Unlucky Love
Lee Hong-gi ve Kim Dongyun, ofiste tanıştıkları günden beri arkadaş olmuşlardı. Hong-gi, Dongyun'u stajyer olarak işe almıştı, ama onunla sadece iş konuşmuyordu. Onunla müzik, film, spor, moda gibi ortak ilgi alanları hakkında da sohbet ediyordu. Hong-gi, Dongyun'un hem zeki hem de eğlenceli biri olduğunu fark etmişti. Dongyun da Hong-gi'yi hem başarılı hem de sempatik biri olarak görmüştü. İkisi de birbirlerinden hoşlanıyorlardı, ama bunu birbirlerine söyleyemiyorlardı. Çünkü ikisi de gay olduklarını gizliyordu. Ayrıca, aralarındaki yaş, meslek ve statü farkı da onları çekingen yapıyordu. Bu yüzden, arkadaş kalmayı tercih etmişlerdi.
Ama arkadaşlıkları, şirketin düzenlediği bir tatil sırasında değişmeye başladı. Şirket, çalışanlarını ve stajyerlerini motive etmek için bir haftalık bir tatil planlamıştı. Tatil yeri, Güney Kore'nin güneyindeki bir sahil kasabasıydı. Hong-gi ve Dongyun, tatil için heyecanlanmışlardı. Hem dinlenmek hem de eğlenmek istiyorlardı. Ama tatilin ilk günü, onları bir sürpriz bekliyordu.
Tatil yeri, şirin ve konforlu bir oteldi. Otelde, herkes için ayrı ayrı odalar hazırlanmıştı. Ama bir sorun vardı. Otelde, bir oda eksikti. Ve bu oda, Hong-gi ve Dongyun'un odasıydı. Otel yönetimi, bir hata yaptığını söyledi ve özür diledi. Ama başka bir oda bulamadıklarını da ekledi. Hong-gi ve Dongyun, ne yapacaklarını şaşırmışlardı. Otelde, başka bir yerde kalmak istemiyorlardı. Ama aynı odada kalmak da onları rahatsız ediyordu. Sonunda, bir çözüm buldular. Odayı paylaşacaklardı. Ama yatağı değil. Hong-gi, Dongyun'un rahat etmesi için yerde uyumayı teklif etti. Dongyun, bunu kabul etti, ama Hong-gi'ye üzüldü. Aynı yatakta uyumaları daha iyi olmaz mıydı?
Hong-gi ve Dongyun, o gece, aynı odada uyudular. Ama uyumak yerine, birbirlerini düşündüler. Hong-gi, Dongyun'un yanında olmak istiyordu. Ona sarılmak, onu öpmek, onu sevmek istiyordu. Ama bunu yapamıyordu. Çünkü Dongyun'un onun hakkında ne düşündüğünü bilmiyordu. Acaba o da onu seviyor muydu? Yoksa sadece arkadaş mı görüyordu? Hong-gi, bunu öğrenmek istiyordu. Ama nasıl?
Dongyun da Hong-gi'yi düşünüyordu. Onunla aynı odada olmak, onu heyecanlandırıyordu. Ama aynı zamanda korkutuyordu. Çünkü Hong-gi'ye karşı hislerinin değiştiğini fark etmişti. Ona sadece hayranlık duymuyordu. Ona aşık oluyordu. Ama bunu kabul edemiyordu. Çünkü Hong-gi'nin onun hakkında ne düşündüğünü bilmiyordu. Acaba o da onu seviyor muydu? Yoksa sadece arkadaş mı görüyordu? Dongyun, bunu öğrenmek istiyordu. Ama nasıl?
Hong-gi ve Dongyun, sabaha kadar uyuyamadılar. Ama birbirlerine bir şey söylemediler. Sadece gülümsediler ve iyi sabahlar dediler. Sonra, kahvaltıya indiler. Kahvaltıda, diğer çalışanlar ve stajyerler onlara katıldı. Herkes, tatilin ilk gününü nasıl geçireceklerini konuşuyordu. Hong-gi ve Dongyun da onlara katıldı. Ama gözleri birbirinden ayrılmıyordu. Aralarında, söylenmemiş bir sır vardı. Ve bu sır, onları hem mutlu hem de huzursuz ediyordu.
Tatilin ilk günü, herkes, sahile gitti. Sahilde, güneşlendiler, yüzdüler, oyunlar oynadılar. Hong-gi ve Dongyun da onlara eşlik ettiler. Ama bir fırsat buldukça, birbirlerine yakınlaştılar. Hong-gi, Dongyun'a şakalar yaptı, onu güldürdü, onu kolladı. Dongyun da Hong-gi'ye ilgi gösterdi, onu dinledi, ona yardım etti. İkisi de birbirlerini etkilemeye çalışıyorlardı. Ama bunu belli etmiyorlardı. Çünkü aralarındaki çekimi, kimse görmesin istiyorlardı.
Tatilin ilk günü, akşam yemeğinde bitti. Akşam yemeğinde, herkes, günün nasıl geçtiğini anlattı. Hong-gi ve Dongyun da onlara katıldı. Ama akları birbirlerindeydi. O gün, aralarında küçük bir kıvılcım oluşmuştu. Ama bunu ateşe dönüştürebilecekler miydi?
Hong-gi ve Dongyun, akşam yemeğinden sonra, odalarına çıktılar. Ama bu sefer, birbirlerine bir şey söylemediler. Sadece sessizce yataklarına girdiler. Ama uyumak yerine, birbirlerine baktılar. Gözleri, söyleyemedikleri sözleri söylüyordu. Ama ikisi de ilk adımı atamıyordu. Çünkü ikisi de korkuyordu. Korkuyordu ki, yanlış anlaşılsınlar. Korkuyordu ki, reddedilsinler. Korkuyordu ki, kaybetsinler.
Hong-gi ve Dongyun, sabaha kadar uyuyamadılar. Ama birbirlerine bir şey söylemediler. Sadece gülümsediler ve iyi sabahlar dediler. Sonra, kahvaltıya indiler. Kahvaltıda, diğer çalışanlar ve stajyerler onlara katıldı. Herkes, tatilin ikinci gününü nasıl geçireceklerini konuşuyordu. Hong-gi ve Dongyun da onlara katıldı. Ama gözleri birbirinden ayrılmıyordu. Aralarında, söylenmemiş bir aşk vardı. Ve bu aşk, onları hem mutlu hem de huzursuz ediyordu.