•
Aidiyet duygusunu iliklerime kadar hissederken dudaklarını dudaklarımdan ayırdı ve uzaklaşmadan son bir kez daha uzunca öptü.
Şiştiğini hissettiğim aralık dudaklarımı birbirine bastırıp gözlerimi gözlerine diktim.
Gözlerinin ardından harıl harıl yanan ateşin sönmek bilmediğini görebiliyordum. Adeta başka bir adama bürünmüştü. Güçlü düzensiz nefesleriyle üstümde durmadan kıpırdanırken elleri bel oyuntumda ve sırtımda gidip geliyordu.
Dizimden kırdığım bacağımı okşayarak düz hale getirdikten sonra çenemin köşesini öptü. Tenimi koklayarak yüzünü göğsüme bıraktığında bacaklarımın arasında kalan bedenine ellerimi sardım.
Yavaşça saçlarını okşarken göğsümü bu anın güzel hissiyatıyla doldurdum.
-"Ne güzel kokuyorsun sen böyle?" Boğuk çıkan sesini duyduğumda yüzünü göğsüme bastırarak kendine yer ediniyordu.
Tebessüm ettim. Kendi kokusundan haberi yok muydu? Beni kendine meftun ediyordu.
-"Sende öyle."diye mırıldanırken sesimden mutluluk akıyordu.
-"Hımm...öyle mi?"
Burnunu göğsümün dolgunluğuna sürtünce irkilip güldüm.
-"Yapmasana..!"dedim yap der gibi.
Yutkunarak nihayet uslu uslu yattığı an telefonu çalmaya başlamıştı. Sessiz küfürler eşliğinde koynumdan çıktı ve ceketinde duran telefonunu çıkarttı.
Tanrım.
Yüzümü ateş bastı.
Sırtı bana dönük dururken bir eliyle iç çamaşırının önünü düzelttiğini gördüm ve utançtan şekilden şekile girdim.
-"Efendim anne?" Bıkkın sesiyle gözlerimi tavanda gezdirdim ardından sanki bizi görüyormuş gibi tedirgin oldum.
Hafifçe doğruldum.
-"Gelmeyeceğim bir şey mi oldu?"
Dönüp yatağa oturunca dizlerimin üstünde oturarak sırtından karnına doğru ellerimi attım ve yanağımı kaslı sırtına yasladım. Bir gram yağ olmayan karnındaki elimi sıcak avucuyla sardı.
-"Tamam iyi geceler anne."dedikten sonra kapatıp siyah küçük komodine bıraktı.
Atik bir hareketle yan dönmüş beni bir hamlede kucağına çekti. Memnuniyetle kucağına kıvrılıp göğsüne sokuldum.
-"Sanırım annen benden hoşlanmıyor."dedim kapalı gözlerimle. Sesimde herhangi bir dargınlık yoktu. Zaten dışlanmak çok da zedeleyici bir şey değildi artık.
-"Aksine seninle ilgili her konuya fazla ilgili ufaklık."
Şaşırıp başımı geriye çektim.
-"Gerçekten mi? Neden?"
Tişörtten sıyrılmış olan kalçamın kıvrımında parmak uçları gezinirken tüylerim ürpermişti. Fakat şimdi hormonlarıma odaklanmanın zamanı değil.
-"Başta hissediyor diye fikir yürüttüm. Sonra gevşek ağızlı Rasim'in söylediğini öğrendim."
Rasim'e olan sözüne hafifçe gülerek elimi yanağına uzattım.
-"Birlikte olduğumuzu biliyorsa seni neden biriyle tanıştırdı?"
Kısık karizmatik bakışları çehremde geziniyordu.
-"Tam olarak bilmiyor. Emin olmak için yaptı işte. Tepkimizi ölçmek için."
Dudağının üstünde yer alan bıyık bölgesini parmağımla okşarken elime batan kıllar bana haz veriyordu.
Dudaklarımı büzerek yeniden göğsüne ilişerek yattım.
-"Annen de haklı olarak yuva kurmanı istiyor. Yaşın geçti sayılır.."
Bedenimde dolaşan elleri duraksayınca içimde tutamadığım kahkahayı patlattım.
Beni hızla yatağa atmış üstüme gelmişti.
-"Yaşlı bir adamla beraber olmak için sen fazla gençsin küçük kız!" Uzanıp çenemi ve yanaklarımı ısırırken gülmekten kendimi savunamıyordum.
-"Şaka yaptım şaka! Ama acıdı! İnsan sevgilisine şiddet uygular mı ya?" Ağzını kapatmaya çalışarak ısırmasını engelleme çabalarım arasında ne dediğimi anlayınca hararetli soluğumu üfleyip gözlerine baktım.
O ise vahşi gibi avucumu kemirmeyi bıraktı ve usluca yüzüme eğildi.
-"Yaramaz bir sevgilim olunca arada sakinleştirmem gerekiyor."diye mırıldandı kısık erotik bir tonda.
Sırtımdan yukarı bir ürperti geçti.
Yutkundum. Sonra kirpiklerimin altından ona küskünce bakıp parmağımın ucunu dudağının alt çizgisinde gezdirdim.
-"Biraz...severek sakinleştirsen.." Masum rolüyle onunla konuşurken ses tonumdan sonra göğsünden yükselen hırıltı beni tebessüm ettirdi.
Yaklaşarak alnıma minik bir buse kondurdu.
Elimi kaldırıp çenemin ucunu işaret ettim.
-"Burası acıdı."
Dudağı yukarı kıvrılırken sert bir öpücüğü işaret ettiğim noktaya bastırmıştı.
-"Burası da."
Isırdığı yanaklarımı sırayla öptürmüş bütün bedenimle gevşemiş huzura ermiştim.
-"Oldu mu?"diye sorunca gülümseyerek başımı aşağı yukarı salladım.
-"Şimdi uyuyabiliriz."dedikten sonra boynuna sarılıp göğsümün üstüne yatmasını sağladım. Esneyerek mırıldandığımda üstüme tatlı bir uyku çökmüştü.
-"Rahat mısın böyle?"
-"Biraz ağırsın ama ezilmem korkma." Gülmek için kıvrılan dudaklarımı ısırıp omuzlarına sarıldım.
-"Altımda kalmaktan hoşlanman güzel doğrusu."
Edepsiz cümlesiyle yanaklarım ısınırken bir yandan kıkırdamıştım.
-"Sus kapat gözlerini."dedim hemen.
Gülen yüzünü göğüslerime bastırarak başını yan çevirdi.
-"Ninni de söyle istersen."diye homurdandı.
-"Ninni yaşını geçtin çoktan."dememle kalçamı sertçe sıkıverdi. İnleyerek kendimi çeker gibi oldum.
-"Pek bir şikayetçi gördüm seni."derken sesi alınmış değil her daim olduğu gibi hissizliğini koruyordu.
Ondan şikayetçi olmak mümkün müydü? O benim her şeyim olmuştu.
-"Yok memnunun ben." Kör bir insanın uçurumdan atlayışı gibi hem korkak hem özgür hissettiğim bir yerdeydim.
Hayal kırıklığına uğramaktan deli gibi korksam da bir o kadar nefes nefese bir heyecanın içindeydim.
-"Seni memnun etmeye devam edeceğimden şüphen olmasın."Sessizce konuşurken yüzünü hareket ettirince ince tişörtten göğsüme batan sakalları iç çekmeme neden oldu.
Yüzümde huzurlu bir gülümseme ve üstümde var olan haz verici ağırlığı ile uykuya dalmam uzun sürmedi.
'
Sabah midemin yenik düşmesiyle gözlerimi araladığım zaman odaya ve yatağa baktım. Yalnızdım. Kapı aralık duruyordu içeriden hoş kokular burnuma dolmuştu.
Doğru düzgün beslenmeyi unuttuğum günlerin acısını çıkarır gibi şu an çok aç hissediyordum.
Saçlarımı geriye iterek doğruldum ve dizlerimi karnıma doğru çektim. Camdan dışarı göz attığım esnada Kandemir'in varlığını hissettim.
-"Uyandırmaya gelmiştim."derken kapıyı kapatarak yatağa yaklaştı ve ellerinin üstünde bana doğru geldi.
-"Günaydın."
Yumuşacık tatlı bir esinti tenimde gezinirken gülümseyip kollarımı ona uzattım. Bedenimi yatağa uzatıp yan şekilde yanıma yattı.
-"Günaydın." Gülümseyerek,yüzüme kondurduğu öpücüklerin bitmemesini diledim.
-"Ne güzel bir gün." Erkeksi sesi tenimde kaybolurken son olarak burnumun ucunu öpüp çekildi.
-"Bütün gece güzel değil miydi yani?"diye sordum utanmaz şekilde. Hatta durmamış cilveli cilveli kıkırdamıştım.
Burnunu burnuma değdirip beni bayıltacak bir öpücüğü dudaklarımın üstüne bıraktı. Utanmasam zevkten inleyecektim.
Kısa fakat çok etkili zevkli bir öpücük oldu. Dudaklarımın üstünde duran dudaklarını oynattı.
-"Sen varken kötü olması imkansız güzelim. Bir de sensiz geceleri sor.."Mırıltıları dudaklarımı titretirken kirpiklerim bile uyuşmuştu.
Zar zor nefes alıp avucumda duran yanağını okşayarak kendi isteğimle çekinmeden dudaklarına küçük bir buse bıraktım.
Dolgun aralık dudaklarını kapatıp seslice yutkundu ve yoğun bakışlarını yüzümde gezdirdi.
Kadınlığım sızım sızım sızlarken bu adamın seksiliğine daha ne kadar dayanabilirim bilmiyorum. Baştan aşağı libido olarak yürüyen birisinden bahsediyorum!
-"İstiyorsan geceleri seni uyutmaya gelebilirim." Dudağımın ucunu ısırıp gülümsedim.
-"Bence-"
Kapı tıklatıldığı an irkildim ve şaşırdım.
-"Kahvaltı hazır efendim."
Gözlerim irileşti. Yalnız olmadığımızından haberim yoktu.
-"Tamam!" Kandemir huysuzlanarak üstümden çekildikten sonra beni oyuncak bebek gibi belimden tutarak kaldırdı.
-"O kim?"diye sordum tişörtümü aşağı çekerek.
Yine ayakta durduğumuzda boy farkımız dolayısıyla onu göremez oldum.
-"Bizim evden geliyor." Bize kahvaltı hazırlamaya mı gelmişti yani?
Ve İpek hanımın bundan haberi var mıydı?
Sormanın gereksiz olduğuna karar vererek saçlarımı düzelttim.
-"Rahatsız olacaksan gönderebilirim."diyince başımı salladım.
-"Sorun değil."diyerek kapıya yöneldim.
Çıplak ayak mermerde yürürken Kandemir arkamdan geliyordu.
Mutfak tezgahını silmekte olan kadın bizi görünce biraz çekinerek gözleri üstümüzde gezindi. Ardından gülümsedi.
-"Günaydın efendim."
-"Günaydın."dedim küçük bir tebessümle.
Biraz sanki şey bir durum oldu.
-"Elimi yüzümü yıkayıp geliyorum."dedikten sonra banyoya girdim. İşlerimi halledip saçlarımı bileğimde duran tokayla yukarıdan salaş bir topuz yaptım. En son çekmecede ambalajında duran diş fırçasını görmüş sevinçle kullanmıştım.
Keşke daha uygun bir kıyafetim olsaydı. İpek hanıma böyle anlatılmak çok hoş olmayacak gibiydi.
Mutfağa döndüm ve masada oturan adama baktım. Üstüne bir tişört geçirseydi nasıl olurdu acaba?!
Neyse ki boxer ile durmuyordu!
-"İstediğiniz başka bir şey varsa yapabilirim."dedi kadın.
Dolu dolu duran masaya baktıktan sonra kadına döndüm.
-"Fazlasıyla yapmışsınız. Ellerinize sağlık."dedim gülümseyerek.
-"Siz çıkabilirsiniz." Kandemir fazlasıyla ciddi olunca yüzümdeki gülümseme soldu.
Buharı tüten çaydan bir yudum aldım.
Kadın sessiz sedasız evden ayrıldığında göz ucuyla Kandemir'i izliyordum. O da masada duran telefonundan ilgimi çekmeyen bir haberi dikkatle izliyordu.
-"Şu telefonuna baksan mı artık?"
Üst üste gelen bildirimlerim onu rahatsız etmiş olmalıydı.
-"Verirsen bakabilirim Kandemir'cim." Ters ters baktığı için sırıttım.
Ardından güler gibi oldu ve ayağa kalktı. Çantamı alarak geri oturdu.
-"Buyur Arven'cim!"
Uzaktan öpücük atarak çantamdan telefonumu çıkarttım. Sosyal medyadan gelen yüzlerce bildirimi es geçip WhatsApp'a tıkladım.
-"Bizi kahvaltıya çağırmışlar. Geç oldu artık."dedim.
-"Olmasaydı da gitmezdik zaten."
Kaşımı kaldırıp ona bakarken telefonumu kenara bıraktım.
-"Neden ki?"
Bir tepki vermeden çayını içti.
-"Kalabalık takılmaktan hoşlanmıyorum."diye yanıtladı umursamaz tavırlar içerisinde.
-"Sürekli gecelerde haberlerin çıktığı için aksine sevdiğini düşünüyordum."
-"Takibimde olduğunu bilmiyordum."dedi geriye yaslanarak. Göğsünü gere gere oturunca gözümde ayrı bir büyüyordu.
Ağzımda yuvarladığım peyniri yutup dilimi damağımda gezdirdim.
-"Kulaktan kulağa diyelim."dedim sanki hiç onu takip etmemiş gibi.
-"İş meseleleri dışında daha çok evde vakit geçirmeyi seviyorum."
-"Evde boş boş mu?"diye şaşırarak sordum.
Bana göz devirdi.
-"Hayır elbette. Evden çalışmayı seviyorum kısaca. Evde durmaya fazla vaktim de olmuyor orası ayrı bir konu. Genelde yurt dışı seyahatlerim fazla oluyor ve haliyle uzak kalıyorum."
Dudaklarımı büzerek anladığıma dair mırıltılar çıkarttım.
-"Biz...şimdi uzun uzun ayrı mı kalacağız demek oluyor?" Sorumun bitiminde yavaşça uzanıp çenemde duran elimi tuttu ve kendine çektikten sonra bileğimin iç kısmını öptü.
-"Zaman zaman olabilir. Senin için daha aza indirgemeye çalışacağım."
-"Olsun. Belki beni özlersin."dedim bu buruk gerçeği gülümsememle gizleyerek.
Bir öpücük daha kondurup elimi elinin içinde masaya bıraktı.
-"Şüphen olmasın."
-"Ee...başka nelerden hoşlanırsın? Mankenlerle yemek yemek dışında." Elimi elinden çekerek son derece umursamaz sorarken yüzümdeki sahte tehlikeli gülüş onun yüzüne de gülümseme yaymıştı.
-"Sadece iş. Kıskanç ufaklık." İşaret parmağıyla yavaşça burnuma vurdu.
Burun kıvırıp omzumu silktim.
-"Seni tanımaya çalışıyordum."
-"Pekala. Sabahları herhangi bir istisna olmadığı sürece koşuya çıkarım. Herhangi bir hobi edinmeye vaktim yok. Sana ayırdığım saatler benim için hafta sonu molası yerine geçiyor."
Sanki bir toplantıda konuşma yapar gibi tek tek ve anlaşılır hızda anlatmasını gülümseyerek izliyordum. Elimi yanağıma dayamış hayran bakışlarımı üstüne doğrultmuştum.
-"Yazın kafam çok doluysa maksimum bir iki hafta tatil yaparım. Çalışmayı sevdiğim için boş kalmak daha yorucu oluyor. Eğer fırsat bulursam da gün sonunda spora kaçarım sonra ev."
-"Türkiye'de en çok konuşulan iş adamının hayatının böylesine dümdüz otumsu olması gülünç doğrusu." Yorumum üstüne kaşları çatılınca kahkaha atmamak için kıvrandım.
-"Yemek için çalışmıyorum. Daha iyiye sahip olmak için çalışıyorum küçük hanım. Sen kendinden bahset. Bakalım nasıl renkli bir dünyan varmış.."
Büyük bir gülümsemeyle içimde yer edinen yaranın üstünü örttüm. Şu son günler benim hayatımın kara günleri olabilirdi ancak ışığımı söndürmesine izin vermeyecektim. Buna Kandemir sayesinde karar kıldım.
-"Türkiye içinde genelde çok aktivite yapamıyorum. Kışın Uludağ'da bir hafta kadar kalırız. Bu her sene yapılır. Neredeyse her hafta lansman olur oralara katılırım. Bu sene biraz ailevi problem yaşadığım için gidemedim ama her sene mutlaka Kaliforniya'da festivalde oluruz. Yaz tatillerimizi de Atakan seçer. Ağustostan Eylül sonuna kadar güneş kumsal dinleniriz."
Hayatım gözümün önünden geçerken yüzümde huzurlu bir ifade vardı.
Çoğunda babamlardan izni kızlar alırdı. Magazinden habersiz ve ilgi çekmeyerek yaşamak şartıyla izin verirdi.
Neyse. O adamdan tiksiniyorum.
-"Bu ne kızım? Devletin başkanı bu kadar dolaşmıyor."
Kıkırdayıp başımı eğdim.
-"Bu sene daha durgunum. Hayatım değişiyor sanırım."dedim dudağımın kenarını ısırıp.
Dirseklerini masaya yaslayarak bana dik dik baktı.
-"Değişiklik şart tabi."dedi inceden inceye ima ile.
Gözlerim telefonuma kaydığında Afra üst üste mesaj atıyordu. Tırnağımı ekranda gezdirip mesajını açtım.
Bir kaç görsel atmıştı.
-İşin yoksa çıkıp bakalım mı
-Düğüne az kaldı
-Sen hallettin mi
Keşke tek derdimin elbise seçmek olduğu günlere dönsem.
Düğüne katılacak zorunlu yüzlere nasıl bakacağız? Aslında onlar bizim yüzümüze nasıl bakacak?
Sırf insanlar bizim hakkımızda konuşup itibarımızı zedelemesinler diye o iğrenç insanlarla yüz yüze nasıl kalacağız?
-"Sorun ne?"
İç çekip gözlerimi telefondan kaçırdım. Başımı sallayarak gülümsedim ve ayağa kalktım.
-"Afra alışverişe çıkalım diyor. Çay?"
Cevap vermese bile ona yeniden çay dökmüş çaycıyı tezgaha bırakmıştım. Masaya döndüğümde yine o bakışlar beni rahat bırakmadı.
-"Baban da gelecek mi?"diye sordu direkt.
Gözlerim gözlerinden kaçırmadan onaylarken vücudumda stresten ağrılar oluşmuştu.
-"Neyse o halde farklı şeyler konuşalım. Bugün yönetim kurulu toplantısı varmış.Seni de masada göreceksem katılmayı planlayabilirim." Sözlerinin ciddiyeti ve beni güldürmesiyle keyfim yerine geldi.
-"Hımm...iş adamı sevgilim olarak mı yoksa iş ortağım karizmatik bir adam rolüyle mi katılacaksın?" Cümlemin sonunda yüzü tabağına eğik dururken gülümseyişini izlemek çok büyük bir zevk oldu.
-"Kimi görmek istersen. O şekilde olacağım."
Dilimi dişlerimin sivriliğinde gezdirip yan bir gülüşle elimi çıplak koluna koydum.
-"Düşünüp karar veririm."dedikten sonra masadan kalktım.
Elbette ki toplantıdan haberim vardı ve annemle birlikte katılacaktık. Şirketteki hisselerde ablamın payı yoktu ancak onun sahibi olduğu bir kumaş fabrikası vardı.
Dönüp gidecekken beni kolayca elimden yakaladı ve sandalyeyi geri ittirip kucağına oturmamı sağladı.
Bacaklarının arasında sandalyenin ufacık yerine popomu sıkıştırmış sırtımı göğsüne dayamıştı.
-"Fazla dikkat çekici olma. Yoksa aptal bir adama dönüştüğümü zannederler. Karşımda olunca pek mantıklı olamıyorum." Hırıltılı konuşması dudakları etime değerken gerçekleşti.
Tişörtün bol yakasını kenara ittirerek boynumu sertçe öpmüştü.
Zevkten dört köşe olmuş başımı aksi yöne eğmiştim. Bunu yaparken kendimi ona doğru ittirdiğim için boğuk bir inleme sundu. Yumuşak kumaşlı pijama altı sertliğini yeterince fark ettiriyordu.
-"Uslu durmazsan...canın acır güzel kızım."
Titrekçe nefesimi üfleyip dudağımı sertçe ısırdım. Gün ışığının karanlık evde yansıması çok az olsa bile fazlasıyla net görünen bir şey vardı.
Tişörtün altından belli olan meme uçlarım yaşadım arzu ve şehvet yoğunluğuyla kendilerini açıkça ortaya seriyordu.
Ve Kandemir'in bunu görmemesi imkansızdı.
Karnımı baskılayan elinin yukarı çıkacağını anladığım an elimle bunu engelledim.
-"Sabah sabah fazla enerjiksin." Havada somut bir cinsellik kokusu varken bundan sıyrılabildiğim için kendimi tebrik ediyorum.
Gülümseyerek kucağından kalktım ve masadan telefonumu aldım.
Yüzünde dumura uğramış hoşnutsuz ifadesiyle bana kaş çattı.
-"Sende fazla acımasız."dedi dişlerini sıkarak.
Kıkırdadım ve olay yerini hızla terk ettim. Gece çıkardığım elbisemi geri giydikten sonra tek yaptığım şey dağınık yatağa gülümseyerek bakmak oldu.
Kandemir beş dakikada duş alarak odaya girdiğinde ise hiç çekinmeden önümde çıplak kalacağı telaşıyla odadan çıkmıştım.
Koltuğa geçip oturdum. Hazırlanıp gelmesi uzun sürmedi.
Uzun bacaklarını yine siyah pantolonla örtmüş üstüne omuzlarını saran beyaz gömleğini giyinmişti. Yanıma yaklaşırken siyah yeleğinin düğmesini ilikliyordu.
Yeleğinin cebinden sarkan zinciri ayağa kalkarak düzelttim.
Şöyle yüreğimi sıkan bir görüntüsü vardı.
-"Bu parçayla seni daha fazla birileri görürse hiç hoş olmayacak şeyler yaşayabiliriz." Gözleri elbisemi delip geçerken ellerimi yakasından indirdim.
-"Nesi var? Gayet güzel."dediğimde kaşları daha çok çatıldı.
-"Nesi mi var? Nesi yok desek daha doğru olur."diye çıkıştı.
Omuzlarımı silktim.
-"Neyse yürü hadi. Civciv kadar kaldın iyice küçüldün." Belimden ittirdiği esnada bu sefer kaş çatan ben oldum.
Bana üstten aşağı küçümseyici alay dolu baktı.
-"Her şeyin küçüğü sevilir canım." Küs bir tavırla dış kapıyı açtım.
-"Avuç kadar olanı da dahil mi?"
Koridorda ayakkabılarım yankı yaparken hırsla yürüyordum. Kapıyı üstüne çekmiş arkamdan gelmekteydi.
-"Avuç kadar olanı sana sormak lazım."dedim.
Evet dedim.
Der demez gözlerim irileşti.
Ben utançtan asansörün kapısına girmeyi hayal ederken Kandemir buna büyük bir kahkaha attı.
Rezilsin Arven.
-"İlk fırsatta avucunla ölçersin ufaklık."
•••
Herkese merhaba❤️
Günaydın🫶🏻
Bölüm hakkında ne düşünüyorsunuuuzz
