Kafama çarpan yastıkla kanepeden düştüğümde kahkahalar duydum. Gözü araladığımda başımda yastıkla bekleyen Heper'in dizine yumruk atarak ayağa kalktım. Kanepenin diğer tarafında uyuyan kuzenim Ahves'in acı dolu nidasıyla uyandı.
Üstümü düzeltirken alnını ovarak şaşkınca bana baktı. "Aybars başım çok ağrıyor." önce dizini tutan hayvana baktım sonrasında Lavin'e baktım o da bana bakıyordu!
"Güzelim bana mı dedin?" onayladığında Lavin'i kucağıma alıp oradan oraya koşturdum. Çığlıkları salonun duvarlarına çarpıp yankı yaparken Ahves'in önüme çıkmasıyla durdum. "Sorsana beni de hatırlıyor mu?"gözlerinin içi gülen bu adamı gelde kır şimdi.
"Kardeşim, güzelim bu dağ mandasını da hatırlıyon mu?"
"Aybars dağ mandası Ahves değil abisi." uzanıp Ahves'in yanağını öptüğünde bilmiş bilmiş bakan şu herifi şuracıkta öldürebilirim. "Aldın cevabını, sus ve köşede ağla cacığın malzemesi." sert soluğumu duymasına rağmen sırıtan adama katılan kuzenime baktım. Gülümsemesini bile özlemiştim. Daha önce hiç dikkat etmediğim yüzlerce hatta binlerce özelliğini o an merak ettim.
Dudaklarındaki gülümseme kaybolduğunda Heper ile bakıştık. "Yengem niye ağlıyorsun? Başım ağrıyor demiştin çok ağrıyorsa hastaneye gidelim ya da dur ben doktorları çağırayım."
"Sen ne çeşit bir varlıksın Lavin bayıldığında hemşireler bakmamış mıydı?" boş gözlerle baktığında kafamı duvarlara vuracaktım. "Susun biraz aklıma bir şeyler geliyor." küçük ve narin bedenini koltuğa bıraktığımda, "Ben Alev ile evlendim diye Elmas hanım beni bıçaklamıştı. Evet, Ahves çıktığında Elmas hanım gemişti ben düştüğümde Alev girmişti havuz alanına."
Parmaklarını şıklata şıklata Lavin'in önüne geçen Ahves ellerinden tutup ayağa kaldırdığında telefonunu yüzüme attı. "Bu arada piyanist, iki gözüm, kurban olduğum sende bana şöyle güzel bi' ritim aç. Ben anlamam öyle rock mock ritimlerinden. Lütfen bana güzel bir ritim aç. Evet. Haydi gençler." burun kemerimi sıkıp sabır dileyip rastgele bir şarkıya bastım.
Ahves ve Lavin sanki tüm dertlerini, tasalarını kenara bırakmışlar gibi karşılıklı oynuyordu. Ahves, abisinin yaptıklarının cezasını çekmiyormuş, Lavin ise ailesini kaybetmemiş gibiydi. İkiside on dakika etmeyecek bir şarkıda geçmişlerini unutmuşlar, gelecekleriniyse umursamıyorlardı.
Şarkı durduğunda bile oynayan Ahves, "dünyanın vidası gevşemiş bana bir tornavida getirin." Lavin katıla katıla gülerken Heper de mutluydu.
"Hadi hadi sonra yap tasisatçılığını," ensesinden tuttuğum adamı kapının önüne koyacağım sırada Lavin karnıma yumruk attı. "Piyanist iki gözüm bana bırak bu mandayı." vuruyor dediğime bakmayın yumuşaktı vuruşları özellikle yanlış yumruk yapmıştı elini.
"Aybars tu li benda çi yî, hadê, rabe û birêve." Ahves'e tuhaf tuhaf bakan kuzenime gülümsedim. "Güzelim, 'ne duruyorsunuz hadi kalkın gezek' demek istidi ancak Türkçe yetmeyince Kürtçe'ye geçti." askıdan montunu alıp Lavin'e uzattığımda suratını assada montunu giydi. Arabaya yerleştiğimizde Ahves telefonunu radyoya bağladığında evde oynadıkları şarkı çalmaya başladı.
Evet, hazır mıyız gençler?
E hadi şöyle bi' el ele geçelim
Bu arada piyanist, iki gözüm, kurban olduğum sende bana şöyle güzel bi' ritim aç
Ben anlamam öyle rock mock ritimlerinden
Lütfen bana güzel bir ritim aç
Evet
Haydi gençler
Çalacam çalacam rahat ol çalacam
Hazır mıyız gençler?
Piyanist bana bırak!
İşte bu ha!
Şimdi arkadaşlar, böyle olmaz böyle olmaz!
Lütfen oyununuzu bir yapın sizlerden rica ediyorum oyununuzu bir yapın
Çalamıyorum, gerçekten, böyle dağınık olunca çalamıyorum
Sizlerden ricam oyununuzu bir yapın.
Yani bir olun gençler
Haydi piyanist!
Yani bir olun gençler
Bir de politik bi' mesaj vereyim,
"Eger hûn nebin yek hûn ê herin yek bi yek"
Bu da politik bi' mesaj, anlayana artık
Yeterdir gençler yeterdir, vallahi yoruldum yeter bu kadar, yeter.
Lavin arka koltuktan Ahves'e vurduğunda Ahves de ona vurdu. "Ay valla yeter bu ne ya evde oynadık yetinemedin..." Lavin dudaklarına işaretparmağını yerleştirip daire çizdi. "Şş piyanistime laf söyleme."
"Üff bırak be mihrop. Ee de haydin nereye gidiyek?" kollarımı göğüsümde bağlayıp beni yok sayan ikiliyi dinledim.
"Şşt şştt lunaparka gidek mi yengem?"
"Heee hadi kalkın de hayde gidek bu sefer karakola düşeriz."
"Karakolu bırakta yere düşmediğime şükrediyom ben." neyden bahsettikleri hakkında zerre fikrim yoktu. Ortama sessizlik hakim olduğunda arabayı çalıştırıp akvaryuma sürdüm.
Lavin'den
"Adana kebabçine, Urfalı isotçine, Antepli fıstıkcine evaa bahsın evaa eva." radyoda çalan müziğe eşlik etmeye çalıştım ancak bir çok yerinde hata yapıyordum. Dikiz aynasından bana gülümseyen Ahves'e göz kırptım.
"Siz inin ben aracı park edeyim gelirim. Heper! Kardeşimi uzak tut." dişlerinin arasından sarf ettiği son cümleyi anlamasamda Ahves'in anlatacağından emindim.
İçeriye girmeden önce nimetlerini almıştık. Siyah bir balığın yanında durduğumda akvaryumun tam ortasında bulunan bu balık oldukça ilgi çekiciydi. Fanusun yanındaki tabeladan vatoz olduğunu öğrendiğim balık cam fanusun içindeki kayaya yapıştığı için fark edilmesede konumu dikkat çekiciydi.
Başka balıkların yanına gidecekken yüksek sesle konuşan sekizli erkek grubuna baktım. Üniversiteli oldukları düşüncesine varmam uzun boylarından ve tek kollarına taktıkları çantalarından dolayıydı. Balıkları işaret eden kıvırcık saçlı çocuk, "Aga baksana şu balıklara anası kuzum gibi birbirlerini takip ediyorlar!" dediğinde yedi arkadaşı hiçbi bir komiklik barındırmayan cümlesine tabiri caizsa anıra anıra güldüler.
Endişeyle etrafında dönen Ahves'in gözleri erkek grubunda durdu. "Yengem, Baysal uzak tut derken bundan bahsetmediğine yemin edebilirim." cebinden telefonunu çıkarıp arama yaptığında ses çıkarmadan konuşmalarını dinledim.
"Noldu Heper?"
"Baysal, burada sekiz serseri var ve beşi yengeme bakıyor ne zaman gelirsin ona göre hazırlicam çocukları." başımı hızla arkadaş grubuna çebirdiğimde daha dikkatli baktım ve sırtını cama yaslamış beş çocuk eli saçlarında yüzündeki mide bulandırıcı gülümsemeyle beni izliyorlardı. İnsanlar hakkında asla önyargılı olmam ancak şimdiki durum farklıydı biri beni gözüyle taciz ederken sessiz kalmayı kendime yakıştırmazdım.
"Hazırlama katıksız dövücem o veletleri beni bekle merdivenlerdeyim."
Ahves telefonu cebine koyduğunda Aybars yanımda bitmişti. Gözleri hızlıca etrafı tararken az önce baktığım yere odaklandığında yanımdaki iki erkekte çocukların yanına gittiler. Elimle yüzümü kapatıp onları tanımıyormuş gibi davrandım. Düzgünce konuşarak halletmek yerine olaya hiddet, şiddet, tehdit ve kavga karıştıracak ikiliyi tanımam benim açımdan tam bi faciaydı.
Yönümü balıklara yönelttiğimde arkamdan yükselen feryat ve 'yardım edin' sesleri meraklandırsada baktığımda bende kavgaya dahil olmak için elimden gelen her şeyi yapardım böyle potansiyele sahip nadir kişilerden olduğum aşikârdı.
Yanıma gelen kuzenim kolunu belime sarıp saçlarımı öptü. "Biraz diğer taraflarada bakalım." adımlarım Aybars'ı takip ederken gözlerim sağımda kalan kaosa bakıyordu. Parlak beyaz zemindeki kan gölünün içinde yatan beş çocuk ve korkudan tirtir titreyen üç çocuğa acıyarak baktım. Ahves yerdeki iki çocuğun bileklerini bir elini, diğer iki çocuğunda bileklerini diğer eline aldığında zeminde tek çocuk kalmıştı. Onu da tekmeleye tekmeleye yuvarlayarak dışarıya çıkardığında görüş açımdan çıkmalarına rağmen üniversiteli çocukların bağrışlarını duyuyordum.
🥀
Park alanına geldiğimizde arka koltuğun kapısını açan valeye teşekkür edip arabaya bindim. Aybars kemerini takarken, "Lavin'im en çok nereyi sevdin gezide?"
"Sanırım Japon balıklarının oldukarı yeri sevdim çünkü hem tavan hem yer suyla kaplıydı ayrıca yanda japon balıklarının yüzmesi muhteşemdi."
"En güzel yer çocukları dövdüğümüz kısımdı. Çok heyecan vericiydi." yüzümü buruşturup akıp giden yolu izledim. "Zevksiz herif senin çocukları dışarı atman çok daha güzeldi. Yer olarak Japon balıklarıda sahne olarak senin başrölünü oynadığın kısmı seçerim." kendi aralarında gülüşürken başımı cama yaslayıp gözlerimi kapattım.
🥀
"Yavaş yavaş abee heyrann." kulaklarıma doluşan ses Ahves'e aitti. "Ulan dana böğürme karım uyuyor!" bu sesin sahibinin adı dilimin ucundaydı ama bir türlü aklına gelmiyordu. "Kardeşime bir daha karım dersen seni ömürlük uykuya yatırırım." enseme değen soğuk el ile irkilerek yerimde dikleştim.
Gözlerimi ovuştururken omuzlarımdaki ceket kucağıma düştü. Masaya baktığımda en başta Aybars iki yanından Afşin ve Ahves vardı.
"Güzelim uyandın mı? Lütfen kendim uyandım de yoksa bu mandaları kimse elimden alamaz." Aybars'ın ikazı sağında oturan Afşin'in kaşlarını çattırmıştır. Okyanusu andıran gözleri düşmanın boğmak istercesine bakıyordu. "İt! Senin kardeşin o benim ise karım daha ben güzelim diyemezken senin ne haddine." Aybars da Afşin'e karşılık verirken Ahves usul usul yanıma yaklaştı. "Yengem senin ve çiçeği burnunda kocan için şarkı söyleyim mi?" öncelerinde kocan demelerinin üzerinde durmamıştım şakadır diye fakat artık için ciddiyetini kavramıştım ve nedenini merak ediyordum.
"Söyle Ahvezim sesini duyalım sahne senin." heyacanla ayağa kalktığında tam karşımızdaki sahneye çıktı. Etraflıca incelediğimde burasının bar olduğunu fark ettim.
Şarkının melodisi kulaklarıma ilk ulaştığında yüksek sesinden dolayı uğuldadı. Aybars ve Afşin tartışmalarını Ahves'in sahnede gördükleri an son bulmuştu. Mikrofonu eline aldığında yanımdaki iki adamda hiddetle ayağa kalktı. Sahneye yürüdüklerinde, "Oturun oturduğunuz yere yoksa vallahi kırarım kafanızı!" bağırdığımda aynı hiddetle yerlerine oturdular. Durdurmasan alacaklardı sahneden kuyruğumu sonra kim sabah peşime takılıp geç yatana kadar peşimde 'yengem yengem' diye dolaşacaktı?
" Biri var hayatımda
Gönlüme nokta koydu
Alıp götürdü beni
Kalbim sevgiye doydu
Biri var hayatımda
Gönlüme nokta koydu
Alıp götürdü beni
Kalbim sevgiye doydu
Bazen durgun bir deniz
Bazen çılgın romantik
Ayrılmayız ikimiz
Bu aşka yemin ettik" parmağıyla Afşin'le beni gösterdiğinde huysuz adamların homurdanmalarını işittim.
Hem sempatik hem yakışıklı
Doğrusu çok mert bir delikanlı
Bir gülüşüyle kalbimi çaldı
Seviyorum onu çok seviyorum
Hem sempatik hem yakışıklı
Doğrusu çok mert bir delikanlı
Bir gülüşüyle kalbimi çaldı
Seviyorum onu çok seviyorum
Rüzgar gibi geçiyor
Onun yanında zaman
Ölürüm heyecandan
Beni öptüğü zaman
Rüzgar gibi geçiyor
Onun yanında zaman
Ölürüm heyecandan
Beni öptüğü zaman
Bazen durgun bir deniz
Bazen çılgın romantik
Ayrılmayız ikimiz
Bu aşka yemin ettik
Hеm sempatik hem yakışıklı
Doğrusu çok mert bir dеlikanlı
Bir gülüşüyle kalbimi çaldı
Seviyorum onu çok seviyorum
Hem sempatik hem yakışıklı
Doğrusu çok mert bir delikanlı
Bir gülüşüyle kalbimi çaldı
Seviyorum onu çok seviyorum
Hem sempatik hem yakışıklı
Doğrusu çok mert bir delikanlı
Bir gülüşüyle kalbimi çaldı
Seviyorum onu çok seviyorum
Hem sempatik hem yakışıklı
Doğrusu çok mert bir delikanlı
Bir gülüşüyle kalbimi çaldı
Seviyorum onu çok seviyorum
Şarkının son nakaratında bana bakarak her Afşin'i gösterdiğinde Aybars'ın hakaret etmesine aldırmadan masamıza gelmiş ve açık bir şekilde Afşin'i işaret etmesine ben gülerken 'çiçeği burnunda kocam' afallayarak kardeşine bakmıştı.
Mikrofonu başka bir kişiye verip yanıma oturdu. Afşin şaşkınlığından sıyrılamadığı için hâla sahneye aval aval bakıyordu. Az önce kardeşi ona yürümüştü tabii atlatmak zor olmalı.
Yanıma gelen garson hepizin önüne şarap bırakıp gittiğinde Aybars Afşin'in önündeki, Ahves ise benim önümdeki şarabı kafalarına diktiler. "Ahvezim susamıştım ama." masum bakışlarıma kayıtsız kalamadığı için önündeki bardağını verdiğinde daha ilk yudumumda vişne suyu içtiğimi anlamıştım. Afşin'de Aybars'ın önündeki bardağı içtiğinde onunkinin de vişne suyu olduğunu anlamam zor olmadı.
Kulağıma eğilip, "Yengem benim sahnedeki dillere destan perfonmansım yüzünden bardakları karıştırmışlar sana vişne suyu söylediğimizde abimde sana eşlik etmek istedi." başımı sallayıp masadaki sohbete katıldığımda Ahves'te telefonuna bakıyordu.