Şarkı: Mavi Gri - O Ben Olamam
'Başka bedenleri koklarsın yerime şimdi
Çok arar bulursun ya
Sana verdiğim bu değeri'
İyi okumalar bebeklerr ❤️
⏳
~2 Ay Sonra~
Evren'in kolları belimin iki yanındayken tebessüm ederek yüzüne bakıyordum. Esen rüzgar saçlarımı uçuşturup onun boynuna değdirirken huylansa bile gözlerini hafifçe kısıp tebessümünü biraz daha genişletmek dışında bir tepki vermemişti. Sıcak kolları arasında olmam ve bir bariyer gibi önümde olması sayesinde rüzgardan etkilenmiyordum.
Bakışlarının usulca dudağıma kaydığını fark ettiğimde yutkunup bakışlarımı gözlerinde tutmaya devam ettim.
Evren sadece benim duyabileceğim bir şekilde iç çekti ve burunlarımız birbirine temas edecek kadar bana yaklaştı. O kadar yakınımdaydı ki artık onu bir bulanıklık olarak görüyordum bu yüzden göz kapaklarım kendiliğinden kapandı.
İşte o an şu sıralar duymaya çok alışık olduğum o sesi duydum.
"Kestik!"
Evren benden uzaklaştığında gözlerimi aralayıp kollarımı göğsümde bağladım. Uzaklaştığı an soğuğu hissetmiştim ve bu ürpermeme neden olmuştu.
Omuzlarıma bırakılan küçük battaniyeyi sıkıca tutarak yanımdaki kadına tebessüm ettim.
"Canlı yayın için kıyafetlerinizi değiştirmemiz gerekiyor Hilal Hanım. Biliyorsunuz ilk defa grup halinde canlı yayın açılacak."
"Biliyorum," diye mırıldandım. İlk videoyu atalı bir buçuk ay kadar olmuştu ve beklediğimizden bile hızlı tutmuştu. İnsanların en sevdiği şey birilerini yakıştırmaktı ve biz de onlara istediklerini vermiştik.
Karavana doğru ilerlediğimde Evren'i çoktan içeri geçmişti ve üstündeki kazağı değiştiriyordu.
"Sorun ne Evren?"
Evren, üzerine geçirmek için eline aldığı yeşil kazağı başından geçirmeden önce bana döndüğünde vücudundaki dövmeler dikkatimi çekmişti ama bakışlarımı yine gözlerine çevirdim. Çünkü şu an dövmelerinden çok daha ciddi bir sorunumuz vardı. Bu sorun da Evren'in sabahtan beri bana olan soğukluğuydu.
"Sorun yorumlar," dedi birden. Anlamayarak kaşlarımı çattığında kazağının eteklerini aşağıya çekti ve saçlarını karıştırıp bana doğru adımladı. Her adımda ben de gerilediğimden kalçam masaya değmişti.
Evren bakışları yüzümdeyken telefonuna uzandı ve telefonunu açıp Twitter'a girdi.
"Hangi yorumlardan bahsediyorsun?"
"Kendin bak," diyerek telefonu elime tutuşturduğunda tekrar bana sırtını dönmüştü. Bakışlarım telefonun ekranına kayarken bizim adımıza atılan tweetlerde gezinmeye başladım.
Twitter'a en son ne zaman girdiğimi bile hatırlamıyordum. Bırak benim hakkımda atılan yazıları okumayı, hiçbir uygulamaya girmiyordum bile. Kendimi bu kuyuya attıktan sonra her yerden uzaklaşmıştım.
Atılan bir tweeti içimden okumaya başladım. Binlerce beğeni almıştı tweet.
'Evren ve Hilal'in gerçekten birbirine aşık olduğuna inanan var mı ya? Sanki zorla bir aradalarmış gibi duruyorlar ve çok kasıntılar. Ulan bir kere kızla öpüşüp koklaşırken video atmadılar. Çok uzaklar birbirlerine.'
Alt dudağımı dişledim. Evren koltuğa oturmuş bir şekilde bacağını sallarken tweetin altındaki yanıtlara baktım.
'Aynen öyle ya. Geçen videoda Hilal ve Serkan'ın birbirine baktığı andan beri onları shipliyorum ben. Kızın Serkan'a bakışında bile Evren'le olmasından daha çok duygu var yemin ederim.'
'Tek ben fark ettim sanmıştım. Bence bu ikisi aslında birbirine aşık ama arkadaş kalmak zorunda kalmışlar.'
Yorumlar giderek çirkinleşirken daha fazlasını okumak istemediğimi fark edip telefonun ekranını kilitledim ve masanın üzerine bırakarak Evren'e doğru ilerledim.
"Gerçekten insanların dediklerine mi takılıyorsun Evren? İlk video atıldığı gece birbirimize verdiğimiz sözü unuttun mu?"
Evren parmaklarını şakaklarına bastırıp derin bir nefes aldı. "Birbirimize çok söz verdik Hilal ama sence hepsini tutabiliyor muyuz?"
Yanına oturdum ve tamamen ona döndüm. Şakaklarına bastırdığı elini tutup parmaklarımızı birbirine kenetlediğimde gözleri benim gözlerimi buldu. "Tutmaya çalışıyoruz, Evren. O gece yorumlara bakmayacağımızı söyledik. Lütfen insanların dediklerini umursama. Birkaç kişinin dediği şey umurumuzda olmamalı."
"Biraz sonra canlı yayın olacak," dedi elini elimden çekerken. Dediklerime herhangi bir cevap vermemişti ama içten içe hâlâ kötü düşündüğünü biliyordum. Yüzünden belliydi her şey. "Sen de hazırlan. Ben dışarıdayım."
"Evren..." diye mırıldandığımda hiçbir şey demeden dışarı çıktı ve karavanın kapısını gürültülü bir şekilde kapattı. Oflayarak arkama yaslanıp ellerimi yüzüme bastırdığımda kendimi bok gibi hissediyordum.
Saatler süren çekimlerden sonra bir de bizi tanıyan insanlar ortaya çıkmaya başlamıştı. Günümün çoğunu Evren'le geçiriyordum ve bu iyi bir şeydi, en azından başlarda. Evet şirketteyken de hep beraberdik ama kameraların önündeyken işler çok daha zordu. Artık ikimiz de daha çok gergindik ve ikimiz de mutlu değildik.
Evren'le arkadaş olduğumuz o günleri çok özlüyordum. O imzayı atmadan önceki günleri.
Ellerimi yüzümden çekip giyinmem için askıya bırakılmış kazağı ve pantolonu üzerime geçirdim. Daha fazla birilerini bekletemezdik, canlı yayına katılmamız gerekiyordu.
Ve en son bir hafta önce gördüğüm Serkan'ı görecektim. Videolar dışında aramızda hiçbir iletişim yoktu. İkimiz de yanımızdakilerle konuşuyor ve birbirimizi görmüyorduk.
Artık arkadaş gibi görünen iki yabancıdan farklı değildik. Tek fark bu sefer anılar da vardı. Bir zamanlar az da olsa iyi olan anılarımız vardı...
Karavandan çıkıp çekimin olacağı çardağa doğru ilerledim. Serkan ve Kumsal gülerek konuşuyorlardı. Evren de köşede bir ağaca yaslanmış sigara içiyordu.
"Selam," diye mırıldandım çardağa girip karşılarına oturduğumda.
"Selam." Kumsal kısaca mırıldandı. Hâlâ aramız kötüydü ama en azından selamımı alıyordu. Serkan olduğum tarafa bile bakmıyordu.
"İdil'le tanışmak için umarım çok geç kalmamışımdır." Kumsal gergin bir şekilde Serkan'ın yüzüne baktı. "Henüz sevgili olduğumuz video yayınlanmadı ama İdil kesin anlamıştır. Beni öldürmez değil mi?"
Serkan güldü.
"İdil'e aşık olduğumu söyledim. Her yerde videolarımız döndüğünden bir şeylerin farkında ama şimdiye kadar seni öldürmek hakkında bir şey demedi. Korkma yani."
Burada olmamı o kadar önemsemiyorlardı ki aralarındaki konuşmaya devam ediyorlardı.
Demek ki Kumsal İdil'le tanışacaktı. İdil'le arada konuşsak da Evren'le sevgili olduğumu söylediğimden beri doğru düzgün buluşamamıştık. İçten içe Serkan yüzünden bana cephe aldığını düşünüyordum. Sonuçta en yakın arkadaşı Serkan'dı, ben ise Twitter'daki o kızdım.
Ayşenur'u çok özlemiştim. Şu an onun dışında hiçbir arkadaşım yoktu, o da yanımda değildi.
Tırnaklarımın kenarındaki etleri yolmaya başladığımda canlı yayın için kamerayı ayarlamaya gelmişlerdi. Serkan ve Kumsal yine gülüşürlerken ben sessizce canlı yayının başlamasını bekledim. Evren de yanıma gelip oturduğunda geri sayıma kadar herkes kendi halinde takıldı.
Sonrasında ise hepimizde sahte bir tebessüm, elimizde yorumlar kameraya bakmaya başladık.
"Dörtlü grup olarak canlı yayın açmamızı çok istemişsiniz. Eh biz de dayanamadık. Videoyu bu kalitede izlemeniz bizim mükemmel kameramız sayesinde." Serkan gülerek başını eğdiğinde hepimiz gülmüştük.
"Çok boş konuşmadan yorumları okusak daha iyi değil mi acaba?" Kumsal, Serkan'a baktığında Serkan tebessüm etti. "Siz nasıl isterseniz hanımefendi."
"Hilal sana sorulmuş sevgilim." Evren bana konuştuğunda merakla ona döndüm. "Evren'in çektiği ve en sevdiğin fotoğrafın?"
"Hm," diye mırıldandım ve bakışlarım Evren'deyken tebessüm ettim. "Beni ilk kez çektiği zaman. Fotoğrafları gördüğümde çok şaşırmıştım ama gerçekten çok güzellerdi."
Beni ilk çekişi çekim için değildi ve bunu Evren biliyordu. Çalışırken bir anda çekmiş ve beni çektiği için ona kızmıştım ama o günleri çok özlediğimden fotoğraflar gözüme güzel gelmeye başlamıştı. Keşke o anki halime tavsiye verebilseydim.
"Aşk kuşları işte," dedi Serkan. Ürperdiğimi hissettim tekrardan ama bu sefer soğuktan değildi. İstemsizce Serkan'a bakmıştım ve bu bakışım hakkında da çok konuşacaklarını biliyordum.
Serkan birkaç saniye bana baktı ve telefonuna döndü. "Hilal'le nerede tanıştığımız sorulmuş. Cevaplayayım mı cevaplar mısın kıvırcık?"
Canlı yayını izleyenler tamamen doğal sanardı ama ses tonu o kadar soğuktu ki gözlerim dolmasın diye kendimi sıkıyordum.
"Cevapla," dedim ve tebessüm ederek kameraya baktım. Ben kimseyi görmesem de binlerce insan beni izliyordu ve bu korkunçtu.
"Biz Hilal'le lisede tanıştık ama aramızda pek bir iletişim yoktu." Hâlâ yok. "Sonra ortak bir arkadaşımız sayesinde tanıştık ve arkadaş olduk. Hilal Evren'le sevgili olunca grubumuza Evren de girdi. Kumsal'la da ben... işte tanıştık ve grubumuz büyüdü."
Yorumlara baktığımda birden konunun tamamen bize döndüğünü fark ettim.
Bir uzun yorum o kadar çok atılıyordu ki illa birinin okuduğunu biliyordum. Ben okumamak için herhangi bir yorumu yanıtlamayı bile düşünüyordum.
"Sevgilime bir hediye almak istiyorum ama ne alacağımı bilmiyorum. Tavsiye verir misiniz?" Kumsal sonunda bir yorum bulduğunda ilk yanıt Evren'den geldi. "Ben o fark etmeden onu çeker ve bir anı defteri yaratırdım."
"Anı defterleri güzel fikir," dedi Serkan ama iddialı bir şekilde Evren'e baktı. "Ama biraz eskide kaldı. Yorumlarda sabitlediğim çok güzel bir dijital albüm var. Videolarınızı ya da fotoğraflarınızı koyabileceğiniz mükemmel bir çerçeve. Henüz yaygın değilken böyle bir hediye alabilirsin sevgiline."
Serkan gerekli reklamı da yaptığında konu biraz fotoğraflara kaymıştı. Bir süre daha canlı yayında kaldıktan sonra yayını kapatmış ve masada sadece dördümüz kalmıştık.
"O yorum neydi?" diye sordu Kumsal bana bakarken.
"Hangi yorumdan bahsediyorsun?"
"Şu uzun yorum. Ekran görüntüsünü aldım bir saniye." Telefonuna bakarken parmaklarımı masanın üzerine vurmaya başladım.
"Okuyorum. 'Çok büyük bir iddiam var lütfen okuyun. Tc Erkekleri Kapatılsın diye bir Twitter hesabı vardı ve bu hesap ne hikmetse videolarınız çıkmadan önce hesabı kullanmayı bıraktı. Ne alaka diyenler için hesap Serkan'ın doğum gününde kurulmuş ve Serkan'la bir sürü fotoğrafı olan İdil'le de arkadaşlarmış. Serkan bir kere tweete yanıt vermiş. Ben diyorum ki bu hesap Hilal'indi. Şehirler aynı, kişiler aynı. Serkan'ın doğum gününde SY yazıp kapatılsın yazmış. Kanıt isteyenler videoma gelsin.'"
Kumsal'ın bakışları bana döndüğünde dudaklarım aralık bir şekilde ona baktım ama sonra bu video çekiminde öğrendiğim bir şeyi kullandım: Numara yapmayı.
"Yani?"
"Bunlar doğru mu? O hesap cidden senin miydi?"
Üç çift göz üzerimdeyken kendimi binlerce insanın önünde konuşma yapmak üzereymişim gibi hissediyordum. Üç çift birbirinden farklı tonlara sahip mavi göz, ağzımdan bir şey çıkmasını bekliyordu ama benim tek yapmak istediğim kaçmaktı.
"Benimdi," dedim dürüst bir şekilde Kumsal'a bakarken. "Teorileri boş verip hayatına devam etmeye ne dersin? Çünkü ben öyle yapmaya çalışıyorum."
Kumsal'ın kaşları giderek çatılırken başımı dikleştirip minik bir tebessümle Evren'e baktım ama o rolünden çıkmış ve az önceki gerginliğinin hüküm sürdüğü bir ifadeyle bana bakmıştı.
Bu masanın etrafındaki üç kişi de bana kötü gözle bakıyordu. Dördüncü kişi yani ben ise kendime bakmaya bile utanıyordum.
"Her şeyin ne kadar boktanlaşacağını bilmiyor muydun?" dedi Kumsal bir anda ve kolunu masanın üzerine yerleştirerek bana baktı. "Bu işe neden girdin Hilal? Evren bana bu işte olmayacağını söylemişti ama sen bir anda işin içine girdin! Şimdi Twitter hesabın ifşa oluyor ve Serkan'la yakıştırılıyorsun. Mutlu musun?"
Kumsal'ın alaylı sesi karşısında yutkunurken Serkan elini Kumsal'ın masanın üzerindeki elinin üzerine yerleştirdi. "Şşt sakin ol. Olan oldu artık, zamanı geriye alamayız."
Serkan'ın Kumsal'ı iyi hissettirmek için verdiği çabayı izlememek adına oturduğum yerden hızla kalktım ve bana dönen bakışların kime ait olduğuna bile bakmadan hızlı adımlarla karavana doğru ilerlemeye başladım.
Hafiften yağan yağmur yüzünden titrerken kimsenin peşimden gelmeyeceğini bilerek karavanın içine dalıp kapıyı kapattım ve tekrar kapının önüne çöktüm.
Bu sefer kendimi soktuğum durumdan yerde oturuyordum ve artık gerçekten de yalnızdım.
⏳
Yazar;
Serkan arabayı kullanırken radyodan yayılan ve yazın sıcaklığını taşıyan şarkı kısık sesteydi. Yanında oturan Kumsal'ın bakışları yağmur damlalarının süslediği camdayken Serkan kıza kısa bir bakış atıp bakışlarını tekrardan yola çevirmişti.
Bu işe girerken arkadaşlardı ki hâlâ öyleydiler. İdil'e anlatması yasak olduğu her şeyi onunla paylaştığından bir nevi sırdaş da olmuşlardı ve kendini Kumsal'ın yanında rahat hissediyordu. Yine de gözleri birini arıyordu ve bundan nefret ediyordu.
"Neden bana söylemedin?" diye sordu Kumsal birden. Serkan bakışlarını yoldan çekmeden sorusuna soruyla yanıt verdi. "Neyi sana söylemedim?"
"Hilal'in Twitter hesabındaki yazıları senin için yazdığını."
Serkan derin bir nefes alıp direksiyonu sıkıca kavradı. "Bilmiyordum."
Kumsal alayla gülüp oturduğu yerde dikleşti. "Buna inanayım mı cidden?"
"O hesabın Hilal'e ait olduğunu biliyordum ama Tweetleri benim için attığından haberim yoktu. Neden yalan söyleyeyim ki sana?"
"Çünkü benden bir şey saklıyorsun." Kumsal bakışlarını tekrar cama çevirdiğinde sesi biraz durgun çıkmıştı. "Ve bu sakladığın her neyse kötü bir şey."
Serkan arabayı yavaşlatırken bakışları tekrar Kumsal'a dönmüştü. "Sen benim kötü anımda olan tek insansın Kumsal. Dostumsun ve şu zamanlarda eğlenebildiğim sayılı kişilerdensin yani benim için özelsin."
Kumsal'ın bakışları tekrar Serkan'a döndüğünde Serkan arabayı park etmişti.
"Neyse role dönmemiz gerek," dedi Kumsal ve yüzüne tatlı bir tebessüm yerleştirip emniyet kemerini çözdü. "En yakın arkadaşına yalan söylemek nasıl bir his?"
Serkan, Kumsal'ın konuyu değiştirdiğine minnettar olsa da başka kötü bir konuya geçtiğinden minnettarlığı kısa sürmüştü.
"Bok gibi," dedi homurdanarak. "Sanki pavyonda çalışıyormuşum da çocuklarıma yalan söylemek zorundaymışım gibi."
Kumsal yüzünü buruşturdu. "Bu ne biçim benzetme ya?"
"Ne bileyim," dedi Serkan ensesini kaşırken. "Bir anda aklıma geliverdi. Neyse, işte öyle hissettiriyor. Aramız bozulur diye ödüm kopuyor valla."
"Bence bozulmaz aranız," dedi Kumsal onu rahatlatmak istercesine gülümsediğinde. "Hem siz çocukluktan beri arkadaşsınız. İdil gerçeği öğrenince seni anlar."
"Anlar ama önce ebemi beller." Serkan o günleri hayal ederek gözlerini kırpıştırdı. Her şey bittiğinde İdil'in saçlarını kopartırcasına çektiğini ve onu boğmaya çalışırken Karamel ve Pişmaniye'nin de yemek niyetine ona baktığını hayal etti. Bütün kanı çekilmiş bir şekilde aynı robot gibi arabadan inerken Kumsal da onunla beraber indi ve arabanın önünde buluşup ellerini birbirlerine kenetlediler.
İdil ve Asrın'ın yaşadığı apartmana doğru ilerlediklerinde Serkan ezbere bildiği zile bastı ve düşünceleri yok etmeye çalışarak Kumsal'a baktı.
"Ya tarih olacağız," diye mırıldandı Serkan kızdan bakışlarını çekmezken.
"Ya da tarih yazacağız," diyerek devam ettirdi Kumsal. İkisi de istemsizce güldüklerinde demir kapı gürültülü bir şekilde açılmış, beraber içeri girmişlerdi. Serkan daha önce de kız arkadaşlarını İdil'le tanıştırmıştı ama adı üstüne onlar gerçekten kız arkadaşlarıydı, rol değildi. Şimdi yanında Kumsal vardı ve onun sadece arkadaşıydı.
İdil ilk saniyeden her şeyi anlatsa boku yerdi.
Beraber asansöre bindiler ve çok geçmeden aralık kapıda onları bekleyen İdil ve Asrın ikilisini gördüler. İdil kapının önünde dururken Asrın hemen onun arkasında kucağında Pişmaniye'yle duruyordu. İdil'in bacakları arasında dili dışarıda heyecanla kapıyı izleyen Karamel de vardı.
"Oo bütün aile kapıya toplanmışsınız bakıyorum. Bu kadar mı özlediniz beni?" Serkan şakacı bir tavırla hepsine bakarken Karamel İdil'in bacakları arasından kayıp giderek ön patilerini Serkan'ın göğsüne koyarak adeta üstüne atladı. Serkan gülerek Karamel'in tüylerini karıştırırken Kumsal'dan elini çekmek zorunda kalmıştık.
"Biz meraklı bir aileyiz," dedi İdil ve Serkan Karamel ikilisinin üzerindeki bakışlarını Kumsal'a çevirip tebessümünü genişletti. "Hoş geldin."
"Hoş bulduk," diyerek İdil'e doğru ilerledi Kumsal. Tokalaşmayı beklerken İdil'in sıcak sarılmasıyla şaşırsa da biraz olsun rahatlamıştı. Serkan'ın anlattığı eski sevgili hikayelerinde İdil'in içinden çıkan şeytandan biraz korkmuştu ama şu an bir şeytandan çok meleğe benziyordu.
Serkan da Karamel'le beraber içeriye girdiğinde arkadaşlarıyla selamlaştı ve hepsi salona geçip oturdu.
"Açıkçası çok şaşkınım," dedi İdil bakışları Serkan ve Kumsal'ın üzerinde gezinirken.
"Neden şaşkınmışsın?" Serkan kolunu Kumsal'ın arkasındaki koltuğa yerleştirdiğinde İdil radar gibi her hareketlerini dikkatle inceliyordu.
"Sevgili olmanız beni şaşırttı ama videolar çekmeniz daha çok şaşırttı." İdil destek istercesine Asrın'a baktı. "Değil mi?"
"Beklenmedikti," diyerek onayladı sevgilisini Asrın.
"Aşkın ne zaman geleceğini bilemeyiz," dedi Serkan ve Kumsal'a bakıp tebessüm etti. Kumsal bakışlarını kaçırıp gülümserken İdil bunu da kaçırmamıştı. Serkan'la konuşacağı çok şey vardı ama yanında Kumsal varken konuşması normal olmazdı. Hem kız tatlı birine benziyordu.
"Hilal'le ne zamandır arkadaşsınız?" diye sordu bu sefer İdil. "Yani videolarda gördüm de ondan soruyorum. Benim neden haberim yok mesela? Ben neden 'en son babalar duyar' cümlesindeki baba oldum? Bunu açıklar mısınız bana?"
Kumsal'ın gerginliğini hemen yanında oturan Serkan hissetmiş ve derin nefes alıp kızın saçlarına dokunmuştu.
"Arkadaş olamaz mıyız?"
"En son birbirinizi öldürecektiniz," dedi İdil hiç durmadan. "Hiçbir şey anlamıyorum. Nasıl arkadaş grubu olursunuz. Hem de bizsiz?"
"Öyle oldu işte," dedi Serkan ve derin nefes aldı. "Şimdi bunu konuşmanın sırası mı?"
"Haklı," dedi Asrın, Serkan'ın ona minnetle bakmasını görmezden gelip İdil'e bakarken. Birbirlerini o kadar iyi anlıyorlardı ki bir bakışıyla İdil bütün cümlelerini yutmuş ve tebessüm etmişti.
"Ee Kumsal nasılsın? Nasıl gidiyor ilişkiniz?" İdil tatlı konulara girdiğinde Kumsal olduğu yerde gergince hareket etmeyi bırakıp tebessüm etti.
"İyiyim, Serkan'la da iyi gidiyor ilişkimiz. Birbirimizi tamamladığımızı düşünüyorum ama o ne düşünüyor bilemiyorum."
"Ruh eşi gibiyiz," dedi Serkan da hemen. "Sanki ikizimi bulmuşum gibi."
İdil kaşlarını kaldırdı ve Asrın'a kısa bir bakış attı. Bu bir işaretti ve Asrın hemen anlamıştı.
"Serkan benimle gelir misin?" Asrın yerinden kalktığında Serkan bu anın geleceğinin bilincinde bir şekilde Asrın'ı onayladı ve ikisi beraber salondan çıkıp kızları yalnız bıraktı.
"Sana dürüst olabilir miyim?"
Kumsal dudaklarını ıslatıp başını aşağı yukarı salladı. İdil, bakışlarını kısa bir anlığına salon kapısına kaydırdıktan sonra Kumsal'ın yanına geçti ve sesini alçaltarak konuşmaya başladı. "Serkan'ın tanıştırdığı kızlar gibi değilsin, bunu daha paylaştığınız fotoğraflardan, videolardan anladım bu yüzden sana kötü davranmak gibi bir düşüncem olmadı hiç."
"Biliyorum Serkan söylemişti," dedi Kumsal tebessümünü genişleterek.
"Serkan benim en yakın arkadaşım. Abim gibi," dedi İdil. "Onun iyiliği benim iyiliğim demek, Kumsal. Onu kardeşim İlkay'dan ayırmam."
Kumsal dikkatle İdil'i dinliyordu.
"Ama bazı şeyleri görüyorum ve Serkan ne kadar benim abim olsa da seni korumak isterim. Serkan'a olan bakışlarının gerçek olduğunu biliyorum. Serkan için dediklerin, hissettiklerin gerçek ama Serkan'ı tanıyorum. O seni sevmiyor, Kumsal."
Kumsal'ın yüzündeki gülümseme yavaşça silindi ve ne yapacağını bilemez bir şekilde İdil'in çilli yüzüne bakmaya devam etti. Neyse ki konuşmasına izin vermeden İdil konuşmaya devam etmişti.
"Serkan'ın son zamanlarda zor dönemlerden geçtiğinin farkındayım, sen de farkındasındır belki. Şu an birbirinize iyi geliyormuş gibi hissedebilirsin ama Serkan'ın gözlerinin için boş, Kumsal. Sizi ayırmak için bunları söylediğimi düşünme, böyle bir şey istemem için bir nedenim yok. Sadece üzülmeni istemiyorum. Serkan seni üzsün istemiyorum."
"Serkan beni seviyor," dedi Kumsal kısık bir sesle ama gerçeği biliyordu. "Konu Hilal'se eğer biliyorum."
İdil dudaklarını ıslattı. "Konu Hilal'in sevgilisinin de senin de üzülecek olman. Her şeyi görüyoruz ama durduramıyoruz çünkü bizden bir şeyler saklıyorsunuz."
"Bana aşık olma gibi bir şansı hiç mi yok?" diye sordu Kumsal sesini iyice alçaltarak. Bunu dile getirdiği için kendine kızmıştı ama İdil'in anlayışlı bakışları yüzünden kızgınlığı uçup gitmişti. "Yani hiç mi ihtimal yok?"
"Birine aşık olma ihtimali diye bir şey yok ki. Şans ya da ihtimalle olan bir şey değil. Olsaydı çoktan olurdu."
İdil telefonunu çıkartıp galerisinden bir videoyu buldu ve Kumsal'a videoyu gösterdi. "Bunu Serkan'ın bilgisayarında buldum. İki ay önce Hilal'le çektikleri bir video."
Serkan ve Hilal'in dans ettikleri video Kumsal'ın gözleri önünde durarken omuzlarının üzerinde bir yük bindiğini hissetmişti. Ona karşı bir şeyler hissettiğini her zaman bilse de belki bir gün benimle olur diye düşünmeden kendini alamıyordu.
Ama gerçekler yüzüne tokat gibi çarptığında içindeki filizi kopartıp atması gerekiyordu.
Video durduğunda İdil telefonu kapattı ve Kumsal'ın ifadesiz yüzüne baktı. "Serkan'a da Hilal'e de çok kızıyorum bu yüzden. Sırf kendi inatları yüzünden size bunu yapmaya hakları yok. Lütfen sen de kendine bunu yaptırtma Kumsal ve hak ettiğin sevgiyi başkasında ara. Serkan'da o sevgi yok."
Kumsal öğrendiği gerçeklerle başını usulca aşağı yukarı sallamıştı ama biliyordu ki daha dört ay vardı. Dört ay daha Serkan'la bu role devam etmesi gerekecekti.
Onu sevmeyeceğini bildiği o adamla dört ay daha sevgili olması gerekecekti. Hem de adamın kalbinde başka biri varken.
Ya da her şeyi değiştirebilirdi.
"Videoyu bana atar mısın?" diye sordu Kumsal bir anda. İdil kaşlarını çatsa da neden istediğini sorgulamadan videoyu Kumsal'a attı.
Ve her şey gerçekten de değişecekti.
⏳
