Albay galiba benimle taşak geçiyordu. Kızım sen hastanede karışmışsın da ne. Bebekken çocuk karıştırmadan bahsetmiyordu herhalde albay. Bu ihtimal olamazdı, imkanı yok. Yine de içimdeki şüpheleri söndürmeliydim.
Albaya bakıp " Neyden bahsediyorsunuz albayım " diye sakinlikle sordum. Eğer düşündüğüm şeyse direk doğduğum hastaneye gidip yedi ceddinlerine kadar onları sikerdim.
Albay bana bakıp düzgünce anlatmaya başladı." Kızım sen görevdeyken bana bir telefon geldi. Telefondaki kadın kendi kızına dna testi yaptırmış ve kendi kızı olmadığını öğrenmiş. Öz kızını bulmak içinde o günkü hastanedeki doğan bütün çocukların ailesiyle iletişime geçip dna testi yaptırmış ama hiç biri öz kızları değilmiş. Bir tek sen kalmışsın o gün hastanede doğup dna testi yaptırılmayan bu yüzden seni hastaneye çağırıyorlar " diyerek bana olayları özet geçti. Söylediği her kelime de daha fazla sinirlenmem normal mi?
" Rütbeden çıkabiliyor muyuz albayım " diyerek ona resmen yalvararak baktığımda başını salladı. " Siktirin gidin " diyerek olayı iki kelimeyle özetledim. Yaşadığım bütün anılar gözlerimin önünden şerit gibi geçerken yaşadıklarımı düşünüyordum.
Bunca 23 yıl, koskoca 23 yıl yalan mıydı şimdi ? Peki ya yaşadıklarım ?
Biraz düşünmem gerekiyordu . Albay da bunu anlamış olucak ki dışarıya çıkarak beni yalnız bıraktı. Albay gittiğinden beri düşünüyordum , allah kahretsin ki ne yapıcağımı bilmiyordum. Bu ne sikten şeydi böyle . Acaba yeni ailem nasıl olucaktı aslında çok da sikimde değil bunca yıl ailem yanımda değildi yani beni istemeseler de pek bir şey değişmezdi.
-----------------------------------------------------------------------------------------------------
Karıştırıldığımı öğrendiğimin üzerinden 1 hafta geçmişti. Bu bir hafta boyunca albayın emri olduğu için hastanede kalmıştım ama artık cidden bunaldım. Yat yat nereye kadar. Bugün hastaneye Dna testi için gidicektim. Ne büyük gün değil mi ama.
Kollarım ve yüzümdeki yaralar hala geçmemişti. Eğer küçük çocuk varsa yaralarımdan korkabilirdi veya benim bu yaralarımı kötü yollara girdiğimi düşünüp o yüzden bu yaralarımı aldığımı düşünebilirlerdi. İlk günden kötü izlenim bırakmamalıyım. Ceket giyerek kollarımdaki yaraları kapatırdım da yüzüme yapıcak bir şey yok. Onlara karşı kötü davranamazdım çünkü onların bir suçu yoktu tabi bana kötü davranırlarsa bende onlara kötü davranırdım dişe diş kana kan.
Çıkışımı yaptıktan sonra hızlıca taksiye binip eve gitmiştim. Kadının dediği hastaneye gitmek için 2 saatim vardı bu yüzden hızlı olmalıydım. Eve vardıktan sonra hızlıca banyomu yaptım. Hızlı olduğu biraz şüpheli, 1 saattir küvetin içinde oturmuş etrafa boş bakışlar atıyordum. En sonunda zor da olsa banyodan çıkıp saçlarımı kuruttum. Altıma açık mavi bol pantolon üstüne de bej sweatshirt giymiştim. Zaten siyah ceketten ütümdeki gözükmüyordu o yüzden üstüme giydiğimin bir önemi yoktu.
Motosikletimin anahtarını alıp yola çıktım. Özlemiştim bebeğimle gezmeyi. 30 dakikalık yola 15 dakika da uçarak geldiğimden yetişmiştim. Bugün ailemi görücektim, onları en son 6 yıl önce gördüğüm için büyük ihtimal hepsi değişmişti. Bahçeye girerken yanımdan motorlu daha girmişti. Ananı sikim hayalimdeki motor, offff oğlum bu motoru almak için her şeyi yapıyordum. Yalnız çok havalı bir giriş yapmıştık ikimiz de son hızla bahçeye girmiştik. Ben çocuğun motoru incelerken o da benim motoru inceliyordu. Yalnız çocuk taş gibi maşallah.
" Yamaha ha iddialı " diyerek bana baktı . " Kawasaki ?" dediğimde gülerek başını salladı. " çok dikkat ediyorsun herhalde, bir çizik bile yok tertemiz " dediğinde başımı salladım " bebeğim o benim ".
" Motosikletlerle bu kadar fazla ilgilenen bir kadınla tanışmak isterim. Tolga" diyerek elini uzattığında bende elimi uzatarak "Almila" dedim ve elini sıktım. Asansöre geldiğimizde ilk benim geçmem için bekleyince etkilenmedim değil. İnce düşünen biri. Benden sonra asansöre binip kendi çıkacağı kata bastı daha sonra bana dönüp " kaçıncı kat ? " diyerek sorduğunda 3 diyecekken 3 e bastığını gördüm. Aynı kata gidiyorduk. " aynı kat " diyerek soru dolu bakışlarında kurtuldum.
Kata çıkana kadar ikimizde konuşmadık, asansör açılırken telefonum çaldı. Tolgaya bakıp " görüşürüz tolga" diyerek tolgaya cevap hakkı tanımadan telefonumu açıp asansörün yanındaki koltuklardan birine oturdum. Telefonumu açtığım gibi kulaklağıma rüzgarın sesi doldu. Rüzgar, Kurter albayın oğlu benim ise en yakın arkadaşım hatta abim sayılırdı. " napıyon lan deli .Benim yanıma mı geldin hastanenin önünde senin motorun var." Motorumu ne ara gördü K9 köpeği sanki, daha yeni geldik sayılır. " Birkaç işim var bitince yanındayım beni bekle anlatacağım bir sürü olay oldu " diyerek telefonu kapattım. Adamları daha fazla bekletemezdim yani.
Hızlıca dedikleri odaya doğru yol almaya başladım. Kapının önüne gelince kapıyı tıklatıp içeri girdim. Eski ailem karşımdaydı . İkisi de çok değişmişlerdi. Ama bana bakan nefret dolu bakışları hala aynıydı. Onları umursamadan arkama dönüp yeni aileme baktım . Lan aralarında daha demin tanıştığımız tolgada vardı. Ona şaşkınlıkla bakarken aynı şekilde onunda bana baktığını gördüm. Lan bu tolga benim kardeşim miydi şimdi? Yanındaki galiba annem olucak kadına baktığımda Dna testine gerek kalmadığını fark ettim. Bu kadın benim aynımda sadece benim burnumun üzerinde çil varken onun yoktu .Hadi ama ya resmen ilerideki halime bakıyordum bu kadar benzerlik olamazdı.
Doktorun sesiyle bakışlarımı onların üzerinden çekip doktora diktim. Gidip en köşedeki tekli koltuğa herkesten en uzağa oturdum.
" Herkes geldiğine göre Dna testi için kanınızı alalım eğer ki bebekler karıştıysa gerekli kişiler hakettikleri cezayı alıcağını bilmenizi isterim" diyerek hemşireleri çağırınca ilk olarak eski baba gidip kan verdi. Herkesin bakışları bana dönünce sıranın bende olduğunu anlayıp hemşirenin yanına gittim. Hemşire bana bakarken büyük ihtimal ceketimi çıkarmamı bekliyordu . Herkesin içinde yaralarımı göstericek değildim. Gözlerimle perdeyi işaret ettiğimde ilk bir şey anlamadan boş boş baktı. Sonradan aklı çalışmaya başladı ve perdeyi kapattı. Zeki çocuk anladı ne demek istediğimi.
Perde kapanınca ceketimi çıkardım ,kolumu hemşireye uzatıp kan almasını bekledim. Hemşire elindeki iğneyle dehşet bir şekilde kollarıma bakıyordu. "Alıcak mısın artık şu kanı " dediğimde kendini toparlayıp kanı almaya başladı. Kanı aldıktan sonra ceketimi giyip dışarı çıktım. Herkesin bakışları bendeydi ,büyük ihtimal neden perdeyi kapattığımı sorguluyorlardı. Eski yerime oturup diğerlerinin kanının alınmasını bekledim. Yeni Annenin yanında oturan bana benzeyen bir kişi daha vardı. Göz renklerimiz aynı olsa benim erkek halim falan olurdu herhalde. Onun gözleri ela iken benim gözlerim maviydi. Lan biz bu çocukla niye bu kadar fazla benziyorduk.
Yalnız bu çocuk bana çok kötü bakıyordu , hayırdır oğlum sen dememek için kendimi zor tutuyordum. Neyseki hızlıca herkesin kanı alındı ve sonuçların iki saat sonra çıkacağı öğrenildi. Eski aile ve galiba benimele karıştırılan kız dışarı çıkınca içeride ben ve galiba yeni aile kaldı. Onlar benimle konuşmak için yanıma gelicekken aklıma rüzgar geldi. Hızlıca yerimden kalkıp kapıyı açmıştım ki karşımda rüzgarı bulmam bir oldu.
Arkamdaki doktora bakıp kollarını göğsünde birleştirdi ,yüzünü buruşturup geldiğim odaya baktı. "karşında dünyanın en iyi doktoru varken gerçekten arkandaki doktor bozuntusunun yanına mı gittin " diyerek beni kınarcasına ağzında cık cık cık sesler çıkarmaya başladı. Gülümseyip kollarımı hemen beline sardığım gibi hızlıca bana sarılıp saçlarımın kokusunu içine çekti. Ona sarılırken karnıma biraz fazla yüklenmiş olucağım ki canımın acısıyla ağzımdan çıkan ah sesine engel olamadım. Geriye çekilip yaraya bakmak için karnıma bakıcakken ceket yüzünden bir şey görmeyince bana olumsuz bakışlar attı.
"Gel hadi şu yarana bakalım " diyerek elimden tutup odasına götürmeye başladı. Yaraya bakarsa beni sikiceğini iyi bildiğim için onu lafa tutup yaramı unutturmayı planlıyordum. Odasına geldiğimiz de elinden kurtulup hızlıca koltuğuna oturdum. Rüzgar koltuğunu bana kaptırınca masaya hafifçe oturup bana baktı.
" yarana bakmalıyız" diyerek ceketimi çıkaracakken onu durdurup " boş ver yarayı sana anlatıcaklarım daha önemli " diyerek onu lafa tuttum.