İçeriğe geç

UYUMSUZ

Bölüm 16 · 11 dk okuma

UYUMSUZ

Bölüm 16

On altı

•

Hayatımda her şeyi unutturacak tek kişi bana kollarını dolamış dururken bu anı bozmak istemedim. Ancak uzun süre vaktimiz de yoktu ve ben allak bullak olmuş bedenimle birlikte ona doğru döndüm.

Hafızamı silecek olsam dahi ben kalbimi ısıtan bu adamı geride bırakamazdım ki.

Sadece her şey çok karmaşık ve ağırdı.

-"Çok kötü şeyler oldu."dedim titrek ağlamaklı ses tonuyla.

Elimi omzundan sırtına doğru koyup yüzümü göğsüne yasladım. İç geçirerek beni sardı sarmaladı.

-"Farkındayım. Yine de kendini böyle yıpratmana çok kızıyorum." Sırtımı okşarken iç çekip başımı iki yana salladım.

-"Daha fazla konuşmayalım."dedim fısıldayarak.

Zaten çok zor toparlamıştım. Zamansız bir yerde dağılmak istemiyorum.

-"Şimdilik."dedi gözlerimin içine bakarak.

Onu onayladığımda alnıma dudaklarını bastırdı ve çekildi.

İçeri geçmeye karar verdiğimizde ilk önce banyoya gittim ve yüzümü kontrol ederek çıktım. Yan yana salona girince haliyle bize çevrilen bakışları fark ettim.

Kandemir kolu koluma değecek kadar yakınımda dururken şu son günleri unutacak kadar güçlü hissettim.

Ciğerlerime berrak hava nüfuz ediyordu. Kaç gündür ben nefessiz yaşıyormuşum.

Herkes birer birer bahçeye geçiyordu. Onların geçmesini beklediğimiz esnada İpek hanımın sorgulayıcı gözleri üstümüze değmiş çekilmişti.

Açıkçası biraz çekindim.

Bahçede Afra eliyle işaret edince onlara doğru ilerlemeye başladım. Kandemir ona seslenen bir adamla konuşmak için duraksadığında onu izlemeyi bıraktım.

-"Konuştunuz mu?" Direkt soru soran Afra'ya kirpiklerimin altından baktım.

-"Pek değil."diye yanıtladım. Konunun Kandemir'le uzaktan yakından ilgisi yoktu.

-"Kayınvalidem beni çağırıyor. Koşup geliyorum bekleyin."

Atakan Afra'ya gülerken içkisini yudumladı. Çok geçmeden Barış abimle birlikte Rasim ve Melin yanımıza geldiler. Gece sonlansın bende bu şizofren düşüncelerimden kurtulayım istiyordum. Sanki herkes bizim ailemizde olanları biliyor da bizi izliyor gibi geliyordu.

Kandemir çapraz şekilde arkamda geniş bedeniyle durdu ve izleyici bakışlara göz dağı verircesine omuzlarını dikleştirdi. Önüme dönüp bir elimi kokteyl masasına dayadım.

-"Bir saate çıkalım mı?"diye sordu duyacağım yükseklikte.

İlk önce annem ve dedemin bunu hoş karşılamayacağını düşündüm. Ardından bunu umursamamaya karar verdim. Şimdiye kadar bize ahlak dersi vereni de görmüştük.

-"Nereye?"diye mırıldanırken hafifçe ona bakmak için başımı kaldırmıştım.

Elini pantolonunun cebine iliştirmiş keskin bakışlı bir şahin gibi etrafımızı izliyordu.

-"Boşver. Herhangi bir yer."dedi dudaklarını kıpırdatarak.

-"Kandemir oğlum. Gelir misin biraz?" İpek hanım zoraki mimikleriyle biraz uzaktan seslenmişti. Göz ucuyla beni incelediğinin elbette farkındayım.

Kandemir annesine adımlarken ikisi ileride birilerinin yanında durdu. Potansiyel gelin adayı olarak görülen ismini unuttuğum kız ve onun annesi Kandemir'e ışıl ışıl gözlerle bakarken İpek hanım onları tanıştırdı.

Dişlerimi birbirine bastırdım.

Kız elbisesini sıkıca tutmuş Kandemir'e elini uzatacaktı ki Kandemir yalnızca başını sallamış annesine bakmıştı.

Aferin.

Yanıma gelişi hiç uzun sürmedi. Kalbim küt küt atarken o yine geldi benim arkamda durdu. Kimin ne düşündüğü zerre umurumda değildi.

-"Bir şeyler yesenize ya."dedi Melin. Son bir kaç dakikadır hayranlıkla yüzüklerini izlemeye son vermiş gibiydi.

-"İştahım yok pek."dedim kısık seste. Bakışları üstümde olduğu için geri çevirmiştim.

-"Kekler çok güzel bir tane ye." Afra zorla elime tutuşturdu. Sevdiğimi bildiği için vermişti.

Bir iki ısırık alıp minik keki bitirdim.

Hemen önümde duran Barış abimin Kandemir ve bana olan gözleri nihayet onu gülümsetti.

-"Galiba sizi konuşuyorlar."dedi.

Korkmadım. Heyecanlandım. Yüzüme yansımamış olsa bile soluklarım hızlanmıştı. Annemin dakikalardır bana baktığını bildiğimden ona asla bakmamıştım. Anlıyordu.

-"Önemli mi?" Kandemir'in Barış abime olan kayıtsız sorusuyla dönüp ona bakarken kaşlarımı çattım.

-"Değil mi?"dememle yüz hatları yumuşadı. Hafifçe öksürüp görünmeyecek şekilde elini belime değdirdi.

-"Önemli tabi olmaz mı? Bunlardan daha çok haber değerimiz var." Gözüyle Rasim'i işaret edince Rasim'in suratı yüzünden günler sonra ilk defa içten bir halde gülümsedim.

-"Ulan nasıl hanım köylü oldun!" Rasim'in ona olan yakınmasıyla daha fazla gülmemek için dudaklarımı birbirine bastırdım.

Bir gecede duygudan duyguya geçmem ancak bu kadar olurdu.

-"Kes lan zevzek."dedi Kandemir sessizce bağırıp.

Akrabalarımızın durmadan bakıp bakıp konuşmaları artık sinir bozucu olmaya başlamıştı. Yarım saati geçmişti ve öylece vakit harcamak sabır istiyordu.

Yaklaşık bir saati geride bıraktığımızda Kandemir artık sıkıldığına dair huysuzluğunu belirtiyordu.

-"İpek teyze sizi izleyeyim derken şaşı kalacak." Melin eğilerek bana fısıldamıştı. Gülümsemesiyle geri çekildiğinde benim aklımda gördüğünden hoşlanmamış olma ihtimali döndü.

Hala Yaren'i hayal ediyorsa bu İpek teyzeyi hayal kırıklığına uğratacaktı.

-"Çıkalım mı artık?" Kandemir sıcak nefesini omzuma üfleyerek sorunca nefesimi tuttum.

En azından gidip ablama haber vereyim diye düşündüm. Sonra vazgeçtim.

Annemin bakışlarına karşılık aynı dik bakışları attım. Kızlarla ve diğerleriyle vedalaşarak giderken benim içinde hevesliydiler. Konu Kandemir olunca bir hayli düşünceli oluyorlardı.

Muhtemelen daha fazla dedikoduya mahal verecektik. Fakat yine de Kandemir'in adımlarını takip ederek oradan ayrıldım.

Arabasına bindiğimiz zaman karnım sancılanıyordu. Sanki onu aylardır görmüyordum.

Tenha bir sahil kenarına çektiği arabadan aynı anda indik. Bir kaç araba daha park halindeydi onun dışında kimse yoktu.

Henüz adım atmamıştım ki üstünden ceketini çıkartarak önüme geldi ve omuzlarımı örttü. Hava soğuk değildi aksine sıcaktı ancak muhtemelen benim tenimin açıklığını örtmek istemişti.

-"Bana anlatmak istediğin bir şey var mı?"

Sırtımı arabaya yaslayıp kollarımı karnıma doladım. Dingin soluklarımla dalgasız denize kısa bir saniye baktım. Ardından görüş açımı Kandemir kapattı.

Sıkıntı bütün bedenimi istila etmiş haldeydi.

Sadece şunu düşündüm. Aslında Kandemir'in varlığı bunu bana hatırlattı.

Değersiz bir insan müsveddesi,hayatımı alt üst etmeye değer miydi?

-"Nasıl anlatacağımı bilmiyorum."dedim omuzlarımı düşürüp. Günler öncesi gözümün önüne gelince tekrar tekrar yüzüm düştü.

-"Nasıl istersen anlat her türlü anlatacağın için sorun yok." Bunu söylerken sigarasını yaktığı için gözüme daha ağır abi havalarında göründü. Bütün stresime rağmen kendimi tebessüm ederken buldum.

Kollarımı uzatarak gömleğinin sarmış olduğu bedenine sarıldım. Tek ihtiyacım buydu işte. Sol koluyla beni kolayca sardığında sıcak göğsünde gözlerim kapanmıştı.

-"Aynı evde yaşadığımız teyzem ve babam..bir ilişkileri varmış."dedim bir solukta.

Cümlenin mide bulandırıcı etkisi öyle yüksekti ki zorlukla yutkundum. O acı sanki gözlerimden fışkırır gibi basınç yapıyordu.

Sarıldığım bedeni gerildi. Kaskatı kesildi. Yaklaşık iki üç dakika herhangi bir tepki vermemişti.

Soluduğum temiz hava adeta alevden ibaretti.

-"O kadar büyük bir orospu çocuğu olamaz." Kendi kendine konuşur gibi küfrederek geri çekildi ve sigarasını atıp yüzümü avuçladı.

Gözlerine bakamadım.

Ağzından derin güçlü bir nefes alarak eğildi. Alnını alnıma yasladığında dudağım titredi.

-"Yanında olmama izin vermeliydin."diye fısıldadı.

Yaralarımı hafifleten varlığı ve şefkati beni kendime getirmişti. Bir an olsun kollarından çıkmama izin vermeden orada uzun süre kaldık.

Sonra hiç konuşmadan beni arabaya bindirdi. Belki henüz gerçek anlamda yüzüm gülmüyordu fakat göğsümdeki yük kalkmıştı.

Ona nereye diye sormadım. Götürdüğü her yer o yanımda olduğu sürece kabulümdü.

Ortası oval kalacak şekilde tasarlanmış üç adet yüksek katlı binanın otoparkına girerken hafifçe titrediğimi hissettim.

Arabadan inmeden ilk önce telefonumu kontrol ettim. Sadece kızlar ne olduğunu soruyorlardı. Kapatıp çantama geri koydum. Ardından Kandemir'in inmesiyle arabadan indim.

Otomatik aydınlanan ışıklar altında el ele asansöre yürüdük. Önlü arkalı alışık olduğumuz şekilde dururken Kandemir tam olarak kalçamı kasıklarına yaslamış bana sarılıyordu.

-"Nereye geldik?"diye sordum dikkatimi başka bir yöne vermek için.

Eğildi ve üstümdeki ceketin yakasını ittirip boynuma küçük bir öpücük bıraktı.

-"Bu defa sen benimle kal istiyorum."diyince ferah bir nefes içime girdi.

-"Olur."dedim mırıldanarak.

Asansör durduğunda uzun koridorda ilerledik. Her yer gri mermer döşeliydi ve topuk sesim fazla yankılanıyordu.

Açtığı kapıdan içeriye önce beni soktu. Ardımdan girerek kapıyı kapattı ve kilitledi. Karanlık koridorda yürürken aydınlatmayı açsa bile fazla yeterli olmamıştı.

Koridorun sonu geniş bir salona çıktı.

-"Ailenle yaşadığını sanıyordum."derken ceketle birlikte çantamı koltuğa bırakıyordum.

Yüzümü inceliyordu.

-"Eve gitmeye vaktim olmadığında burası şirketle daha yakın oluyor."dedi kısık tonda.

Anladım dercesine başımı salladım.

Eğer biraz daha görüşmeseydik onu bir aydır görmüyor olabilirdim.

-"Ne içersin?" Açık mutfağa ilerlerken koltuğun sırt kısmına kalçamı yaslayıp onu izlemeye geçtim.

-"Şarap olabilir."dedim biraz gevşemek ve ısınmak adına.

Çıkarttığı şişeyi açtıktan sonra dolaptan iki kadeh aldı ve masaya koydu. Yarıya kadar doldurduğu kadehlerden birini elime verirken bacaklarımı bacaklarının arasına alacak şekilde önüme geldi ve fazlasıyla yakınımda durdu.

-"Bu akşam o yüzden yoktu demek?"

Onu onayladım.

-"Dedem bizimle kalıyor. Düğüne kadar kimsenin öğrenmemesi konusunda karar kıldık. Dedikodu malzemesi olmak şu an için daha yıpratıcı olur."

Yorgun bir nefes verip göğsüne bakakaldım. Şaraptan aldığım yudum sonrası göğsüm içe çöktü.

-"Ben...düşünemedim. Aklıma gelmesi imkansızdı. Aksi halde senin yanında olurdum." Şakağımı okşayarak avucunu yanağımda bıraktı.

Dudaklarımı ıslatıp araladım. Ruhsal anlamda ilk defa böyle bir karanlığa girmiştim ve kaybolmuştum.

-"Biliyorum. Ben...kötü hissettim. Hala öyle. Ne yapacağımı ne düşüneceğimi bilemedim. Eğer bu akşam sen olmasaydın ben hiç kendime gelemezdim."diye sessizce itiraf ettim.

İyi ki dönüp gitmemişti.

Usulca yaklaştı ve şakaklarıma birer öpücük bıraktı ardından doğruldu.

-"Gözlerin acı çekerken buna kayıtsız kalamazdım. O kadar kolay da benden kurtulacağını düşünmemelisin."diyince minik bir gülümseme sundum.

-"Ayrıca her ne olursa olsun gözlerini benden esirgeme." Çenemin ucunu okşayarak sesli bir nefes aldı.

-"Artık iyi hissediyorum. İyi ki varsın." Dudaklarımdan çıkan fısıltının peşinden yakın olan göğsüne yaslanıp elimdeki kadehi düşürmemeye dikkat ettim.

-"Seni özledim Arven."

Gözlerim mutluluktan yaşarır gibi olunca kendime inanamadım.

-"Bende çok."dediğim an göğsünün titrediğine şahit oldum.

-"Henüz erken ama...seni yatağa atıyormuş gibi düşünmezsen yatalım mı?"

Sorusu üstüne göğsümden bir kıkırtı yükseldi.

Geri çekilerek ifadesiz fakat beklenti dolu yüzüne baktım.

-"Biraz öyle oldu galiba."

Kaşları hafifçe çatıldı.

-"Öyle olmasının nedenini kendinde ara. Beni buna alıştırmasaydın."

Dudaklarımı bastırıp birlikte uyuduğumuz geceyi düşündüm. Öyle huzur vericiydi ki.

-"Bir kerede mi?"diye sordum. Halbuki benim de içimde özlem vardı.

Uslu uslu başını salladı. İri bedenini önümden çekmeden şarap kadehini tek yudumda bitirdi ve elimdekini de alarak masaya bıraktı. Sonrasına elimi sıkıca tuttu beni yönlendirdi.

Mutfağın yanında olan kapıdan içeriye girdiğimizde dışarıdan vuran ışıklarla odaya baktım.

Camın yanında oldukça büyük bir yatak ve duvarı kaplayan cam bir dolap haricinde oda boştu.

Kalbim pır pır ediyordu. Bu kadar hızlı atmaya devam ederse ileride sağlık sorunları yaşayacaktım.

-"Evdekiler sorun çıkartırsa eğer canını sıkacak bir durumda kalmanı istemiyorum."dedi elimi bırakarak.

-"Pek önemli değil."dedim kuru bir tonda.

Aslında şimdi şu saniyelerde umurumda da değildi. Her şeyi unutmuştum heyecanla titreyişimi dindirmeye çalışıyordum.

-"Pekala."dedikten sonra gergin bedenini dikleştirdi ve ensesinde elini gezdirdi.

-"Üzerine ne verebilirim?"

Seni alabilirim desem ayıp olur.

-"Tişört uygun olur."derken biraz çekingen duruyordum.

Ağzım kurumuştu. Heyecandan olsa gerek.

Dolabın kapağını açınca içi sarı led ışıklarla aydınlandı. Nizami bir şekilde katlı duran beyaz tişörtlerden birini alarak kapattı.

-"Giyinince seslenirsin."dedikten sonra beni odada yalnız bırakmıştı.

Elbiseyi hızlı hareketlerle omuzlarımdan yere sıyırdım. Göğüslerime takmış olduğum şeffaf sütyeni çıkardıktan sonra beyaz dantelli iç çamaşırımla kaldım.

Niye bilmiyorum ama çok fazla heyecanlandım. Her nefes alışımda kalbim göğüs kafesimi sallayacak şekilde atıyordu.

Bol tişörtü üstüme geçirdiğimde kalçam kapanmıştı.

Etek kısmını çekiştirerek kapıyı araladım. Kandemir mutfak tezgahına yaslamış bir kadeh daha içiyordu.

Beni gördüğünde gözleri ağır ağır bedenimde gezindi fakat bir tepki vermedi.

-"Yüzümü temizlemem gerek."dedim burnumdan nefesimi vererek.

Odanın yan kapısında olduğunu tahmin ettiğim yeri başıyla işaret etti. İçeri girip ışığı açtım.

O esnada Kandemir odaya girmişti.

Mecburen banyo çekmecelerini karıştırdığımda hiç yapmasam bile sabun ile yüzümü yıkamak zorunda kaldım. Saçlarımı tokadan kurtarıp büyük bir rahatlamayla açık bıraktım ve dışarı çıktım.

-"Ev fazla soğuk değil mi?"diye mırıldanarak odaya girdiğim esnada onu soyunurken yakalayınca gözlerimi kırpıştırdım.

Karanlıkta dahi parıldayan esmer bir teni vardı.

-"Sıcaktan hoşlanmıyorum." Dışarısı da henüz bunaltacak kadar ısınmamıştı ancak ev fazla soğuktu.

Dudağımı ucunu ısırıp yarı çıplak vücuduna göz ucuyla baktım. İlk önce pantolonunu çıkartmıştı. Yeleğini yere attıktan sonra gömleğini çözerken minik adımlarla önünde durdum.

Durgun yüzümde mimik oynamadı. Fakat büyük bir istekle gömleğine elimi uzattım. Ellerini iki yanına düşürdü.

Siyah gömleğinin birer birer açtığım düğmeleri sonucunda çıplak göğsüyle yüz yüze kaldık.

Yutkunduğunu işittim. Bu haliyle beni iyice streslendiriyordu. İyi anlamda bir stres.

Kandemir gömleğini üstünden yırtarcasına çıkartıp yere attığı anda beni direkt olarak kucakladı. Gerçekten bu şaşırtıcı oldu.

Avuçları kalçamdayken saniyeler içinde sırtım yumuşak yatakta buluştu.

Yukarıya kayan tişört iç çamaşırımı açığa çıkartmıştı ancak Kandemir yalnızca gözlerime odaklıydı.

Üstüme doğru gelerek iyice eğildi. Eğildikçe ben soluksuz kaldım.

Elini boynuma kıvrılmış saçlarıma götürdü ve onları geriye sıkıştırdı. Hiç beklemeden burnunu boynuma yerleştirdiğinde dudakları da tenimdeki yerini almıştı.

Islak sıcak öpüşleri boynum ve omzum arasında hayali bir yol izledi. Öptüğü her yerde sesli güçlü solukları benim soluklarımı kesti. Bacaklarımı birbirine bastırmış dudakları tarafından istila edilmeyi beklerken elleriyle tişörtün altından belimi kavradı.

-"Bir daha beni kendinden mahrum bırakırsan seni affetmem." Boğuk kalın sesi tenimde kayboldu.

Dudağımı sertçe ısırdım. İçimde ardı ardına patlayan bir şeyler vardı. Yerimde kıpırdamadan duramıyordum.

Ona dokunma isteğimi bastırmayarak iki elimle omuzlarını kavradım. Pürüzsüz sıcak teni ellerimin altında güçlü hissettirdi.

Dudakları köprücük kemiğimde bir süre oyalanayıp yeniden boynuma iliştiğinde hissettiğim dil darbesi nedeniyle seslice inledim.

Tanrım! O da neydi?!

-"Kandemir.." İsmi dudaklarımdan adeta inlemeye benzer çıktığında etimi dudakları arasında ezercesine öpüyordu.

Omzunu sıkarak kendimi ona yükselttim. Yay gibi kıvrılan sırtımın altına elini koydu ve kendiliğinden aralanmış bacaklarımın arasına bedenini bıraktı.

Gözümün döndüğünü hissederek dudaklarımdan çıkan kısık tonda inlemeleri umursamadım.

Islak dili tenimi ısıtırken boynum ona esir olmuştu. Bir elimi ensesine kaydırdım. Saçlarını okşayarak başını iyice kendime çekerken diğer elimle sırtını acıtırcasına sıkıyordum.

-"Tenini bir başkası görünce deliriyorum Arven. Beni delirtiyorsun." Hırlarcasına mırıldanırken kulağımın gerisini öpmüş burnunu saç diplerime sürtmüştü.

Karnı kasıklarıma değerken tam olarak onu hissetmek istediğimi fark ettim.

Alev alev olmak buydu.

-"Kimse senin kadar yakından görmüyor."diye fısıldadım nefes nefese.

Dudakları çenemde basılı dururken elleri uslu durmadan tişörtü sıyıra sıyıra karnıma kadar geldi. Göğsümün parmağına değdiğini hissederken verdiği solukla güçlü bir şekilde titredim.

-"Seni sadece ben görmek istiyorum. Daha fazla görme isteğiyle aklımı kaybediyorum. Anlıyor musun?"

Gözlerimizin ardına inen koyuluk karşılıklı olarak birbirine karışıyordu. Alnını alnıma yaslarken onu başımla onayladım.

Ne demek istediğini biliyordum.

Güç kudret yansıyan bedeninde gezinen ellerim göğsüme bir basınç yaşatıyordu. Kandemir ellerimin altındayken ona böyle yakın olmak çıldırtıcı bir his.

Sakallarını avuçlayarak ellerimi oradan boynuna kaydırdım. Baş parmakları iki göğüs aramda baskı uygularken daha fazla yukarı kaymasını bekledim. Ancak o ayarsız bir kuvvetle neredeyse çıplak olan kalçamı bütün şeffaflığıyla avuçlayarak dudaklarımı kavradı.

Bu...bu çok başkaydı.

Her şey bir anda toz bulutuna dönüştü. Gözlerim usulca kapanırken aralık duran alt dudağımı öptüğünü hissettim.

Kapalı gözlerimde şimşekler çakıyordu. Kalbim hiç bu kadar güzel atmamıştı.

Tecrübesiz bedenim onunla anılar kazanmaktan oldukça hoşnuttu ki çok rahattı.

Adeta pamuğa dokunur gibi şefkatliydi. Yavaşça yoğurduğu okşadığı kalçamı kendine yükseltip dudaklarımı talan ederken aynı anda inleyerek birbirimize sarıldık.

Beni hayata bağlayan nefes almak değil tam olarak Kandemir'di.

•

Merhaba iyi geceler ❤️

Çok zor bitirdim biliyorsunuz ama nihayet bitti 🫠

Umuyorum ki beklemenize değmiştir🔥

Beklediğiniz için teşekkür ederim sizi seviyorum❤️

Bölüm sonu

1 yorum