İçeriğe geç

Unutulanlar

Bölüm 4 · 2 dk okuma

Unutulanlar

Bölüm 4

4. Bölüm (Ela'nın Seçimi)

Ela, Deniz'in de kaybolduğu sabahtan beri gözünü kırpmamış gibiydi. Sınıfta oturmuş, boş sıraya bakıyordu — önce Emir'in, şimdi de Deniz'in sırası. İkisi de aynı şekilde tozlanmıştı, sanki haftalardır kimse oturmamış gibi. Ama en tuhafı, kimsenin bunu garipsememesiyd. Öğretmen bile yoklama listesine bakarken hiç duraksamadan geçiyordu isimlerin üstünden, sanki hiç var olmamışlar gibi.

Ela farklıydı. O hatırlıyordu.

Ders çıkışı, kütüphaneye gitti. Eski okulun kapatılma nedenini araştırmaya karar vermişti — belki bir kayıt, bir haber, bir ipucu bulabilirdi. Tozlu arşiv kayıtlarını karıştırırken, sararmış bir gazete kupürüne rastladı. Başlık kısa ve netti:

"Okulda Esrarengiz Kayıplar — Yetkililer Sessiz."

Haberin tarihi on iki yıl öncesineydi. İçinde, o zamanki okulun müdürünün bir açıklaması vardı: "Bazı öğrencilerimiz nakil oldu, endişelenecek bir durum yok." Ama haberin altında, elle yazılmış küçük bir not dikkatini çekti — sanki biri sayfanın kenarına aceleyle karalamıştı:

"Nakil değil. Sildiler onları."

Ela'nın eli titredi. Kupürü telefonuyla fotoğrafladı, tam o sırada kütüphanenin ışıkları titremeye başladı. Bir, iki, üç kez yanıp söndü, sonra sabitlendi ama havada bir şey değişmişti — sanki oda birden daha soğumuştu.

Telefonunun ekranı karardı.

Olmaz, diye düşündü Ela. Bilmiyorum, görmedim, olmuyor bu.

Ama ekran kendi kendine açıldı. O siyah kare uygulama ikonu belirdi yeniden: "Yoklama." Ela dokunmamaya çalıştı ama parmağı, sanki kendi iradesi dışında hareket ediyormuş gibi ekrana uzandı.

Görüntü açıldığında, bu sefer sadece bir kişi yoktu ekranda. İki figür duruyordu karanlık koridorda — biri Emir, diğeri Deniz. İkisinin de gözleri yoktu, sadece karanlık boşluklar. Ama bu sefer, konuşan onlar değildi.

Arkalarından, gölgelerin arasından üçüncü bir ses yükseldi — daha derin, daha eski, sanki yıllardır oradan sesleniyormuş gibi:

"Sen, Ela, farklısın. Sen hatırlıyorsun. Bize katıl, ya da sen de onlar gibi unutul."

Ela telefonu fırlattı, kütüphaneden koşarak çıktı. Ama koridorda koşarken, arkasından gelen adımların kendi adımlarıyla aynı ritimde olduğunu fark etti — sanki biri, görünmez biri, onunla aynı anda yürüyordu.

Eve vardığında kapıyı arkasından kilitledi, nefes nefeseydi. Bulduğu gazete kupürünü tekrar düşündü: Nakil değil. Sildiler onları.

Bir karar vermesi gerekiyordu. Ya sessiz kalıp beklerdi — belki de sıradaki o olurdu. Ya da bu gizemin peşine düşüp, Emir ve Deniz'i geri getirmenin bir yolunu arardı.

O gece, karanlık odasında, kalemi eline aldı ve bir deftere yazmaya başladı — bulduğu her ipucunu, her tuhaflığı. Çünkü eğer hafıza silinebiliyorsa, belki de tek çare buydu: yazmak, kayıt altına almak, unutulmamak.

Kalemi kâğıda değdirdiği an, uzaktan, çok uzaktan, aynı fısıltı yeniden duyuldu — ama bu sefer daha net, daha yakındı:

"Çok geç, Ela. Zaten başladı."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.