Afşin'den
Yeni varis kendin emin duruşuyla amcamın yanında durdu. Amcam keyifini dışına vurdu. "İşte yeni varis ve üç aylık patronunuz ağalar." kendi koltuğunu Aybars Baysal'a devrediyordu. "Sizin tavsiyelerinize uymadığım için kusuruma bakmayın varisim Aybars Baysal Urfa'ya gelmiş iddialı ve gözü kara bir genç. Aslına bakarsınız küçük bir ayrıtıda olsa sizin tavsiyelerinize uymuşum çünkü yeni patronunuz Mardin'li." Mardin'den gelen başka insan yok muydu!? Urfa'nın sokaklarına adımını attığı an yüzlerce varis olmaya aday genç bulabilecekken bula bula Aybars'ı bulmuş.
Delirmemek elde değil. "Balamirlerin ağası Cihan Balamir" ayağa kalkıp elini Aybars'a uzatan yalakayla bir küfür savurdum. Aybars, Cihan'ın elini görmezden geldi çünkü hedefi bendim. Gözlerinde kol gezen kin ve nefret ikisi beni korkutmuyordu aksine keyfime keyif katıyordu. Amcam ile birleşip beni devirmeye çalışıyordu. "Afşin Ahter yancın Ahves Heper nerde?" alayla sorduğu soru amcamın her şeyi anlattığına işaretti. "Onun toza alerjisi var. E bildiğin üzere mikrop ardından toz getirir. İleri görüşlü bir yancım olması şanslı olduğu gösteriyor. Aybars Baysal" gözünde bir an hüzün belirdi ancak bunu o kadar hızlı gizledi yanlış gördüğümü düşündüm.
"Yancın gerçekten ileri görüşlüğmüş. Ama eksiği var temizlik yapılınca toz mikrobunu da alır gider." sinyel veriyordu, şu üç aylık süreçte Lavin'i alıp gideceğini ima ediyordu.
Amcam boğazını temizlediğinde dikkatimi ona verdim. "Evet ağalar beni kısa süreliğine buralarda göreceksiniz çünkü Aybars daha çok taze buraların kuralını bilmez. Öğrendiği zaman gideceğim." Ahin benim tarafımda olduğu için ben sesimi çıkarmadığım sürece olaylara pek karışmazdı yine öyle yapıyordu.
Ahin Kılıç... Eğer bir gün kıyamet koparsa bunun ateşi Afşin'dir ancak o ateşi yakacak tek kişi Ahin Kılıç'tır.
"Aslına bakarsan Renan, ben her şeyi en ince ayrıntısına kadar hakimim bu yüzden sana gerek yok. Yarına kadar adını da nağmını da yanına alıp defolup gidiyorsun buradan." sözleri bıçak misali amcamın boğazına dayanmıştı sanki kesindi gerçektende kararlıydı. "Benim kimseye ihtiyacım yok bir varis dışında" daha koltuğuna oturmadan varise ihtiyacı olduğuna belirtmesi tahminimi doğru çıkarıyordu Aybars buraya inkam için gelip Lavin için çıkacaktı.
Amcam konuşmak üzereyken elini kaldırıp onu susturdu. Yerine kurulduğunda amcama kapıyı gösterdi. "Şimdi başta ben olduğuma göre sen kukla olmaya devam et. Kuklacına haber ver oyuna bir kişi daha katıldı ve en yakın zamanda oyundan iki kişi çıkacak ve oyun bitecek." gözlerini benden ayırıp Ahves'in koltuğa kaydığında boğazımı sıkmaya başlayan kravatı gevşettim. "Ahter burada eskiden Baban oturuyordu değil mi? Peki sen niye şuan babanın yerinde değilde amcanın eski koltuğunda oturuyorsun?" bir küfür daha savurdum. Tam yeri ve zamanında soruydu gelde cevap ver şimdi!
Pot kırmadan tüm sükunetimi kullanarak "canım burada yancımı da orada oturtturmak istedi Aybars. Malum benim keyfim ve kahyası alemin dilinde." alttan bakışları iki dudağının arasından çıkacak kelimelere taparcasına bekleyen Cihan'a döndü. "Balamirlerden varis görmek şaşırtıcı? Söylesene Dedenin mi yoksa büyük amcanın varisisin?" Aybars yanında duracak iki kişiden birini iptal etmişti. Kaşlarını çatıp dosyasını Mert'e ittiğinde öldürücü bakışlarla Aybars'a bakıyordu.
İlk günden düşman kazanmak ne kadar akıllıcaydı bilmem fakat planı olmasa cesaret gösterecek aptallardan biri değildi.
Masayada dolaşan gözleri Ahin'in üzerinde durunca ayağına bastım o kadar uzun boylu değil. "Sen yeni geldin kurallar böyle Renan amcam seni tesiste gezdirmeli." Ahin'i çocuğundan vuracaktı Cihan'ın dedesini bilen Ahin'in çocuğunu hayla hayla bilir.
Şeytanı andıran gülümsemeyle "sorun değil Ahter zamanla öğrenirim. Aslına bakarsan öğrenmeme gerek yok, ayak işlerini yapmayacağıma göre tahtımdan inmeme de gerek yok." arkasına yaslandığında amcamın çenesi seğirdi. "Baysal haddini aşma!" tükürcesine söylediklerine omuz silkti. "Bunu sen mi bana söylüyorsun önce geçmişe git de kendine bir bak. Belki arkadaş ortamında devirdiğin şişeler sana gerçek yüzünü gösterir." verdiğim nefes içimdeki endişeyi beraberinde götürmüştü. Bilmiyordu ama anlaşmalarını fes etmişti Renan amcam kimseyle anlaşmadan onun ile aynı yolda yürümeyecek kadar fena bir adamdı.
Aybars koltuğu itip geriye düşürdüğünde Cihan'ın öfkeli bakışları grilerle kesişti. "Cık cık cık Cihan öyle alttan alttan bakma, senin gibi yalakaya efendisinden nefret ederek bakması halkın dedikodusu olur. Halkın ağzıda torba olmadığı için büzemeyiz." bana başıyla selem verdiğinde benim duyacağım tonda "Ahter yakın zamanda benden kopardığın çiçeğin yerini çığ alacak," parmağını kalbine bastırdı. "O çığ çiçeğin acısını kalbinden çıkaracak." tesisin kapısına kadar bakışlarım sırtında dolaştı. Lavin'in anlamı çığdı. Ve bu adam küçük çığları felaket yapmak için gerekirse dağın en tepesine çıkar bağıra bağıra kendini adını haykırırdı.
Alnımı ovuşturduğumda tavana ateş edilen silah sesi isyanın habercisiydi. "Bula bula bunun gibi iti mi buldun Renan amca! Mamlekette hatta koskoca Türkiye'de inşa mı yoktuda bu köpeği başımıza diktin! Neyin kafasındasın bilmiyorum ancak varisini değiştirmezsen Balamirler Ahterlere karşı duracaktır!" kendini ne zannediyorsa o hâyel dünyasınından geç olmadan çıkması gerekiyordu.
Ahin hışımla ayağa kalkıp solundaki sandalyede oturan Cihan'ın boğazına yapıştı. "Cihan! İşin sonu Afşin ağaya değerse seni tarihten silerim demedim mi?" bu çocuğa hayrandım tam zamanında olması gereken yerde durmayı biliyordu. "Ahin bırak abisi değmesin elin mikropların vücut bulmuş haline." benim uğruma bizim aşiretten sonra adı saygıyla alınan Balamirlere kafa tutacak kadar göz kara deliydi Ahin Kılıç.
Koltuğumdan kalktığımda gittikçe moraran ve hayel kırıklığı yüzüne vurmuş amcamın yanından geçip gittim. Arabaya bindiğim an telefonum çaldığında bu sefer bakarak açtım. "Noldu doktor?"
"Afşin bey karınızın bilinci yerine geldi ancak hafızası yerinde değil. Siz akşam geleceksiniz diye babanız haber göndertmedi ama karınız uyandığından beri köşe bucak İsak ve Alev beyden kaçıyor."
"Birde uyanmama şansı var diyorsun Amet."
"Ahmet efendim adım Ahmet ve vücuduna yüksek dozda enjekte edilen adrenalin sonucu karınız gözünü açtı."
"Doktor..."
"Evet Afşin bey bu tehlikeliydi ancak sivil bir kadının Lavin hanıma adrenalin enjekte ederken yakaladım. Kadın karakola götürüldü fakat dediğim gibi karınız iyi değil."
"Kapat telefonu doktor hastanenin bahçesindeyim." çağrıyı sonlandırdım sonrada arabadan indim. Karım zorla güzellik uykusundan uyandırılmıştı ve ben oyalanarak boşa zaman kaybedecektim asla!
Koridor kalabalık olmasına rağmen süratle yoğun bakım odasına en yakın odaya girdim. Oda konusunu daha önce konuşmamız şuan çok işime yaramıştı. Odanın bir köşesinde duvar dibime sinmiş Lavin'i görmek beni mest etmesinin ardından üzmüştü. Babam, Lavin'in önünde diz çökmüş ona birşeyler anlatmaya çalışıyordu. "Kızım birazdan gelecek Aybars sakin ol." babam sakin konuşsada oturduğu yerde biraz daha küçüldü. Tatlı görünsede haline acımıyor değildim.
"Baba gelişmelerden haberdarım ama Aybars konusunu özet geçersen iyi olur."
"Ne biliyim Afşin ben Aybars'ı. Uyandığı andan itibaren 'Siz kimsiniz? Aybars nerde?' diye soru sorup kafamı şişirdi bende kocası olacak elemanı Aybars diye kandırmaya çalışıyorum." sitem etsede halinden memnundu gelinin beni tanımamasını lehine çevirip benim ile dalga geçicekti.
Temkinli adımlarla Lavin'in yanında durdum, elimi uzattım. Gözleri ona uzattığım elim ve gözlerim arasında mekik dokudu.
"Lavin..." sözüm bitmeden elimi tutup ayağa kalktı ansızın boynuma doladığı kolları benliğimi şaşırmama sebepti. "Aybars ameliyatta bebeğimi benden aldılar." doktora tuhaf bakışlar attığımda eliyle kapıyı işaret etti. Doktor odadan çıktığında Lavin ağlamaya başladı. "Aybars o çıkan doktor aldı bebeğimi benden! Minik ailemizi bozdu! Bebeğim ile paylaştığım küçücük nefesi bile bize aldırmadılar çok gördüler!" başını göğsüme yasladığında gözümden akan bir damla yaş kısa saçlarının dibine düştü.
Bileklerinden tutup yatağı yatırdım Lavin'i. "Lavin biraz dinlen uyanınca konuşalım tüm bunları." bileklerindeki kabuk bağlamış yaralar, boynundaki soyulmuş yaralar gözüme iliştiğinde sesimi çıkarmadım gerçek Aybars bu duruma ne tepki verirdi bilmiyordum.
Uysal olmayı seçip başını yastığa koyduğunda ellerimle kanlı saçlarını okşadım. Gözleri yavaş yavaş kapandığında uykuya teslim olduğuna kanaat getirene kadar elimi saçlarında gezdirdim.
Sessiz olmaya çalışarak kapının önünde beni bekleyen Ahmet doktorun yanına vardım. "Ahmet hafıza kaybı demiştiniz."
"Afşin ağam hafıza kaybını yaşıyor ancak geçmişten hatırladığı hastane odasını anımsadığı için şuan o günü bugün sanıyor." anlamaz bakışlarımı görünce daha açık konuştu. "Hafıza kaybı var. Ama hatırladığı geçmişinden bir günü bugün sanıyor." bu da pek açıklayıcı olmamıştı fakat aşağı yukarı anlamıştım. Doktor gülümseyer yanımdan ayrılırken ben tek değildim düşüncelerim bir adam boyunu aşmıştı.
Omzumun üzerinden uzatılan eli tutup çektim. Ayaklarımın ucuna serilen Ahves'e gülmemek için yanaklarımın içini ısırdım. Seri hareketlerle kalkıp dimdik karşımda duran kardeşim şu hayatta tek gurur kaynağımdı.
"Lafı uzatmaya lüzum yok annem Aybars'ı ve amcamı da oyuna sokmuş. Aybars geldiği gibi adımını attığı her yerde esip gürlemiş. Dikkatli ol abi içimize kadar girmiş yetinememiş köstebeği öldürmüş. Köstebeğin konağın avlusunda cesedi duruyor. Güvenlik görevlisi kameraları açtı Aybars yüzünü göstere göstere köstebeği bıçaklıyor karın boşluğundan. Kayıt bittiğinde kaydı sildi güvenlik sonrada alerjisi olduğunu tahmin ettiğim bir meyveyi yedi."
"Aybars intikam istemiyor onun niyeti başka ama ne bilemiyorum. Köstebek demiştim kimmiş? Ve ölen kişinin köstebek olduğunu nereden biliyorsun?"
"Kayıtları izledikten sonra telefonuma ses kaydı geldi Fuat'ı konağı çağırıyordun." Fuat'ı konağa çağırmamıştım. "Aybars senin sesini taklit etti büyük ihtimalle. Biliyorsun taklit yeteneği var sonrada avluda onu vuruyor." Aybars bazen beni şaşırtmayı iyi biliyor.
"Oyuna her eklenen kişi oyun alanını büyütüyor."
"Oyundan çıkan her kişi ölüyor. Fuat maşa olarak oyunun içindeyken anneme işi bırakmak istediğini söylediğinde annem onun çıkmasına izin verdi ama tek bir şartla o da canına karşılık can bulmak. Fuat canına karşılık can olarak Aybars'ı buldu."
"Aybars amcamla bağlantılı." cıkladı "Amcam yengeme giden en kolay yol olarak görüyordu Aybars'ı. Eğer sen ikinci günde Lavin ile evlenmek istediğini babama söylemeseydin amcam Aybars'a ulaşmazdı." açık açık söylemesede bana kızgın olduğunu ima ediyordu. Benim aşık olmak dışında hiç bir suçum yoktu. Nerden bilebilirdim ki aşık olmanın en büyük suç olduğunu?
"Aybars, Aybars, Aybars bitmedi arkadaş bitmiyor kendi gitse ses kaydı geliyor ses kaydı gitse konağın avlusunda bıraktığı ceset geliyor! Şimdi banada geliyorlar kalabalık hemde!" hıncımı Lavin'in kaldığı odanın kapısından çıkardım. Kapı duvara çarptığında beklediğimden fazla ses çıktığından Lavin yataktan sıçrayarak kalktı.
Ürkerek bana bakan griler ne yaptığımın farkına varmamı sağladı. "Lavin korkma benim Aybars."
"Aybars derken?" bıkkınlıkla nefes verdim. "Sonra anlatırım Ahves karıştırma ortalığı ayak uydur bir şekilde." kafa sallayıp Lavin'in yakınındaki koltuklardan birine oturduğunda gözleri dolu dolu bakıyordu yengesine. "Yengem uyanmışsın," inanamıyormuş gibiydi dokunmak için uzandığında Lavin yatağın içinde ona en uzak yere kaydığında duruşunu dikleştirip arkasına yaslandı. Yatağa oturup Lavin'i geri yatağa yatırdım. "Uyu akşam kaldırırım seni film izleriz bide Ahves'ten korkmana gerek yok." tebessüm ettiğimde gözleri parladı. Başını tekrar yastığa koyduğunda elimi tuttu.
Kendi isteği ile bana dokunmasına şaşırsamda sesimi çıkarma hakkım yoktu eminim ki hafızası geri geldiğinde bana dokunduğuna pişman olacaktı belki de beni suçlayacaktı bu yüzden anın tadını çıkarmak istedim. Sessizlik iki elin birleşimin en güzel sesiydi.