
Castiel'in kaybolduğu anda evin bütün sesleri kesilmişti.
Bir saniye önce Vesper Evi'nin içinde onlarca mum yanıyor, şöminenin ateşi duvarlarda titreyen gölgeler oluşturuyor, Damon ile Gabriel birbirlerine laf yetiştiriyor, Rowena masanın üzerinde duran eski belgeleri karıştırıyordu. Sonra tek bir anda bütün bunlar durmuştu. Sanki ev nefesini tutmuştu.
Masadaki beyaz tüy hâlâ yerdeydi.
Üzerindeki kan, mum ışığında neredeyse siyah görünüyordu.
Ben ona bakarken içimdeki huzursuzluk giderek büyüdü. Castiel'in kaybolması artık bir tesadüf değildi. Daha önce de ortadan kaybolmuştu, bazen günlerce haber alınamadığı olmuştu. Fakat bu kez farklıydı. Bu ev onun varlığını tanıyor, hatta onu özellikle çağırmış gibiydi.
Lucifer tüyü yerden aldı.
Parmaklarının arasında birkaç saniye çevirdi.
"Bu onun kanı."
Dean'in yüzü sertleşti.
"Ne kadar kötü?"
Lucifer cevap vermedi.
Bu kez Sam sordu.
"Lucifer."
Lucifer tüyü avucunda sıktı.
"Castiel yaşıyor."
Hepimiz aynı anda nefes aldık.
"Ama..." dedi Lucifer, "burada değil."
Rowena masaya eğildi. "Nerede?"
Lucifer başını kaldırdı.
"Evde."
Bobby kaşlarını çattı.
"Bu nasıl cevap?"
"Vesper Evi'nin içinde."
"Zaten buradayız."
Lucifer'ın gözleri salondaki duvarlara kaydı.
"Hayır. Siz evin içinde olduğunuzu sanıyorsunuz."
O cümleyle birlikte salonun duvarlarında ince çatlaklar oluşmaya başladı.
Taşların arasından siyah bir ışık sızdı.
Ben istemsizce Dean'in elini tuttum.
"Ne demek istiyor?"
Lucifer bana baktı.
"Bu evin bir alt katı yok."
Bir an durdu.
"Bir alt dünyası var."
Damon bardağını masaya bıraktı.
"Tamam. Benim eve dönme isteğim biraz önce ciddi biçimde arttı."
Gabriel ona baktı.
"Senin evin var mı?"
Damon kaşını kaldırdı.
"Şu an gururumu kırmak zorunda mısın?"
Gabriel gülümsedi.
"Biraz."
Damon başını iki yana salladı.
"Bu meleklerden nefret ediyorum."
"Ben de seni seviyorum."
"Bu daha kötü."
Ben gülmemek için dudaklarımı ısırdım.
Fakat tam o sırada duvardaki çatlak büyüdü.
Ve içinden bir ses geldi.
"Seraphine..."
Bu kez ses Elias'a ait değildi.
Castiel'in sesiydi.
Ama çok uzaktan geliyordu.
Sanki yerin kilometrelerce altında konuşuyordu.
"Cas?"
Ses tekrar geldi.
"Buradayım."
Dean bir adım attı.
"Onu bulacağız."
Bobby başını salladı.
"Önce şu evin bizi öldürmesini engelleyelim."
Rowena, masanın üzerindeki eski kitabı açtı.
"Bir geçit var."
Parmağını sayfadaki sembole koydu.
"Fakat yalnızca Vesper kanıyla açılabilir."
Herkes bana baktı.
Ben iç çektim.
"Tabii."
Damon gülümsedi.
"Senin kanın gerçekten çok sosyal."
"Bir gün seni gerçekten boğacağım."
"İlişkimiz ilerliyor."
Dean Damon'a baktı.
"Ben önce davranabilirim."
Damon ellerini kaldırdı.
"Tamam. Romantik kıskançlığınızı sonra halledersiniz."
---
Geçidi açmak için evin en alt bölümüne indik.
Merdivenler uzadıkça hava soğudu. Duvarlardaki portreler yerini eski taşlara bıraktı. Bazı basamakların üzerinde kurumuş kan izleri vardı. Bazılarında ise Vesper sembolü kazınmıştı.
En sonunda büyük bir kapının önünde durduk.
Kapının üzerinde yalnızca bir cümle vardı:
KANINI VEREN, HATIRASINI DA VERİR.
Elimi kapıya koyduğumda kolyem ısındı.
Dean hemen yanıma geldi.
"İstersen yapma."
"Castiel içeride."
"Seraphine..."
"Onu orada bırakamam."
Dean birkaç saniye bana baktı.
Sonra başını eğdi.
"Tamam."
Bıçağın ucunu parmağıma hafifçe değdirdim. Tek bir damla kan çıktı.
Kapının üzerine düştü.
Taşlar titredi.
Sonra kapı açıldı.
Fakat kapının ardında merdiven yoktu.
Bir oda vardı.
Bir yatak.
Bir pencere.
Ve eski bir çocuk odası.
Nefesim kesildi.
Odayı tanıyordum.
Daha önce rüyalarımda görmüştüm.
Beşiğin yanında annem duruyordu.
Ben bebekken.
Bu kez görüntü yalnızca bir an değildi.
Geçmiş, gözlerimin önünde yeniden yaşanıyordu.
Livia beni beşiğe yatırdı. Üzerime siyah bir örtü örttü. Sonra kapıya baktı.
Elias içeri girdi.
Annem ona döndü.
Yüzündeki korkuyu ilk kez bu kadar net görüyordum.
Elias'ın elinde küçük bir kutu vardı.
Kutuyu beşiğin yanına bıraktı.
"Bir gün bunu ona vereceksin."
Annem başını salladı.
"Hayır."
"Eğer ben veremezsem."
"Sen vermeyeceksin."
Elias sustu.
Annem gözlerini kapattı.
"Onu bu dünyadan uzak tutacağım."
Elias'ın sesi yumuşadı.
"Bu dünya zaten onun."
Görüntü bir anda dağıldı.
Gözlerimi açtığımda Dean önümdeydi.
"Ne gördün?"
"Annem ve Elias."
"Neredeydiler?"
"Benim çocukluk odamda."
Dean etrafına baktı.
"Bu oda nerede?"
"Burada."
Duvarın arkasındaki karanlığa baktım.
"Vesper Evi'nde."
Tam o sırada odanın diğer ucundan bir ses geldi.
"Doğru."
Hepimiz silahlarımızı kaldırdık.
Karanlıktan bir kadın çıktı.
Koyu renk kıyafetler giymişti.
Bakışları doğrudan bana çevrildi.
Ruby.
Damon'ın yüzündeki ifade değişti.
"Sen."
Ruby hafifçe gülümsedi.
"Ben."
Sam'in eli silahına gitti.
Dean öne çıktı.
"Buraya nasıl girdin?"
Ruby omuz silkti.
"Kapıdan."
Damon başını iki yana salladı.
"Bu evde herkes aynı espriyi yapıyor."
Ruby ona baktı.
"Sen kimsin?"
"Damon."
"Salvatore?"
"Demek hakkımda duydun."
"Maalesef."
Damon'ın yüzü düştü.
"Bugün herkes aynı şeyi söylüyor."
Ruby'nin bakışları bana döndü.
"Castiel'i bulmaya geldim."
Dean ona güvenmedi.
"Neden?"
"Çünkü onu öldürmek isteyen tek kişi ben değilim."
Bu cevap odadaki havayı değiştirdi.
Ruby masanın üzerindeki eski sembole baktı.
"Burada başka biri var."
"Kim?"
Ruby cevap vermedi.
Başını kaldırdı.
"Bir melek."
Lucifer'ın yüzü sertleşti.
"Castiel değil."
Ruby yavaşça başını salladı.
"Hayır."
---
Koridorun sonuna ilerledik.
Duvarlarda siyah kanat izleri vardı.
Castiel'in varlığına benzeyen ama ona ait olmayan izler.
Bir noktada ses duyduk.
"Seraphine."
Bu kez Castiel'ti.
Gerçekten oydu.
Koşmaya başladım.
Kapının önünde durduğumuzda içeriden ağır bir darbe geldi.
Dean kapıyı açtı.
Castiel yerdeydi.
Kanatları görünür değildi.
Gömleğinin üzerinde yanık izleri vardı.
Ama yaşıyordu.
Beni gördüğünde ayağa kalkmaya çalıştı.
"Seraphine."
Yanına gittim.
"İyi misin?"
Castiel başını salladı.
"Fiziksel olarak."
Damon arkasından geldi.
"Bu, duygusal olarak iyi olduğu anlamına gelmiyor."
Castiel ona baktı.
"Ben duygusal olarak da iyiyim."
Damon birkaç saniye düşündü.
"Bu yüzden mi bu kadar garipsin?"
Castiel gerçekten düşündü.
"Muhtemelen."
Sam gülmeye başladı.
Dean bile gülümsedi.
Castiel ise hiçbir şey anlamamış gibi bize baktı.
İşte o anda, birkaç gündür ilk defa içimdeki gerilim biraz olsun çözüldü.
Castiel kaybolmuştu.
Ama geri dönmüştü.
Ve hâlâ Castiel'di.
---
Gece yarısına doğru tekrar üst kata çıktık.
Castiel'in durumu daha iyi görünüyordu. Fakat bize bir şey söylemişti.
Evin altında yalnızca bir geçit yoktu.
Bir hapishane vardı.
Ve orada biri tutuluyordu.
Elias değil.
Başka biri.
Constantine'in yüzü bunu duyduğunda değişmişti.
"Kim?"
Castiel cevap vermeden önce bana baktı.
"Onu görmedim."
"Öyleyse nereden biliyorsun?"
"Çünkü beni oraya götüren şey onun adını söyledi."
"Ne adı?"
Castiel sustu.
Sonra tek kelime söyledi.
"Michael."
O isim salonda yankılandı.
Lucifer'ın yüzündeki bütün ifade silindi.
Dean ona baktı.
"Michael."
Lucifer cevap vermedi.
Birkaç saniye sonra yalnızca şunu söyledi:
"Burada olmamalı."
Constantine ayağa kalktı.
"Vesper Evi'nin altında bir melek tutuluyorsa, bu ev yalnızca bir aile sırrı değil."
Rowena devamını getirdi.
"Bir savaş alanı."
Damon iç çekti.
"Harika."
Bardağını kaldırdı.
"Tam da eksik olan buydu."
Ben ise pencerenin önüne gittim.
Dışarıda ay yükselmişti.
Vesper Evi'nin kuleleri karanlığın içinde kayboluyordu.
Arkamdan Dean geldi.
Bir süre sessizce yanımda durdu.
"Bugün çok şey oldu."
"Evet."
"Yoruldun."
"Biraz."
Omzuma dokundu.
Ben ona döndüm.
Bu kez aramızdaki yakınlık korkudan değil, birbirimizi gerçekten istemekten doğuyordu. Onu öptüm. Dean'in eli belime geldi ve beni kendine çekti. Öpücük yavaş başladı, sonra günlerdir biriken bütün gerilim yeniden yüzeye çıktı. Parmaklarım ensesine gitti. Onun nefesi boynumda hissedildiğinde gözlerimi kapattım.
Bir anlığına hiçbir şey düşünmedim.
Ne Elias.
Ne Michael.
Ne Vesperler.
Ne kapılar.
Sadece Dean.
Ve onun yanında kendimi hâlâ insan gibi hissedebildiğim gerçeği.
Dean alnını alnıma yasladı.
"Bu evde romantik anlarımızı sürekli bir şey bölüyor."
Gülümsedim.
"Bu kez kimse gelmez umarım."
Tam o anda koridordan Damon'ın sesi geldi.
"Yemek var mı?"
Gözlerimi kapattım.
Dean başını geriye attı.
"İnanılmaz."
Ben kahkaha attım.
Damon kapının önünde belirdi.
"Ne?"
Dean ona baktı.
"Hiçbir şey."
Damon bize şüpheyle baktı.
"Kesin bir şey."
"Git."
"Tamam."
Damon iki adım attı.
Sonra geri döndü.
"Bu arada Gabriel seni arıyor."
"Niye?"
"Bir şey bulmuş."
Dean'in yüzündeki gülümseme kayboldu.
Damon da ciddileşti.
"Michael'ın tutulduğu yerin haritasını."
---
Kütüphaneye döndüğümüzde Gabriel masanın başında duruyordu.
Önünde eski bir harita açılmıştı.
Rowena yanında duruyordu.
Sam ve Bobby de masaya yaklaşmıştı.
Castiel sessizce arka tarafta bekliyordu.
Lucifer ise haritaya baktığında birkaç saniye boyunca hiçbir şey söylemedi.
Haritanın üzerinde Vesper Evi'nin altında başka bir yapı görünüyordu.
Devasa bir daire.
Etrafında melek sembolleri.
Ortada ise siyah bir gül.
Gabriel parmağını merkeze koydu.
"Michael burada."
Lucifer başını kaldırdı.
"Onu kim hapsetti?"
Gabriel'in yüzündeki alaycı ifade kayboldu.
"Vesper ailesi."
Ben donup kaldım.
"Benim ailem mi?"
Rowena başını salladı.
"İlk Vesperler."
Gabriel devam etti.
"Fakat Michael tek başına değil."
Haritanın altında ikinci bir işaret vardı.
Yılan.
Sonra üçüncü.
İnsan eli.
Ve son olarak...
Bir göz.
Gabriel haritaya baktı.
"Onu tutan şey yalnızca büyü değil."
Lucifer'ın bakışları bana döndü.
"Kan."
Kolyemin yeniden ısındığını hissettim.
Ben geri çekildim.
"Benim kanım mı?"
Kimse cevap vermedi.
Çünkü ev cevap verdi.
Üst kattaki bütün kapılar aynı anda açıldı.
Sonra aşağıdan bir çığlık geldi.
Kadın sesi.
Tanıdık değildi.
Castiel başını kaldırdı.
"Bu evde başka biri var."
Gabriel'in yüzündeki ifade değişti.
"Hayır."
"Ne?"
Gabriel yavaşça merdivenlere baktı.
"Başka biri değil."
Bir an durdu.
"Birileri."
Ve Vesper Evi'nin bütün pencerelerinde aynı anda yüzler belirdi.
İnsan yüzleri.
Eski yüzler.
Unutulmuş yüzler.
Ben nefesimi tuttum.
Çünkü en üst kattaki pencerelerden birinde annemi gördüm.
Livia bana bakıyordu.
Ve dudakları sessizce tek bir kelime söylüyordu:
"Kaç."
Ama bu kez arkasında Elias yoktu.
Lucifer vardı.
Ve Lucifer'ın arkasında, karanlığın içinde duran başka bir adam.
Michael.
Gözlerimi kırptığımda pencere boştu.
Fakat artık çok geçti.
Çünkü Vesper Evi uyanmıştı.
Ve aşağıdaki taş zeminin altında, yüzyıllardır kapalı duran bir şey ilk kez nefes aldı.
