İçeriğe geç

Utku

Bölüm 5 · 6 dk okuma

Utku

Bölüm 5

Bölüm 5

Uzun süren konuşmanın ardından Armando beni ikna etmişti. Ve ablamı bilgilendirmiştim. Armando tuvalete gitmişti. Ve ben de onun zipposunu yakıp söndürüp yakıyordum. Armando yanıma tekrar geldiğinde üstünde hiçbirşey yoktu, altında ise gri bir eşofman altı vardı. Kapıya yaslandı ve ilk önce beni süzdü. Ben de onu... karın kasları bu kadar belirgin olmamalıydı. Bana gözünü kırptıpında bakışlarım yüzüne çevrildi. 'Gel seni kalacağın odaya götüreyim' dedi. Kafamı tamam anlamında salladım. Onu takip etmeye başladım. İkinci kata çıktık. Koridorun sonundaki oda onun olmalıydı. Benim odam ise onun odasının solunda kalıyordu. Oda ne büyüktü ne küçük. Solda duvara yaslanmış bir çift kişilik yatak vardı. Hemen karşısında bir dolap ve kapının yanında ise makyaj masası. Yatağa biraz ilerlediğimde spor sütyeniyle kısacık gri bir şort vardı. Armando 'hım, bi tek bunları bulabildim. Rahat edebilmen için bunları giy, yatarken üstüne benim tişörtlerimden bir tane giyebilirsin' dedi. Teşekkür ettim ve alt katta beni beklediğini söyledi. Kapıyı kapattım. Ve siyah sporcu sütyenle gri kısacık şortu giydim. Çıkarttığım kıyafetlerimi dolaba yerleştirdim. Makyaj masasının aynasından kendime baktım. Benim de onun ki kadar abartı olmasa da epeyce karın kaslarım vardı bi kere! Kol kaslarım ve bacak kaslarım da bir çok kadını geçerdi! İç çektim ve aşağı indim. Armando beni görünce kaşlarını kaldırdı ve oturduğu koltuktan kalkıp yanıma geldi. 'Tam olmuş!' Dedi. Kıkırdadım ve 'eve attığın kadınlardan birinin miydi?' Dedim. Bakışları bir anda donuklaştı ve kafasını sola doğru eğdi. 'Sakın bir daha bu konu hakkında bir daha konuşma. Ayrıca eve kız atmayı sevmem. Bu eve giren ilk kadın bile olabilirsin. Değerini bil' dedi ve göz kırptı. Eski neşeli Armando geri gelmişti. 'Ee yemekte ne yapalım' dedi. 'Hımm, istediğini yap!' Dedim. 'Yok ya, yardım edeceksin sen de!' Dedi. Gözlerimi devirdim. 'Peki ama ne yapacağız?' Dedim. Buzdolabını açtı. Biraz baktı ve gözlerini bana çevirdi. ' 2 sporcu ne yer ki? Aa biftek vardı. Yer misin?' Dedi. 'Olur!' Dedim neşeli bi ifadeyle. Buzluktan biftekleri çıkardı. Erleri tezgaha koydu ve eline telefonunu aldı. 'Ne tür şarkılar dinlersin?' Dedi. Bir süre düşündüm. 'Sen aç ben beğenirsem dinleriz' dedim cevap bulamayınca. Bir kaç dakika sonra Slow Down şarkısı çalmaya başladı. Bu şarkıya bayılıyordum. O yağı dökerken ben şarkıya eşlik etmeye başladım, but coming down is all ı ever do, babe, yeah

and ı'm so down if you're ready

ama bunlar yetmeyince en güzel kısmında elime aldığım tahta kaşıkla devam ettim

but girl ı got the feeling that you know how

but girl ı got the feeling that you know how

you're borried in the pillow

bu kadar yeterdi. Bağıra şarkı söylediğim ağzıma Armando yarım ağız sırıtarak bakıyordu. Elimdeki kaşığı bıraktım ve ben de kahkaha atmaya başladım. O sırada o etleri pişiriyordu. Bana gözleriyle gösterdiği dolabı açtım ve ikimiz içim tabaklar çıkarıp masaya yerleştirdim. Ve çatalla bıçak da koydum. Ben masaya oturduğumda Armando bir elin de tava, bir elinde maşa ile masaya yaklaştı ve etlerimizi tabaklarımıza koyup, tavayı ocağa geri bıraktı. O sırada ben de içkilerin olduğu yere gittim. Vitrini açtım ve içine bakmaya başladım. Etin yanına şarap giderdi. Herhalde. 'İçki içmediğini söylemiştin' dedi. 'Hiç içmediğimi söylemedim, tercih etmediğimi söyledim. Ayrıca içelim ne olacak' dedim ve elime güzel şişeli bir şarap aldım. Armando bana yaklaştı ve 'o çok ağır' dedi ve içkiyi elimden alıp, vitrine geri koydu. Eline bir şarap alıp vitrinin camını kapattı. Şarap bardaklarına şaraptan koydu. Ve 'afiyet olsun ' dedi. 'Ellerine sağlık' dedim. Şarabımdan bir yudum aldım

Şarap gerçekten güzeldi. Güzel olduğu kadar da hafifti. Şarabımı yanıma koyup etime başladım. Kesmekle uğuraşmayıp. Bir kısmını direkt aözıma attım. 'Et ve şarabı beğendin mi?' Diye sordu Armando. Ağızım dolu olduğu için kafamı yukarı aşağı salladım. Armando büyük ihtimalle halime yarım ağız gülmeye başladı. Ve o da etine devam etti. Yemeğimizi kısa sürede yedik. Armando bulaşıkları bulaşık makinesine koyarken ben de şarabımın son damlasını içmeye çalışıyordum.

Dimine kadar içtiğim, utanmasam içini yalamaya çalışacağım boş şarap bardağını tezgaha koydum. 'Yardım edeyim mi?' Dedim. Kahretsin ki aşırı seksi görünüyordu. 'Yok gerek yok' sen istediğini yapabilirsin zaten akşam oldu neredeyse 2 saat sonra yatarız' dedi. Ne? Gerçekten mi? Saat daha 7'ydi ve iki saat sonra 9 oluyordu. Ben bebekken bile bu saatte yatmıyordum! İstemsiz ağzım bi karış açıldı ve saati kontrol etmek için duvara baktım. Hayır gerçekten yediydi! 'Ne!' Diye istemsiz bir şekilde bağırdım. Armando bu sefer bi kahkaha attı. Gülmeye devam ederken 'ciddi değildim' demeye çalıştı. Ama başaramadı. Ben de hafif bir kahkaha attım. 'Ben genelde 5-6 saat uyurum' dedim. Bu sefer o 'ne!' diye bağırmıştı. İç çektim ve koltuğa uzandım. 'Gerçekten mi?' Dedi. Bunu söylemek istemiyordum çünkü genelde insanlar bunu duyunca iki saat şaşırıp, iki saat sorular soruyorlardı. En sonunda Armando benim onu dinlemediğimi anlamış olacak ki yanıma uzandı. 'Ne yapalım istersin?' Diye sordu. 'Bilmem, film izleyebiliriz?' Dedim. Biraz düşündü 'tamam listemde güzel bir dizi var' dedi. Dizi mi? 'Dizi mi?' Dedim. 'Mini dizi açabiliriz eğer birkaç saat uyuyorsan' dedi imali bir biçimde. Nefesimi sesli verdim. O sırada Netflix'i açıyordu. 'The 8 show' adlı bir Kore dizisi açtı.

Bölümler bir saatti ve biz 2. Bölümü bitirmiştik. Arada sırada durdurup, 8 numara'nın ne kadar mal olduğunu, favori karakterimizi -benimki 2, onun ki 7- falan konuşuyorduk. Bazen kat 7'nin yaptığı Malkoç'ları gösterip ona gıcıklık yapıyordum. Biz ne ara Hu kadar yakınlaşmıştık? Hiç bir fikrim yoktu! Ama bu yakınlığı sevmiştim. Armando çok kafa bir adamdı. 'Seni sevdim nasıl yanlız olabiliyorsun? Yakışıklısın kafa dengisin' dedim 3. Bölümü durdurarak. Armando kafasını bana çevirdi. Ve şapşal bir şekilde güldü. 'Aslı sen nasıl yalnızsın? Güzelsin, güzel bir vücudun var, kafasın ve bir kadına göre oldukça havalısın' dedi. İltifat almayı sevmiyordum. Temas da sevmezdim. İç çektim ve yattığım yerden kumandaya uzanıp durdurduğum bölümü başlattım. Saatler birbirimi kovaladı saat 1'i geçti. Akıl almaz bir şekilde dizi çok fena sardı. 6. Bölümdeydik ve ne yazık ki 8. Bölüm finaldi. Her şey çok garip hal almaya başlamıştı. Gruplara bölünmüşlerdi. Her neyse, canım aburcubur bir şeyler çekiyordu. Diziyi durdurdum. 'Canım abur cubur bir şeyler çektii!' Dedim. 'Benim de' diye karşılık verdi. Evde bir şeyler var mı diye ayağı kalktı, ve dikey bir mutfak dolabını açtı. 10 saniye kadar dolaba boş gözlerle bakıp, nefesimi sesli verdi. Ve bana döndü. 'Ahh' dedim ve doğrulduğun yerden kendimi geriye doğru bırakıp koltuğa geri yattım. 'Bahçeye çıkalım mı?' Dedim. 'Diziye sonra devam ederiz' diye devam ettim. Bahçeye geçtiğimizde o kendine bir sigara yakmıştı. Arabadaki sigaramda 6 dal kalmıştı. Ve başka da yoktu. Normal de sorun olmazdı ama Djarum Cherry Türkiye de satılmıyordu. İnternetten almam gerekiyordu. Bir iç çektim. Ve Armando hiç bir şey demeden sigarasını küllüğe koyup içeriye gitti. O sırada ben de amaçsızca tırnaklarıma bakıyordum. Biraz sonra Armando geldiğinde elinde Djarum Vanilla vardı. Ona da şükür Mavi! Bana uzattı. Teşekkür edip, bir dal yaktım. Ve konuşmaya başladım 'bir şey söyleyeceğim' dedim. Ve devam ettim 'Türkiye de son günlerim. Ve yurt dışına girmeden önce dövme yaptırmak istiyorum' dedim. Armando'nun kaşları havalandı. 'Tamam' dedi. 'Benim de aksattığım bir şey benim de aklımda vardı. Uçağın saatleri değişti zaten. Akşam 11'e alındı. O gün gideriz' dedi. Kafamı olumluca salladım. Sigaramı küllükte söndürüp. İçeriye gitme kararı aldık. Ve diziye devam ettik

Dizi bitiğinde saat neredeyse 5'e geliyordu ve Armando'nun gözlerinden uyku akıyordu. Dizi bitiğinde ben kat 1'in ne kadar salak olduğunu konuşurken o neredeyse uyuyordu. Televizyonu kapatıp, 'hadi uyuyalım' dedim. Aslında uykum aman aman yoktu ama onun vardı. Üst kata çıktık ve birbirimize iyi geceler diyip odalarımıza geçtik. Biraz telefonuma baktıktan sonra telefonumu şarja koydum ve yatağa geçtim

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.