmayı istediğim ilk kadınsın. Bunu bil."

Sadece başımı salladım.

-"Yüzüme bak."

Çenemi tutarak kendine çevirdi. Hüzne boğulmuş gözlerim gözlerine takılı kaldı.

-"Herkes senin gibi düşünmüyor. Bunu bir problem haline getirmemelisin."derken sırtımı cama doğru çevirerek ondan biraz uzaklaşmıştım.

Güler gibi bir ses çıkartıp önüne döndü.

-"Seni diğer bütün gözlerden sakınmak istediğimi anladığın zaman tekrar konuşalım."dedi ve arabayı çalıştırdı.

Onun için onun karakterine uygun değil miydim? Neyimden hoşlanmıyordu ki?

-"Bence sen ne istediğine karar verdiğinde konuşalım."diye karşılık verdiğimde kalbimden bir şeyler süzülüyordu.

-"Ben ne istediğimi gayet iyi biliyorum."

-"Küçük bir çocukla sevgili olmak mı? Ya da ayarsız hareketleriyle senin durağan hayatına ayak uydurmayan bir kız mı istiyorsun?"derken bir yandan kendi içimde düşünüyordum.

Ben kendime ondan başka yol çizme ihtimalimi düşünmüyordum. Hiç yoktu. Olamazdı.

Kandemir benim dönüm noktamdı ve giderse kaybolurdum.

-"İstediğim tek kadın sensin. Aklını başka şeylerle bulandırma. Önemli olan senin ne istediğin. Hayatının en değerli zamanındasın ve benim gibi bir adamla bugünlerini geçirmek isteyip istemediğine karar ver. Aynı zaman geri gelmeyecek. Kendine soru sor bana değil. Benim çizgimi biliyorsun."

Neydi bu?

İstediğim gibi yaşayarak mutlu olmak mı seçenek?

İstediğim gibi yaşamak için hayatımın en değerlisi haline gelen adamı geride bırakmak mı?

Ona uyum sağlamanın zorluğu ne olacak?

Böyle aileme benzeyen baskın yönlerine rağmen, sadece varlığıyla beni mutlu edebilir mi?

•

Merhaba iyi geceler ❤️

Kısa oldu biliyorum ancak hem bekliyordunuz hem de biraz hastayım ve daha fazla yazamadım. Olduğu kadarıyla yayınlıyorum.

Bölüm biraz spontane gelişti.

Beğendiniz mi bilemiyorum

Yorumlarınızı bekliyor olacağım şimdiden teşekkürler ❤️

Bölüm sonu

1 yorum