İçeriğe geç

Urfalı Ağa

Bölüm 7 · 8 dk okuma

Urfalı Ağa

Bölüm 7

Önüme gelen saçlarımı biri yavaş yavaş arkaya attı "Lavin yenge, uyan araba hazır içine bir adet Aybars da koydum kalk hadi sınava götürmem lazım sizi abim kalkmadan" aslında uyanmam için tek kelime tek isim yeterliydi... Aybars.

Gözlerimi yarım yamalak açıp "tamam Ahves sen çık abinin kapısının önünde nöbet tut beş dakika sonrada arbaya geç. Giyinip geliyorum" başparmağını kaldırıp odadan sessizce çıktı.

Sınav için gerekli belgeleri Ahves dün akşam geldiğinde vermiştim. Üstüme pembe gömlek altıma da siyah bir tayt giydim. Dolap kapağındaki boyaynasına baktım.

Birkaç küçük dokunuş yapıp dışarı çıktım. Gelincede duş alırım şimdi zamanım yok. Ahves dediğim gibi arabadaydı arka koltukta Aybars oturuyordu. Aybars eve doğru bakıyordu ben kapıyı açtığım an iki çift gri göz bir puzzle parçası gibi birleşmişti.

Merdivenleri inip arabanın arka kapısını açtım ve Aybars'ın yanına oturdum. Saçları dağınık değildi gayet düzgündü. Üstünde tişört değil gömlek, altında da eşofman değil kot vardı. Benim için giyinmişti benim için bu kadar özenli hazırlanmıştı. En son benim ve kendi ailesinin cenazesinde kot ve gömlek giymişti. Şimdi ise ben kaçırıldıktan sonra böyle giyinmişti Aybars'a sarıldım.

Sımsıkı sarıldım bir daha bizi ayırmasınlar diye fısıldadım "inandında mı kot üstü gömlek giydin?" çok tuhaf Aybars bana sarılmıyordu normalde olsa kimseyi umursamaz beni sarıp sarmalar herkesten hem korur hemde saklardı.

"Hayır, inanmadım. Emindim sana zarar vermeyeceğine" kaşlarım çatıldı nasıl emindi? Kollarımı gevşettim ve kafamı geriye çekip yüzüne baktım. Gözlerinde bir perde vardı kapalıydı ve ilk defa kararsızdı griler kararsızdı. Özgüvenden yoksun kararlılıktan noksandı.

Gevşettiğim kollarımın arasından çıkıp bana en uzak yere kaydı. Yutkundu sanki yenilmiş gibi yutkundu. Derin ve sessiz, güçlü ama yalnız, hasta ve ölüm döşeğinde...

Halsiz sesi ile "Lavin..." gözleri ellerine kaydığında ön koltuğun kapısı açıldı ve Afşin öne oturdu bedenini arkaya çevirip " ee Aybars yolculuğun nereye" bu şimdi nerden çıkmıştı ki? Aybars sakinliğini koruyarak "depoya" dedi. Afşin çok bilmiş edasıyla "o zaman Ahves seni depoya kadar bıraksın" depoya kısmını bastırarak söylemişti. Sanki başka bir yere değil ya da okula değil de depoya gibi evet Afşin öğrenmişti.

Aybars bagaja uzanıp bir hediye kutusu çıkardı ve bana verdi "Lavin lütfen hediyene iyi bak. Benim şimdi gitmem lazım eğer canın çok yanarsa, kaldıramazsan bütün yükü bana bırak" yanağımı öptü ve Ahves yanımızdaki arabaya bindiğinde Aybars da kapıya uzanırken elini tuttum bırakacaktı beni "beni de al nereye gidiceksen beni de al lütfen beni bırakma. Söz verdin bırakma kuzen" elimi elinden çekti ve titrek bir nefes verip arabadan indi.

"Aybars! Aybars! Benini bırakma" indiği kapıyı açtığım gibi geri kapandı ve Afşin küçük bedenime kollarını sardı kaçmam için. Ahves arabayı uzaklaştırırken gözlerimde arabayı takip ediyordu. Sanki yetişebilecekmiş gibi Afşin'in kollarını çözmeye çalıştım "bırak beni Aybars gidiyor" ağlıyordum onun dediği gibi canım çok yanmıştı, kaldıramamıştım bütün yükü ona bırakmıştım. Nasıl mı? Ağlayarak.

Afşin fısıltıyla "sakin alışıcaksın. Bana, bize hatta evliliğimize alışıcaksın... Şimdi eve git birazdan annem ve babam gelecek ayrıca artık şu işin bir adını koymalıyız değil mi?"

Ön koltuktan beni tutan Afşin'i ittirip arabadan indim. Şuan sınav işi bitti, kariyerim ve hayelim bitti fakat Aybars bitemez! Arabaları artık gözükmüyor ama olsun arar bulurdum. Dümdüz koştum ancak üç adım sonra belime sarılıp ayaklarımı yerden kesen kollar beni durdurmuştu.

"Yeter artık Lavin ben sana nazik davranıp alışmanı belidikçe sen öfkeni benden çıkarıyorsun halbuki bu hikayede en masum ben ve seniz, anla artık beni be kadın" sesi sitemkârdı. Hayır hayır bana değil sanki bu yaşadıklarınaydı bu sitem.

Beni evin salonuna bıraktı ve evin kapısını kilitledi. Kolumdan tutu ve merdivenleri çıktık. Odamın önüne geldiğimizde beni yatağa oturtu ardına bakmadan kapıyı kapattı.

Kızmıştı ama umrumda değildi ağa değil mi gitsin bozsun beşik kermesini. Tamam İstanbul'lu olabilirim ama hiçte bilmiyor değilim bu konuları istese bozar.

Odama bir göz gezdirdim berbattı sadece bir yalandan ibaretti. Kilit sesi duyduğumda kafamı kapıya çevirdim pislik herif beni odaya kilitlemişti. Demek ki kızgın da değilmiş sadece yanında anahtar olmadığı için beni bırakıp gitmiş.

Pencerenin önüne geldiğimde açmaya çalıştım bu da kilitli. En iyi yatıp uyumak diyip pijamalarımı giydim ve yatakta cenin pozisyonunu aldım. Aybars gitmeden önce bana bir kutu vermişti onu arabada unutmuştum. Artık mecbur uyanınca Afşin'den isteyeceğim.

Gözlerimi kapattığımda kulaklarımda kaçırıldığım gün tepede söylediklerim yankılandı;

Söz vermişti... Beni ailem gibi öldürüp bırakmayacağına söz verdi.

Aybars sözünü tutardı, tutmadı

Aybars beni terk etmezdi, etmişti

Aybars beni yalnız bırakmazdı, bırakmıştı

Hayır böyle düşünmemeliydim. Aybars ailem gibi beni bırakıp gitmişti ama en azından öldürüp bırakmamıştı.

🥀

Afşin'den

Kızmadım kızmaya hakkım da yok. Sadece bana söylemediği için biraz sinirliydim. Son kez kapısının önünden geçip Evden çıktım.

Arabaya bindiğim an Ahves aradı bana söylemeden yengesine yardım etmeye çok hevesli. Telefonu sessize alıp yan koltuğa koydum. Toplantılar vardı ve ben bunların neredeyse hiç birine katılmamıştım uzun zamandır.

Amcam sayesinde kı- telefonum tekrar çaldı. Ekrana baktığımda amcam arıyordu iti an çomağı hazırla. Telefonu arabaya bağladığımda o iğrenç sesi arabada yankılandı

"Yeğenim" yeğenimmiş arada babam olmasa sıkıcam kafana.

"Noldu amca"

"Yeğenim demin Ahves'e arattım niye açmadın? Herkes seni bekliyor gelicem demişsin?"

"Gelicem amca kapıdayım. Koridordan geçiyorum. Ve işte arkandayım" dedim ve yüzüne kapattım.

Amcam yanıma gelip omzumu sıktı "ooo bu ne hız yeğenim" başımı sallamakla yetindem. Masadaki kendi yerime geçtim Ahves karşımda, amcamda masanın başındaydı. Amcamın karşısında Cihan , Cihan'ın solunda ve sağında sırasıyla Mert ve Ahin oturuyordu.

Amcam dışındaki herkes ya benle yaşıt ya da benden büyüktü. Çünkü her biri benim gibi varisti birtek amcamın yerine koyabileceği bir varis olmadığı için o yaşlıyıdı.

Yaşlı olması da onu masanın sahibi yani 'patron' ilan ediyordu.

Amcam boğazını temizleyip "herkes buradaysa, biliyorum artık yerime sizler gibi dinç, zeki, kurnaz bir varis koymalıyım ki Ahterler gerçek anlamda doğuya nam salabilsin. Ancak şuan benim yerime geçebilcek potansiyeli taşıyan kimse tanımıyorum. Ne hoş ben Urfa'daki herkesi tanırım" kurnaz tilki seni güya yerini garantiye almaya çabalıyor. Arkama yaslandım "amca belki de bu varis Urfa'nın dışında yaşıyodur. Bence tüm masadakiler benim fikrimi mantıklı bulacaklardır."

Amcam kaşlarını çatıp yavaş yavaş kafasını bana doğru çevirdi. "Belki dediğin gibidir. Fikrini duymak isteriz" ellerimi masanın üzerinde birleştirip "amca belki de artık sadece bir sanrıdan ibaret olan adamların değil de kendin aramaya çıkmalısın" sonlara geldiğimde sesimdeki alaycı tınıyı saklayamamıştım.

Ahves arkamda olduğunu belli etmek için başparmağını gizlice kaldırdı. Her zaman tam destek arkamdaydı bu da gücüme güç katıyordu.

Cihan söze girdi "Renan amca senin yerine gelecek olan varis patron olmayacak. Aramızdan en güçlü ve ülkeye yardım eden yeni patronumuz olacak."

Renan, Renan kızıl kan demektir. Amcam daha çok küçükken bile sadistti. Ona verilen isime de kadere de her zaman karşı çıkmıştır.

Amcam sadece egoyla hareket etmeyi seçerek "Cihan Cihan burada Ahter'lere ait iki tane genç kan olmasın mı?" yan gözle bana baktı. Pislik herif beni tehdit ediyordu. "Renan amca böyle birşey olamaz! Değil Ahterler Balamirler bile böyle birşey yapamaz! Bu kurallara aykırı" Cihan'ın bu kadar celallenmesinin sebebi bu masada oturan herkesin canı güvende. Bu yüzden kimse yerine koyduğu varisin gücüne bakmıyor kendi kanından olsun yeterdi.

Ahves'in bu masada olmaması gerekiyordu ama o da benim yolumda yürüdüğü için benim ile birlikte bu masaya oturmuştu.

Cihan elini masanın üzerinde yumruk yapıp "bak Renan amca normal de senin yerinde karının babası oturuyordu ama de ne yaptın ne ettin o koltuğa oturdun şimdi yetinemedin birde kendi kanından ikinci birini mi varis seçeceksin? Olmaz böyle birşey Renan amca nasıl benim dedem ve kardeşi aynı masaya oturduğunda biri öldüyse ya senin varisin ya da..." cümlesi bu kadardı devamını ederse kendisi vârisi bile olmadan ölecekti çünkü.

Mert uzun sessizliğini bozup "Renan amca Afşin haklıdır."

Ardından geldiğimden beri gözlerini bir saniye bile olsa ayırmayan Ahin "Afşin Ahter haklıdır beyler. Herkesin vârisi Urfa'da olacak diye yazılı bir kural yok" 'yazılı bir kural' bu söz Cihan'aydı. Ahin beni severdi Cihan benim adımı ölüm ile aynı cümlede yanlış kullanmıştı. Ahin'de bu yanlışı onun gözüne sokuyordu.

"Şu zamana kadar Afşin nederse onaylamışımdır şimdi de onaylıyorum" bu Ahves'ti her zaman arkamda olan onu nasıl koruyup kollarsam aynısı yapan kardeşimdi.

Dört oy ile kazanmıştım Cihan aptalı oy versede vermesede kazanmıştım çoğunluk sayesinde üstünlük bendeydi. Cihan ses çıkarmayarak Renan amcamın yanında olduğunu belli ediyordu.

Amcam ayağa kalktı "peki vârisi başka yerlerde arayacağım, ama unutmayın eninde sonunda bu masada iki aynı kanı taşıyan üyeler olacak. Bu da böyle bilinsin."

tehdidine hala devam ediyor. Sakinliğimi korumam gerekiyor "Amca sen tutupta kendi kızını ve oğlunu bu masaya oturmadığın sürece iki aynı kanı taşıyan üyeler olmayacak değil mi Ahves Heper" Ahves'in suratındaki sırıtma oyunumun ayrı bir kuralıydı.

"Haklısın Ahter, amcan diye söylemiyorum ama çok kurnaz bir adamdır" amcam sandalyesinden bir hışımla kalktı ve toplantıdan ayrıldı.

Ahves'e benden sonra kalk işareti verdim. Kendimi arabaya attığımda pilim bitmişti. Gözlerimi kapatıp koltuğa yasladım başımı. Düşündüm evliliği, genç bir kızın hayatının kökünden kesilmesini, amcamı, kendi sağlığımı ve en önemlisi ölümü düşündüm.

Sağ tarafımdan esen rüzgara eşlik eden neşeli ses "ooo abiii dondum yavv, Urfa'da soğuk hava mı olurmuş gardaş" kollarını bedenine sarmış aşağı yukarı hareket ettiriyordu.

Kafamı ona doğru çevirdiğimde yanaklarının kıpkırmızı olduğunu fark ettim. Ellerini ovuştururken "kökle şu ısıtıcı mıdır nedir kökle doniyem" salak. Ahves'in dilindeki ısıtıcıyı kökledim ve arabayı eve sürdüm.

"Abi Cihan Balamir..." Ahves'in sesindeki endişe kalbimi yavaşlattı. "Ahves kapat şu konuyu. Hiçbir şey olmasına izin vermem. Zaten şu amcam gitsin ben seni başa geçireceğim." yüzüme sinirle baktı "abi! Bak beni kurtarmak için başa geçireceksen ben seninle ölmeyi yeğlerim. En azından iki Ahter kanı onuruyla akar, bir hiç uğruna değil."

Son sözü Ahves söylemişti. Bir daha da ne ben konuştum ne de o aslında haklıydı ama yediremiyorum be kardeşim. Ben zaten öleceğim...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.