Kırmızı şapkanın yeniden doğuşundan sonra okulda fark edilmesi kolay bir değişim olmuştu. Koridorlar daha renkli, öğrenciler daha neşeliydi. Ya da belki Ütüsüzler Takımı'nın gözünde her şey güzelleşmişti. Kim bilir?
Ama ne olursa olsun bu huzurlu hava uzun sürmedi.
Ertesi gün okul hoparlöründen bir anons duyuldu:
"Tüm öğrencilerin dikkatine! Okul disiplinini artırmak amacıyla Kusursuz Giyimli Öğrenci Müfettişleri ekibi kuruyorum. Ütüsüz, dağınık, kurallara aykırı görünümler bu ekip tarafından tespit edilecektir."
Damla, Berna ve Şeyma kantinde tostlarını yerken donup kaldı. Damla'nın tostunu ısırdığı anda duyduğu bu anons, ağzındaki ekmeği yanlış yere gönderecek kadar şok ediciydi.
"Öhöm!" diye öksürdü. "Bu... Bu ne demek oluyor?"
Berna kaşlarını kaldırdı.
"Sanırım avlanıyoruz."
Şeyma ciddi bir ifade takındı.
"Yani artık sadece kuralları değil, gömleğimizi de izliyorlar."
Tam o sırada sahnenin girişinde Seda belirdi. Müfettişlerin başında, elbisesi ütülü, saçları tokalı, yüzünde zafer gülümsemesi. Yanında, kusursuz giyimli, ellerinde not defterleri olan iki öğrenci.
"İşte," diye fısıldadı Damla, "Ütüsüz Avcıları."
Seda kaşlarını kaldırarak Damla'ya baktı.
"Hazırsın herhalde. Bugün hiçbir buruşukluk gözümden kaçmayacak."
Ama içinden geçen şeyi duysanız... "Keşke bazen benimkini de görmesem" diye düşünüyordu. Ama bunu nasıl söyleyebilir di?
Damla gözlerini devirdi.
"Ben buruşukluğu saklamıyorum ki, gururla taşıyorum."
Berna ve Şeyma Damla'nın iki yanına geçti.
Şeyma: "Yalnız değilsin."
Berna: "Ayrıca tişörtümün ters olması bir kabahat değil, bir tercihtir."
Damla gülümsedi.
"Tamam takım. Sakin. Bu sadece biraz fazla düzen."
Ütüsüzler Takımı, Kayıp Renkleri bulmak için daha dikkatli olmalıydı. Güvenli bir buluşma yeri lazımdı. Müzik Odası!
"Neden müzik odası?" diye sordu Berna.
"Çünkü orada gürültü normal. Biri bağırsa 'şan dersi', biri zıplasa 'ritim çalışması' zannederler."
Şeyma onayladı.
"Kaşık da perküsyon sayılır."
Üçü müzik odasına geçti. Damla çantasını açtı, haritayı çıkardı.
Küçük Kırışık heyecanla seslendi:
"Bakın! Haritanın kenarında neredeyse silinmiş bir not var! 'Gerçek renkler, gerçek olmayanın ardında saklıdır.' Bu ne demek?"
Berna gözlerini kıstı. "Bu resimle ilgili bir şey olabilir mi?"
Tam o sırada pencere camı tıkırdadı. Üçü aynı anda irkildi.
Seda ve ekibi onları bulmuştu.
"Hıh! Kural dışı toplantı ve ütüsüz gömlek!" diye bağırdı Seda.
Damla bir yandan haritayı toplarken diğer yandan cevap yetiştirdi:
"Fısıltılı müzik. Yeni bir tür."
Şeyma kaşığıyla ritim yaptı.
"Tıp tıp. Kaşık perküsyonu!"
O sırada Şeyma'nın kaşığı saçından fırlayıp yere düştü. Kaşık manyetik bir çekimle piyanonun altına yapıştı.
"Kaşığım!" diye haykırdı Şeyma.
Berna hemen yere yattı ve piyanonun altına baktı. "Bu sadece bir kaşık değil! Buraya yapışmış çünkü altında manyetik bir şey var!"
Zorlukla ulaşıp paslanmış, minik bir pusula çıkardılar. Pusulanın iğnesi, normalde kuzeyi değil, okulun eski resim atölyesini gösteriyor gibiydi. Üzerinde "YÖN BULUCU" yazıyordu.
Şeyma şaşkınlıkla:
"Bu çok havalı!" deyiverdi.
Berna:
"Normalde kuzeyi göstermesi gerekmez mi?"
Seda içeri girmek üzere kapıya yönelince Damla pusulayı cebine attı ve takıma seslendi:
"Acil kaçış planı! Pencere!"
Müzik odası zemin kattaydı. Üç kafadar pencereden atlayıp çiçeklerin arkasına saklandı. Seda içeri girdiğinde sadece rüzgârla hafifçe sallanan perdeyi bulabildi.
"Kaçtılar," diye homurdandı. "Ama pes etmeyeceğim!"
O gece Damla yatağında pusulaya baktı. Aklında o not vardı. "Gerçek olmayanın ardında." Belki bir tablonun arkasında bir şey saklıydı. Belki gizli bir kapı.
Ütüsüzler Takımı, hem Kayıp Renkleri bulacak, hem de üstlerindeki müfettişlerden kurtulmanın yolunu bulacaktı. İkisi birden.