Emir bana dönüp "Ne dersin? Bowling yarışması seni biraz rahatlatabilir." dedi gülümseyerek.
Bilekliğimden başka hiçbir şeyi düşünemiyordum. Şuan bulunduğu için aşırı mutluyum!
"Tamam, hadi gidelim." dedim, içimdeki gerilim yavaş yavaş azalırken. Top havuzundan çıkıp bowling salonuna doğru yürüdük.
Yürürken Kayra yanıma gelip "Bu böyle olmaz." dedi sessiz bir biçimde. "Ne olmazmış?" Kayra gözlerini bana çevirdiğinde ciddiyetini fark ettim. "Dövme yaptıralım bileğine. Sürekli toka mı takacaksın? En azında-"
"Buna gerek yok, böyle rahatım."
Kayra bana bakındı ama bir şey demeden önüne döndü.
Bowling salonuna girdiğimizde, renkli ışıklar ve modern dekorasyon gözlerimi aldı. "Evet, kimle kim yarışıyor?" diye sordu Rüzgar.
"Kızlar ve erkekler rakip olsun diyeceğim ama biraz güçsüz kalırlar." diyen ise Canberk oldu.
Kayra bana bakıp gülümsedi. Küçükken Kayra ile her buluştuğumuzda evin yakınında olan bowling oyun salonuna geçip oynardık. Kayra benden kat ve kat daha iyi oynuyordu ama anlaşılan o ki erkekler bunu bilmiyor.
"Bence Rüzgar'ın dediği gibi yapalım. Kızlara karşı erkekler." dedim. Çilek Emir'in yanında durmuş bana bakıyordu. Çilek'in elini tutup hızla yanımıza çektim. "Biz böyle bir takımız."
Bir kolumu Kayra'nın omzuna bir kolumu Çilek'in omzuna attım. "Bizim takım hazır, korkmuyorsanız başlayalım."
Emir bana bakarak kahkaha attı. "Siz hayatınızda kaç kere oynadınız bilmiyorum ama Çilek hiç bowling oynamadı." Çilek'e bakındım. Hızla kollarımı çektim ve arkamı döndüm. Benle beraber Çilek ve Kayra da arkasını döndü.
"Çilek bir labutu bile devirsen yeterli." dedi Kayra sessizce. Çilek başını onaylarcasına salladı.
Geri erkeklere doğru döndük. "Altılı masa gibi, fısır fısır ne konuştunuz?" Canberk'in sorusuna cevap vermek yerine güldüm.
Rüzgar gözlerini Kayra'ya dikmişti. "O zaman ilk atışı siz yapın. Ne de olsa bayanlar önden." dedi. Kayra kendinden emin bir şekilde bowling topunu aldı. "Bayan tuvalette yazar canım." Dikkatle hedefe yöneldi ve topu fırlatmadan önce "Tanrı size acısın çünkü ben acımayacağım." diye kendinden emin bir biçimde konuştu. Topu fırlattığında, top hızla pistte ilerledi ve büyük bir gürültüyle bütün lobutu devirdi.
"Fena değil." dedi Rüzgar, alaycı bir gülümsemeyle. "Ama benim atışımı gördüğünde, bu skoru unutturacağım."
Sıra bana geldiğinde, içimde hafif bir heyecan hissettim. Bowling topunu elime aldım ve derin bir nefes alarak pistin başına geçtim. Etrafımdaki arkadaşlarımın destekleyici bakışlarıyla, topu dikkatle fırlattım. Top ilerlerken, herkes nefesini tuttu. Top, lobutlara çarptı ve sadece iki tanesi ayakta durdu.
İkinci atışımı yaptığımda sadece bir lobut ayakta kaldı.
Sıra Canberk'e geldiğinde topu aldı ve dikkatle nişan aldı. Topu fırlattığında, lobutların büyük bir kısmını devirdi. "İşte bu! Benim atışlarım hep böyle mükemmeldir!" dedi, göz kırparak. İkinci atışını attığında top hiçbirine değmeden ilerledi. "Kol bozuk abi." dedi Canberk mızıkçı bir tavırla.
Sıra Çilek'e geldiğinde topu biraz zorlanarak kaldırdı ve piste doğru ilerledi. Topu dikkatlice fırlattı ve lobutların yarısını devirdi. "Fena değil." diye mırıldandı Emir.
Sıra Rüzgar'ın atışına geldiğinde Kayra dikkatle izledi. "Hazır mısınız?" diye bağırdı, hepimize meydan okurcasına. Topu mükemmel bir şekilde fırlattı ve bütün lobutları devirdi. "Strike!" diye sevinçle bağırdı.
Skora bakılırsa biz öndeydik ama Emir daha hiç atmamıştı. Sıra Emir'e geldiğinde "Üstümde yük çok büyük şuan, ilk skor benim atışımla gerçekleşecek." dedi alayla. "Hadi ya." dedim meraklı bir biçimde.
Emir bana göz kırparak topu eline aldı ve bir an bile tereddüt etmeden topu attı. Bütün lobutları devirdiğinde göz devirdim.
İlk skoru yenmişlerdi.
Kayra gözlerinde bir kıvılcımla "Bu erkolar ne zaman kapatılacak?" diye sordu. Rüzgar Kayra'nın yanağından makas alarak "Kapanmıyoruz." dedi. Emir'e döndüğümde ise "İnfaz'cım sen beni kapatmak istersen, tercihim senin odandır." dedi.
Utançla yüzümü çevirdim.
Bu çocuğun utanması yok mu?
Son birkaç turda hepimiz elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalıştık. Emir son atışında lobutların yarısını devirdiğinde bizim takımın neşesi doruğa çıktı. "Dikkatimi dağıttın İnfaz." dedi. Omuzlarımı yukarıya kaldırıp indirdim. "Ben ne yaptım?"
Emir topu Canberk'e verip yanıma geldi. Herkes Canberk'in atışını izlerken Emir kulağıma doğru fısıldadı: "Güzelliğin dikkatimi dağıtıyor."
Bowling yarışması sona erdiğinde sadece iki puanla biz kazanmıştık. Kayra yanımıza gelip Çilek ve benim elimi tuttu ardından çığlık attı. "İşte bu!" dedi Kayra, heyecanla. Çilek gülerek işaret diliyle zafer işareti yaptı. Kayra elimizi bırakırken Canberk Kayra'yı taklit ederek Emir ve Rüzgar'ın elini tuttu ardından çığlık attı.
Kayra bowling topuna doğru yönelirken Rüzgar Canberk'in önüne geçti. "Kardeşime dokunma, küçüklere saygın olsun." dedi. Kayra durup "Küçüklere olan saygım sana gösterdiğim saygıdan belli." dedi.
"Bir sene bile yok aramızda, naz yapma."
Yalandan öksürdüm ve dikkati üzerime çektim. Hepsi birden bana baktı. "Acıkmadınız mı?"
Canberk ellerini çırparak "Ölüyorum açlıktan kuzican." dedi.
Emir telefona baktığı için bizi duymuyor gibiydi. Canberk ise Emir'in kafasına vurdu. "Kuzican herkes sana bakıyor." Emir kaşlarını çatarak telefondan başını kaldırdı.
"Dur." dedi ve Çilek'in önüne geçti. "Annemin imzası yurtdışında olan fırtınadan dolayı iptal olmuş. Geri dönüyorlar, iki üç saate burada olurlar."
Çilek başını salladı. "Seni almaya geleceklermiş, okuluna gitmen lazımmış." Çilek işaret diliyle konuştuktan sonra Emir Çilek'in omzuna dokundu. "Okulun sahibini tanıyorum, ona haber veririm endişelenme."
Kayra Rüzgar'a bakarken iç çekti. Kayra'nın yanına geçip omzuna vurdum. "Akşam sorgudan kaçamayacaksın." dedim. Kayra ise gözleriyle Emir'i gösterdi "Sen de kaçamayacaksın." dedi.
Emir Çilek'e karşı "Tamam." dedi ve bize döndü. "Yemek yemeye geçelim ben o sırada Sarp'ı arayacağım. Çilek okula gitmedi ya sorun olabileceğini söyledi."
"Sarp kim ve bir gün gitmedi diye niye sorun olsun?" diye sordum.
"Sarp Asil Özgün, Çilek'in okulunun sahibi. Kampta tanışmıştık ve okuldaki öğrencilere katı kuralları var. Çilek'i orada öğrenci yapmak için az uğraştırmadı pezevenk."
Emir'in açıklaması üzerine başımı salladım.
Hep beraber yemek yemeye kafeye doğru ilerledik. Emir ise arkamızdan geliyor ve telefonla konuşuyordu. Kafeye geçtiğimizde boş bir masaya geçtik. Herkes telefondan menüye bakarken Emir yanımıza geldi ve yanıma oturdu. "Sorun olmayacağını söyledi." dedi Çilek ise rahatça arkasına yaslandı.
Herkes siparişini verdi. Telefonuma gelen bildirim sesinden dolayı çime birer ürperti geldi. Telefonumu elime alıp bildirime bakındım.
Beliz: Benim dersim bitti, neredesiniz?
Kayra ve Canberk'e bakındım. "Beliz gelecekmiş." dedim. Canberk iç çekerek gülümseyen yüzünü soldurdu. Kayra ise "Nerede olduğumuzu nereden biliyor?" diye sordu.
Telefonumu Kayra'ya doğru çevirdim. Kayra mesajı okuduktan sonra telefonumu elimden aldı. "Ne yazıyorsun?" diye sordum. Kayra "Müsait olmadığımızı yazdım." dedi. Kayra'ya doğru uzanıp "Saçma saçma konuşma, kız benim arkadaşım." dedim.
Kayra göz devirdi ve telefonu çantasına koydu. "Yazdım bile mesajı, eve geçince telefonunu veririm."
Beliz'i istemediğini bana söyleseydi ona göre ben yazar konuşurdum ama bana emrivaki yapmasına sinirlendim.
"Kayra, cidden mi? Telefonumu hemen geri ver." dedim sinirle. Kayra ise umursamaz bir tavırla omuz silkti. "Sakin ol, İnfaz. Sadece biraz dinlenmek istiyoruz. Beliz'in gelip bu anı bozmasına gerek yok."
Rüzgar bu duruma müdahale etmeye çalıştı. "Kayra, biraz abartmadın mı? Beliz de bizimle eğlenebilir." dedi. Canberk ise sessiz kalmayı tercih etmiş, bakışlarını yere dikmişti.
"Kızı sevmiyorum, ne bu Beliz'ci tavrınız? Size kazık attığında mı aklınız başınıza gelecek?" diye yanıtladı Kayra, inatla.
Gerginliği dağıtmak için Çilek, işaret diliyle Kayra'ya bir şeyler söyledi. Emir, Çilek'in işaretlerini okuyarak "Çilek diyor ki: Hepimiz bir arada eğlenmeliyiz. Bu arkadaşlığın anlamı değil mi?" diye çevirdi.
Kayra, Çilek'e bakarak derin bir nefes aldı. "Beliz'i istemiyorum." dedi ve eliyle Canberk'i gösterdi. "Canberk de istemiyor." Canberk'e baktığımda ise başını onaylarcasına salladı. "Kız beni salmıyor." dedi isyan edercesine.
Kayra'ya bakıp elimi uzattım, telefonumu bana vermesi adına. "Telefonumu ver." dedim net bir ses tonuyla.
Kayra hâlâ inatla direniyordu. "Beliz'i buraya mı çağıracaksın? O geliyorsa ben giderim." dedi.
Gözlerimin içine bakıyordu ama ben onun aksine bu konuşmayı tartışmaya çevirmek istemedim ve gözlerime boş olan elimi gösterdim. Kayra başını olumsuz anlamda sallarken "Telefonumu ver." dedim, bu sefer sesim bir tık daha yüksek çıkmıştı.
Kayra gözlerini devirdi ve bir an için durakladı. Ardından derin bir nefes alarak çantasına uzandı ve telefonumu çıkardı. Telefonu bana verip ayağa kalktı. "Size iyi eğlenceler."
"Otur yerine." Rüzgar'dan çıkan ses yüzünden Kayra Rüzgar'a döndü. "Yaş olarak büyük olsan da olgunluk olarak sınıfta kalmışsın."
Kayra konuşacaktı ki Rüzgar buna izin vermedi. "Eğer birini sevmiyorsan bu senin sorunundur. İnfaz'a gelen mesaja yanıt verme şansın da hakkın da yok. Kız zaten sana gelmiyor, kazık atacak olsa sana atmayacak. Birine değer veriyorsun diye atar yaparak o kişiyi koruyamazsın." Rüzgar'ın susması için yalandan öksürdüm ama Rüzgar konuşmaya devam etti: "Gitmek istiyorsan gidebilirsin ama gidersen istediğin sonucu elde etmiş olmayacaksın çünkü Beliz buraya gelecek. Beliz'den kaçmak istiyorsan sen bilirsin."
Kayra'nın yüzü öfkeyle gerildi ama Rüzgar'ın söylediklerinin doğruluğunu inkar edemiyordu. Kısa bir an sessiz kaldı, sonra gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı.
"Tamam." dedi sonunda, sesi biraz daha yumuşamıştı ama hâlâ içinde bir huzursuzluk vardı.
Rüzgar bir şey demeden sadece başını salladı. Rüzgar ve Canberk aynı aileden geliyorlardı ama Rüzgar her olayı olgunlukla, ciddiyetle karşılarken Canberk olayın her zaman şaka, komik tarafındaydı.
Telefonumda olan mesaja bakındım. Kayra'nın attığı mesajı silerek konum attım.
Siparişler geldiğinde sessizlik hüküm sürdü. Herkes yemeğine odaklanmışken Beliz kafeye giriş yaptı.
Kayra, Beliz'in varlığına alışmaya çalışırken, Beliz de Kayra'nın mesafeli tutumuna aldırış etmeden arkadaşça davranmaya devam ediyordu.
"Ne yapalım şimdi?" diye sordu Beliz neşeyle. "Biraz daha oyun oynayalım mı?"
Kayra soğuk bir ses tonuyla "Biz yeterince oynadık." dedi.
Beliz, Kayra'nın bu mesafeli tavrına aldırmadan gülümsemeye çalıştı. "Peki, dinlenmek isterseniz biz oynarız. Belki birazdan hep beraber başka bir şey yaparız." dedi, yumuşak bir sesle.
"Hayır, sorun yok." dedi Rüzgar, araya girerek. "Kayra biraz gergin ama hepimiz eğlenmeye geldik, değil mi?"
Kayra, Rüzgar'ın sözlerini duyunca biraz sinirlendi. Emir araya girerek "Tamam, biraz daha oynayabiliriz." dedi, daha yumuşak bir ses tonuyla. Kayra Emir'e baktığında Emir Kayra'yı görmezlikten geldi.
Canberk ayağa kalktı. "Benim dersim var, size iyi eğlenceler." Emir Canberk'e bakarak "Dersimiz aynı saatte, otur oturduğun yere." dedi.
Canberk ve Emir birbirlerine baktığında Canberk beyaz bayrağı göstererek yerine oturdu.
Yemekleri yedikten sonra Emir kasaya gitti. "Hesabı ortak ödeseydik." diye teklifte bulundum. "Siz kazandınız ya, bu nedenle bizim kartları da aldı." dedi Canberk. Emir gülümseyerek yanımıza geldiğinde Rüzgar "Hayır ya." diye söylendi.
"Kanka hepsini senden ödedim." dedi Emir pişkin bir biçimde.
"Aramızda en zengin kişi sensin, niye kendin ödemedin?" Emir Rüzgar'a göz kırptı. "Böyle böyle zengin oldum." dedi hava atar bir biçimde.
Canberk ayağa kalkarken "Gören de baba parası olduğunu sanmaz." diye söylendi. Emir gülerken hep beraber dışarıya çıktık. Oyun salonuna geri döndük ve isteyenler çeşitli oyunlar oynamaya devam etti. Zaman hızla akarken, Çilek'in annesi ve babası onu almak için gelmişti. Artık Çilek ile vedalaşma zamanı gelmişti.
Çilek'in yüzünde bir hüzün ifadesi vardı ama yine de gülümsüyordu. Ona veda ederken gözlerim doldu. Kısacık zamanda Çilek'i çok sevmiştim...
"Çilek bugün çok eğlendik." dedim, elini tutarak. "Seni yine görmek istiyoruz, tamam mı?"
Çilek işaret diliyle "Evet" dedi ve ardından beni sımsıkı sarıldı.
Çilek ile sarılmamız bitince Emir Çilek'in başına elini koydu, başını okşadı. "Abicim bir şey olursa yaz bana." dedi. Emir Çilek'e fazla değer veriyordu. Çilek ise Emir'in verdiği değerin farkındaydı ve bunun için Emir'i öz abisi olarak görüyordu.
Herkes sırayla Çilek'e sarıldı. Çilek'in annesi olan Öykü "Bize de gelin, size öze-" diye konuşurken arabanın içinden Atlas "Cips!" diye bağırarak Öykü'nün sözünü kesti.
Öykü arkasını dönüp Atlas'a baktığında Atlas ağzına görünmez birer fermuar çekti. Öykü geri bize döndü ve konuşmasına kaldığı yerden devam etti: "Bize de kalmaya gelin, size özel sunumlar hazırlarım. Aileniz izin vermezse ben konuşup hallederim."
"Eyvallah Öykü teyze." dedi Canberk.
Atlas arabadan indikten sonra Kayra ile beraber bizden uzaklaştılar. Öykü ise Atlas'ın gelmesini beklerken bize sorular soruyordu. "İnfaz sen ne bölümü okuyorsun?"
"İç mimarlık." dedim, Öykü gülümserken Emir eliyle beni gösterdi. "Anne İnfaz'ın sesi de çok güzel." dedi. Öykü "Bi ara duymak isterim." dediğinde utançtan yanaklarımın ısındığını hissettim. Soba yaksaydık bu kadar ısınmazdım!
İçimden bir ses, Emir'e bunu söylediği için kızsa da Öykü'nün samimi yaklaşımı bir nebze olsun rahatlamamı sağladı.
Kayra ve Atlas yanımıza geldiklerinde Atlas "Görüşmek üzere." dedi. Emir'in önüne geçip iki eliyle önce kendi gözünü gösterdi, sonrasında Emir'in gözüne doğru uzattı. "Baba." dedi Emir kelimeyi uzatarak.
Öykü, Atlas ve Çilek arabaya bindikten sonra yanımızdan ayrıldılar. "Atlas amca sana ne dedi?" diye sordu Rüzgar. "İbanımı istedi."
Beliz aşağılayıcı bir tavırla "Neden ki? Sana para mı veriyor?" diye sordu. Kayra ise Beliz'in bu tavrını umursamadan "Evet, annem öldüğünden beri her ay para vererek annemin yerini doldurmaya çalışıyor." diye açıklama yaptı. Anne derken sesi titremişti.
Bir an için sessizlik oldu, herkes Kayra'nın acısını hissetmiş gibiydi. Rüzgar Kayra'nın yanına yaklaşıp omzuna hafifçe dokunarak destek verdi.
Kayra'nın gözlerinde hafif bir yaş belirdi ama güçlü kalmaya çalışıyordu.
Emir durumu toparlamak istercesine "Kuzen, babamın elinden başka bir şey gelse inan ki yapardı." dedi.
Kayra Emir'e bakarak "Ben Atlas amcamın yapmak istediği iyiliğin farkındayım sadece her seferinde bu durum annemin yokluğunu fazlasıyla hatırlatıyor." dedi.
"Babamla konuşurum, iyiliğini başka türlü yapar." dedi Emir mahcup bir şekilde.
"Hayır, öyle demek istemedim..." Kayra'nın yanına geçip koluna girdim. Kayra ise başını omzuma koydu. "Eve gidelim." dedi sadece benim duyabileceğim bir ses tonuyla.
Yavaş adımla yürümeye başladım. Benim adımlarıma diğerleri de ayak uydurmaya başladı. Eve doğru ilerlerken Kayra başını omzumdan çekti ve bana baktı. Boşta olan elimle yanağını sıktım. Kayra hafif bir biçimde tebessüm etti.
İlerlerken başımı eğmemle ayakkabımın bağcığının açık olduğunu gördüm. Kayra'nın kolunu bırakıp yere eğildim ve ayakkabı bağımı bağlamaya başladım.
Herkes yolunda ilerlerken Emir başımda durdu "Beklerim seni." dedi.
Dejavü mu oldum ben?
Ayakkabı bağımı bağladıktan sonra ayağa kalktım ve Emir'e bakındım. "Bekletmem seni." Emir dediğime gülümserken yürümeye tekrardan başladık.
Eve yaklaştıkça günün yorgunluğu hepimizin üzerine çökmeye başladı. Eve döndüğümüzde Kayra kapıyı açtı ve hemen ayakkabılarını çıkardı.
Erkekler kendi evine çıktılar. Kayra ise hızla kendi odasına girdi. Eve girdiğimde Kayra'nın odasının önüne geçtim ve kapıyı çalarak içeriye girdim. Kayra yatağa oturmuş hüzünle cama bakıyordu. "İyi misin?" diye sordum, sesimde endişe vardı.
Kapıyı kapatıp yanına oturdum, onun bu haline kayıtsız kalmak mümkün değildi. Kayra başını çevirdi ve gözlerimin içine baktı. "Bugün çok yoruldum." dedi sessizce.
Annesi için üzgün olduğunu biliyordum fakat annesini konuşmak istediğini sanmıyorum. "Bugün seni biraz zorladık sanırım." dedim, onun duygularını anlamaya çalışarak. "Beliz konusunda haksızlık ettiğini düşünüyorsan, bunu konuşabiliriz."
Kayra derin bir nefes aldı, bakışlarını tekrar cama çevirdi. "Beliz'i sevmiyorum. Onunla aynı evde olmak zor geliyor ama senin arkadaşın olduğu için bir şey demiyorum."
Her morali bozulduğunda şımarıklığı bırakırdı. Ciddileşir ve bakım yapana kadar kendisine gelemezdi.
"Kayra eğer bu konuda rahatsız oluyorsan bunu çözmemiz gerekiyor. Beliz benim arkadaşım, evet ama senin de huzursuz olmanı istemem."
Kayra omuzlarını silkti. "Beliz seni önemsiyor bunu görüyorum ama bazen çok fazla oluyor. Her şeye karışıyor gibi hissediyorum. Sanki senin, benim sahip olduğum her şeyi istiyormuş gibi davranıyor."
Başımı salladım. "Bana öyle gelmiyor." dedim ve ona biraz daha yaklaşarak. "Belki aranızdaki mesafeyi korumak zamanla birbirinizi daha iyi anlamanızı sağlar."
Kayra başını salladı. "Umarım." dedi umutsuz bir biçimde.
Derin bir nefes alıp verdi. "Başka bir konu konuşmak ister misin?" diye sordum tereddüt ederek. Kayra bana dönüp gözlerimin içine baktı. Gözleri hızla dolarken bir şey diyemedi ama o kadar çok şey anlattı ki...
Annesini konuşmak istedi ama buna cesaret edemedi.
Yutkundum.
Kalbim hızla atıyordu.
"Kayra." dedim nazikçe. "Biliyorum, bazı şeyler hakkında konuşmak zor olabilir ama ben buradayım ve seni dinlemek için buradayım. Eğer annenden bahsetmek istersen, seni anlarım."
Kayra'nın gözleri doldu ve birkaç damla yaş yanaklarından süzüldü. "Onu çok özlüyorum." dedi sonunda, sesi titreyerek. "Bazen, onsuz nasıl devam edeceğimi bilmiyorum."
Elimi onun elinin üzerine koydum, ona güç vermek istercesine. "Daha güçlü olarak devam edeceksin. Ceylin abla burada olsaydı bunları sana o söylerdi."
Kayra başını salladı, gözyaşlarını silerek. "O, hep yanımda olsaydı keşke."
"Onun sevgisi hep seninle." dedim, ona sarılarak.
Kayra sıkıca sarıldı. "İyi ki varsın kız kardeşim." dedi içtenlikle. "İyi ki kuzenimsin."
Geriye çekilip gözlerine bakındım. Yanağını öptüğümde hafifçe gülümsedi. "Ben yalnız kalsam olur mu?" Başımı onaylarcasına sallayarak ayağa kalktım. Kapıya doğru ilerlerken "Ağladığım aramızda kalabilir mi?" diye sordu.
Kayra'ya dönerek "Parlayan Yıldızlar Takımı sözü." dedim.
Kayra sessiz bir biçimde güldüğünde odadan çıktım.
Beliz'i dış kapının önünde gördüğümde kaşlarımı çattım. Beliz bana dönüp "Ben de senin yanında gelecektim!" dedi. Beliz'e doğru adım atarken "Kapıda kapalı bir kadın seni soruyor." diye konuşmasına devam etti.
Annem mi geldi?