Korkuyla kapıya doğru ilerledim. Kapıda oldukça genç, kapalı bir kız duruyordu.
Annem olmadığına sevindim!
"Merhaba." dedim, tedirginlikle. "Size nasıl yardımcı olabilirim?"
Genç kız, başını hafifçe eğerek gülümsedi. "Merhaba, ben Rümeysa. Müsaitsen konuşabilir miyiz İnfaz?" dedi yumuşak bir sesle.
Bir an durakladım. Ne söyleyeceğini merak ederek "Tabii, içeri gelmek ister misin?" diye sordum, kapıyı biraz daha açarak.
Rümeysa başını salladı ve içeriye adım attı. Beliz meraklı gözlerle bizi izliyordu. "Rümeysa, bu benim ev arkadaşım Beliz." dedim. "Beliz, bu Rümeysa."
Rümeysa, Beliz'e kısaca selam verdikten sonra salona geçtik. Koltuğa oturduktan sonra Rümeysa bana döndü "Hayriye'nin kızıyım ben. Annem seninle tanışmam için çok baskı yaptı." dedi. Annemin bahsettiği uzaktan akraba olan kişi buydu galiba.
"Annem söyledi bir keresinde." dedim gülümseyerek.
Beliz yanımda sessizce otururken Rümeysa devam etti: "Gerçekten kusura bakma, çat kapı geldim ama annem fazla baskı yaptı."
Onu gördüğümde zaten tanıyor gibi hissettim...
"Sorun yok, anneler hep baskıcı." dedim.
Beliz sessizce, Rümeysa'nın konuşmasından kaçınarak yerinden kalktı ve odasına doğru ilerledi. "Çay ister misin?" diye sorarak ayağa kalktım. "Zahmet vermek istemem." dedi kibar bir biçimde. "Yok ya ne zahmeti? Zaten az sonra kavga gören mahalle karıları gibi herkes toplanır."
"Erkek de gelecek mi?"
Rümeysa'nın sorusu üzerine anlamsızca gözlerine bakındım. "Gelebilir." dedim. "O zaman başörtümü açmayayım." dedi.
"Tamam." dedim ve mutfağa yöneldim. Çaydanlığı ocağa koyarken zihnimde bir sürü düşünce dolaşıyordu. "Çay için zahmet etmeyin, gerçekten." dedi arkamdan.
"Yok, hiç zahmet değil." diye cevapladım, ona güven verici bir gülümseme gönderdim. "Hem biraz sohbet etmek iyi gelir. Tanışmış oluruz."
Mutfaktan dönerken Kayra'nın salona geldiğini gördüm. Kayra salonda oturan yabancıyı görünce afalladı ama hiç bozuntuya vermedi ve Rümeysa'nın önüne geçti, elini uzattı: "Merhaba, ben Kayra."
Rümeysa uzattığı eli sıkarak gülümsedi. "Merhaba, ben de Rümeysa." dedi.
Kayra elini çekip koltuğa oturdu. "İnfaz, her şey yolunda mı?" diye sordu endişeli bir bakışla.
"Yolunda, Kayra." dedim. "Annem ve annesi arkadaş."
Tam o sırada Beliz de odasından çıktı, merakla bize doğru baktı. "Ne konuşuyorsunuz bakalım?" dedi gülerek. Kayra Beliz'e bakarak göz devirdi.
"Rümeysa'yla tanışıyorduk." dedim. "Bu arada Rümeysa, senin çayın nasıl olsun?"
Rümeysa biraz duraksadı, sonra hafifçe gülümsedi. "Açık olursa sevinirim." dedi.
"Tamamdır." dedim ve mutfağa geri döndüm. Çayları hazırlarken düşüncelerim yine dağıldı. Onca derdim vardı ama akım nedensizce Emir'e gidiyordu. Bana olan gülümsemesine kayıyordu aklım.
Çayları tepsiye yerleştirip salona döndüğümde, herkesin biraz daha rahatladığını fark ettim. Çayları dağıttım ve ben de onlara katıldım. Bir süre sessizlik oldu sonra Rümeysa tekrar söze girdi.
"Gerçekten, rahatsız ettiğim için kusura bakmayın." dedi. "Ama annem sizinle tanışmam konusunda çok ısrar etti."
"Sorun değil." dedim. "Anneler böyle olur. Biz de alışkınız."
Beliz bir kahkaha attı. "Evet, İnfaz'ın annesi de ona sürekli baskı yapar. İç mimar olacak diye tutturdu ama bizim kızın gönlü başka yerlerde."
Hızla Beliz'e döndüm. Kayra sesli bir biçimde "Sen ne kadar patavatsızsın." dedi. Beliz bana bakıp "Söylememem mi lazımdı?" diye sorduğunda iç çektim. "Bu soruyu çok geç sordun."
Rümeysa merakla bana baktı. "Nerede peki gönlün?"
Bir an duraksadım, sonra derin bir nefes aldım. Kapının çalmasıyla beraber hızla ayağa kalktım. "Emir'ler gelmiştir." diyerek kapıya yöneldim. Tam da tahmin ettiğim gibi Emir'ler gelmişti. "Misafirimiz var." dedim.
Emir "İstersen eve geri çıkabiliriz." dedi, başımı olumsuz anlamda salladım. Canberk ayakkabılarını sağa ve sola atarak "Kim lan misafir?" diye sordu, koşarak salona geçti. Canberk'in arkasından geçtiğimizde Canberk'i salonun ortasında Rümeysa'ya bakarken bulduk.
"Büyülendi galiba." dedi Rüzgar alayla.
Rümeysa, bu beklenmedik ilgiden biraz utanmış gibiydi. "Merhaba." dedi nazikçe, hafifçe gülümseyerek.
Canberk kendine gelmiş gibi "Merhaba." diye karşılık verdi. "Ben Canberk." diyerek elini uzattı hızla.
Şimdi kıza 'Seviyorum, seviyor musun?' diye bağıracak gibi bakıyordu.
"Ben de Rümeysa." dedi Rümeysa, elini uzatarak. Emir ve Rüzgar da selam verdikten sonra, herkesin biraz daha rahatladığını fark ettim. Herkes yerleşirken, Beliz gözlerini Canberk ve Rümeysa arasındaki etkileşimden ayırmadan hafifçe kıkırdadı. "İlginç bir akşam olacak gibi," dedi alaycı bir tonla.
Kayra, Beliz'in yanında otururken bana dönüp, "İnfaz çaylar hazır mı?" diye sordu. Ne ara bitirdiler be? Çaycı Hüseyin'e döndüm!
"Tamam, getiriyorum." dedim ve mutfağa yöneldim. Çayları tepsiye yerleştirip geri döndüğümde, herkesin sohbet etmeye başladığını gördüm.
Çayları dağıttım ve ben de onlara katıldım. Sohbet devam ederken, Canberk'in gözlerini sık sık Rümeysa'dan ayıramadığını fark ettim. Rümeysa da göz ucuyla ona bakıyordu ama her seferinde hemen gözlerini kaçırıyordu.
Beliz, Canberk'in Rümeysa'ya olan ilgisinden rahatsız olmaya başlamıştı. Bunu gözlerinden ve ara sıra yaptığı alaycı yorumlardan anlayabiliyordum.
"Rümeysa ne okuyorsun?" diye sordu Beliz, sesinde hafif bir kıskançlık tonuyla.
"Tıbbı sekreterlik." diye cevap verdi Rümeysa. "Ne çok ortak noktamız var..." Canberk'in hayal kurarak konuşması üzerine kaşlarımı yukarıya kaldırdım. "Canberk sen ne bölümü okuyorsun ki?" Diye sordum.
"Avukat mavukat işte İnfaz, karıştırma şimdi oraları."
Hepimiz birden kahkaha attık. Beliz'in yüzü biraz gerildi ama gülümsemeye devam etti.
Emir bu durumu fark etmiş olacak ki, bana doğru eğildi ve alçak bir sesle "Beliz bile Canberk'i kıskanıyor, sen beni kıskanmıyorsun." dedi. Emir'e bakındım, gözlerim dudaklarına indiğinde gülümsedim. "Seni kimden kıskanacağım be?"
Emir gözlerini hafifçe kıstı. "Kim bilir." dedi şakaya karışık. "Belki bir gün biri çıkar."
Elim benden bağımsız hareket etti ve Emir'in omzuna vurdu. Emir ise zevk almış gibi gülümsedi.
O anda Beliz yerinden kalktı ve "Gerçekten çok sıcak oldu burası." diyerek pencereye doğru ilerledi. Bu hareketiyle dikkatleri tekrar üzerine çekmişti. Canberk, Rümeysa'ya dönerek, "Sen buraya alıştın mı Rümeysa?" diye sordu.
"Alışıyorum galiba." dedi Rümeysa. "Herkes çok sıcak ve samimi."
"Ben de çok samimiyimdir." dedi Canberk.
Canberk'in tepkilerine gülerken Kayra'yı gördüm. Köşede oturmuştu, sıcak havada battaniyeyi üzerine sermiş çay bardağına bakıyordu. Rüzgar'a baktığımda Kayra'yı dikkatle izlediğini gördüm.
Beliz, pencereyi açıp biraz hava aldıktan sonra geri döndü ve yanıma oturdu. "Rümeysa, seni daha sık burada görmek isteriz." dedi, sesindeki kıskançlığı saklamaya çalışarak.
Rümeysa gülümseyerek ayağa kalktı. "Ben artık yurda geri döneyim, giriş saati geçmek üzere." dedi. Canberk hemen yerinden fırladı. "Seni ben geçireyim." dedi heyecanla. Canberk benle beraber kızı yolcu ettikten sonra kapının önünde bana yalvaran gözlerle baktı. "Bu kızla yakın arkadaş olman gereken konular var İnfaz." dedi.
Gülerek başımı salladım. "Tamam Canberk, yardımcı olacağım."
Salona döndüğümüzde Kayra ayağa kalktı. "İyi geceler." dedi ve yanımızdan ayrıldı. Beliz ise Canberk'i darlamak için beklerken Canberk evine çıkmak için hızla evden ayrıldı. Rüzgar "Lavaboya gidiyorum." diyerek Kayra'nın odasına geçtiğinde anlamıyor gibi yaptık.
Salonda Beliz, ben ve Emir kalmıştık. Emir'in yanına oturdum ve Beliz'e bakındım. "Rümeysa'nın sosyal medyası var mı acaba?" diye söylenerek yanımızdan ayrılınca salonda sadece Emir'le baş başa kaldık.
Emir omzuma kolunu atıp gözlerime bakındı. "Çok güzelsin." dedi.
Gözlerim şaşkınlıkla onun gözlerine kilitlendi. Bu sözleri beklemiyordum. "Teşekkür ederim." dedim, utangaç bir gülümsemeyle.
Emir hafifçe bana yakınlaştı, bakışlarında derin bir samimiyet vardı. Dudağıma doğru yakınlaştı. Kalbim hızla atmaya başladı.
Sikeyim be! Bu kadar yakın durulur mu?
Bayılacağım galiba!
Emir'in nefesi yüzüme değiyordu, kalbimin gürültüsü kulaklarımda yankılanıyordu.
Sonunda Emir tereddüt etmeden dudaklarıyla benimkine dokundu. Ellerim titreyerek omuzlarına dokundu ve kendimi tamamen ona bıraktım.
Öpücüğümüz derinleştiğinde, tüm dünya durmuş gibiydi.
Sadece Emir ve ben vardık.
Emir sonunda dudaklarını benimkinden ayırdığında, gözlerimiz birbirine kilitlenmişti. "İnfaz." dedi yumuşak bir sesle. "Seni seviyorum."
Kalbim hızla çarpmaya devam ederken, ona içten bir gülümsemeyle baktım. "Ben de seni seviyorum Emir." dedim. "Çok seviyorum."
Emir, kolunu omzumdan indirmeden, beni biraz daha yakınına çekti. "Birlikte çok şey başaracağız." dedi. "Sana söz veriyorum."
Emir elini yanağıma koydu. "Çok çabuk utandın, gören de ilk öpüşmemiz sanacak."
Sarhoşken de öpmüştüm değil mi? Bu anı sadece daha çok utanmamı sağladı!
"O sayılmaz, hatırlamıyorum bile." dedim.
Emir gülerken omzuna vurdum. "Sayılmaz!" dedim kararlı bir şekilde.. Emir teslim olmuşçasına başını salladı. "Tamam, sayılmaz yavrum." dedi, gülümseyerek.
Salona gelen Rüzgar'ın sesi üzerine Emir bıkkınlıkla ayağa kalktı. "Hadi Emir gidiyoruz!" Emir bana bakarak "Pencereni aç." dedi. Ayağa kalkıp omzuna vurdum. "Bir gün de camda olan kuş gibi gelme."
"Orayı benim için yapılmış."
Rüzgar yanımıza geldiğinde Emir ve bana bakındı. "Sizde var bir haller ama neyse." Başını bana çevirdi ve konuşmaya devam etti: "Su piknikleri seviyor ya, yarın hep beraber pikniğe mi gitsek?"
"Yarın benim dersim var. Yanlış bilmiyorsam Kayra'nın da dersi var ama bitiş saatine uygun hallederiz."
Rüzgar kollarını birleştirerek sordu: "Saat kaç gibi dersiniz var? Yani ne zaman biter?"
"Çok uzun sürmez ama öğleden sonrayı bulur."
Emir hızla lafa atladı. "Sahilde yaparız pikniği, hem cips falan alırız. Yeşillikte tüylü hayvanlar çok oluyor." Kaşlarımı çattım. Ne alaka şuan tüylü hayvanlar? "Doğru, sizin havan tüylerine alerjiniz vardı..." Rüzgar düşünceli bir biçimde konuştuktan sonra "Neyse haberleşiriz." diyerek konuyu kapattı.
Emir ve Rüzgar kapıya doğru ilerlediler. Onları yolcu ettikten sonra Kayra'nın odasının önüne geçtim. İçeriye girip girmemek konusunda kararsızdım ama yalnız kalmak istediğini tahmin ettiğimden odama geçtim.
Odaya girer girmez yatağa uzandım ve gözlerimi kapattım. Pencereye bakındım ama açmak yerine yatağa oturdum.
Telefonumu elime aldım ve sosyal medyada biraz dolaşmaya karar verdim. Beliz'in Rümeysa hakkında bir şeyler bulmaya çalıştığını hatırladım ve kahkaha attım.
Birer mesaj geldiğinde Emir'den geldiğini gördüm.
Emir: Pencere neden açık değil yavrum?
Sırıtmaya başladım, yatağın içinde döndüm.
İnfaz: Uyuyacağım.
Hemen gördü ve hızla yazmaya başladı.
Emir: Beraber uyuyalım?
İnfaz: Lan git.
Bana üzgün emojiler atmaya başladığı an telefonun kenara koydum. Yataktan kalkıp üstüme pijama giyindim. Yatağa geri uzandım. Gözlerim yavaşça kapandı ve hayallerin tatlı huzuruyla uykuya daldım.
Ertesi Gün
"Bu bölümün Allah belasını versin!" diye sitem ettim. Kayra gülümseyerek yanımda yürümeye devam etti. Elimde olan mukavvaları poşetin içine koymaya çalıştım.
"Kızım benim gibi kabin memurluğu okusaydın ya, iç mimarlık falan... Kro kro işler." dedi Kayra üsten bir alayla. "Annemler de uçakta garsonluk yapmama izin veriyorlardı zaten ya." dedim sitem ederek.
Kayra, anlayışla başını salladı. Poşetlerimden birkaçını eline aldı. "Kafeye geçelim, çocuk gelişim okuyanlar gibi sana maket ev yapalım." Kayra kahkaha attığında olduğum yerde durdum. "Dua et elim dolu yoksa ensene bir yapıştırırdım!"
Kayra kahkaha attığında elimi kullanmadan saçımı savurmaya çalıştım. "Sahile gidiyoruz." dedim. "Bizimkiler bizi bekliyor."
"Bizimkiler kim ya?"
Poşetleri yere bıraktım ve derin bir nefes aldım. "Annem ve babam." dedim ciddiyetle. Kayra benim gibi olduğu yerde durdu ve ciddileşti. "Şaka yapıyorum enayi misin? Emir'ler işte."
"Anlamıştım zaten." diye mırıldandı.
Poşetleri elime alacaktım ki telefonumun çalması üzerine telefona baktım. Annemin aradığını görünce bıkkın bir şekilde nefes verdim. "Hadi." dedi Kayra. "Annem arıyor, sen ilerle." dedim.
Telefonu açıp kulağıma götürdüm. "Ne yapıyorsun kızım?" Sesinde sertlik yoktu aksine yumuşak ve anlayışlı çıkıyordu sesi. "Ödev verdi hoca, Kayra yardım edecek bu yüzden rahat bir yere geçiyoruz."
"Ne ödevi? Yine mi şarkı falan fistan?"
"Yok anne, ev maketi yapacağım." dedim. Annem rahat bir biçimde "İyi bari kızım, bu şarkı falan işlerine hiç girme sen mesleğini eline al. Şuan bana sinirlensen de ileride 'iyi ki annemi dinledim' diyeceksin." dedi.
İçimde hafif bir sıkıntı belirdi ama sesimi sakin tutmaya çalıştım. "Haklısın anne, işime odaklanıyorum." dedim, içimdeki çatışmayı gizleyerek.
"İyi, aferin sana." dedi annem. "Rümeysa ile tanışmışsınız, onun için aramıştım."
"Evet anne." dedim. Kayra bana bakıp "Hadi." diye mırıldandı. "Anne akşam konuşalım mı? Ödevi yetiştirmem lazım." dedim annem ile vedalaştıktan sonra telefonu kapattı.
Derin bir nefes alarak telefonu cebime koydum ve poşetleri tekrar elime aldım. Kayra'nın yanına doğru yürüdüm. Gözlerimdeki sıkıntıyı fark eden Kayra "Her şey yolunda mı?" diye sordu.
"Annem işte." dedim omuz silkerek. "Alttan alta laf atıyor sonra da iyiliğimi düşünüyormuş gibi davranıyor."
Kayra anlayışla başını salladı. "Siktir et."
Kayra'ya bakarak gülümsedim, beraber yola koyulduk.
Sahile geldiğimizde Rüzgar ve Emir'i gördük. Dört pizza ve yanına içecekler almışlardı. Emir'in yanına geçip mukavvaları koydum. "Hoş geldiniz." dedi Rüzgar.
"Hoş bulduk."
"Canberk nerede?" diye sordu Kayra. Rüzgar Emir'e baktığında Emir gülmeye başladı. "Bana cips almaya gidersen İnfaz ile konuşup Rümeysa'yı çağırmasını söylerim diye söyledim." dedi.
"İyi de bende Rümeysa'nın numarası yok ki." dedim şaşkın bir ifadeyle. Emir kahkaha atarak kendini kumlara attı.
"Ah, Canberk bunu duyduğunda nasıl tepki verecek kim bilir?" diye ekledi Emir, gülmeye devam ederek.
Kayra başını sallayarak gülümsedi. "Bütün bunları Canberk'in Rümeysa'ya olan ilgisi yüzünden yapıyorsunuz değil mi?"
"Tabii ki." dedi Rüzgar, göz kırparak. "Biraz eğlence lazım."
"Kardeşin lan senin o." dedi Kayra. "Ohoo, bize eğlence denilince baba bile tanınmaz." Rüzgar'ın cümlesi üzerine ben de gülmeye başladım.
"Hadi o zaman, pizzaları yiyelim. Canberk dönene kadar açlıktan ölmeyelim." dedim.
Hepimiz oturup pizzaları açtık. Sahilin serin esintisi ve dalgaların sesiyle her şey mükemmel görünüyordu. Emir yanımda oturmuş arada bana bakarak gülümsüyordu.
Pizza kutusunu açıp bir dilim aldım ve Emir'e döndüm. Emir mukavvalara bakıyordu. "Bunlar ne?" diye sordu. "Ödevim var." Benim cevabım üzerine gözlerim Canberk ve Rümeysa'nın bize doğru geldiğini gördü.
Herkes dönüp ikisine baktığında Canberk el salladı. Yanımıza geldiklerinde Rümeysa mahcup bir şekilde "Yolda karşılaştık, zorla beni getirdi buraya kusura bakmayın." dedi.
"Hoş geldin Rümeysa." dedim gülümseyerek. Canberk, Rümeysa'nın yanında dururken biraz gergin görünüyordu. "Ben de cips aldım." dedi ve torbasını gösterdi.
Rümeysa utangaç bir gülümsemeyle yere oturdu ve Canberk de hemen yanına yerleşti. Emir mukavvalara bakmayı bırakarak bana döndü. "Yardım lazımsa yemekten sonra hallederiz." dedi.
Gülümseyerek omuz silktim. "Hallolur ya bir şekilde." dedim.
Yemeklerimizi yerken sohbet etmeye devam ettik. Rümeysa zaman geçtikçe daha rahat görünüyordu.
Emir telefona baktığında yüzüne birer ciddiyet yerleşti. Hızla yüzüne gülümseme yerleşti ve bana döndü. Telefonu bana gösterdiğinde hesap bakiyesini gördüm. Yüklü bir miktarda para vardı.
Emir'e bakmamla "Bunlar senin." demesi bir oldu.
Kaşlarımı sorgularcasına çattım. "YouTube video için ödeme yapmış."