15 Eylül 2015
Açelya ve Rüya okula geç kalmamak için 2 saat önce evden çıktıkları bir sabahta gene geç kalmaktaydılar. Çünkü evrensel yasalar bunu gerektiriyordu. 79E bu sabah da kimseyi hayal kırıklığına uğratmamış, tam da ondan beklendiği gibi içinde bulunan insanları paketleyip tüm hacmini doldurmuştu. Açelya kolunu önündeki insanların arasından 90 derece uzatıp demire bir parmağının ucuyla tutunmayı başarabilmişti. Rüya da Açelya'nın çantasına tutunuyordu ama bir süre sonra ikisi de bıraktılar çünkü etraftaki insanlar sayesinde hiçbir yere tutmadan da gayet ayakta duruyorlardı.
Kızlar sonunda otobüsten kurtulduklarında - Rüya son anda indiği için adeta uçmuştu.- ders başlayalı 7 dakika olmuştu.
"Markete girelim bari. Şimdi Hatice Hoca dikiliyordur kapıda." Açelya'nın bu önerisiyle markete yöneldiler.
"Ya da kankası Meryem'i yollamıştır."
"Hangisi daha kötü bilemedim. Neyse biz marketten çıkana kadar gider onlar da."
Meryem Kıran okulun bir diğer müdür yardımcısıydı. Can yoldaşı Hatice Öztürk'le aynı genleri taşımasalar da aynı ruhu taşıdıklarına dair hiçbir şüphe yoktu.
Kızlar okula girdiklerinde etrafta birileri yoktu. Ders başlayalı 22 dakika olmuştu. Sınıfın camından gizlice baktıklarında sınıfta hoca olmadığını gördüler. Açelya direkt kapıyı açıp içeri girdi.
"Ee? Hoca yok mu?"
"Gelmedi kimse."
Sınıf her zamanki gibiydi. Gülhane ve Elif akıllı tahtada Candy Crush oynuyor, Eylül ve Buse izlediklerini hint dizisinin bölümünü tartışıyor, Şükran köşeye çekilmiş senaryosuna devam ediyor, Emine test çözüyor, Şevval dün akşam izlediği filmi yaşarcasına anlatıyor, Rabia ve Feyza literatürde olmayan bilimsel deneyler yapıyordu. Geri kalanlar ise kendi aralarında curcuna içinde konuşuyorlardı.
Açelya çantasını bırakıp derhal tahtadaki ikilinin yanına fırladı. Rüya da arkasındaki Eylem uyuduğu için telefonunu açıp manga okumaya başladı. Tam en heyecanlı yerindeydi ki sınıfın kapısı bir hiddetle açıldı.
"N'oluyor burada? Bu ne ses, gürültü ya hemen ilk haftadan! Yan sınıflar ders işliyor!" Sınıfı basan Kafakıran Meryemdi. Pardon, Meryem Kırandı. Tüm sınıf bir anda sessizliğe büründü. "Dersiniz ne sizin?" Sınıftan cevap gelmeyince bir hışımla masadaki yoklama defterini aldı. "Hacer Hoca izinli bugün. Oturun yerinize, yoklama alacağım."
Tüm sınıf önceki seneden gelen tecrübeleriyle Meryem hocadan gelen sinirli emir cümlesini duyar duymaz uydular. Tabii ki tahtada açık olan oyunu da kapattılar. O sırada bahçeden gelen Aslı ve Esra gülerek sınıfa girdiler. Meryem Hoca'nın öfkeli suratıyla karşılaşınca suratları düştü.
"Hoşgeldiniz hanımefendiler. Nereden teşrif ediyorsunuz acaba?"
"Bahçedeydik hocam."
"Kimden izin aldınız pardon?" Cevap gelmedi. "Daha okul açılalı iki gün oldu, oh! Herkes kendi kafasına göre hareket ediyor, ne ala memleket!" Sınıfa sonradan gelen iki kıza tekrar dik dik baktı. "Numaralarınızı söyleyin, siz yok yazıldınız." Kızların numaralarını alıp not etti. "Geçin yerinize!" Sesi hala sert ve netti.
Rüya o sırada arka sırada oturan Eylem'i uyandırmaya çalışıyordu. Eylem'i asla uykudan uyandırmaması gerektiğini önceki sene acı bir şekilde öğrenmişti ama eğer Meryem Eylem'in uyuduğunu fark ederse ona olacaklar daha kötü olacağı için tüm riskleri göze alarak Eylem'i uyandırmaya çalıştı.
"Eylem Aksakal?"
Yoklama sırası ona geldiğinde Eylem hala uyanmamıştı.
"Eylem Aksakal?"
"Hocam, burada." Eylem hala uyanmamış olduğu için cevap veren Açelya'ydı.
Meryem kafasını Açelya'ya çevirince onun ismini önceden saydığını anladı ve yanında oturan Rüya'nın arkadaki bir kızı uyandırmaya çalıştığını gördü.
"Aloo! Eylem Hanım! Uyuma yeri mi burası?" Eylem, Meryem'in bağırmasıyla gözlerini yarı açtı ve doğruldu. Ağzından uykulu bir 'burada' çıkmıştı. "Sen hiç burada gibi durmuyorsun ama, ne yapacağız? Yok yazıyorum, bir daha okulda uyumazsın."
Eylem olanları umursamadan kafasını sıraya geri koyup uyumaya devam etti. Yoklama biterken teneffüs zili çaldı. Meryem Kıran yoklama defterini kapatıp öteye fırlattı.
"Bir dahaki ders de kimse dışarı çıkmayacak. Sessiz olun, gelip yoklama alacağım." Sınıftan çıkıp gitti.
Meryem Hoca çıkar çıkmaz Rüya mangasına, Açelya oyununa -Gülhane ve Elif'le birlikte- döndü. Test çözen Emine, senaryo yazan Şükran ve deney yapan Rabia ve Feyza haricinde herkes dışarı çıkmıştı. Candy Crush oynayan üçlünün, oyunun gazına gelip attıkları çığlıklar koridordan gelen seslerle karışıyordu. Rüya da o sırada okuduğu manga yüzünden aşırı derecede yükselmişti ama çığlıklarını içine içine atıyordu.
Ders zili çaldığında tüm sınıf sessizce sınıfta oturuyordu. Buna tıp literatüründe Meryem Kıran Fobisi denir. 15 dakika kadar hepsi sessizce önündeki şeylerle uğraştılar. Akıllı tahta da kapalıydı.
"Off, geleceği yok bunun." Ceren isyan modundaydı.
"Dışarı çıkalım hadi ya, tıkıldık buraya." Eylül önündeki defteri fırlatıp ayağa kalktı.
"Eylül, dur ya. Dışarı çıkmayalım, koridorda görür şimdi." Sümeyye sınıf başkanı olarak sınıfının güvenliğini düşünmüştü. "Toptan yok yazılırız sonra."
Haklı olduğu için dışarı çıkmayı düşünenler vazgeçti. Gülhane tekrar tahtaya yönelmişti ki Elif onu durdurdu.
"Ay Gülhane, açma gene şunu. Dünden beri geçemedik zaten bir bölümü sinirlerim bozuldu ya."
Diğerleri kendi aralarında sohbet ederken Açelya çantasından kitap çıkarıp okumaya başlamış, Rüya internette tonlarca sayfa dolaştıktan sonra sonunda daha önce okumadığı çılgın One Piece teorileri bulmuştu. İkisi de ön sıradaki Rabia ve Feyza onları çağırınca dikkatlerini o tarafa verdiler.
"Pişt, pişt!" Seslenen Rabia'ydı. "Bakın, ne yaptık?"
"Aşırı bilimsel bir deney göreceksiniz şimdi." Feyza'nın sesi hem heyecanlı hem dalga geçer gibiydi.
Rabia ve Feyza diğer ikilinin önüne derin bir kap koydular. İçinde beyaz bir karışım vardı. Rabia parmaklarını yavaşça karışımın içine soktu.
"Görüyor musunuz?" İzleyen kızlar aynı anda kafalarını salladılar. Karışımda bir şey olmasını bekliyorlardı. Rabia parmaklarını kaptan çıkardı.
"Ee?" Rüya hiçbir şey anlamamıştı. Bir şey olmuştu da o mu görmemişti acaba?
"Bak şimdi." Rabia'nın sesi çok neşeliydi. Elini yumruk yapıp yukarıdan sertçe karışıma vurdu.
Rüya üstüne sıçrayacak diye irkilip gözlerini kapayıp açtı. Açelya ise gözleri fal taşı gibi açılmış, ağzı açık bakıyordu. Surat ifadesinden heyecanlandığı anlaşılıyordu.
"Ne oldu be?" Rüya hala tam anlayamadığı için şaşkındı.
"Bir daha yapsana." Açelya çok hevesliydi. Bu sefer Feyza elini yumruk yapıp karışıma sertçe vurdu. Sonuç gene aynıydı. Hiçbir şey. Karışıma hiçbir şey olmuyordu. Duvar gibi duruyordu öyle. "Nasıl ya? Ben de yapacağım." Açelya önce denemek için parmaklarını hafifçe içine soktu. Normal bir karışım gibiydi. Elini içinde gezdirdi. Sonra sertçe bir yumruk attı ve duvarla karşılaştı. "Oha! Çok güzel!"
"Ne var bunun içinde?" Rüya yakınlaşıp kaba baktı ama ellerini dokundurmadı.
"Nişastayla su." Gizemli tarifi veren Feyza'ydı.
İzleyen ikili sorgularcasına baktılar. "O kadar mı?" Rüya daha karışık şeyler beklemişti.
"Evet." Mucit ikili aynı anda cevap verirken yüzleri gurur doluydu. Amaçları bilimde çığır açmak falan değildi. Sadece böyle şeyler yapıp eğlenmeyi seviyorlardı.
"Çok güzel ya!" Açelya üst üste karışıma vurmaya devam ediyordu.
"Rabia! Sen de bana yapsana!" Yan taraftan gelen sesle dördü de o tarafa baktılar.
"Ne yapıyorsunuz be?" Rabia ne için çağrıldığını anlamamıştı.
"Birbirimize masaj yapıyoruz." Aslı, Elif'in arkasına ; Elif, Gülhane'nin arkasına oturmuştu. "Sen güzel yapıyorsun, sen de bana yapsana."
Rabia üçlünün arkasına bir sandalye çekip Aslı'ya masaj yapmaya başladı. Feyza da onun arkasına geçti.
"Durun!" Seslenen Ceren'di. "Ben de istiyorum." O da hemen bir sandalye çekip Feyza'nın arkasına yerleşti.
Açelya eksik kalır mıydı? Asla. Ama sandalye kalmadığı için o da Ceren'in arkasına ayağa dikilmişti. Tabii ki de Rüya da arkasındaydı. Duvarla arkadaşları arasında yer olmadığından sıkışmış vaziyetteydi.
Feyza yerinden kalktı. "Durun, fotoğraf çekeceğim."
Feyza'nın kalkmasıyla Ceren onun yerine geçti. Açelya, Rüya'yı sıkıştırmamak için sandalyeyi kenara itti ve gene ayakta durdu. Böylece Feyza sırayla Elif, Gülhane, Aslı, Rabia, Ceren, Açelya ve Rüya'nın arka arkaya dizilip birbirine masaj yaptığı bir fotoğraf çekti. Elif kamera çok yakın olduğu için eliyle gözünü biraz saklamıştı.
"Aah!" Birden Açelya'dan bir çığlık duyuldu.
"Ah!" Peşinden gelen çığlık da Rüya'ya aitti.
Masaj zincirinin hemen yan tarafında voleybol oynayan Sümeyye, Gizem ve Sevde'nin elinden çıkan top Açelya'nın kafasına çarpmış ; Açelya da şokun etkisiyle kafasını arkaya doğru eğerken Rüya'nın kafasına toslamıştı. Açelya'nın kafasından sonra sırasına düşen top, sıranın üstündeki her şeyi yere dökmüştü. Çok şanslılar ki Rüya ve Açelya'nın kalem dolu kalemlikleri açıktı ve hepsi yere saçılmıştı.
"Kanka çok özür dilerim, valla." Sümeyye durumuna kahkaha atarak kızlara doğru gelirken masaj zincirini oluşturmak için etrafa çekilen oturakların ayağına takıldı. "Aah!" Yere kapaklanmıştı.
Arkasından gelen Gizem de yere düşen Sümeyye'ye takılıp onun üstüne düşmüştü. İkisi de yerde kahkaha atıyordu. Arkadan onlara gülen Sevde de kahkaha atarak yere oturmuştu.
Açelya da acıyla yere oturmak için önünde oturan Ceren'in sırasını ayaklarıyla ileri itmiş, masaj zincirini birbirine kitleyip dengelerini kaybetmelerine sebep olmuştu. Ceren yere düşmemek için kendini öne verip Rabia'ya uyguladığı kuvvetle onu yere düşürmüştü. Rabia kendisi düşerken yanlışlıkla Aslı'ya çelme takıp onu düşürmüştü. En öndeki Gülhane ve Elif de dengelerini sağlamak için yan taraftaki büyük sıraya tutunmuş ama sonuç olarak sıra ve üstündekileri yere düşürmüştü.
Sınıfın yarısı yerde, yarısı oturarak kahkaha atıyordu. Yerler kalem ve defter tarlası olmuştu.
O sırada kapı açıldı ve içeriye biri girdi. Gelen şükürler olsun ki Meryem Kıran değildi, kimsenin tanımadığı sırıtan yabancı bir kızdı. "Doğru sınıfa geldiğimi biliyordum."
Tüm bunlar olurken Eylem neredeydi ve ne mi yapıyordu? Tabii ki de kafasını sıraya koymuş mışıl mışıl uyuyordu.
