İçeriğe geç

UYANAMAYANLAR

Bölüm 11 · 11 dk okuma

UYANAMAYANLAR

Bölüm 11

Alfea'da Sıradan Bir Gün

14 Ekim 2015

Bir edebiyat dersi Hacer hocanın katılması gereken bir düğün sebebiyle boş geçiyordu. Bu fırsatla 10-K sınıfı öğrencileri okulun dört bir yanına dağılmış Hatice Hoca ve müridlerinden gizli saklı zaman geçirmeye çalışıyorlardı. Kızlar sınıfta Helal Disko yapmayı düşünmüştü ama yan sınıflar derste olduğundan ve erkekleri de kovamadıkları için pek parlak bir fikir değildi.

"Ya patlayacağım şimdi Allah aşkına spor salonuna inelim bari ya." Açelya telefonda bakacak bir şey kalmayınca dışarı patlamayı tercih etti.

"Başka sınıfların dersi vardır." Laven gözlerini telefonundan ayırmadan cevap veriyordu. Şu dakikaya kadar neden uyumadığı ise bilim adamlarının hala cevabına ulaşamadığı bir soruydu.

"Tamam bahçeye çıkalım o zaman."

Açelya'nın bu isteği üzerine Laven ve Eylem ani bir hareketle gözlerini Açelya'ya diktiler.

"Canına mı susadın kızım sen?" Eylem'in tepkisiyle Açelya ne kadar saçma bir şey söylediğinin farkına vardı. "Bahçeye çıkalım da Hatice ve tarikatı ibret-i alem olsun diye darağacında sallandırsın hepimizi."

"Tamam ya. Sıkıntıdan ne dediğimi bilmiyorum." Kendine çatmaya yer arayan Açelya yanında dünyadan izole şekilde oturan Rüya'yı gözüne kestirdi. Elindeki kitabı suratına gömmüş okuyor mu uyuyor mu belli değildi. Bir hışımla kitabı kapıp sıraya koydu.

"Ya!" Rüya hem sinir hem korkuyla yerinden sıçradı. "Ne yapıyorsun be!?"

"Asıl sen ne yapıyorsun be? Uyuyor musun okuyor musun belli değil. Gandalf'la aşk mı yaşıyorsun o kadar yakın mesafeden?"

"Gandalf ölü şu an gelmedi daha. Çetin'in bakışlarından kaçmaya çalışıyorum."

Laven ikizinin adının geçmesiyle onun olduğu tarafa baktı. "İyi de sana bakmıyor ki şu an, o da kitap okuyor.

"Şu an bana bakmadığı bana baktığı gerçeğini değiştirmez."

Açelya bir iki saniye Rüya'ya baktıktan sonra Eylem'e döndü. "Ama saçma konuşan ben oluyorum." Küçük isyanın ardından tekrar Rüya'ya döndü. "Ne yapacaksın sen 3 yıl böyle mi gezeceksin? Oturup doğru düzgün konuşmanız lazım. Onun da kötü niyetli olduğunu sanmıyorum. Laven daha iyi bilir."

Laven kısık bir kahkaha attı. "Ne kötüsü ya. İkizim diye demiyorum safın önde gideni. Hiç bana çekmemiş avel."

"Ben de biliyorum kötü olmadığını." Rüya kitabı tekrar eline alıp kalkan gibi önünde tuttu. "Sadece şu an konuşmaya hazır değilim."

"Ya bırak şu kitabı önüne dikmişsin Çin Seddi gibi!" Açelya kitabı Rüya'nın direnişine rağmen çekiştire çekiştire aldı.

"Yırtılacak ya!"

"Güzelce ver o zaman! Hadi kalkın, Rüya'nın paranoyasını izleyeceğime alnımın akıyla asılırım."

Açelya, Laven'in yardımıyla Eylem'i zorla kaldırırken Rüya en önde sınıftan tüymüştü bile.

"Yakalanırsak hepinizi satarım ona göre." Eylem fısıldayarak konuştuğunu sanarak Laven'in ittirmesiyle yürüyordu. "Kafama silah dayadılar derim, zorla çıkarttılar derim."

"Of sus be!" Açelya köşelerden kafasını uzatıp yolları kontrol ediyordu.

"Rüya sen kuralcı değil miydin kızım, geçen sene neler çektirdin bize?" Eylem son kozlarını oynuyordu.

"Çetinfobisi var onun." Laven kendi lafına birden gülmeye başlayınca Eylem panikle ağzını kapattı.

"Sus yoksa ilk seni atarım kurtların önüne." Laven Eylem'in halleriyle daha çok gülmeye başlamıştı ama zorla kendini sakinleştirdi.

Açelya etrafı iyice kontrol ettikten sonra kızlara dönüp elleriyle değişik işaretler yapmaya başladı. Kızlar bön bön Açelya'ya bakıyorlardı. Açelya istediği tepkiyi alamayıp öfleyerek işaretleri tekrarlamaya başladı.

"Naruto musun sen ne anlatıyorsun ya?"

"Diyorum ki sağ koridor temiz. Sol taraftaki bahçe kapısının 2 metre ilerisinde Hasan Hoca var. Elinde sindirim sistemi maketiyle telefonda birisiyle kavga ediyor. Onun saat 8 yönünde Erdinç Hoca çikolata yiyor. Sakal traşı olmuş galiba suratı bir garip. Kantinde de Nazım Hoca'yla Selim Hoca kahve içip Vedat Hoca'nın dedikodusunu yapıyor. Vedat Hoca'nın oğlu evleniyormuş. Yangın merdiveninden Serdar Hoca'nın sesi geldi bir an ama uzaklaştı yani sorun yok. Dediklerine göre de haftaya müfettiş geliyormuş. Aynur Hoca asansöre bindi. Elinde de çengel bulmaca vardı. Karşı tarafta da toplantı var hocalar toplanıp odaya girdi. Birkaç tanımadığım vardı yeniler galiba. Bir tanesinin saç rengine bayıldım. Güneş sağdan vuruyordu böyle. Elif Hoca kilo almış bu arada. Yani her yer temiz en üst kattaki boş sınıflara gidebiliriz sessizce. Neyini anlamıyorsunuz?"

Koca bir sessizlik anından sonra 3 tane derin nefes duyuldu.

"Doğru."

"Haklısın."

"Nasıl anlamayız."

"Halbuki en gereksiz ayrıntısına kadar da anlatmışsın yani."

"Bizim salaklığımıza geldi."

"Özür dileriz."

Açelya kızların dalga geçiyor olma ihtimalini bir an bile düşünmedi. "Olur öyle bazen. Neyse hadi gidelim."

4 kız bebek adımlarlarıyla merdivene yöneldiler. Sürekli aşağıyı ve yukarıyı kontrol ederek parmak uçlarında en üst kata çıkmayı başardılar.

"Başardık, başardık!"

"Yakalanmadık!"

"Ha-ha! Işte böyle kaçarlar!"

"We are the champions!"

Açelya önden yol alıp koridorun sonundaki sınıfa havalı bir giriş yapıp akıllı tahtayı açtı.

"Oo helal diskoyu buraya mı taşıyoruz?" Rüya helal disko kurucusu olmanın hakkını vererek hemen moda girdi.

"Cık. Ama onun kadar seveceğin bir şey." Açelya sinsice sırıtıp bir sayfayı açtı.

"Hiii." Laven açılan sayfayı görünce yerinde sıçradı. "Yaşasın."

"Eveeet!" Eylem de gördükleriyle tüm isyanını bir kenara bıraktı.

"Evet, evet, evet! Bin kere evet, milyon kere evet! Sonsuza kadar evet!" Rüyanın gereğinden fazla sevinci duvarlarda yankılandı.

"Ha-ha! Biliyordum işte seveceğinizi. Karşınızdaaaa 'Hangi Winx Club Karakterisin?'"

"İlk ben!" Laven atıldı. "Asla tolerans edemeyeceğim davranış türü?"

"Dikkate alınmamak." Açelya hiç düşünmeden Laven yerine işaretledi ve diğer soruya geçti.

"Hayır ya!" Laven soruya geri döndü.

"O zaman yaptıklarının karşılığını görememek." Bu sefer de Rüya işaretledi.

"Yok artık! Tamam onlar da var ama saygısızlık bu." Kızlar üstlerine alındıklarını belirten ifadeler takındılar. "Cevap. Cevap saygısızlık."

"Hee."

"Bence değil ama neyse." Açelya cevabıyla Laven'in şeytan bakışlarını üzerine çekti. "Evet sıradaki!"

"İnsanlarla ilişkim ne üzerine?.. Özenme olamaz. Şahsıma münhasır bir kişiliğim ben."

"Sen nasıl aslan burcu değilsin ya?" Açelya, Laven'in gözler yaşartıcı mütevaziliği karşısında şaşkınlığa uğramıştı.

"İkizimle bir çıkar ilişkim olduğu doğrudur ama bu onun şapşallığına bağlı bir durum. Saygı da olmaz gibi."

"Saygısızlığa tahammülün yok ama insanlarla ilişkin saygıya bağlı değil?" Eylem bu çok mantıklı soruyla Laven'in beynini bir süreliğine durdurdu.

Laven bir süre Eylem'in suratını ve duvarları izleyerek cevap bulmaya çalıştı. Önceki soruda kızların öne sürdüğü cevapları verip onların kazanmasını istemedi. "Saygıya bağlı ilişkimiz yok diye saygısızlık yapacak değiliz ya, aaaa!" Sevgi cevabını işaretleyip sonraki sorulara geçti. "Ne? Musa mı? Hiç beklemiyordum. O kadar iyi kalpli o kadar arkadaş canlısı bir insansın ki, herkesin böyle bir arkadaşı mutlaka olmalı. Teşekkürler canım."

"Dikkate alınmamak yapınca kim çıkıyor? Gene Musa çıktı. Karşılık görememekte... Tecna çıkıyor." Eylem tüm kombinasyonları deniyordu.

"Seni kafamda hiçbir winx perisine oturtamıyorum Laven." Açelya kısık gözlerle Laven'i inceledi. "Gerçekten şahsına münhasır bir insansın."

Laven bu yorum karşısında kahkaha atmaya başladı. "Demiştim. Hadi sana yapalım."

"Ben en son yapacağım, Eylem'e yapalım."

Açelya sayfayı yenilerken Eylem besmele çekiyordu. Diğer kızlar ne yaptığını anlamaya çalıştılar.

"LYS'ye girmiyorsun aloo!"

"Bu ondan daha önemli bir sınav. Hangi winx olduğumu belirleyecek anlamıyor musunuz? Tüm hayatım bu testten gelecek sonuca bağlı. Ya ilgi hastası Bloom çıkarsam? Ya tiki Stella çıkarsam? Kendime olan tüm saygım kaybolur, nasıl yaşarım? Nasıl çıkarım insan içine?"

Laven ve Rüya cin görmüş gibi tepki verirken Açelya karşı savunmaya geçti. "Öncelikle." İşaret parmağını havaya kaldırdı." Bloom'u bilemem ama Stella tam bir ikonik kraliçedir. Aksini asla kabul etmiyorum. Ayrıca ben Stella çıkmazsam yakarım bu okulu."

"Bir şeye üzüldüğümde... Tabii ki asla yansıtmam." Eylem kendinden emin bir şekilde cevapladı.

"Hadi be ordan!" Rüya Eylem'i kelimenin tam anlamıyla yana atıp cevabı 'ağlamasam da yüzüm düşer' olarak değiştirdi.

"Hayır ya!" Eylem tekrar kendi cevabına döndürdü. Laven tekrar değiştirdi. "Senin dediğini kabul ettik ama!"

"Onunki kabul edilebilecek bir seviyedeydi Eylem. Senin dediğin paralel evrende bile gerçek olamaz." Açelya moderator usulü konuya noktayı koydu. "İnsanlarla ilişkin ne üzerine?"

"Çıkar." Açelya, Laven ve Rüya aynı anda cevap verip gülmeye başladılar.

"Sevgi, saygı demeyeceksin herhalde. Tüm gün herkese nefret kusuyorsun." Rüya, Eylem'in olası itirazlarını başlamadan engelledi.

"Ama şöyle bir şey var. Sevmediğim insanlara full nefret. Çıkar ilişkisine bile girmem. Sevdiklerime ponçiğim. Sevgi de olabilir."

"Nerde lan o ponçiklik? Biz niye göremiyoruz nemrudun kızı?" Açelya tahtanın önüne dikilmiş Eylem'in cevabı değişmesini engellemeye çalışıyordu.

"Sizi de sevmiyorum demek ki ha-ha."

"Hiii. Yazıklar olsun sana hazırladığım ders çalışma programlarına." Rüya hayal kırıklığına uğramış anne edasıyla vah vah çekiyordu.

"Tamam, bitirince sevgiyi de deneriz." Bu sefer de Laven, Açelya'yı kenara itti. "Seni nasıl tanımlıyoruz? Asi. Bunda bir ayrışma olmadığını düşünüyorum." Üç kız birden evet anlamında kafa salladı.

Çıkan sonuç karşısında kızlar kahkaha atmaya başladılar -Eylem hariç- . Açelya gülerken oturduğu sıradan yavaşça yere kaymaya başlayıp kayarken daha çok gülmeye devam etti. Yere düştükten sonra Eylem'in suratındaki ifadeyi görüp daha da gülmeye devam etti.

Eylem Stella çıkmayı kaldırmayıp ayağa fırladı. "Sevgi yapacağım o soruyu." Çıkan sonuç değişmeyince Rüya da kendini Açelya'nın yanında buldu. Eylem ne kadar değişse de cevap Stella çıkmaya devam ediyordu.

Laven, Eylem'in yüzünü iki elinin arasına aldı. "Oy sen Stella mı oldun? Sen tikilerin prensesi mi oldun sen? Şimdi nasıl çıkacaksın insan içine?" Son cümlesiyle Laven de daha fazla dayanamamış yere kapaklanmasa da solunum sıkıntısı yaşamaya başlamıştı.

"Ha-ha çok komik. Hadi kalkın be!"

"Ya niye yeniledin sayfayı, açıklamayı okuyacaktım." Açelya hafif sırıta sırıta ayaklandı.

"Lazım değil!" Eylem tahtadaki kocaman Stella'yı yok etmişti. "Yanlış zaten!"

"Lütfen Tecna çıksın. Lütfen Tecna çıksın." Eylem'in besmele çekmesine şaşıran Rüya ellerini açmış dua ediyordu.

"Tecna isteyeni de ilk kez görüyorum." Laven ise artık şaşırmıyordu.

"Ben her şeye tolerans gösteririm bence. Çetin beni daha az dikkate alsa hatta keşke. Size hazırladığım çalışma programlarının bir karşılığını görmüyorum. Sizi hala öldürmediğime göre gayet toleranslıyım bence. Saygısızlık görsem de susar giderim, eee? Bile isteye yapılma kötülük diyelim madem. Geç. Bir şeye üzülünce tabii ki salya sümük ağlarım. Evet sıradaki soru."

"Yavaş gel be. Düşünelim biraz." Kaos seviyesinin birden düşmesi Laven'i rahatsız etmişti.

"Taman, hangisi beni anlatıyor. İyimser olmadığımda hemfikiriz bence."

"Sen gördüğüm en karamsar insanlardan birisin." Açelya, Rüya'ya bu konuda çok katılıyordu. Hatta bu dörtlüdeki en iyimser kişi kendisi bile olabilirdi.

"Savaşçı da değilsin hemen pes ediyorsun. Asi ve aykırı olmaya cesaretin yok."

"Vur dedik öldürdün ya." Açelya, Rüya'ya kaşlarını kaldırdı. "Tamam dediklerin doğru ama olsun."

"Çalışkansın ama çok akıllı olduğunu söyleyemem." Eylem az önceki kahkahaların intikamı için direkt salaksın demek istemişti ama sözlerini süsledi.

"Evet bir tık avelliğin var. İkizimle ortak yönün."

"İkizini karıştırma şimdi." Rüya geriye kalan yardımsever seçeneğini işaretledi. "Evet bu kesinlikle ben." Sonuç aşağıya doğru kaydı. "Bloom çıktı be. Aklından kötü düşünceler çok geçmiyor, geçen düşüncelerinse üstesinden gelmeye çabalıyorsun. Kötü düşünce düşünmeye kapasitem ve o kıvrak zekam yok diyelim."

"Bana diyordu öldürdün diye."

"Ben Tecna istiyorum ya." Rüya da başka cevapları denemeye başladı. "Musa, Flora, Stella. Püü, neyse."

"Tamam çık, ben yapacağım assolist olarak." Açelya tahtayı devraldı. "Ben bunların hiçbirine tolerans edemem ya. Yaptıklarımın karşılığını zaten görmüyorum. Aaa,dur. En çok beni sinirlendiren kesinlikle dikkate alınmamak."

"Bence de."

"Bence de."

"Bence de."

"İnsanlara yardım etmek için kendimden feragat ederim, öyle de bir enayiyim. İtiraz var mı? "Kafalar hayır anlamında sallandı." Yardımsever, savaşçı, akıllı ve iyimser. Hangisi?" Kızlar düşünme sürecine girdiler.

"Feragat ettiğine göre yardımsever." Laven önceki soruyla bağdaşma yapmıştı - kendisi saygı konusunda cevaplarını ters düşürse de -.

"Kurduğun planlara göre akıllı. Ama gerçekleşmeyecek planları olacak gibi görerek de iyimser." Eylem kurulan ama sadece kurulma seviyesinde kalan onca buluşma planlarını düşündü.

"Ama en çok olmayacağı belli olsa oldurana kadar plan kurup tüm kozları ve ihtimalleri kullanarak savaşçı. Sen iyimser ve akıllığını savaşçı olmak için kullanıyorsun." Rüya bilimsel bir buluş yapmışcasına heyecanlanmıştı.

"Ne analiz yaptınız bee!" O sırada Açelya kafasında hangisini seçse Stella çıkar diye düşünüyordu. "Resmen powerpuff girls gibi iyi olan her şeyim galiba. Hadi savaşçı yaptım. Veee... Evet! Stella çıktım."

"Sen Flora'cı değil miydin ya?" Eylem gene kocaman Stella'yı görünce sinirlenmişti.

"İlkokulda herkes sarışın diye Stella olmak isterdi. Ben de onlara inat Flora olurdum. Flora tabii ki aşk kadın bayılıyorum ona özellikle manitasına ama lanet olsun içimdeki Stella sevgisine. Sen okutmadın bakalım ne diyor. Sen bir miktar karışık olmakla birlikte, kalbinde sevgi ve iyiliği barındıran birisin. Yani, aslında seni çözmekte biraz zorluk çekiyoruz. Kalbin temiz, insanlara sert görünmeye çalışsan da son derece ponçik bir insansın aslında. Evet bu benim ve Eylem, bu gerçekten senmişsin de."

"Yürü git be. Bu niye hiç Layla çıkmıyor. Laylayı bulacağım ben." Kızlar farklı farklı şıkları deneyerek Layla çıkartmaya çalıştılar ama yaklaşık 20 kombinasyon sonrası pes ettiler. "Dedim size bozuk bu."

"Aha çıktı sonunda." Laven ekrandaki kocaman Layla fotoğrafıyla yan yanaydı.

"Neleri işaretleyince çıktı?"

"Ne bileyim kafa mı kaldı?"

🧠🧠🧠🧠🧠🧠🧠🧠

"Winx! Neşeli gülüşünle yaratırsın mucize

Kaybolur karanlık geceler

Winx tutuşunca el ele bulutlar üzerinde

Sihirli diyarlara uçarız!"

Emir, Hasan ve Çetin ellerinde mikrofon niyetine aldıkları kalemlerle hepsi yan yana dizilmiş sandalyelerin tepesinde bağıra bağıra şarkı söylüyorlardı.

"Wiiiiiiiiiiinx! Sihirsin sen, Wiiiiiinx!" Emir mikrofonu ağzına tutarken diğer eliyle olmayan bir ekrana işaret parmağını uzatıyordu.

"Yıldızlar içinde, Wiiiiiiiiiinx!" Hasan şarkıyla ruhen birleşmiş şekilde diz çökerken ellerini de göğe kaldırmıştı.

"Macera burcundansın, Winx!" Çetin ise kocaman bir kalabalığa haykırır gibi başını dikleştirmiş süper kahraman pozu veriyordu.

"Işık ve alevsin, Winx!" Son cümleyi birlikte haykırdılar.

"Flora! Doğa perisi!" Emir hayali kanatlarını oynatarak bir elini aşağı indirip diğerini omzuna koydu.

"Musa! Müzik perisi!" Hasan Emir'in yan tarafına diz çöktü. Bir elini göğsüne koyup diğer elini havaya kaldırdı.

"Tecna! Teknoloji perisi!" Çetin de Emir'in diğer yanına diz çöktü. Ellerini ortada birleştirip hologram açarcasına karşıt yönlere götürdü.

Kısa süren sessizlik anında kendilerini epik bir savaş sonrası anda hayal ediyorlardı. Trix'i yenmişlerdi. Tabii ki yeneceklerdi, ne de olsa Winx'ti onlar.

"Abi ben nasıl Tecna çıktım ya?" Rolü en önce bozan Çetin oldu.

"Sen onu bırak bana Musa dedi ya. Emir olsun Musa."

"Ben Flora'cım olmaktan memnunum."

"Neyse tuvalete diye çıktım dersten, yolda çevirdiniz beni. Bir dahaki Alfea savaşına kadar kaçar ben." Hasan kapıyı açınca karşısında elinde kamerayla YouTube kanalına yeni video çeken Yusuf ve 10/K sınıfının diğer erkeklerleriyle karşılaştı.

Bir gün daha Hasan'ın şaşkın - ve bu sefer korku ve vahşet dolu - bakışlarıyla son buldu.

Bölüm sonu

2 yorum