23 Eylül 2015
Açelya çalan telefonla gözlerini açtı ve normalde sessizden çıkarmadığı telefonunun çalması şokuyla telefonu açıp kulağına götürdü.
"Alo?" Uykulu bir şekilde çıkan Açelya'nın sesiyle Rüya küplere bindi.
"Sen hâlâ uyuyor musun!?"
"Hımm... N'oldu yine?"
"Ne demek ne oldu!? Sabah oldu sabah! Okula gideceğiz! Seni bekliyorum kapıda kimse açmıyor!"
"Ne?!" Açelya daha gözünü açmadan dış kapıya doğru uçarken beş kere duvara çarpmıştı. Saçı başı dağılmış, üstü kaymış halde kapıyı açtığında karşısında duran kişiye baktı.
Yani hiçliğe.
Elindeki telefonu tekrar kulağına götürdü. "Hani neredesin? Ben uyurken görünmezlik pelerini mi buldun?"
Rüya amacına ulaşmış bir şekilde telefonun diğer ucundan gülümsedi.
"Hayır, henüz değil. Evden çıkmadım daha."
"Salak mısın Cemile!" Açelya biraz durdu. "Pardon Rüya!" Karşı komşunun kapısının açıldığını fark edince hızla kapıyı kapattı. "Niye uyandırdın o zaman beni?"
"Ne demek niye uyandırdın? Sabah baktım gruba hiç mesaj atmamışsın ben de uyuyakaldığını düşünüp aradım. Bana teşekkür edeceğine bir de kızıyorsun."
"Ben bugün gelmeyecektim okula." Açelya oflayarak saate baktı. Saat 8.00'e geliyordu. Kendisinden başka hiçbir aile üyesinin kalkmadığını görünce bu sefer ev halkının odalarının önünde tepinmeye başladı. Aynı zamanda Rüyayla konuşmaya devam ediyordu.
"Niye? Ayrıca madem gelmeyecektin niye bana söylemedin dün akşam?"
"Söyledim ya, rezil oldum ben, yarın okula gitmeyeceğim diye." Açelya bu sırada erkek kardeşini ayağıyla dürtüklüyordu uyansın diye.
"Ben onu ciddiye almadım." Rüya eğilip ayakkabılarının bağcığını bağladı. Kapıyı örttükten sonra konuşmaya devam etti. "Hem saçmalama, rezil olmuş olman okula gitmemek için bir bahane değil."
"Ha yani rezil olduğumu kabul ediyorsun? Sağ ol ya! Hem, gayet de güzel bir bahane."
"Of Açelya geli..." Rüya asansöre bindiği için telefon kesilmişti.
Açelya kapanan telefonu görünce bu sefer ses şiddetini Everest'e çıkardı.
"Uyansanıza! Saat kaç oldu, geç kalıyorsunuz!" Aynı zamanda kapılara vuruyordu.
Rüya oflayarak kesilen telefona baktı. Asansörün inmesi için hâlâ 7 kat vardı, bu yüzden bir şarkı açıp asansörde kendi kendine dans etmeye başladı. Asansörden indikten sonra tekrar Açelya'yı aradı.
Açelya telefonunun çalmasıyla tekrardan irkildi. Bu telefon niye sessizde değil diye kızdıktan sonra çalan telefonu açtı. "Söyle!"
"Geliyor musun gelmiyor musun, ona göre otobüse gideceğim." Açelya ve Rüya'yı çoğu sabah Açelya'nın babası Mahmut Amca arabayla okula bırakıyordu.
"Bir dakika düşünmem lazım." Açelya dün büyük çıkışının ardından olanları hatırladı tekrardan.
Rezil olduğunu fark eden Açelya bu durum karşısında daha da çirkefleşmiş ve kendisine bakakalan üç erkeğe bağırmaya başlamıştı.
"Ne bakıyorsunuz, ayı mı oynuyor burada!? Hepiniz..." Açelya eliyle havada bir daire çizip tüm sınıfı gösterdi. "... Benim psikolojimi bozuyorsunuz!" Bu sırada şiddetle sıradan çantasını aldığında ağzı açık olan çantanın içindekiler yere saçıldı.
"Yeter ya, yeter!" Açelya bu terslikler biraz daha devam ederse oturup ağlayacaktı. Elleriyle yüzünü kapattığı sırada Laven yerinden kalkıp yerdeki eşyaları toplamaya başladı.
"Açelya, sen bir rahat olsana ya." Eylem'in söylediği cümleyi duyan Açelya hızla ellerini yüzünden indirip sinirli gözlerle Eylem'e baktı. Bu sefer ona patlayacakken Eylem daha önce davrandı. "Allah'ın belası çocuğun cümlesi ağzıma takılmış! Kahretsin!"
Açelya içinde kalan öfkesiyle derin bir nefesi içine çekti. Sakinleşmek için elini yüzünü yıkamaya karar verdiğinde kimseye bir şey demeden kapıya yöneldi ama kapının önünde hâlâ ona şaşkınca bakan üç erkek duruyordu. Hasan ve Çetin Açelya'nın kapıya doğru geldiğini görünce hızla kapıdan uzaklaşıp sınıfın içine girdiler. Ama Emir hâlâ kapının önünde duruyordu. Açelya onu umursamadan kapının yanında kalan boşluktan geçmek için yürümeye devam etti.
"Sesimi gerçekten beğendin mi?" Emir, Açelya tam yanından geçerken ona dönmeden karşısındaki duvara bakarak fısıldadı. Açelya da kendinde daha fazla çıkışacak gücü bulamadığı için kafasını kaldırmadan "Evet." diye mırıldandı ve yoluna devam etti. Emir hâlâ duvara bakarak sırıtmaya başladığında Çetin sıradan Emir'in çantasını alıp Emir'e fırlattı. Ama Emir umursamayarak koluna çarpıp düşen çantayı yerden alıp sınıftan çıktı.
"Hiçbir şey demeden gitti, Emir'e bir şey olmuş." Çetin ortada dönen şeyleri anlamaya çalışıyordu ama olmuyordu.
"Ona daha hiçbir şey olmuyor, merak etme." Hasan, Çetin'in omzuna vurdu sonra da sınıftan çıkması için sürüklemeye başladı. Çetin ise kapıdan çıkmadan önce son bir kez Rüya'ya baktı üzgünce.
Açelya dünkü anılardan sıyrılıp telefonda ona seslenen Rüya'ya döndü. "Hadisene, otobüs kaçtı geç kalacağım yine!"
"Rüya ya... Ben gelmesem olmaz mı? Hem bugün boş gün." Açelya gerçekten okula hiç gitmek istemiyordu.
"İyi tamam be!" Rüya tam telefonu kapatacakken aklına gelen şeyle yerinde durdu. "Açelya... Iıı... Şey..."
"N'oldu yine Rüya?"
"Eee... Sen gelmezsen beni Çetin'den kim koruyacak? Ya yine yanıma oturursa!?" Rüya'nın sesi son cümlesinde dehşetle çıkmıştı.
"Sence de biraz abartmıyor musun Rüya?"
"Bak... Beni bilirsin normalde asla ısrar etmem ama... Lütfen bugün okula gelir misin? Tek başıma kalınca saçma bir şey yapmaktan korkuyorum."
Açelya uzun bir of çekti. "Tamam. Tamam ama okula geç kalacak gibiyiz. Evdekiler daha yeni kalkıyor."
"Çok çok çok teşekkür ederim Açelya! Ayrıca, geç kalmasak daha garip olurdu." İkisi de bir an bu cümleye gülmeye başladılar ve telefonu kapattılar.
Açelya oflayarak hazırlanmaya başladığında Rüya da otobüs durağına inen yokuşu geçip Açelyaların evine doğru yürümeye başlamıştı. Rüya Açelyaların kapısına geldiğinde Açelya hızla saçını yapıyor aynı zamanda da evdekilere hızlı olmaları için direktifler verip duruyordu. Çalan kapıyı açtığında Açelya bu sefer karşısında duran Rüya'yı baştan aşağı süzdü.
"Görünmezlik pelerinini çıkarmışsın."
"Ne? Ha... İnan görünmezlik pelerinini bulsam giyeceğim ilk yer Çetin içeren ortamlar olurdu. Keşke Çetinsiz hava sahası olan bir sınıfta olsaydık. Ayrıca pelerindense yüzüğü tercih ederim."
"Abartıyorsun Rüya."
"Abartıyor muyum? Dün bana neler yaşattığını görmedin mi? Beni kovaladı! Ayakkabılarımı alacaktı yine."
Açelya babasının kapıya geldiğini görünce konuşma hemen kesildi ve ayakkabılarını alıp çıktı. Arabaya bindiklerinde saat 8.16'ydı ve dersin başlamasına 14 dakika kalmıştı.
"Sence 14 dakikada yetişebilir miyiz?"
Rüya olumsuz anlamda kafasını salladı. "Bu bir mucize olurdu. Ve bu hikayede okula erken gitmek gibi mucizeler pek mevcut değil."
Beklenildiği gibi mucize falan olmamıştı. Aksine yol çalışması olduğu için arabayla 15 dakikalık yolu yarım saatte gitmişlerdi. Mahmut amca ise kızları okulun kapısının önünde indirdikten sonra işe gitmek için hızla uzaklaşmıştı.
Rüya telefonun ekranını yakıp saate baktı; 8.52. "Dersin bitmesine 18 dakika kalmış."
"Hiç derse giresim yok. Gitmesek mi okula?"
"Okulun önüne geldik Açelya."
"Tamam işte köprüye gelmeden son çıkıştayız. Girmeyelim."
"Saçmalama."
"Sabahtan beri saçmalama saçmalama!.. Sen saçmalama asıl! Cidden okula gitmek istiyor musun dünden sonra?"
"Iıı... Şey..."
Açelya bu sırada çalan telefonunun sesiyle bir kez daha irkildi. "Ya bu telefon bugün neden çalıp duruyor!" Hışımla telefonu açtı.
"Alo?"
"N'apıyorsunuz orada?"
"Eylem?" Açelya telefonu açarken kimin aradığına bakmamıştı.
"Evet, benim. Kapının önünde ne yapıyorsunuz?"
Açelya hızla kafasını kaldırıp durak yolundan gelen Eylem ve Laven'e baktı.
"Aaa, siz hayırdır?" Açelya şaşkınlıkla telefona yanıt verirken Eylem ve Laven çoktan yanlarına varmıştı.
"Cidden siz hayırdır?" Rüya da şaşkınlıkla Eylem ve Laven'e bakıyordu.
"Of hiç sorma ya... Sabah okula direkt gelen otobüsü kaçırdım dolanan otobüse binmek zorunda kaldım. O da mübarek sanki ilçeye yeni sokaklar eklenmiş gibi tüm deliklere girdi. Hatta yetmedi bazı yerlerden iki kere geçti! Midem dışıma çıktı resmen."
"Ben de her zamanki gibi uyudum. Sonra kalktım, yavaş yavaş hazırlandım, durağa gittim, gelen ilk otobüse bindim ve beş dakika sonra buradayım. Ama meğer geç kalkmışım yine. Otobüste de Eylem varmış inerken birbirimizi gördük. Öyle. Eee siz niye geç kaldınız?"
"Harbiden siz max 10 dakika geç kalırdınız, siz niye bu kadar geç kaldınız?" Eylem de merak etmişti.
"Uzun hikaye ya... Ama kısaca özetleyeceğim." Rüya, Açelya'nın şimdi beş saat anlatamayacağını düşündüğü için ofladı. " Valla özet geçeceğim. Ben aslında okula gelmeyecektim bu yüzden kalkmadım. Sonra Rüya beni okula gel diye arayıp ikna etti. Ama evdekiler ben geç uyanınca hepsi uyuyakalmış. Onları uyandır, hazırlan falan derken geç kaldık. Tabii bir de yol çalışmasını da unutmamak lazım. Bu kadar."
"Oha... Harbiden özet geçti." Rüya gerçekten şaşırmıştı. "Seni şu an tebrik etmek istiyorum." Rüya Açelya'ya döndü ve elini sıktı.
"Eee ne yapacağız şimdi? Derse mi gireceğiz?"
"Ben okula hiç gitmek istemiyorum bugün. Okulu assak olmaz mı? Hem bugün önemli bir ders de yok." Açelya bugün okula gitmemek için elinden gelen her şeyi yapıyordu.
"Ben varım!" Laven okulu asmaya dünden razıydı.
"O zaman AVM' ye gidelim. Kahvaltı yaparız, sonra sinemaya gideriz belki." Eylem de okula gitmeme fikrine hemen tav olmuştu. Şimdi üçü birden Rüya'ya dönmüş bir cevap bekliyorlardı.
Rüya bir giriş kapısına bir kızlara bakıyordu. Hâlâ kararsızdı.
"Laven, Çetin nerede?" Açelya, Rüya'nın kararsızlığını giderecek en büyük kozunu oynamak için Laven'e dönmüştü.
"Bilmem. Sınıftadır herhalde. Çetin pek geç kalmayı ve devamsızlık yapmayı seven birisi değil, o yüzden genelde benden önce çıkmış oluyor. Eskiden saatlerce beni kaldırmak için uğraşır, beni beklerdi ama artık uğraşmıyor."
"Anladım." dedi Açelya ı harfini oldukça uzatarak. "O zaman şu an sınıftadır. Belki de biz gelmediğimiz için şu an bizim yerimizde oturuyor bile olabilir."
Rüya dehşetle kafasını kaldırıp Açelya'ya baktı. Aklına dün olanlar gelmişti.
"Hadi nereye gidiyorsak gidelim. Bir kereliğe mahsus okulu asabilirim sanırım. Evet yapabilirim."
"Harika! Gidelim o zaman." Açelya zafere ulaşmış gülümsemesiyle Rüya'nın koluna girdi ve yürümeye başladılar.
Alışveriş merkezine vardıklarında direkt giriş kattaki pastane kafeye gittiler. Büyük münakaşalar sonucunda dört kişilik serpme kahvaltı almaya karar veren kızlar siparişi verdikten sonra sohbet edip oturdukları yerden dışarıyı izlemeye başladılar. Eylem yolun karşısında tanıdık birilerini görmesiyle kaşlarını çattı.
"Şu karşıdakiler Sırık Numanla ekürisi Sarı Hasan değil mi?"
Eylem'in yanında oturan Açelya dehşetle ne yapacağını şaşırdı. "Ne? Emir mi burada?" Masanın altına girme girişimine masaya gelen garson engel oldu. Garson kahvaltılıkları masaya koyarken Rüya ve Laven de Eylem'in baktığı yere bakmaya başlamışlardı.
"Hasan'ın karşısındaki Emir değil bence."
Rüya Laven'in çıkarımıyla arkası onlara dönük olan kişiye bir daha baktı.
"Emir olmadığını nereden anladın? Yüzü görünmüyor ki?"
Eylem'in arkasına gizlenmeye çalışan Açelya kızların konuşmalarından dolayı merak edip başını kaldırdı ve bahsettikleri yere baktı. Yüzü onlara dönük bir şekilde duran kişi gerçekten Hasandı ama arkası dönük kişi Emir değildi. Açelya rahatlayıp derin bir nefes verdi.
"Emir değil ki o. Boşuna panik yapmışım."
"İyi de nasıl anladınız? Arkası dönük ve Emir kadar uzun." Rüya bir daha baktı ama Emir olmadığını kanıtlayan hiçbir şey göremedi.
"Kızım görmüyor musun, Emir bu kadar kalıplı değil. Ayrıca üstündekiler de pek Emir'in giydiklerine benzemiyor."
"Oha Açelya! Kusura bakma gözümle kilo ölçümü yapıp insanların giyim tarzını ezberleyemediğim için."
O sırada Hasan'ın karşısındaki kişi Hasan'ın elini sıkıp sarıldıktan sonra kızların olduğu tarafa yüzünü döndü.
"Bak, Emir değil demiştim." Açelya zafer kazanmış bir şekilde Rüya'ya baktı.
"İlk ben demiştim." Laven, Açelya'nın zafer koltuğuna geçiş yapmıştı.
"Maşallah, Allah sahibine bağışlasın."
Kızlar Eylem'in sesiyle birden ona döndüler. Ama Eylem yolun karşısından geçip onların olduğu taraftaki kaldırıma geçen çocuğa bakıyordu. Çocuk gözden kaybolana kadar arkasından onu izledi.
"Eylem az önce XY kromozomlu bir varlıktan mı etkilendi?"
"Tüm XY kromozomlular senin olacak diye bir kural yok Açelyacığım."
"Aaa... Üstüme iyilik sağlık. Kalbimi kırdın. Tabii ki hepsi benim değil size de bırakıyorum."
"Bu konuşma şu an neden bu kadar saçma?"
"Bilmem." Laven Rüya'ya cevap verirken aynı zamanda önündeki patates kızartmalarından birini alıp ağzına atmıştı.
"Neyse bu fazla gereksiz XY muhabbeti karnımı acıktırdı. Herkese afiyet olsun." Eylem de patates kızartmalarına saldırıya geçmişti.
Açelya yemek yemeye başlamadan önce son bir kez Hasan'ın olduğu yere baktı ama Hasan çoktan gözden kaybolmuştu.
Kızlar kahvaltılarını yaptıktan sonra çay eşliğinde sıradaki aktivitelerinin ne olabileceğini tartışmaya başladılar.
"Sinemada hangi filmler var Eylem baktın mı?"
"Bilmem. Gel bakalım." Eylem Laven'in koluna girdi ve sinema afişlerinin olduğu tarafa yürüdüler.
"Hiç ilgi çekici bir film yok." Laven'in hüsranla omuzları çökmüştü.
"Bence Dabbe 6'ya girelim!" Açelya heyecanla bağırmıştı.
"Saçmalama, asla öyle bir filme girmem ben." Eylem tiksintiyle afişe bakıyordu.
"Ne o? Korkuyor musun Eylem hanım?" Açelya dalga geçecek bir konu bulduğu için heyecanlıydı.
"Hayır. Sadece geriyor yüksek müzik, bağırmalar falan."
"Yani korkuyorsun." Açelya gülmeye başlamıştı.
"Ben de pek hoşlanmıyorum. Paramı bu filme veremem." Rüya'da Eylem'e katılmıştı.
Gözler Laven'e döndü.
"Bana fark etmez. Ama girsek eğlenebilirdik bence."
"İkiye iki..." Dedi Açelya. "Ne yapalım?"
"Siz ikiniz girin biz de Eylemle başka filme girelim olmaz mı?"
"Katiyen olmaz. Eğlenceli olan zaten tepkilerinizi izlemekti. Hep beraber olmayacaksak sinemaya gitmeyelim."
"Açelya'ya katılıyorum." Laven Eylem ve Rüya'nın yanına gidip ikisinin birden koluna girdi.
"İyi madem aşağıda kitapçı var orayı dolaşalım." Rüya'nın bu fikrini hepsi onayladı ve aşağı indiler.
Kitapların arasında kendilerini kaybeden kızlar bir buçuk saati burada geçirdiler.
"Aaa, su balonları var. Alalım mı?" Laven heyecanla su balonlarına bakıyordu.
"N'apacağız su balonunu? Ne işimize yarayacak, ne gerek var?"
"Babaanne Rüya konuştu yine." Eylem Rüya'ya burun kıvırdıktan sonra bir avuç su balonunu eline aldı. "Okulda lazım olur bunlar."
"Ben kitap alacağım siz alın su balonunu." Açelya kucağında sarıldığı üç kitapla etrafta dolanıyordu.
Laven de bir avuç su balonunu eline aldıktan sonra en sonunda kasaya gittiler.
Bir buçuk saat dolandıkları için herkes kendince bir şeyler almak zorunda hissetmişti. Sonunda kitapçıdan çıktıklarında karşılarında alışveriş merkezinin Çarşamba günlerine özel etkinlik standını gördüler. Büyük bir dart kurulmuştu ve aldığın puana göre hediye kazanılıyordu. Atış yapmak için alışveriş fişlerinde harcadığın paraya göre atış hakkı kazanıyordun.
Fişlerini okutmak için resepsiyona giden kızlar sırada Emir, Çetin ve Hasan'ı gördüklerinde oldukları yerde donakaldılar.
"Onun burada ne işi var?" Açelya dehşetle Emir'e bakıyordu.
"Asıl... O... Sapık..." Rüya Açelya'nın koluna asılarak Eylem'in arkasına saklanmıştı.
"Ben bile abim ve arkadaşlarından böyle saklanmıyorum." Eylem homurdanmaya başlamıştı.
Laven kızların yanından ayrılıp sırada duran Çetin'in arkasına geçti ve gözleriyle etrafı kontrol etti. Kızlardan başka yakınlarda birisi yoktu. Bunun üzerine Laven derin bir nefes alıp parmaklarının üzerinde ayağa kalktı ve Çetin'in ensesine okkalı bir şaplak attı. Çetin'in inlemesi çıkan şak sesine karışırken Laven hızla birkaç adım geriye kaçtı.
Çetin şaşkınlıkla arkasını döndüğünde Laven'i gördü ve kaşları çatıldı.
"Bu saatte okulda olman gerekmiyor mu Çetçet?"
"Bunu okul sınırlarına dahi girmeyip okulun öğleden sonra tatil edildiğini bilmeyen Lavi mi söylüyor?"
"Aaa okul mu tatil oldu?" Laven yarım gün yok yazılacağı için mutlu olmuştu.
"Yoo. Okul çok sıkıcıydı. Hasan çağırınca öğle arasında kaçıp buraya geldik." Çetin bunu söylerken gözünün ucuyla Rüya'yı görmeye çalıştı ama hiçbir yerde görünmüyordu. Üzüntüyle Laven'e döndü tekrar. "Bunun intikamı büyük olacak." Eliyle kıpkırmızı olan ensesini gösterdi.
Laven umursamadan omuzlarını silkti ve kızların yanına geri döndü. O sırada çocuklar da resepsiyon sırasından çıkmışlardı.
Rüya Eylem'in kolunun altından kafasını çıkarıp Laven'e baktı. "Niye gelmişler?" Diye sordu fısıldayarak.
"Okulda canları sıkılmış, Hasan da AVM'ye çağırmış." Laven konuşurken Eylem kolunun arasındaki Rüya'nın kafasını itiyordu.
"Hasan bizim burada olduğumuzu görüp onları çağırmadıysa ben de bir şey bilmiyorum."
"Niye öyle bir şey yapsın ki? Çok saçma." Rüya Eylem'in kolunun altından Açelya'ya cevap vermişti.
"Yeter artık Rüya! Gittiler." Eylem dayanamayıp Rüya'nın alnına vurmaya başladı.
Rüya homurdanarak kurtulmaya çalışırken Açelya ve Laven, Eylem'in darbuka çalar gibi görünen haline kahkaha atmaya başlamışlardı. Rüya zorla Eylem'in kolunun altından çıktı ve dağılan saçlarını daha da dağıttı. "Bunun intikamı büyük olacak." Dedi Rüya Eylem'e kızaran alnını ve dağılan saçlarını göstererek. Eylem umursamayarak omuzlarını silkti.
"Bu sahne bana çok tanıdık geldi şu an. Az önce Laven ve Çetin de aynı böyle bir an yaşamıştı. Eğer bu denklemde devam edersek Eylem ve Rüya ikiz çıkıyor. Rüya ve Çetin de ruh ikizi..."
"Aynen Açelya bu denklemde babam da eksi 6 yaşında çıkıyor değil mi?" Rüya kaşlarını çatmış Açelya'ya bakıyordu. Bu denklem hoşuna gitmemişti.
"Neyse ne, şu bilet zımbırtısı mıdır nedir onu alalım da aşağı inelim. Millet topladı hediyeleri." Kızlar Eylem'e hak verip resepsiyona geldiler. Ellerindeki fişleri oturan kadına uzattıklarında kadın fişlere şöyle bir göz attı. "Yalnız fişlerin toplamının 100₺ olması gerekiyor." Dedi ağzını yaya yaya.
Kızlar ellerindeki fişlerin toplamına baktı. 96,75₺. "Yemek de yemiştik o sayılmaz mı acaba?" Açelya'nın sorusuna cevap gecikmedi.
"Yalnız yemekler de sayılmıyor." Bu cevaptan sonra daha fazla beklemeden resepsiyon masasının önünden uzaklaşmaya başladılar.
"Yolnoz foşloron toplomonon yoz tolo olmoso gorokoyor. Yelloza bak... 100₺'ye on liralık şeyler koymuşlar 3,25₺'nin hesabını yapıyor orada. Yalnız yemeklermiş... Gitsin konuşmayı öğrensin önce!" Kızlar Rüya'nın ani çıkışı karşısında şaşırmaya fırsat bulamadan daha da garip bir şey oldu.
"N'oldu? Paranız mı yetmedi? Fakirler."
"Çetin..?" Emir şaşkınlıktan konuşamadı birkaç saniye. "Ne yapıyorsun oğlum, kendine gel."
Çetin Emir'i umursamadı. "Bizim..." Çetin Hasan'ın elindeki kağıtlara uzandı ve elinden çekip aldı. "30 tane atış hakkımız var. OTUZ!" Sonra elindeki atış biletlerini kızların üzerine doğru fırlattı.
Hasan Çetin'in kafasına bir tane vurup kulağına doğru fısıldadı. Tabii buna fısıldamak denilirse... "Lan dingil, badboy gibi davran dedik de benim paralarımı niye saçıyorsun!? Onları tek tek toparlatacağım sana!"
"Sen... Sen..." Rüya konuşamayacağını fark edince hızla tuvaletlerin olduğu tarafa doğru koşmaya başladı. Açelya da peşinden koşmaya başladı.
"Demek fakiriz ha?" Eylem hışımla yere düşen biletlerin üzerine basmaya başladı.
Çetin dehşetle Eylem'in ayağına bakarken Laven de Eylem'e katıldı. "Bu yaptığın aşırı kötüydü. İkizin olarak bu yaptığını onaylamıyorum. Bundan sonra seni savunamam."
"Bölüyorum ama bastığınız biletler bana ait." Hasan kollarını birleştirmiş kaşları çatık halde yerde ayaklar altına alınmış paralarına bakıyordu.
"Sen sus gereksiz! Adam olsaydın da sahip çıksaydın!" Eylem biletin birini ayakkabısının altında iyice çiğneyip parçaladı ve gülümseyerek Hasan'ın yüzüne baktı.
"Biraz daha oyalanırsak otobüsü kaçıracağım." Emir kolundaki saate bakıp duruyordu. Arada da tuvaletlerin olduğu tarafa bakmaktan kendini alamıyordu.
"Bu Yakaşehirliler de kendini hep belli ediyor. Otobüs de otobüs..." Eylem kendi kendine mırıldanırken birden durdu.
"Laven, kızları unuttuk! Hadi gidelim." Eylem Laven'in kolundan tutup tuvalete doğru sürüklemeye başladığı sırada Çetin de hızla yerde eziyete uğramış kağıt parçalarını toplamaya başladı.
"Aptalsın oğlum sen. Neyse bu berbat oyunculuğuna rağmen Rüya'nın üç gün içinde seninle konuşacağını garanti ediyorum."
"Cidden işe yaradı mı?"
"Bir dakika bir dakika? Ben doğru mu anladım? Bu salak saçma davranışının sebebi Hasan'dan taktik alman mıydı?" Emir kahkaha atmaya başladı. "Oğlum Hasan'ın kızlarla konuşması şöyle dursun kızlar Hasan'ı görmezden geliyor."
"Ne yani senin 'Ben kızlarla normal insanlarmış gibi konuşuyorum.' taktiğini mi uygulasaydım? Kusura bakma abicim ama kızlar normal falan değil. Özellikle Rüya hiç değil..." Rüyadan bahsederken sesi kısılmıştı.
Emir'in dünkü anlar aklına gelince gülümsemeye başladı. "Tamam. Biraz haklı olabilirsin 'kızların' normal olmadığı konusunda. Neyse otobüsü kaçırdım zaten, iniyor muyuz aşağı?"
Çetin elindeki kağıtlara baktı. "Birkaç tanesi iş görür gibi." Sonra hep beraber aşağı dart tahtasının olduğu yere indiler.
🧠🧠🧠🧠🧠🧠🧠🧠
"O... Sapık... Fakir..." Rüya sinirden ağlamaya başlamıştı.
"Rüya sakin olur musun? Sadece senin dikkatini çekmeye çalışıyordu. Belki de onunla normal bir insan gibi konuşursan böyle davranmaz." Açelya Rüya'yı sakinleştirmeye çalışıyordu ama Rüya sakinleşmekten çok uzaktı. Yine bir travma anı yaşıyordu.
"İkizim olabilir ama yaptığı saçmalıktı. Genelde beyinsiz gibi davranır ama ilk defa bu kadarına şahit oldum."
"Ayrıca biz çok güzel intikam aldık." Eylem ve Laven kahkaha atmaya başladı.
"Ne yaptınız?" Açelya merakla kızlara bakıyordu.
"Biletlerin üstüne basıp yırttık. Bu dahiyane fikir de Eylem'e aitti. Keşke bana ait olsaydı."
Açelya da kızlara katılıp kahkaha atmaya başladı. Rüya ise yüzünü yıkayıp plan kurmakla meşguldü.
"Siz intikam aldınız ama ben almadım." Diye fısıldadı kendi kendine.
"Kızlar ben tuvalete giriyorum. Rüya daha iyiyse isterseniz siz çıkın, beni beklemeyin. Ben size yetişirim." Ardından Laven boş olan tuvaletlerden birisine girdi.
"Daha iyi misin çıkalım mı Rüya?" Açelya biraz daha iyi görünen Rüya'nın yanına yaklaşmıştı.
"İyiyim iyiyim. Siz isterseniz çıkın ben Laven'in tuvaletten çıkmasını beklerim. Biraz daha yüzümü yıkayayım, çok kızarmışım."
"İyi sen bilirsin. Zaten Eylemle köşedeki mağazadan bir şeylere bakacaktık. Oraya gelirsiniz."
Rüya kafasıyla onayladıktan sonra Açelya ve Eylem'in kapıdan çıkışını seyretti. Onlar gittikten birkaç dakika sonra Laven tuvaletten çıkıp Rüya'nın yanına ellerini yıkamak için geldi.
"Laven, senden bir şey isteyebilir miyim?"
Laven kaşlarını kaldırdı. "Hımm, ne gibi bir şey?"
"Acaba aldığın su balonlarından birkaç tanesini bana verebilir misin?"
Laven aldığı eğlence kokusuyla kafasını salladı. "Tabii ki veririm." Çantasındaki poşeti çıkarıp içinden balonları çıkardı ve Rüya'ya uzattı.
"Şey... Poşeti de alabilir miyim?" Laven sorgulamadan poşetin içindekileri çıkarıp çantasına koydu ve poşeti de Rüya'ya verdi.
Rüya su balonlarını doldurup poşete koymaya başladı. Laven de ona yardım etti. İşleri bitip lavabodan çıkarlarken kapıda Açelya ve Eylemle burun buruna geldiler.
"Nerede kaldınız? Tüm katı turladık neredeyse hâlâ çıkmamışsınız. Bari telefonlarınıza baksaydınız bir şey oldu sandık!"
"Bir şey yok Açelya, hadi gidelim." Rüya Açelya'nın koluna girip onu sürüklemeye başladı.
"Bu arada biletleri yırttık demiştiniz ama aşağıda atış yapıyorlar. Eylem onları görünce aşağı doğru bağıracaktı zor tuttum ve buraya sürükledim."
"Sadece 'ruhu fakir olanlar asıl zenginliğin ne olduğunu anlayamaz' diyecektim. Sanırım Açelya küfredeceğimi sandı. Onlar benim küfrümü hak etmiyor."
"Bu söz senin için fazla dramatik değil mi?"
"Evet, haklısın. İyi ki durdurmuşsun. Yok bir de 'arkadaşların için ölmezsin, arkadaşların için yaşarsın' diye bağırıp Rüya'nın anime karakterlerine dönseymişim." Hepsi birden bir an öyle bir sahne yaşanmış gibi düşünüp gülmeye başladılar.
Rüya gülmeyi kesip birden ciddileşti. "Sen söyleyemeyebilirsin ama ben söyleyebilirim." Açelya ve Eylem anlamayan bakışlarla Rüya'ya baktı ama artık her şey için çok geçti. Rüya poşetin içindeki su balonlarından birini eline almış aşağı katı gören korkulukların önüne koşmaya başlamıştı.
Tüm alış veriş merkezinin dikkatini üzerlerine çekecek kadar yüksek sesle bağırmaya başladı. "Ruhu fakir olanlar asıl zenginliğin ne olduğunu anlayamaz! Bu bize fakir dediğin için! Ya Hak!" Rüya elindeki su balonunu hızla aşağı fırlattı ama balon hedefe çok uzak bir yere AVM'nin tam orta yerine düştü ve patladı. Sular etraftaki insanların üstlerine sıçramıştı.
Herkes ne olduğunu anlamadan kafalarını yukarı kaldırdı ama Rüya durmamıştı. Eline bir tane daha su balonu aldı. "Bu da dün beni korkuttuğun için!" Bu sefer diğerine göre daha isabetli bir atış yapmıştı. Su balonu dart tahtasına çarpıp patlamıştı.
"Ve Rüya 12 puan alır!" Laven heyecanla bağırmıştı. Aşırı eğleniyordu.
Rüya eline bir tane daha su balonu aldığında Eylem de poşetten bir su balonu aldı. Resepsiyondaki kadının "Yalnız burada su balonu atmak yasak!" diye bağırarak koştuğunu görmüştü. Eylem onlara doğru koşan kadını hedef almıştı. Havada uçan su balonu hedefini buldu ve kadının göğsüne çarpan balon büyük bir gürültüyle patladı. Kadın dengesini kaybedip yere düştü. Ayakkabısının topuğu kırılmıştı.
"Ups... 'Yalnız' Eylem de 12 puan alır!" diye bağırdı Laven gülerek ve Eylemle beşlik çaktılar.
Bu sefer Açelya elini daldırdı poşetin içine. "Ben de atmak istiyorum!" Eline geçirdiği balonu kime atacağını çok iyi biliyordu.
"Bu üstüne püskürtemediğim tüm sular için!" Emir şaşkınlıkla ağır çekimde kendisine doğru uçan su balonunu izledi. Son anda bir adım geri kaçmak aklına geldi ve bu daha kötü bir şeye sebep oldu. Balon pantolonunun üstünde patladı.
"Ooo... Açelya da hedefi tam 12'den vurdu!" Laven'in gülmekten gözünden yaş gelmişti artık.
Bu sırada Emir kafasını aşağı indirmiş ve altına kaçırmış biri gibi göründüğünü fark etmişti. Kafasını yukarı kaldırıp Açelya'ya baktı. "Neden ya neden!? Bu hikayede benim suçum ne? Ben sadece işime bakıyordum!" Açelya Emir'in bu haline bakıp kahkaha attı. "Sesinin güzel olmasına gıcık oldum!" Açelya Emir'e bağırdıktan sonra umarsızca omzunu silkti.
"Rüya, Rüya affet beni! Sadece seninle konuşmak istiyorum!" Çetin Rüyayla konuşmak için korkuluktan onun baktığı yerin tam önüne doğru koşmaya başlamıştı ama ıslak yere bastığı için kalçasının üstüne düşmüştü.
Rüya poşette kalan son su balonunu eline aldı ve Çetin'in haline gülmekten iki büklüm olmuş Laven'e baktı. "Sen de atmak ister misin?" Laven gülmekten konuşamadığı için hayır anlamında başını salladı. Rüya bu cevaptan sonra yerde kendisine bağıran Çetin'e baktı. Derin bir nefesi içine çekti ve tüm gücüyle bağırdı.
"Son olarak bu da en sevdiğim ayakkabılarım için!" Rüya sevdiği ayakkabılarından aldığı güçle bu sefer tam isabet atış yaptı ve balon Çetin'in suratında patladı.
Laven kahkaha atmaktan konuşamadığı için onun sözünü Açelya devraldı.
"Veee 24 puanla kazanan Rüya oldu!"
Ardından onlara doğru gelen güvenlikleri görünce kahkahalarla çıkışa doğru kaçmaya başladılar.
Hasan mı? Hasan şaşkınlıkla olanları izlerken ağzından sadece şu sözler döküldü.
"En az 3 gün içinde konuşacağını söylemiştim. Tabii kendi yöntemleriyle konuşacağını hesaba katamamışım..."
