İçeriğe geç

UYANAMAYANLAR

Bölüm 10 · 21 dk okuma

UYANAMAYANLAR

Bölüm 10

Savaşta Her Şey Mübahtır

9 Ekim 2015

Sonunda okul çıkışı saati gelmiş ve tören gerçekleşmişti. Kızlar, bahçede karşılarında duran erkeklere bakıyordu. Ortada büyük bir iddia vardı.

"İyi de biz niye çoktan kaybedeceğimiz bu maçı oynamayı kabul ettik ki?" Açelya kara kara karşısındaki kızlara bakıyordu. Dün yaptıkları antrenmandan sonra umutları iyice yok olmuştu.

"Şu saatten sonra bu iddiadan vazgeçemezsiniz. Tabii bu işler öyle su fırlatmaya benzemez Açelya hanım. Top fırlatmak ustalık gerektirir" Emir kötü kötü gülümseyerek Açelya'ya bakıyordu.

"Evet işte bu konuda haklısın. Top fırlatmak ustalık gerektirir! Top fırlatmayı bilmeyenler gaza gelip böyle iddialara girmemeli!" Açelya ellerini beline koymuş gözüyle sanki Rüya ve Laven'i yakmak istercesine kızlara bakıyordu.

Geçen Çarşamba günü beden dersinde olmuştu her şey. Dersin konusu voleybol oynamaktı ve sırayla top nasıl tutulup atılır çalışması yapılıyordu. Rüya ve Laven toptan korktukları için sürekli atılan paslardan kaçıp bir o yana bir bu yana koşturup duruyordu. Çetin ikizinin aksine içinde top geçen her sporda başarılı olduğu için Lavenle dalga geçmeye başlamıştı. Lavenle dalga geçilmesinden -özellikle Çetin'in dalga geçmesinden- hoşlanmayan Rüya "Sen sanki çok iyi oynuyorsun!?" diyerek Çetin'e çıkışmaya başlamıştı. Çetin Rüya'nın ilk defa kendisiyle doğrudan zorlamasız iletişim kurmasından dolayı heyecanlanmış bu durumu fark eden Emir muhabbete dahil olmuştu. "Çok iyi oynadığına inanmıyorsan bir maç yapabiliriz. Kaybeden takım yemek ısmarlar." Rüya'nın beyni küçük çaplı bir durum analizi yapmış, Lavenle kafa kafaya vermiş, Açelya'ya güvenerek gaza gelmiş ve iddiayı kabul etmişti.

Ve şimdi Açelya, Rüya, Eylem ve Laven dörtlüsü Emir, Çetin ve Hasan üçlüsüne karşı oynayacaktı. Hep beraber okuldan izin aldıkları spor salonuna indiler. Voleybol filesinin olduğu salona girip kurallar hakkında tartışmaya başladılar.

"Siz dört kişisiniz biz üç kişiyiz. Adil bir yarış olması için birinizin oynamaması lazım." Emir kollarını göğsünde birleştirmiş ciddi bir suratla kızlara bakıyordu.

"Ben oynamam!" Laven ve Rüya aynı anda bağırmıştı.

Açelya elleri belinde sinirle Laven ve Rüya'ya döndü. O an saçları yılana dönmüş gözlerine bakanı taşa çevirecek bir Medusa gibi görünüyordu. "Ne demek ben oynamam! Siz istemediniz mi bu iddiayı? Bu yarışa girerken bana soruldu mu? Ben oynamıyorum. Ne haliniz varsa görün!"

Açelya arkasını dönmüş oturma yerlerine giderken Laven ve Rüya acıklı sesler çıkararak Açelya'yı geri döndürmeye çalışıyorlardı.

"Asıl ben oynamıyorum! Benim bu oyundan çıkarım ne olacak?" Eylem de Rüya ve Laven'e resti çekmiş Açelya'nın arkasından ilerlemeye başlamıştı.

Son kalelerinin de elden gittiğini gören Rüya ve Laven Eylem'in kollarına girip onu köşeye çektiler. Eylem'i köşeye çekmek her ne kadar zor olsa da kaybetmeme hırsları daha ağır bastığı için tüm güçleriyle Eylem'i alıkoymuşlardı.

"Çıkarın var! Tabii ki çıkarın var! Neden olmasındı ki? Rüya?" Laven diyecek bir şey bulamayınca pası çırpınarak Rüya'ya attı.

"Evet! Evet, tabii ki çıkarın var!" Rüya bu sefer Eylem'e daha da yaklaştı ve fısıldayarak konuşmaya başladı. "Elinde XY'lerin kafasına ceza yemeden top fırlatma şansın var. Bunu geri mi çevireceksin? Baksana şunlara..." Rüya parmağıyla sahada ısınan Hasan, Çetin ve Emir üçlüsünü gösterdi. "Ne kadar da topa susamış görünüyorlar."

Eylem bu konuşma karşısında kolay bir şekilde tav olmuştu. Laven de Eylem'i daha çok gaza getirmek için arkadan Rüya'nın sözlerini destekleyecek şeyler ekliyor, slogan atıyordu. Üçü birlikte gaza gelmiş kendilerini Potanın Perileri sanan bir edayla sahaya giriş yapmışlardı.

Emir, karşısında garip hareketler yaparak gaza gelmiş kızlara baktı. Açelya'nın oynamaması bir tık moralini bozmuştu. Su balonu intikamını alabileceğini düşünerek bu yola girmişti. Rakip olarak bir tek Açelya'yı görüyordu. Ona asla yenilmeyecekti.

Çetin çok mutluydu. Rüya ile ilk defa bir etkinliğin içindeydi. Üstelik kendi isteğiyle kabul etmişti. Beraber yemek yiyeceklerinin hayalini kurup salak salak sırıtmaya başladı.

Birden salonda şak diye bir ses yankılandı. Hasan Çetin'in ensesine elini yapıştırmıştı. "Ne sırıtıyorsun salak salak?" Çetin acıyla elini ensesine attı. "Rüyayla beraber yemek yiyeceğiz." dedi ensesini ovuşturarak. Yüzünde acıyla karışık devam eden bir sırıtış vardı.

"Ben sana badboy ol diyorum sen hâlâ light erkek Selami gibi dolanıyorsun ortada." Çetin birden yüzündeki sırıtışı kesti ve ciddi bir duruşa geçti. Elini yavaşça acıyan ensesinden çekip Hasan'a bakmaya başladı. "N'oldu? Ne bakıyorsun?" Hasan tam geri çekilecekken Çetin'in sözleriyle duraksadı.

"Bana sürekli badboy ol diyorsun da sen badboy musun? Ve badboy isen niye etrafında hiç kız yok?" Hasan gülümsedi.

"Ben bu hikayenin gizemli erkeğiyim. Kızlar bana bayılıyor." Hasan başını yukarı kaldırdı ve konuşmaya başladı. "Tabii ki kızlar bana bayılıyor! Ben bu hikayenin başrolüyüm!" Çetin, Hasan'ı dürtmeye başladı. "Kendi kendine ne zırvalıyorsun?"

Hasan silkelenip Çetin'in onu dürtükleyen elinden kurtuldu. "Yok bir şey. Bak şimdi dediğim gibi ben bu hikayenin gizemli çocuğuyum. Emir popüler ve yakışıklı çocuğu. Hikayenin akışı için badboy erkeğe ihtiyacımız var. O yüzden badboy olman gerekiyor."

Çetin ciddi bir ifadeyle Hasan'ın dediklerini zihin süzgecinden geçirdikten sonra bir sonuca vardı. "Hikaye falan ne bahsettiğini anlamadım ama yaptığım çıkarımlara göre bir hikayede badboy olacak kapasiteye sahip değilim. Benim uyacağım başka bir kategori yok mu?"

Hasan da ciddiyetle düşünmeye başladı. Çok önemli bir mevzuyu sonuca erdirmeye çalışıyorlardı.

"Maç başlayacak birazdan, ne yapıyorsunuz orada?" Emir elindeki topu koltuğunun altına sıkıştırmış ciddiyetle bir şeyler tartışan Hasan ve Çetin'in yanına doğru yürümeye başlamıştı. "Çok önemli bir konu var Emir." dedi Çetin suratındaki ciddiyetle.

Emir, Çetin'in de çok ciddi olmasından kaynaklı bir an gerildi. Bilmediği ciddi bir şey mi olmuştu? Hasan, Emir'in merakını gidermek ister gibi konuşmaya başladı. "Şimdi, Emir ben bu hikayenin gizemli çocuğuyum. Sen popüler ve yakışıklı çocuğusun. Ben grupta badboy olması gerektiğini düşünüyordum ama Çetin ben badboy olamam diyor. Sence Çetin hangi kategoride bir erkek?"

Emir duydukları karşısında kahkahasını tutamadı. 1.80'lik çocuk gülmekten ikiye katlanmıştı. Sahada yankılanan kahkaha sesi kızların da o yöne bakmasına sebep oldu.

Eylem tıslayarak "Neye gülüyor bu sırık? Bizi yeneceklerini düşündükleri için mi gülüyor?" dedi yumruklarını sıkarak. Daha da hırslanmıştı. Rüya ve Laven, Eylem'in daha da hırslanmasına yardımcı olduğu için Emir'in kahkahasından rahatsızlık duymak yerine minnet duymuşlardı. Açelya ise sinirle Emir'in olduğu tarafa bakıyordu. Kızlara sinirli olmasa oyuna girer topları Emir'in kafasına kafasına atardı.

Sonunda Emir kahkasını zar zor durdurup konuşmaya başladı. "Ne yani deminden beri ciddiyetle konuştuğunuz konu bu muydu?" Derin bir nefes alıp dikleşti. Şimdi Emir de ciddileşmişti. "Komik erkek kategorisi?"

Çetin ve Hasan aynı anda "Aaa, evet!" diye bağırdılar. Aynı anda onaylar bir şekilde başlarını da sallıyorlardı. Hasan Emir'in elini sıkıp tebrik etti. "Popüler, yakışıklı ve zeki!" Kafasını tekrardan yukarı kaldırdı Hasan. "Tüm iyi özellikleri bir kişiye vermen ne kadar da adil?"

"Bu kadar boş yeter, hadi maça başlayalım artık." Emir, Çetin ve Hasan'ı sürükleyerek filenin önüne getirdi.

Eylem, Laven ve Rüya da çocukların geldiğini görünce ısınmayı bırakıp -ne kadar ısınma denilebilirse- filenin karşı tarafına geçtiler. Emir tek tek kuralları saydıktan sonra nihayet maç başladı. Önceliği kızlara vermişlerdi ve Eylem elinde top, servis vuruşu yapmak için içindeki tüm nefretin elindeki topa geçmesini umarak tüm çakralarını açmış pozisyonunu almıştı. Hiç kimsenin beklemediği bir başlangıç olarak Eylem tekte sert bir vuruşla topu filenin karşısına geçirmeyi başarmıştı.

Asla böyle bir başlangıç beklemeyen Açelya heyecanla ayağa kalkmış "Helal be kızıma!" diye slogan atmaya başlamıştı. Tabii sevinçleri çok uzun sürmedi. Topu başarılı bir şekilde karşılayan Emir Çetin'e pasladı. Çetin karşısındaki Laven'e göz kırpıp topu ikizine fırlattı. Laven'in toptan kaçacağını biliyordu. Ve öyle de oldu. Topun kendisine 2V hızıyla geldiğini gören Laven süratle ellerini başının etrafına sarıp yere eğildi ve topun kafasına çarpmasına engel oldu. Lakin bu durum sayı kaybetmelerine de neden oldu.

"Kızım niye kaçıyorsun toptan?! Bir tane vuracaktın karşı takımın kafasına kafasına atacaktın!" Eylem hırstan kızarmış yerde kaplumbağa gibi duran Laven'e el kol yapıyordu.

"Ama ama... Ben Çetin'in karşısında durmak istemiyorum! Böyle olunca kafasına kafasına topu yiyen sadece ben oluyorum!" Laven birden durdu ve sırıtmaya başladı. Çetin faktörünü yavaşlatabilecek tek bir faktör vardı. Emir topu alıp servis vuruşu yapmaya gitmeden önce hemen kızları yanına çağırdı. "Çetin'in karşısına Rüya geçsin."

"Niye ya!? Ben istemiyorum geçmek falan! Oynayamam ben öyle!" Rüya duyduğu teklife şiddetle karşı çıkarken Eylem öyle düşünmüyordu. "Salak, sanki oynayabiliyorsun da konuşuyorsun! Sen oraya geçersen oynayabilen kişi de oynayamaz, en azından bir tık şansımız artar."

"Heee... İyi geçeyim madem. Oyunu kazanma isteğim bu durumda daha ağır basıyor." Rüya kendisinden beklenmeyecek bir hızla durumu kabul etmiş ve Çetin'in karşısına geçmişti.

Uzaktan maçı ciddiyetle izleyen Açelya kızların ne yaptığını anlamak için gözlerini kısıp baktı. Rüya'nın Çetin'in karşısına geçtiğini görünce hayretle gözleri büyüdü. "Oha! Zeki kızlarım benim!" Kendi kendine zafer naraları atarken Emir çoktan vuruşunu yapmıştı. Tabii bu sefer 3V hızıyla gelen top karşısında Rüya sola Laven sağa kaçmış Eylemse umutsuzca topa vurmak için ayağını kaldırmış ama top bana mısın demeden kızların sahasının içine düşmüştü.

"Ve sayı goes to boys!" Hasan gururla bağırıp Emirle çak yaptı. Eylem bunun üzerine yerden topu alıp Hasan'ın kafasına doğru topu fırlattı. Ama top Hasan'ın kafasına çarpmak yerine fileye çarpıp yere düştü. Hasan, Eylem'in başarısız girişimi karşısında filenin altından geçip Eylem'in önünden topu aldı ve başarılı bir şekilde Emir'e pasladı.

"Top böyle atılır." Ve Hasan dönüp Eylem'e göz kırptı. Ardından koşarak filenin altından geçti ve kendi yerine vardı. Eğer orada kalsa Eylem tarafından bazı münasebetlere maruz kalabilirdi. Eylemse Hasan'ı gözünün ucuyla takip ederken çizgi filmlerdeki sinirden baştan ayağa kıpkırmızıya dönüp kulaklarından duman çıkaran karakterlere benziyordu.

"O çocuğun kafasına bugün bir kez top geçirmeden bu oyun bitmeyecek!" Eylem iyice hırslanmış bir şekilde dişlerini sıkarak konuştu ve gelecek topu bekledi.

Emir tekrar servis atmaya gitti ve topa vurmak için havaya fırlattığı sırada Açelya tüm gücüyle "Atamıyor!" diye bağırdı. Dikkati dağılan Emir topa vuramadı ve top fileye bile ulaşamadan kendi sahalarına düştü. Ve Açelya sinirle ona dönen Emir'e gülümsedi ve ardından öpücük attı. Kudurtma makinesi olarak ücretsiz işe başlamıştı.

"Kız oynamadan bile seni yeniyor kardeşim." Hasan sırıtarak Emir'in omzuna vurdu.

"Yenilmeyeceğim!" Emir hırsla yerden topu aldı ve başlaması için karşı tarafa fırlattı. O sırada Rüya ve Laven Açelya'ya tezahürat yapıyorlardı. Eylem topu yakaladı ve servis atışı yapmak için yerine geçti. Hâlâ siniri canlı olan Eylem gözlerinden ateş fışkırarak Hasan'a odaklandı ve bu maç sırasındaki en hızlı vuruşu yaptı. 5V hızıyla uçan top Tsubasa'nın topu misali yatsılaşıp arkasından ateş kıvılcımları saçarken Hasan'a doğru yol aldı. Hasan topu karşılamak için eğildi ve manşet atmaya hazırlanarak ellerini öne doğru uzattı. Fakat gözden kaçırdığı bir şey vardı. Bu top nefretle, hırsla, intikamla havalanmıştı. Top Hasan'ın tüm pozisyonunu hiçe sayarak eğdiği başına çarptı ve Hasan dengesini kaybedip yere düştü.

Hasan hırsla başını yukarı kaldırdı ve konuşmaya başladı. "Neden cool bir karakter olmama izin vermiyorsun?! Ben bu hikayenin baş karakteriyim!" Sonra derin bir nefes alıp hiçbir şey olmamış gibi ayağa kalktı.

Zevkten dört köşe olan Eylem sırıtarak Hasan'a baktı. "Hah, topun nasıl atılacağını gördükten sonra anca böyle kendi kendine konuşursun."

"Yes be! 2-2 olduk!" Oyuncudan çok ponpon kız görevi yapan Rüya ve Laven zafer dansı yapıyorlardı. Açelya bile onlardan daha çok oyuncu gibi hissediyordu.

"N'oldu Hasan? Bak, sayı goes to girls!" diye bağırdı Laven zafer dansının sonlarına doğru.

"Üzülmeyin diye size 2 sayı kazanma şansı verdik. Bundan sonra gözünüzün yaşına bakmayacağız!" Emir hırsla bağırdı. Gerçekten de o saatten sonra hiçbir sayı almalarına izin vermedi. Açelya'nın bağrışları bile bir işe yaramadı. Set 25-3 bitti. Ve 3. sayılarını da Çetin'in "Elime hiç top değmedi bu servisi ben kullanacağım." diye sızlanıp Rüya için bilerek topu fileye atmasıyla kazandılar.

Açelya hırsla oturduğu yerden kalktı ve sahaya doğru yürümeye başladı. Kızların yanına vardığında ellerini beline koymuş azarlama modunu açmıştı bile. "Üç yaşındaki kız kardeşim bile sizden daha çok sayı yapardı! Madem toptan korkuyorsunuz niye iddiaya giriyorsunuz?!" Rüya ve Laven başlarını öne eğmiş Açelyayla göz göze gelmemeye çalışıyorlardı. İlginç bir şekilde Açelya da Eylemle göz göze gelmemeye çalışıyordu. Çünkü Eylem o kadar sinirli görünüyordu ki dokunsan küle dönebilirdin.

Açelya arkasını döndü ve zaferle gülümseyen çocuklara baktı. Tam ağzını açıp bir şeyler söyleyecekken Emir söze girdi. "Bu kadar felaket bir takım olacağınızı düşünmemiştim. Bu sefer size bir şans tanıyıp 4 kişi oynamanıza izin vermeye karar verdik. Siz 4 biz 3 kişi olacağız. Gerçi siz 4 biz 1 kişi bile olsak sizi yeneriz de neyse." Emir'in lütfeder gibi konuşması karşısında Açelya da artık bir Eylem parçasına dönüştü. Bu oyunu onlara yedirecekti.

"Pekala, öyle olsun. Biraz oyun görün o zaman." Açelya elinden geldiğince sakin konuşmaya çalıştı. Rüya ve Laven Açelya'nın oyuna girmesinden dolayı yeni bir zafer dansına başladılar. Eylem de kendini zar zor sakinleştirip yeni duruma adapte olmaya çalıştı ve maçtan önce Açelyayla ısınmaya başladı. Aynı zamanda nasıl oynayacaklarına dair planlama yapıyorlardı.

"Geçen oyundaki gibi Rüya Çetin'in karşısında dursun. Bu geçen tüm oyun boyunca gösterdiğiniz en başarılı hareketti. Laven sen de yine aynı yerinde dur dikkat dağıtacak şeyler yap. Artık burasını senin hayal gücüne bırakıyorum. Ben ortada duracağım ve Eylem de arkamda durup benim boyumun yetmediği topları kurtaracak. Laven ve Rüya eğer top size doğru gelirse öleceğinizi bilseniz dahi toptan kaçmayacaksınız! Duydunuz mu beni? Elinizi kolunuzu bacağınızı artık nerenizi kaldırıyorsanız kaldırın ve o topa vurun! Ve bana paslayın! Anladıysanız başınızı sallayın!" Rüya ve Laven hızla başlarını salladılar.

"Peki ya topa vuramazsak?" Laven korkarak Açelya'ya baktı.

"O zaman kendinizi vurun." Eylem tıslayarak gerekli cevabı verdiğinde Laven korkuyla Rüya'ya baktı. Ama Rüya'nın da ondan aşağı kalır yanı yoktu.

"Üstümüzde bu kadar baskı uygulamanız hiç hoş değil." Laven son direniş gücünü ortaya koydu ama maalesef çok da başarılı olamadı. "Onu bu iddiaya girmeden önce düşünecektiniz. Bizi bir savaşa soktunuz ve kazanmamız için elinizden gelen her şeyi yapmak zorundasınız. Bu savaşta her şey mübahtır!" Açelya konuşmanın sonuna doğru gaza geldi ve yumruklarını havaya doğru savurdu. Bu sefer diğer kızlar da gaza geldiler. "Bu savaşı biz kazanacağız!" Rüya gaza gelip tüm holiganlığıyla salonu inletti.

Açelya etrafındakilerin gaza gelmişliğinden memnun ısınmaya ve taktik vermeye devam etti. Kendisi de voleybolda çok başarılı değildi. Ama en azından topları karşılayabiliyor ve sağlam vuruş yapabiliryordu. Ayrıca şu an damarlarında fokurdayan kızgın kan içindeki adrenalini canlı tutuyordu.

"Yazık. Bu kadar heveslenip yenilince çok üzülecekler." Emir acıyarak slagon atıp hırslanan kızlara baktı. "Bir de üstüne üstlük bize yemek ısmarlamak zorunda kalacaklar."

"O'na güvenmiyorum. Kendinden bu kadar emin olma." Hasan yine ters ters yukarı bakarak konuştu.

"O kim be? Ayrıca sen niye sürekli yukarı bakarak konuşuyorsun? Cinli misin sen?" Çetin kaşlarını çatarak Hasan'a baktı.

"Daha önce de söylediğim gibi layık olmayanlar bilemez. Thor'un çekici kuralı, unutma. Ayrıca O cin gibidir evet." Sonra kendi kendine kahkaha atmaya başladı Hasan.

"Senin için psikiyatri randevusu alacağım. Kendini yazarla konuşan bir roman karakteri sanmayı ne zaman bırakacaksın?"

"Aklının almadığı gerçeklikler hakkında yorum yapmamalısın Emir. Ayrıca yazarla konuşmamın dışında bu hikayenin başrolü olduğumu da bilmeni isterim." Hasan acır bakışlarla bakıp elini teselli etmek ister gibi Emir'in omzuna koydu.

"Şimdi sen bana diyorsun ki bir hikayenin içindeyiz ve başrol sensin?" Emir kahkaha atmaya başladı ve baştan ayağa Hasan'ı süzdü. "Senin için üzülüyorum, kardeşim." Bu sefer acır bakışlarla bakıp teselli etmek için Hasan'ın omzuna elini koyan Emir'di. "Neyse bu kadar boş yeter. Kazanmamız gereken bir maç var. Dikkatimizi vermemiz gereken konu bu."

"Valla başkan, benim için fark etmez. Ben her türlü kazanıyorum. Hatta Rüyaşkım kazanırsa mutlu olur, ben de mutlu olurum." Çetin yine maçtan sonra beraber yemek yiyeceklerinin hayaline dalıp hülyalı hülyalı etrafı seyretmeye başladı.

"İyi de bu maçı Rüya senin top oynayışını görsün diye oynamıyor muyuz? Kendini salma, oyuna odaklan!" Emir, Çetin'e karşı elindeki son kozu oynadı.

"Aslında haklısın. Evet evet..." Çetin biraz daha düşündü. "Ama o benim iyi top oynamadığımı düşünüp mutlu oldu. Ben şimdi ona oyunumu gösterirsem üzülmez mi?"

Hasan elini alnına vurdu. "Seni görünce kaçan bir kız için bu kadar düşünmen ne kadar doğru? Bence senin bir terapiye gitmen lazım."

"Kafasını sürekli havaya kaldırıp görünmez biriyle konuşan birinden tavsiye almak istemiyorum. Ayrıca Rüyaşkım hakkında düzgün konuş. O çok iyi bir insan olduğu için bana umut vermekten kaçıyor."

Hasan tam Çetin'e cevap verecekken karşı taraftan bir ses duyuldu. "Eee? Ne kaynatıp duruyorsunuz? Bu kadar mı korkuyorsunuz bizle oynamaya?!"

Emir, Eylem'in sözlerine sadece gülmekle yetindi. "Az önce ağzınızın payını yeterince verdiğimizi düşünüyorum. Hemen maça başlayalım ve yemeğe gidelim. Kurt gibi açım. Zaten bu son oyunumuz olacak!" Hasan kendinden emin sözlerle köşede duran topu aldı ve servis atacağı noktaya geldi. Bu sefer oyuna ilk erkekler başlayacaktı.

Hasan topu havaya atıp vurdu ve top havalandı fakat beklediğinden aşağıda vurduğu için top fileye çarpıp karşı takıma ulaşamadan yere düştü.

"Boş laf yapacağına icraat görelim! Benim kurt gibi acıkmam için iki oyun daha şart!" Laven karşı takımı sinirlendirme girişimlerine başarıyla başladı.

İlk sayının kızlara gelmesi kızlar için büyük bir motivasyon oldu. Bu sefer servis kullanmak için Eylem topu aldı. Açelya servis vuruşlarına çok güvenmiyordu bu yüzden Eylem'in servisleri kullanmasını önermişti. Eylem topu attı ve başarılı bir şekilde karşı takıma ulaştı. Emir topu karşıladı ve Çetin'e pasladı. Çetin tam topu filenin karşısına atacakken dikkatini dağıtmaya çalışan Rüya'nın tuzağına düştü ve odağını kaybederek topu fileye çarptırdı. İkinci sayının da kızlara gitmesi sonucu Laven ve Rüya hemen ponpon kız moduna girip dans edip slogan atmaya başladılar.

"Domatesin çekirdeği kırmızı kırmızı! Domatesin çekirdeği kırmızı kırmızı! Kızlar bu dünyanın yıldızı yıldızı! Kızlar bu dünyanın yıldızı yıldızı!"

"İlkokul marşınızı bitirin de şu topu atın artık. Size 2 sayı hediye ettik diye kına yakmadığınız kaldı!" Emir iyice hırslanmış kızların susması için bağırıyordu. Yenilmeyecekti.

"Aman sen de ne mızmızlandın. Atıyoruz topu sen karşılamaya bak!" Ve Eylem tüm gücüyle yeni bir servis vuruşu yaptı. Biraz fazla sert vurduğu için top karşı takıma uçmakla kalmamış sahanın dışına çıkmıştı. Böylelikle erkekler ilk sayılarını almış oldu.

Emir servis atışı yapmak için topu aldı ve geçen oyunda da sergilediği gibi çok iyi bir servis atışı yaptı. Açelya zar zor gelen topu kurtardı ve hemen karşı takıma attı. Bu sefer Emir topu yakalayıp Açelya'ya gönderdi. Bundan sonraki oyunların çoğu Açelya ve Emir arasında bir Rusya Amerika yarışına dönmeye başladı. Top havada o kadar hızlı gidiyordu ki V değeri ışık hızındaydı ve karşı takıma varana kadar zaman yolculuğu yapıyordu.

Maç 23-24 olmuştu ve kızlar öndeydi. Eğer bu sayıyı da alırlarsa bu seti kızlar kazanmış olacaktı. Bu süre boyunca sayı kazanmak için birçok taktik deneyen kızlar bazılarında başarısız olsa da çoğunda başarı yakalamıştı. Laven bir ara Hasan tam topa vuracakken "Aaa! Ayağım!" diye bağırmış karşı takımın dikkatini dağıtmıştı. Bazen oyun ortasında durduk yere "Aaa! Bir kuş gördüm sanki!", "Aaa! Uzaylılar tarafından istilaya uğruyoruz galiba!", "Aaa! İmdat adam kaçırıyorlar!" diye bağırmaları karşı takımın sinirlerini bozmuştu. Hatta oyun ortasında bir tür sözlü savaş da gerçekleşmiş kaybeden erkekler olmuştu. Rüya zaten Çetin'in dikkatini hiçbir şey yapmadan bile dağıttığı için o taraftan bir sürü sayı kazanmışlardı. Kaybettikleri sayılar genelde karşı takımın Rüya ya da Laven'in tarafına attığı toplar yüzünden olmuştu. Bazı yumuşak gelen topları kurtarmayı başarabilseler de genelde hep toptan kaçmalarıyla sonuçlanmıştı.

Laven ve Rüya karşı takımı daha da çok sinirlendirmek için her sayı kazandıklarında bağıra bağıra tezahürat yapmaktan da geri kalmamışlardı. Hatta arada tezahüratlara Açelya ve Eylem de çoşkuyla eşlik etmişlerdi.

"Seksen seksen yüz altmış

Allah bizi yaratmış

Erkekler uyurken

Kızlar size gol atmış!"

"Ooooo kızlar buraya

Yumruk havaya!"

"Erkekler evine

Voleybol senin neyine!"

Kızlar erkeklerin 24 olmasına izin vermeden bu sayıyı da kazanmalılardı. Eylem servis atışını yaptı ve Emir topu karşılayıp Hasan'a pasladı. Hasan sayıyı garantilemek adına Laven'in olduğu tarafa topu attı. Açelya "Laven kaç!" diye tüm gücüyle bağırıp -Açelya bağırmasa bile Laven çoktan kaçmaya başlamıştı- Laven'in olduğu yere ışınlandı ve topa öyle bir vurdu ki salonda şak sesi yankı yaptı. Başarılı smaç vuruşu daha kimse ne olduğunu anlamadan erkeklerin sahasının içine düştü. Her şey hızlı çekimde gerçekleşmiş gibiydi. Birkaç saniye herkes ne olduğunu anlamaya çalışır gibi baktıktan sonra Laven ve Rüya "Kazandık!" diye çığlık çığlığa bağırmaya başladılar.

Laven holiganlık ruhuna tamamen girip Çetin'e doğru bağırmaya başladı. "N'oldu bir avuç fıstık sesinizi kıstık!"

"Daha maç bitmedi, birazdan yenilince ağlama ama."

"Sen bir kere sayı at da görelim!" Rüya yine Laven'i savunmak adına Çetin'e laf attı.

Çetin yine Rüya'nın kendisiyle durduk yere iletişime geçmesi sonucu şoka girdi ve cevap vermeyi unutup hayal alemine daldı.

Emir elini terli saçlarının arasından geçirip Açelya'ya bakarak "Yenildim." diye mırıldandı.

"Merak etme son yenilgin olmayacak." Hasan gülümseyerek su içmeye eşyalarının olduğu tarafa yürümeye başladı.

"Bu çocuk iyice saçmalamaya başladı." Kafasını olumsuz anlamda salladıktan sonra Hasan'ın arkasından bağırdı. "Bana da su getir!"

Son set başlamadan önce takımlar yine aralarında her zamanki taktiklerini konuşmaya birbirlerine gaz vermeye başladı. Bu sefer geçen seferden tek bir fark vardı.

"Rüya bana sayı at da görelim dedi. Bu oyun Rüya için şov yapacağım."

"Aslında o manada dememişti ama neyse aynen böyle devam. Görelim seni! Sen oynarsan net kazanırız." Emir'in keyfi yerine geldi. Her şekilde bu oyunu alacaklardı.

Son sete başlamak için herkes yerlerini aldı. Hepsi yorulmuş ve acıkmıştı ama kazanma hırslarının yanında pek de bir önemi yoktu. Maç tüm hızıyla başladı. İlk servis atışını kızlar yaptı Çetin beklenmedik bir şekilde topu karşıladı ve karşı takımın sahasına atıp ilk sayıyı aldı. Erkekler Çetin sayesinde üst üste 5 sayı alınca kızların morali bozuldu.

"Kızım bir şey yap kıvırt mıvırt habitatına özgü kabile dansını falan yap yenileceğiz!" Eylem dehşetle Rüya'yı sarsmaya başladı.

"Saçmalama! Benim habitatıma özgü kabile dansım öyle her yerde herkesin önünde yapılamaz. Biraz saygı!"

"Başlatma saygına şimdi bir şeyler yap!" Rüya cevap veremeden karşı taraftan gelen top başının üstünden geçti ve dikkati dağıldı. Top sahanın içine düşmüş bir sayı daha kaybetmişlerdi. Rüya yuvarlanan topun arkasından koştu ve topu eline aldı. Karşı tarafa filenin arkasına baktı sonra tekrar elindeki topa baktı. Topu havalandırıp ayağının ucuyla topa sertçe vurdu ve şaşkınlıkla topun havada süzülmesini izledi.

"Başardım! Topa vurabildim!" Rüya topla olan münasebetini bir adım ileri taşıma sevinci yaşarken topun havada bir peri gibi süzüldüğünü düşünen Çetin hülyalı hülyalı topu seyrediyordu. Oysa top peri masalından çok korku filminden fırlamış bir canavar edasıyla son sürat Çetin'in suratına çarptı. Ağır çekimde yere devrilen Çetin bir yandan eliyle burnunu tuttu. Kanıyordu. Kanı gören herkes Çetin'in başına koştuğunda Rüya şoka girmiş bir şekilde olduğu yerde kalmış gözleri dolmuştu.

"Çetin! İyi misin?" Emir Çetin'in başına çökmüş elini burnundan çekmeye çalışıyordu.

"Yoktur bir şeyi, onun burnu sürekli bir yerlere çarptığı için hep kanıyor." Laven de Çetin'in diğer tarafına çömelmiş Çetin'i kalk dercesine dürtüyordu.

Rüya kendine gelip gözünden akan yaşlarla Çetin'in yanına koştu. "Öldü mü öldü mü?!"

"Koş koş! Hemen kalp masajıyla suni teneffüs yapman lazım!"

"Ama ben bilmiyorum ki nasıl yapıldığını." Rüya ağlayarak Hasan'a baktı.

"Of kızla dalga geçmeyi bıraksana." Açelya sinirle Hasan'a baktı. Sonra Rüya'yı sakinleştirmek ister gibi kolundan tuttu. "Rüya sen de kendine gel, kimsenin öldüğü falan yok!"

"Ama ama... Çok kan vardı." Rüya kan kelimesini kullandığı an daha çok ağlamaya başladı. "Kullanmayı bilmediğim bir topla katil olamam. Katil olmak için katanalar, baltalar varken..." Rüya birden ağlamayı kesip baltalarla öldürme sahneleri düşünüp gülmeye başladı.

"Yok abi yok! Benim bir tane düzgün arkadaşım yok! Al bak, öldü diye ağladığın çocuğun sıfatına bak!" Çetin yerde oturur pozisyona geçmiş gülerek etrafa bakıyordu. Burnundan akan kanlar dişine bulaşmış filmlerdeki psikopat karakterlere benziyordu. "Kalkın da yemeğe gidelim bari. Çok acıktım." Açelya arkasını döndü ve eşyalarının olduğu tarafa doğru yürümeye başladı.

"Eee maç daha bitmedi. Kaybedeceğini anlayınca kaçıyor musun?" Emir yerden kalktı ve Açelya'nın arkasından seslendi. Açelya arkasını dönüp Emir'e baktı. "Sence şu tayfa..." Açelya eliyle yerde dört bir yana savrulmuş arkadaşlarını gösterdi. "Maça devam edebilir mi?" Emir de yerdeki arkadaşlarına baktı.

"Haklısın. O zaman bu maçı berabere bitmiş sayalım." Elini anlaşmak için Açelya'ya uzattı Açelya da uzattığı eli tutup sıktı.

"Hey! Kimin doblosunu satıyorsunuz?" Çetin doblocu enişteler gibi el sıkışan Açelya ve Emir'e bakıp gülmeye başladı.

"Maçı bitirdiğin için senin dobloyu sattık. Kalk da elini yüzünü yıka, yemeğe gidiyoruz." Emir de Açelya'nın arkasından eşyaların olduğu tarafa doğru yürümeye başladı.

"Yemek mi?" Laven, Çetin, Rüya ve Hasan şaşkınlıkla ve sevinçle bağırıp oturdukları yerden fırlayıp Emir ve Açelya'nın arkasından koştular. Eylem de yerden kalkıp Rüya'yı durdurdu. "Helal lan sana! Maçı kaybetmeden bitirecek noktayı koydun. Bu kadarını beklemiyordum."

Rüya korkuyla etrafına baktı. "Valla bilerek yapmadım. Yanlışlıkla oldu. Hem öldürmek istesem balta kullanırdım."

"Aman," Eylem elini salladı. "Ne olduysa oldu. Sonuç olarak oyundaki en başarılı sayıyı attın." Sonra Eylem arkasını döndü ve hazırlanmak için soyunma odalarının olduğu yöne doğru yürümeye başladı. Rüya da arkasından koşarak onu takip etti.

🧠🧠🧠🧠🧠🧠🧠🧠

Hepsi hazırlanmış okuldan çıkmışlardı. Okulun ilerisinde restoranların olduğu caddede yürüyorlardı. "Eee ne yiyeceğiz?" Laven hevesle sordu.

"Bilmem ki? Bana fark etmez." Rüya omuzlarını silkti.

"Döner yiyelim!" Açelya heyecanla bağırmıştı. Gerçi şu an her şeyi yiyebilirdi sadece fikir atmak için bağırmıştı.

"Bence pideciye gidelim." Emir farklı bir fikir atmıştı.

"Çiğköfte!" Çetin de yemek kervanına katıldı.

Bu sefer yemek için bir kaos ortamı oluştu. Birinin dediğini diğeri istemiyordu.

"Pizza yiyelim. Daha da itiraz istemiyorum. Çok açım hayır diyeni yerim!" Laven artık çok aç ve sinirliydi.

"Tamam... Evet evet... Pizzacıya gidiyoruz. Değil mi? Millet?" Çetin korkuyla Laven'e bakmaya başladı. Aç ve sinirli Laven şu hayatta en çok korktuğu şeylerden biriydi.

Çetin'in korkulu gözlerini gören herkes itiraz etmeye çekindi. Zaten artık hepsi aç ve sinirliydi. Ayrıca çok da yorulmuşlardı. Pizzacıya girdiklerinde bu sefer de ne yiyeceğiz kavgası başladı.

"Bence herkes kendine bireysel alsın." Hasan'ın fikrini Çetin ve Emir de onaylayarak başlarını salladı.

"Şey..." Açelya utanarak başını eğdi. "Benim cebimde sadece 5 lira var." Cebinden buruşmuş 5 lirayı çıkardı ve elini öne uzatıp avcunu açıp parayı gösterdi.

"Eee... Benim de 2 liram var." Rüya da avcundaki parayı Açelya gibi elini öne uzatıp gösterdi.

"Bende de 13.5 lira var." Dedi Eylem.

"Maçı kaybedip yemek ısmarlayacak kişilere göre ne kadar da çok paranız varmış." Hasan düşünceli bir şekilde önüne uzanmış paralara bakıyordu.

"Kaybetsek bile -ki kaybetmedik- hemen yemek ısmarlamayız başka bir gün yemeğe gideriz diye düşündüm." Açelya kendini haklı çıkarmak için argümanlarını sıralamaya başlamıştı.

"Neyse..." Emir elini başına atıp saçlarının içinden geçirdi. "Ortak alalım o zaman. Sonuçta berabere kaldık."

"Ben sucuklu istiyorum!" Çetin konunun daha fazla uzamasına engel olarak bağırdı. Küçük bir arbededen sonra artık kararlar verilmiş pizzaları beklemek için bir masaya oturmuşlardı.

Masada derin bir sessizlik vardı. Kimse ne konuşacağını bilmiyordu. Sessizliği pizzaların hazır olduğuna dair olan çağrı bozdu.

"Ben alırım!" Hasan masadaki gergin ortamdan kaçarak tezgahtan iki tepsiyi alıp masaya doğru yürümeye başladı. Tepsileri masaya bırakıp diğer iki tepsiyi de almaya tezgaha gitti. Tepsileri aldıktan sonra tekrar masaya yürürken annesiyle sipariş vermeye gelen küçük bir çocuk Hasan'a çarptı. Dengesini kaybeden Hasan biraz önce silindiği için kaygan zeminde ayakta duramadı ve tepsilerle birlikte yere düştü. Yere düştükten sonra havaya uçan pizzalardan biri başının üstüne düştü. Ağır çekimde gerçekleşen bir komedi filmi sahnesi gibiydi her şey.

Hasan başını kaldırdı ve ona bakan 5 kişiye ve pizzam gitti diye ağlayan Laven'e şaşkınlıkla bakakaldı.

Bölüm sonu

7 yorum