İçeriğe geç

Uyku Protokolü

Bölüm 6 · 3 dk okuma

Uyku Protokolü

Bölüm 6

Bölüm 6: Gerçek canavarlar

Koridorun kapıları kilitlenmişti.

Kırmızı ışıklar aralıksız yanıp sönüyor, metal duvarların içinden düşük bir uğultu yayılıyordu.

Sanki bina nefes alıyordu.

Ama bu nefes… canlı değildi.

Bozuktu.

Kael Eylül’ün önünde durdu.

“Buradan çıkış var mı?” diye fısıldadı Eylül.

Kael cevap vermedi.

Sadece duvarlara baktı.

Sanki onları dinliyordu.

Ya da onlar onu.

Bir anda duvarın içinden bir ses geldi.

“Kael… geri dön.”

Eylül irkildi.

“Bu… duvar mı konuştu?”

Kael dişlerini sıktı.

“Hayır.”

“Onlar konuşuyor.”

Zemin hafifçe titreşti.

Koridorun sonunda bir kapı açıldı.

Ama bu kez askerler yoktu.

Beyaz önlüklü insanlar çıktı.

Bilim insanları.

Ama yüzleri… normal değildi.

Yorgun değil.

Korkmuş da değil.

Açgözlü.

Sanki bir şey görmüşlerdi ve artık geri dönemiyorlardı.

“Demek sonunda geldin.”

Öndeki kadın konuştu.

Sesi titremiyordu.

Eylül bir adım geri çekildi.

“Ben… ne istiyorsunuz benden?”

Kadın Eylül’e baktı.

Ama onu görmüyordu.

Sanki bir nesneye bakıyordu.

“Sen istemiyoruz.”

“Senin içindekini istiyoruz.”

Kael araya girdi.

“Kes.”

Kadın güldü.

Ama bu gülüş insana ait değildi.

“Sen hâlâ bunun bir kurtarma hikâyesi olduğunu mu sanıyorsun?”

Eylül Kael’e döndü.

“Ne demek istiyorlar?”

Kael’in sesi sertti.

“Gerçeği öğrenmek istemezsin.”

Eylül öfkelendi.

“Ben zaten hiçbir şey bilmiyorum!”

O anda ışıklar söndü.

Ve duvarlar değişti.

Koridor artık bir koridor değildi.

Bir hatıra odasına dönüşmüştü.

Eylül gözlerini açtığında başka bir yerdeydi.

Bir toplantı odası.

Dev bir masa.

Etrafında insanlar.

Ama bu insanlar sıradan değildi.

Devlet temsilcileri.

Bilim insanları.

Askerî yetkililer.

Ve ortada tek bir şey vardı.

Uyuyan insanlar.

Bir ses konuştu.

“Rüya katmanına erişim sağlandı.”

“Kaynak doğrulandı.”

“Kontrol edilebilir.”

Eylül nefessiz kaldı.

“Bu… geçmiş mi?”

Kael başını salladı.

“Başlangıç.”

Ekranlar açıldı.

İnsanlar ilk kez rüyaya bağlanıyordu.

Önce bilimdi.

Sonra deney.

Sonra silah.

Bir adam masaya vurdu.

“Bu bir fırsat!”

“İnsanlık rüyaları yönetebilir!”

Başka biri bağırdı.

“Bu bir tehlike!”

“Aklı kontrol etmek Tanrı olmak demektir!”

Ama en sonunda sessizlik oldu.

Ve tek bir cümle kazandı.

“Kontrol edilmeyen bilinç, tehdit demektir.”

Eylül gözlerini kapatmak istedi ama görüntüler devam etti.

Rüyalar artık özgür değildi.

Bir sistemdi.

Bir pazar.

Bir silah.

Kael fısıldadı.

“Onlar başladı.”

Eylül yutkundu.

“Kim?”

Kael’in gözleri karardı.

“İnsanlar.”

Görüntü değişti.

Deneyler.

Bağlı insanlar.

Uyutulan zihinler.

Zorla açılan rüya kapıları.

Ve sonra… bir şey kırıldı.

Ekranda bir denek gözlerini açtı.

Ama yanlış gözlerdi.

O anda tesisin içinde çığlıklar başladı.

“Bağlantı kopuyor!”

“Rüya geri tepiyor!”

“Kontrol kaybedildi!”

Kael Eylül’e döndü.

“Rüyalar geri saldırdı.”

Eylül dondu.

“Nasıl yani?”

Kael yavaşça konuştu.

“Onları kullanmaya çalıştılar.”

“Onlar da… geri kullandı.”

Zemin tekrar titredi.

Duvarlar sanki içten içe çatlıyordu.

Kadın bilim insanı tekrar ortaya çıktı.

Ama bu kez sakin değildi.

“Biz sadece açtık!”

“Biz yaratmadık!”

“Biz sadece kapıyı araladık!”

Kael bağırdı.

“Ve içeri girmemesi gereken şeyi içeri aldınız!”

Bir sessizlik oldu.

Sonra kadın fısıldadı.

“Biz canavar yaratmadık Kael…”

“Biz sadece onları serbest bıraktık.”

Eylül geriye çekildi.

“Canavar kim?”

Kael uzun süre sustu.

Sonra tek cümle söyledi.

“Gerçek canavarlar… rüyalar değil.”

“Onları kullananlar.”

Bir anda tesis alarm verdi.

Tüm sistemler kilitlendi.

Ekranlar karardı.

Ve karanlığın içinden bir ses geldi.

Ama bu ses insan sesi değildi.

Artık rüya da değildi.

Daha eskiydi.

Daha derin.

“Biz serbest bırakıldık.”

Eylül’ün nefesi kesildi.

Kael silahını çekti.

İlk kez.

“Şimdi anladın mı?” dedi Kael.

“Bu savaş rüyalara karşı değil.”

“İnsanlığa karşı.”

Ve ışıklar söndü.

Geride sadece tek bir gerçek kaldı:

Canavarlar hiçbir zaman dışarıda değildi.

İçerideydiler.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.