İçeriğe geç

UYANAMAYANLAR

Bölüm 6 · 19 dk okuma

UYANAMAYANLAR

Bölüm 6

Ansızın Tarifsiz Gelen

22 Eylül 2015

10/Kaos sınıfı 5. derse geçmek üzerelerdi ama dünün çekişmeli ve gerilimli ortamı hâlâ kaybolmamıştı. Üstelik sabahtan beri aynı cümleyi duymaktan tüm sınıf bunalmıştı.

"Sen bir rahat olsana ya..." Berk Çetin'in sırtını sıvazladıktan sonra gerindi ve sırasında iyice yayıldı. Ama Çetin pek de rahat görünmüyordu. Berk'in yanından kalkıp sınıftan çıktı.

"48 oldu." O sırada tavanı izleyen Eylem anlamayan gözlerle kafasını indirip Açelya'ya baktı.

"Ne 48 oldu?"

"Çocuk sabahtan beri tam 48 kere 'sen bir rahat olsana ya' dedi. 48 kere!"

"Açelya sen bir rahat olsana ya." Berk'in sesinin duyulmasıyla Rüya başını sıraya sertçe geçirdi ve "49 oldu." diye mırıldandı.

"Sen bizi mi dinliyorsun lan!?" Eylem terslenerek ellerini masaya koyup ayağa kalktı. Berk herhangi kötü bir şey söylese üstüne atlayacakmış gibi görünüyordu.

Ve Berk söyleyebileceği en kötü şeyi daha doğrusu söyleyebildiği tek şeyi söyledi.

"Kankaaa... Sen bir rahat olsana ya!"

"Ulan sen başka bir kelime grubu bilmiyor musun?!" diye haykıran Eylem aynı zamanda sırasından çıkmaya çalışırken "Ah!" diye bağırdı. Sırayla cebelleşirken dizini vurmuştu.

"Bu arada 50 oldu." Laven bu ayrıntıyı eklerken aynı zamanda dizini vuran Eylem'in kolundan tutmuş sırasına oturmasına yardım ediyordu.

Eylem, bu hayattan kaçıncı darbesini aldığını unuttuğu dizine -Birkaç kez kırılmış, birkaç kez de sakatlanmıştı.- hüzünle baktı. Dizinde oluşacak olan morluktan daha çok sinirlerini hoplatacak bir görüntüyle karşı karşıya kaldığında tüm sınıf camlarının patlamasına sebep olan bir çığlık attı. Gerçekte camlar falan patlamasa da Berk'in kafasının patlayacağı kesindi.

Çünkü Eylem'in külotlu çorabı yırtılmıştı!!!

Eylem kızların endişeli bakışlarını görünce neden bağırdığı hakkında bir açıklama yapmak zorunda kaldı. "Külotlu çorabım yırtılmış!"

"Ne!" Açelya oturduğu sandalyeden kalkıp Eylem'in masasının üstünden uzanarak çorabına bakmaya çalıştı. "Lan n'apıyorsun kızım, uzasana geri!" Eylem Açelya'yı itmeye çalışırken bir eliyle de yırtığı eteğiyle kapatmaya çalışıyordu. "Ya merak ettim göstersene." Açelya da Eylem'in elini çekiştirip yırtığa bakmaya çalışıyordu. "Sapık mısın kızım? Normal bacak işte!"

Açelya olduğu yerde durdu ve masanın üstünden kalkıp dik dik Eylem'e baktı.

"Kızım bana ne senin bacağından! Hasar tespiti yapmaya çalışıyordum. Yazıklar olsun sana, bir sapık olmadığımız kalmıştı." Açelya daha önce de sapık damgası yiyip yemediğini kendi kafasında sorgularken Eylem Berk'e sövüyordu.

"Kanka ama ben sana 'sen bir rahat olsana ya' demiştim."

Rüya ve Laven aynı anda "51 oldu!" diye bağırdığında Eylem'in sinir katsayısı daha da yükseldi.

"Ulan bu kelime grubu bir cisim olsaydı sana bunu 51 kere yedirirdim. Yeter ulan yeter! Rahat falan değilim, değiliz! Bizi bir sal artık ya!" Berk Eylem'in gözlerinden çıkan alevleri somut bir şekilde gördüğünde sabahtan beri ilk defa 'sen bir rahat olsana ya' cümlesini kuramadı. Öyle bir rahatı kaçmıştı ki sınıfa hoca gelmese koşarak sınıftan uzaklaşabilirdi.

Selim Hoca'nın sınıfa girmesiyle herkes yerlerine oturmuştu. Ders Müzikti. Edebiyat ve Matematik derslerinden sonra Müzik dersine girmiş olmanın bir rahatlığı vardı öğrencilerde.

"Çocuklar, bugün ders işlemeyeceğiz. Liselerarası müzik yarışması için okul müzik takımı seçmeleri olacak. Seçmeler öğleden sonra başlayacak yani öğleden sonraki dersinize katılamayacağım. Seçmeler cep sinemasında olacak o yüzden sizi götüremeyeceğim yanımda, alan küçük olduğu için." Selim Hoca sınıfta gözünü gezdirdi ve bir kişiyi gözüne kestirdikten sonra konuşmaya devam etti. "Hakan, sınıftan sen sorumlusun. İkinci ders hiçbir şikayet almak istemiyorum."

"Tamam hocam. Siz hiç merak etmeyin. O iş bende." Hakan, hocaya güven verici konuşmasını yaparken bu işten hiç memnun olmayan Elif ters ters Hakan'a bakıyordu. Sınıfta sorumluluk sahibi olacak birisi varsa o da kendisi olmalıydı, dağdan gelen Hakan değil. Elif delici bakışlarıyla Hakan'a bakmaya devam ederken bu durum Hakan'ın hiç de umrunda olmadı.

"Evet çocuklar, bu sınıftan elemelere katılacak olanlarınız var mı?" Açelya bu soru karşısında hızla elini kaldırdı. Geçen sene de Selim Hoca'nın hazırladığı programlarda piyano çalan Açelya müzik takımında elemeye gerek duymadan katılacağını biliyordu. Tabii Selim Hoca da Açelya'yı bu konuda tastikledi.

"Açelya, senin seçmelere gelmene hiç gerek yoktu. Sen zaten takımdasın."

"Olsun hocam, takım arkadaşlarımı tanımış olurum." Açelya gülerek Selim Hocaya yanıt verdiğinde onları anlamsız bakışlarla izleyen birisi vardı. Emir Numan.

"Haklısın. O zaman seni de öbür ders cep sinemasında bekliyorum. Evet, başka kimse yok mu seçmelere katılan bu sınıftan?" Selim Hoca arka taraftan kalkan elin sahibine baktı. "Emir? Fikrini değiştirmene sevindim."

Emir ilk önce kendisine şaşkınlıkla bakan Açelya'ya kısa bir bakış attıktan sonra Selim Hocaya döndü. "Kendimi biraz daha geliştirmem gerektiğini düşünüyordum ama tecrübe sahibi olmadan gelişemeyeceğimi fark ettim. O yüzden seçmelere katılmaya karar verdim." Aslında sadece üstüne su püskürten bu kızın müzik takımında olup kendisinin olmayacağı düşüncesi aşağılık kompleksine sebep olmuştu.

"Çok doğru bir karar olmuş. Eğer ikinizden başka bu sınıftan kimse yoksa diğer ders ikinizi aşağıda bekliyorum."

"Tamam hocam." Açelya ve Emir hocayı onayladıktan sonra arkadaşlarına geri döndüler.

"Bu çocuk... Yani Numan... Ya da Emir her neyse. Müzik takımına girmek istediğini söylüyor. Üçgen falan çalıyordur herhalde çıkıp da solist olacak hâli yoktur." Açelya kafasını çevirip göz ucuyla tekrar Emir'e baktı. Güzel sesli erkeklere karşı zaafı olduğu için Emir'in güzel sesli olmasından korkuyordu. "Yok ya, değildir sesi güzel falan."

Rüya Açelya'yı sarstı. "Kızım kendine gelsene." Ama Açelya başka bir dünyadaydı.

"Rüya şu an çok önemli bir tartışmanın ortasındayım. Çok büyük bir felaket yaklaşıyor olabilir. Bugün büyük şeylerin başlangıcı olabilir Rüya!" Ve Açelya transtaymış gibi olan konuşmasının ardından birden Rüya'ya dönünce Rüya yerinde sıçradı.

"Tövbe tövbe... Kızım içine Tristram'ın laneti falan mı girdi? Hepiniz bir garip tavırlar falan? Bu grubun garibi benim ulan! Herkes kendine gelsin lütfen."

Laven bir haftadır tanıdığı kızları izlerken sanki bir yıldır tanıyor gibi hissediyordu onları. Hayatı boyunca hiç böyle arkadaşları olmamıştı. Eylem, Açelya ve Rüya bambaşka insanlar olsalar da konu arkadaşlık olduğunda daha da başkalaşıyorlardı. Laven Rüya'ya baktı. Sanırım ikizinin Rüya'da ne bulduğunu anlamıştı. Güzellik, zekilik ya da kızlarda aranan herhangi özelliklerden biri değildi. Özgündü. Rüya kendine hastı. Eylem ve Açelya da öyleydi. Eğer Çetin'in yerinde olsaydı Laven de bu farklı insanları yıllarca takip edebileceğini düşündü.

"Müzik takımında görevin ne?" Laven'in sorusuyla Açelya kafasını kaldırıp Laven'e baktı.

"Piyano çalıyorum." Kısık sesle cevap veren Açelya'ya garip garip baktı Laven. "Niye fısıldayarak konuşuyoruz?" Laven de kısık sesle cevap vermişti. "Adı lazım değil baş harfi 'Üstüne Su Püskürttüğüm Çocuk' duymasın diye."

"Haa. Tamam... Da niye duymasın ki?"

"Ay niye duysun ki, ona ne?!" Açelya birden bağırınca bu sefer Laven yerinde sıçradı.

"Açelya şu an varoluşsal sancılar yaşıyor herhalde. Kızım sen hayırdır? Ne yaşıyorsun yine?" Eylem kaşlarını çatmış Açelya'ya bakıyordu.

"Ya ne bileyim ben? Gerildim biraz. Senin şu 'erkek kankanla' aynı ortamda bulunmak istemiyorum sanırım."

Rüya elini Açelya'nın omzuna koydu. "Gerilmene gerek yok. Ne demiş ünlü düşünür Berkestoteles 'Sen bir rahat olsana ya.' O yüzden bu sözü 52. kez duymanın şerefine rahat oluyoruz."

Uzaktan bir yerlerden Berk'in sesi duyuldu. Malum cümleyi tekrarlıyordu.

"Bak hemen de kulağı çınladı. 53. kez bildirim gönderdi sana." Laven'in cevabıyla Rüya ve ikisi gülmeye başlamışlardı. Ama Açelya gülecek modda değildi. Eylem de öyle.

"Kızlar ya seçmelere katılmayacak olsam da nedense çok gerildim. Niye böyle oldu ki?"

"Eğer herhangi bir yerden yine o cümle duyulursa tüm sınıfı gererim." Eylem artık isyan etmişti. Neyse ki 54. kez malum cümle tekrarlanmadı.

Zilin çalmasına beş dakika kala sınıftakiler yemekhaneye erken gitmek için hocaya yalvarmaya başladılar. Hoca izin verdiğinde sınıftakiler avına koşan aç çitalar gibi sınıftan uçtular. Yemek önemliydi. Ramazan'daki pide sıraları gibi oluşan yemekhane sırasında başa girmek daha da önemliydi.

"Eylem kalksana, yemekhaneye uçmamız lazım!" Açelya kafesinden bir an önce kaçmak isteyen bir serçe gibi çırpınıp duruyordu.

"Siz gidin. Ben elendim." Eylem umutsuzca daha da yırtılan külotlu çorabına bakıyordu.

"Ben Eylemle kalacağım. Siz gidin."

"Koca yürekli Laven. Yemeğinden vazgeçip benimle kalıyor. Utanın biraz!"

"Ben şimdi kalırsam sen bana sapık muamelesi yaparsın, kusura bakma ben gidiyorum." Açelya bir saate bakıyor bir Eylem'e laf yetiştirmeye çalışıyordu.

"Bahaneni beğenmedim ama hadi gidin bakalım."

Rüya kimseye bir şey demeden Açelya'nın kolunu tuttu ve kapıya doğru sürüklemeye başladı. Kapıya ulaştıklarında Rüya durdu ve Eylem'e döndü.

"Üzgünüm Eylem, sen yokken beni kantinde yerler. Beni affet!" Sonra Açelyayla beraber yemekhaneye koşmaya başladılar.

"Görüyorsun değil mi hayırsızları? Öylece gittiler. Bu kız ne yer ne içer diye düşünmeden gittiler."

"Öyle deme. Seni seviyorlar." Laven ayağa kalktı. "Eee, ne yemek istersin?"

"Kantine mi gideceksin benim için?" Eylem yumuş yumuş olmuş Laven'e bakıyordu.

"Yoo, gitmeyeceğim." Eylem bu sefer anlamayarak Laven'e baktı. "Sen ne istediğini söyle sadece." Eylem anlam veremese de nugget ekmek ve ayran istediğini söyledi.

Laven telefonunu çıkarıp Çetin'e mesaj attı.

Kime: ÇetÇet

"Eğer kantinden bir nugget, bir köfte, iki de ayran alırsan Rüyayla konuşmana yardımcı olurum. :)(:"

Laven telefondan yüzünü kaldırıp gülümseyerek Eylem'e baktı. "Birazdan gelir."

🧠🧠🧠🧠🧠🧠🧠🧠

Yemekhanede arkadaşlarıyla yemek yiyen Çetin aynı zamanda karşı masada oturan Rüya'ya bakıyordu.

Hasan yanında oturan Çetin'in ensesine geçirdi. "Gözünle kızı yiyeceğine ağzınla önündeki yemeğini yesene."

Çetin Hasan'ı umursamadan karşısında oturan Emir'e baktı.

"Kanka sen kızlarla iyi anlaşan birine benziyorsun. Sence konuşmak için nasıl bir adım atmalıyım?"

Emir yemeğinden başını kaldırıp garip garip Çetin'e baktı.

"Ben mi? Ben sadece normal insanlarmış gibi konuşuyorum." Emir omuz silkip yemeğine geri döndü. Konuşmak istediği herkesle rahatça konuşurdu. Herkes onun gibi bir insandı sonuçta.

"Valla çok yardımcı oldunuz." Çetin umutsuzca yemeğine devam ederken cebinde telefonunun titrediğini hissetti ve telefonunu eline aldı. İkizinden mesaj gelmişti. Lavi yazan yere tıklayıp mesajı açtı. Mesajı okumasıyla kalkması da bir oldu.

"Benim tepsimi de bırakırsınız benim acil gitmem lazım!" Çetin başka bir açıklama yapmadan yemekhaneden ışınlanarak uzaklaştı. Laven'in kantinden istediklerini alıp sınıfa geldiğinde mesajın üstünden sadece 7 dakika geçmişti.

Kapıdan iki elinde ekmek ve kollarına sıkıştırdığı ayranlarla giren Çetin'i Laven karşıladı.

"Nerede kaldın ya? Açlıktan midemiz kazındı."

Çetin Laven'in dediklerini umursamayıp kulağına eğildi. "Rüyayla konuşmama yardım edeceksin değil mi?"

"Aynen aynen." Laven yemekleri alıp Eylem'in yanına geldi. Çetin ise kapının önünde durup ters ters Laven'e baktıktan bir süre sonra sınıftan çıkıp gitti. Eğer yardım etmezse evde ne gibi işkenceler yapabileceğini kafasında planlamaya başlamıştı.

"Keşke benim de böyle kullanabileceğim bir erkek kardeşim olsaydı. Bendekiler kullanıma kapalı. Onlar beni kullanıyorlar." Eylem üzgün bir şekilde nugget ekmeğini ve ayranını eline aldı.

Laven gülümsedi. "Üzülme, benim kardeşim sizin de kardeşiniz." Biraz durdu. "Rüya'nın kardeşi olmasa daha iyi olur sanki. Aman neyse yemeğimizi yiyelim." İkisi de boş ver dercesine omuz silkip yemeklerine gömüldüler.

🧠🧠🧠🧠🧠🧠🧠🧠

Emir ve Açelya kapı kilitli olduğu için cep sinemasının kapısının önünde hocanın gelmesini bekliyorlardı. İkisinden başka kimse de gelmemişti henüz.

"Onu benim yanımda içmeyeceksin değil mi?" Açelya Emir'in sesiyle irkilerek kafasını kaldırdı. Ne dediğini anlayamamıştı ama Emir'in eline attığı bakışlarla neyden bahsettiğini anladı. Elindeki su şişesine bakıyordu.

Açelya su şişesinin kapağını açtığında Emir refleksle birkaç adım geri kaçtı. Açelya onu umursamadan suyunu içip kapağını tekrar kapattı. "Canım ne zaman, nerede, kimin yanında içmek isterse o zaman içerim. Bu seni hiç alakadar etmez."

"Eğer elindeki su -pardon ağzındaki su- miden yerine benim tişörtümü tercih ederse bu durum sanki beni biraz alakadar eder gibi."

"Hah... Bundan sonra su içtiğim rotada durmazsın o zaman."

Alkış sesiyle Açelya ve Emir girdikleri önemli tartışmaya bir son verip sesin kaynağına döndüler.

"Bu ilkokul seviyesi tartışmayı nasıl böyle medeni bir çerçeveye sığdırmaya başardınız acaba? Konuşmanın devamı her an '+Sana ne beyefendi. -Ben tokum sen ye hanımefendi.' diye devam edecekmiş gibi." Hasan ikisiyle dalga geçerken çok eğleniyordu.

"Ha ha ha. Buradan bakınca ilkokul seviyesinde bir tek senin kaldığını görüyorum."

"Teessüf ederim Açelya. İlkokul arkadaşlığımızı tek kalemle silip attın şu an."

"Hasan, niye buradasın?" Emir konuşmanın uzamasının bıkkınlığıyla sormuştu.

"Sizi kurtarmaya gelmiştim. Seçmeler konferans salonunda olacakmış. Az önce anons edildi ama siz aşağıya erkenden indiğiniz için duymamışsınızdır diye düşündüm."

"İyi yapmışsın." Açelya arkasına bir daha bakmadan hızla merdivenlere yöneldi.

"Bir teşekkür bile etmeden gitti." Emir şaşkınlıkla bakakalmıştı.

Hasan elini Emir'in omzuna koydu. "Kanka, inan şaşıracağımız o kadar çok şey olacak ki bunları unutacaksın." Sonra Hasan kendi kendine fısıldadı. "Daha doğrusu ben şaşıracak gibiyim..."

"Bir şey mi dedin?"

"Biraz daha gitmezsen müzik takımında bir yerin olmayacak diyorum."

"Doğru diyorsun." Emir de arkasında Hasan'ı bırakıp hızla merdivenlere yöneldi.

"Şuna bak, hem Açelya'ya laf ediyor hem kendisi bir teşekkür bile etmeden gidiyor. Bu hikayede çok harcanacağım belli. Neyse bir gün hepsi değerimi anlayacak."

Hasan da sonunda kendi kendine konuşmayı kesip merdivenlere doğru yöneldi. Derse geç kalıyordu.

Merdivenleri çıkarken Hasan başını yukarı kaldırdı. "Kendi kendime konuşmuyorum. Seninle konuşuyorum."

🧠🧠🧠🧠🧠🧠🧠🧠

Açelya ve Emir de sırasıyla konferans salonuna geldiğinde herkes tamamlanmış oldu. Sahnenin önündeki sandalyelerde okulun üç müzik öğretmeni oturuyordu. Öğrenciler de dağınık şekilde salonun çeşitli yerlerine oturmuştu. Açelya baştan üçüncü sıradaki sandalyelerden birine oturduğunda Emir de ondan uzakta arkalarda bir yere oturdu.

Selim hoca diğer hocalarla arasında geçen muhabbeti bitirip sahneye çıktı. Salonu sessizlik kapladığında konuşmaya başladı.

"Evet çocuklar, bildiğiniz üzere bugün liselerarası müzik yarışması için seçmeler yapacağız. İlk önce aynı enstrüman aletini çalan arkadaşlarımız arasında seçim yapacağız. Daha sonrasında da solist seçimi yapacağız. Herkese şimdiden başarılar."

"Hocam, ben bir şey sorabilir miyim?" Emir, arkada ayağa kalkmıştı kendini göstermek için.

"Kesin salak saçma bir şey soracak." Açelya kendi kendine fısıldarken Selim hoca Emir'e söz verdi.

"Seçmelerde enstrüman ve solist seçimlerini ayrı ayrı yapacağınızı söylediniz, ben şimdi gitar ve solistlik için ayrı ayrı mı katılayım? Çünkü gitar çalarak söylemeyi düşünmüştüm."

"Nasıl hazırlandıysan öyle söyle. Ayrıyeten gitar seçmesine girmene gerek yok bence." Emir hocayı başıyla onayladıktan sonra önlerde bir yere geçmek için aşağı doğru inmeye başladı.

Bu sırada müzik aleti çalanlar grubundan olan bir çocuk akustik gitar çalmaya başladığında Açelya hâlâ kendi kendine fısıldıyordu. "Bak bak, hem gitar çalacakmış hem şarkı söyleyecekmiş. Umarım havanı alırlar da sönmüş hâlini görürüz biraz da."

"Bir şey mi dedin?" Açelya duyduğu sesle yerinde sıçradı.

"Oradan bakınca sana bir şey söylüyor gibi mi duruyorum acaba?" Açelya kaşlarını çattı. "Ayrıca benden uzak durman için ağzımda suyla mı dolaşmam gerekiyor?"

Öndeki sıraya doğru yürüyen Emir, arkasından Açelya'nın sesini duyunca ona sesleniyor sanmıştı. "Hayır hayır. Sadece yürürken sesini duyunca bana sesleniyorsun sandım. Neyse, boş ver." Emir Açelya'nın önündeki sıraya geçip oturdu.

"Yine kendi kendime gereğinden fazla sesli fısıldamışım..." Emir başını arkaya dönüp Açelya'ya baktı. "Sana konuşmuyorum be anlasana çocuk!"

Emir tekrardan önüne döndüğünde Açelya kollarını birbirine dolayıp oflayarak arkasına yaslandı. Kendi kendine olan konuşmalarına dış dünyayı dahil etmemeliydi.

Bir saat olmuştu ve neredeyse bütün enstrüman çalanlar sahne almıştı. Sonunda Selim hoca Açelya'ya seslendi.

"Açelya sen de çalmak ister misin? Diğer arkadaşların ve hocaların da duysun."

Açelya heyecanla ayağa kalktı. "Olur hocam." Sahneye çıkarken üstünde gezinen gözleri hissedebiliyordu ama umursamamaya çalıştı. Sahnenin köşesinde duran piyanonun önüne yürüdü ve küçük tabureyi çekip oturdu. Tuşların üstündeki kapağı kaldırırken bir yandan da salonda gözlerini gezdiriyordu. Aslında Emir'in tepkisini merak ediyordu. Piyano çalacağını öğrendiğinde ki tepkisini. Emir'in normal bir şekilde baktığını görünce neden onun tepkisini merak ettiğiyle ilgili kendi kendini sorgulamaya başladı. Daha sonra derin bir nefesi içine çekti ve tüm düşünceleri bir kenarda bıraktı. Gözlerini kapatıp ellerini tuşların üzerinde gezdirmeye başladığında ezbere bildiği melodi parmaklarından kulaklarına doğru akmaya başladı.

Piyano çalarken sanki söylemek istediklerini, duygularını tuşlardan çıkan melodilerle anlatıyormuş gibi hissediyordu. Gözlerini açtığında parmakları da son kez tuşların üzerinde gezindi ve çaldığı parça sona erdi. Duyduğu alkışlarla içine girdiği büyülü atmosferden çıkıp gülümseyerek salonda gözlerini gezdirdi. Gözleri tekrardan Emir'e takıldığında onun da alkışladığını görmek gururunu okşadı. Ayağa kalkıp selam verdikten sonra Selim hoca yanına geldi.

"Evet arkadaşlar, Açelya'da takımımızda piyano çalacak. Şimdi sırada solistler var." Açelya sahneden inip yerine geçerken şarkı söyleyecek olan kızlardan birisi de sahneye çıkıyordu.

Açelya yerine oturduğunda Emir arkasına döndü. "Tebrik ederim."

Açelya ilk başta onaylar manasında başını salladıktan sonra "Teşekkürler." dedi. Emir tekrar önüne döndüğünde Açelya yüzündeki sırıtmayı eliyle saklayıp sahnedeki kıza odaklanmaya çalıştı.

Kızın sesi güzeldi ama Açelya'ya göre biraz daha eğitilmesi gerekiyordu. Söylerken kendini çok kasıyordu. Ondan sonra çıkan çocuğun sesi de hep çatlamıştı. Diğer çıkan uzun saçlı çocuğun sesi de güzeldi ama Açelya çok etkilenmemişti.

Sahneye çıkan diğer iki kızdan sonra sonunda sıra Emir'e gelmişti. Emir sahneye çıktıktan sonra akustik gitarlardan birini eline aldı. Ayarlamalarını yaptıktan sonra parmaklarını gitarın telleri üzerinde gezdirdi.

Açelya tanıdık bir melodi duyduğunda yerinde heyecanlanarak daha da dikleşti.

"Ansızın tarifsiz gelir ya

O zamanlar sormaya cürettin kalmaz olanından..."

Emir, Athena'nın Yalan şarkısını söylüyordu.

Açelya duyduğu sesle ilk önce donakaldı. 'Ansızın tarifsiz gelmişti' Emir'in sesi şu an onun için. Güzel sesli erkeklere zaafı olan Açelya çok etkilendiğinde gözleri dolardı ve şu an gözlerine dolan yaşların akmaması için kendini kasıyordu.

"Yalan söyleme bana

Gözlerin anlatıyor her şeyi

Yalan söyleme bana..."

Emir nakarata girdiğinde Açelya artık dayanamadı ve birkaç damla yaş gözlerinden yanağına doğru süzülmeye başladı. Böylesine duygusal bir şarkıda daha fazla dayanmak kolay değildi. Gözündeki ıslaklığı eliyle temizleyip şarkıya kendi kendine eşlik etmeye başladı Açelya.

"Uzak düşmüşüm kendimden, aklım fikrimden

Çaresiz sürükleniyorum

Bilerek peşinden

Yalnız kendine inkarın

Sadece senden kaçarsın

Halin ele verir anlamazsın..."

Açelya, sanki Emir elini göğüs kafesinden içeri sokup kalbini sıkıyormuş gibi hissediyordu. Şarkının tüm o depresyonunu öyle güzel dile getirmişti, öyle güzel hissettirmişti ki ona karşı hissettiği tüm kötü duygular sıfırlandı o anda.

Şarkı bittiğinde herkes alkışlamaya başladı. Emir teşekkür ettikten sonra gitarı yerine bıraktı ve sahneden inip yerine oturdu. Biraz sonra Müzik hocaları kararlarını verip sonuçları açıklamak için sahneye çıktılar.

Seçilenler açıklandıktan sonra bazı kişiler de her duruma karşı yedek olarak seçildi. Seçilmeyen arkadaşlar salondan çıktıktan sonra Selim hoca nasıl çalışılacağını, hangi günler hangi saatlerde çalışılacağını anlattı ve daha sonrasında diğer müzik hocası Ayşe hoca WhatsApp grubu kurmak için çocukların telefon numaralarını topladı.

"Haftaya Salı okuldan sonra provalara yavaş yavaş başlayacağız. Herkese iyi günler." Selim hoca ve diğer hocalar salondan çıktıklarında okulun da bitiş zili çalmıştı.

Açelya yanında duran Emir'e baktı. Solist olarak Emir seçilmişti.

"Tebrik ed..." Açelya tam Emir'i tebrik edecekken onu durduran bir şey oldu. Bir şey olmadı. Bir Kabus oldu.

"Açelya bana yardım et!" Rüya'nın nefes nefese çıkan sesi tüm salonda yankılandığında henüz salondan çıkmamış herkes, gözlerini kapıdan koşarak içeri giren Rüya'ya çevirdi.

Boş derste Lavenle külotlu çorap arayan Rüya neredeyse tüm okul kızlarına yedek külotlu çorabınız var mı diye sormuştu ama kimse yanında külotlu çorap taşımıyordu. İkisi umutsuz bir şekilde sınıfa döndüklerinde Coğrafya dersi başlamıştı. Laven ve Eylem iki saat boyunca Coğrafyada uyuma kararı verince yalnız kalan Rüya son dersin sonunda yanına oturan Çetinle paniklemişti. Rüya bu durum karşısında Eylem'e seslenmeye korktuğu için Laven'i dürtüklemiş ama kafasını kaldıran Laven'in gülümseyerek bakıp tekrar kafasını sıraya gömmesi üzerine 'Hocam ben tuvalete gidebilir miyim?!' diye bağırarak sınıftan kaçmıştı. Üstelik cam kenarında oturduğu için ön sırada oturan kızları yerinden kaldırıp öyle kaçmıştı. Ama o sırada zil çaldığı için arkasından gelen Çetin'i görmesiyle aklına Açelya'nın yanına kaçmak gelmişti ve hızla konferans salonuna koşmaya başlamıştı.

Rüya diğer insanları umursamayıp Açelya'nın üstüne doğru koştu ve arkasına saklandı. Eliyle o sırada kapıdan içeri giren Çetin'i parmağıyla gösterip "Sapık... Sapık beni takip ediyor!" diye bağırmaya devam etti.

"Rüya... Saçmalıyorsun şu an. Kendine gel!" Açelya Rüya'ya dönüp onu sarsmaya başladı ama Rüya şu an travma geçiriyordu.

"Rüya, sadece konuşmak istiyorum." Çetin'in sesini duyan Rüya bu sefer "Hayır!" diye bağırarak sahneye doğru kaçtı. Rüya eline gitarlardan birini aldığında Açelya da hızla sahneye doğru koşmaya başladı ama Çetin ondan önce sahneye çıkmıştı bile.

"Rüya, gerçekten... Sadece konuşmak istiyorum." Çetin bir adım daha atıp Rüya'ya yaklaştığında Rüya sapından tuttuğu gitarı sanki katana tutuyor gibi önüne getirdi ve siper aldı.

"Bir adım daha yaklaşırsan bunu kafanda kırarım!" Rüya tam gitarla Çetin'e girişecekken Açelya bir kaleci misali Rüya'nın üstüne atladı. Rüya yere düşerken Açelya'nın tek derdi gitarı sağ salim kurtarmaktı. Nitekim Rüya düşerken refleksle gitarı bıraktığı için Açelya gitarı sağ salim yakalamayı başardı da ama Rüya pek salim görünmüyordu.

"Ayakkabım... Ayakkabım ayağımda değil mi?" Rüya travma anından yarı çıkmış geçmişteki gibi ayakkabısını kaybedip kaybetmediğini kontrol ediyordu.

Açelya onu kendi halinde bırakıp kurtardığı gitarı yerine koydu. Arkasını döndüğünde onları kameraya alan birini görünce sinirleri arşa ulaştı.

"Lan! Ne yapıyorsun sen? Eğer o videoyu hemen yok etmezsen kişisel haklara tacizden yasal uygulama başlatırım! Sil lan onu!" Çocuk kendisine bağıran kızla neye uğradığını şaşırıp hızla telefonunu indirdi. Sadece okulun ifşa grubunda paylaşmak için komik bir video çekmekti hayali. "Eğer o saçma salak grupta bu videonun bir saniyesini bile görürsem seni öldürürüm, anladın mı!"

"Tamam tamam sildim. Bak." Çocuk telefonun ekranını göstererek sil tuşuna bastı. Açelya kafasıyla onayladıktan sonra gözü kenarda gülerek onları izleyen Emir'e takıldı.

"Hey! Sen!" Emir Açelya'ya bakıp eliyle kendini işaret etti.

"Evet evet sen! Niye orada durup gülüyorsun? Film mi çeviriyoruz burada!? Arkadaşını alıp gitsene!"

"Sen niye böyle agresifsin ya?" Emir bu sefer somurtarak Açelya'ya bakıyordu.

"Ben mi agresifim? Affedersin de burada dönen büyük olayı bir tek ben mi görüyorum? Arkadaşın şu an arkadaşımın akıl sağlığıyla oynuyor ve sen gülerek izliyorsun!"

"Haklısın." Açelya Emir'e tam tekrar saydırmaya başlayacakken bu kelimeyle tüm lafları ağzına tıkıldı. Arkasını dönüp hâlâ yerde oturan Rüya'yı kaldırdı. Emir de hâlâ Rüyayla konuşmaya çalışan Çetin'i alıp salondan çıkardı.

"Sen niye teksin? Diğer kızlar nerede?" Açelya Rüyayla konuşurken aynı zamanda salonun çıkış kapısına doğru yürüyorlardı.

"Uyudular... Ben de uyandıramadım. Sonra... Sonra o benim yanıma oturdu. Ben de kaçtım işte Açelya." Rüya neredeyse ağlayacaktı. Nitekim ağlamaya başladı da. Açelya durup Rüya'ya sarıldı.

"Tamam tamam. Yok bir şey. Hadi sınıfa gidelim. Otobüse yetişiriz belki." Açelya Rüya'nın sırtını sıvazladıktan sonra geri çekildi. Rüya da gözünden akan yaşları elinin tersiyle sildikten sonra sınıfa doğru yürümeye başladılar.

Sınıfa girdiklerinde Eylem ve Laven hâlâ uyuyordu. Ve sınıfta başka hiçkimse kalmamıştı. Açelya elini kızların uyuduğu sıraya vurdu ve bağırmaya başladı.

"Ulan siz ayı mısınız, kış uykusuna mı yattınız?! Bu saat olmuş hâlâ uyuyor musunuz!?" Laven ve Eylem gözlerini ovuşturarak uyandılar.

"Hocam nerede kalmıştık ben kaçırmışım da?" Laven önündeki ders kitabından kaldıkları yeri arıyormuş gibi yapmaya başladı.

"Alo! Ne dersi kızım!? Akşam oldu akşam! Herkes evine gitti!"

"Ha?" Laven kafasını kaldırıp şaşkın şaşkın etrafına baktı.

"Eylem? Herkes nereye gitmiş?" Eylem de uyku mahmuru bir şekilde etrafa baktı.

"Ne bileyim ben be?" Eylem bu sefer önünde duran sinirli Açelya'ya ve gözleri kızarmış Rüya'ya baktı.

"N'oldu?"

"Hâlâ n'oldu diye mi soruyorsun Eylem!" Açelya elini Rüya'nın omzuna koydu ve Rüya'yı öne doğru itekledi. "Şu kızı görüyor musun? Siz burada mışıl mışıl uyurken başına bir sürü şey gelmiş ve sizin ruhunuz bile duymamış!"

"N'apayım Açelya n'apayım!? Külotlu çorabım dizimden ayak bileğime kadar söküldü ve sabahtan beri bu sıraya yapışıp kaldım! Tuvalete bile gidemedim!"

Açelya çantasını -ne ararsan bulabileceğin- açıp biraz uğraştıktan sonra içinden bir paket açılmamış külotlu çorap buldu ve Eylem'in önüne fırlattı.

"Aaa... Aaaaaa... Biz niye Açelya'nın çantasına bakmadık ki?" Rüya boş dersi tüm okulu dolaşarak geçirdiği için üzülmüştü.

"Ne bileyim ben? Ayrıca madem külotlu çorabın vardı neden en başında vermedin?" Eylem sinirle önündeki külotlu çoraba bakıyordu.

"İstemedin ki? Ayrıca sen hiç konuşma! Bana sapık muamelesi yaptın! Her şeyi geçtim siz burada milyonuncu rüyanızı görürken Çetin Rüya'yı konferans salonuna kadar kovalamış. Kız travma geçirdi, neredeyse Ali Kaptan'ın mandolini Mete'nin kafasında kırması gibi gitarı Çetin'in kafasında kıracaktı. Bunca rezilliği yaşarken münasebetsizin biri de videoya çekti bizi! Hadi bunları da geçtim ya sen nasıl bana söylemezsin Emir'in sesinin güzel olduğunu!? Sabahtan beri kendi kendime tribe giriyorum burada! Yok üçgen çalarmış da yok solist değildir de, havası sönecektir de bilmem ne! Çocuğun önünde sesine aşık oldum diye hüngür hüngür ağlayacaktım resmen! Offff... Cidden nelerle uğraşıyorum Tanrığm." Açelya en sonunda Fitnat'a da bağladıktan sonra derin bir nefes aldı.

Etraftaki garip sessizliği fark eden Açelya kızlara baktı ama onlar da Açelya'ya garip garip bakıyordu. Aslında Açelya'ya değil giriş kapısına bakıyorlardı. Açelya arkasını döndüğünde ona şaşkınca bakakalan üç çift gözle karşı karşıya kaldı.

Emir, Çetin ve Hasan şaşkınlıkla Açelya'ya bakıyorlardı.

Bölüm sonu

6 yorum