İçeriğe geç

Ünlü Olamam

Bölüm 10 · 10 dk okuma

Ünlü Olamam

Bölüm 10

10

Bir insan kendiyle gurur duyabilir mi? Çünkü ben ilk defa kendimle gurur duydum.

Bana göre normal olan şey ailemin istediği şeyleri yaparak onları gururlandırmaktı ama bu sefer ilk defa kendi sevdiğim şeyi yapıp kendimle gurur duydum.

"Sanatını ve emeğini takdir ediyorlar." Dedi Emir, gözleri parlayarak. "Bu sadece başlangıç."

Kalbim hızla atmaya başladı. Şarkı söylemek benim en büyük hayalimdi ve bu, o hayalin gerçekleşmeye başladığını gösteriyordu. Annemin sözleri aklımda dolaşırken, içimde bir umut ışığı belirdi.

"Vay be." Diyebildim sadece şaşkınlığımı gizleyemedim. Gözlerim okul için aldığım malzemelere kaydığında içimde tarif edilemez bir duygu belirdi.

Kendimi suçlu hissetmeye başladım.

Neden bilmiyorum ama suçluluk duygusu benim içimi kemiriyordu.

Emir elimi tutup bana bakındı. "Artık yeni bir video yükleme zamanın geldi."

---

Dizlerimi kendime çektim ve bacaklarıma sarıldım. Başımı eğdim ve yalnız bir şekilde kendi düşüncelerime daldım.

Sahilden sonra modumun yükselmesi lazımdı ama benim modum tamamen düşmüştü. Resmen en çok mutlu olmam gereken zamanda ben mutsuzdum.

İçimde pişmanlık duygusu vardı.

Ailem bu durumu onaylamıyor ve onaylamadığı bir işten para kazandığımı duyarlarsa ne yapacağım?

Yatağımın kenarında oturmuş, boş duvara bakıyordum. Sahildeki o neşeli anlar sanki bir rüya gibiydi, şimdi ise gerçekler üzerime ağırlıkla çökmüştü. Kalbimde bir sıkışma hissettim, içimde bir huzursuzluk vardı.

Telefonum yanımda duruyordu, sosyal medyadan bildirim gelmeye devam ediyordu. İnsanlar şarkılarımı beğeniyordu, destek mesajları yolluyorlardı ama bu sevinci içimde hissedemiyordum. Bu durum öğrenildikten sonra olacak durumu tahmin edebiliyordum: Annemin sert bakışları ve babamın hayal kırıklığı dolu yüzü.

"Ne yapmalıyım?" diye kendi kendime fısıldadım.

Bir yandan hayallerim, diğer yandan ailemin beklentileri arasında sıkışmıştım.

Yavaşça ayağa kalktım ve odanın içinde dolaşmaya başladım. Pencereden dışarı baktım sokakta özgürce gezen insanları izledim. Kıskanç biri değildim fakat benim o kadar özgürlüğüm kısıtlandı ki dışarıda olan kişilere çok özenirdim. O kişilerin hayatlarını bilmiyorum ama benim hayatımdan daha güzel olduklarını tahmin edebiliyorum.

Masamın üzerinde duran okul için aldığım malzemeler vardı. Malzemeleri elime alıp okulun verdiği ödevi yapmaya başladım. Telefondan müzik açtım ve sessiz bir şekilde mırıldandım.

Şarkı cıvıl cıvıl olsa bile dinlerken gözlerim doldu. Şarkıyı hızla kapattım ve dolu olan gözlerimi tutmadım. "Nefret ediyorum hayatımdan." Diye mırıldandım.

Elimdeki bilekliğe kaydı gözlerim, bilekliğe dokundum.

Elim titriyordu ama derin bir nefes alıp, cesaretimi topladım. Babam, gazetesine gömülmüş, annem ise örgü örüyordu.

"Sizlere bir şeyler söylemem gerek." Dedim titreyen sesimi durdurmaya çalışarak. Babam başını gazeteden kaldırdı ve gözleriyle beni sorguladı. Annem ise örgüsünü bir kenara koydu ve gülümseyerek "Ne oldu kızım? Ne söyleyeceksin?" Diye sordu.

Gözlerimi kapattım ve kendi kendime cesaret vererek gözlerimi açtım. "Ben şarkıcı olmak istiyorum." Dedim tek bir nefeste. Nefesimi sesli bir şekilde verdikten sonra nefesimi düzenledim. "Benim en büyük hayalim bu."

Bir an sessizlik oldu, sonra babamın yüzü öfkeyle kızardı. Gazeteyi bir kenara fırlattı. "Ne dedin sen?" Diye bağırdı. "Orospu mu olacaksın başımıza?!"

Babamın sert sözleri karşısında ağlamamak için kendimi zor bir şekilde tuttum. Annem, babamın yanındaydı ama onu durdurmak yerine sessizce destekliyordu, yüzünde bir onaylama ifadesiyle.

"Baba, lütfen anlamaya çalış." Dedim gözlerimde olan yaşları birikmeye başlarken. "Sadece bu mesleği yapmak istiyorum."

Babam öfkeden deliye dönmüş bir halde ayağa kalktı ve elindeki telefonumu yere fırlattı. Telefonum parçalara ayrılırken, olduğum yerde sıçradım. "Sen bizi elaleme rezil mi edeceksin?" Diye kükredi. "Biz seni okula gönderdik, okuman için o kadar uğraştık ama sen şimdi şarkıcı mı olacaksın?"

Annem de başını sallayarak ekledi: "Biz seni böyle mi yetiştirdik? Bu mu bizim emeğimizin karşılığı?"

Gözyaşlarım yanaklarımdan süzülmeye başladı. Kendimi anlatmaya çalıştım ama her kelimeyle babamın öfkesi daha da artıyordu. "Baba, lütfen sadece bir şans verin bana." Dedim, sesim çaresizlikle titreyerek. "Bu benim hayatım, kendi yolumu bulmak istiyorum."

İkisi de beni dinlemiyor ve daha çok sinirleniyorlardı.

"Odasına git!" Diye bağırdı. "Ve bu saçmalıklardan bir daha bahsettiğini duymayayım. Biz sana güvenip para yatırıyoruz, okula gönderiyoruz sen bize böyle mi teşekkür ediyorsun?"

"Baba..." Babam anneme bakındı. Annem ise bana eliyle odamın koridorunu gösterdi. Sessizce yerimden kalktım ve odama doğru yürüdüm. Gözyaşlarımın hıçkırıklara dönüştüğünü hissettim. İçimdeki hayal kırıklığı ve çaresizlikle başa çıkmaya çalıştım.

Odamın kapısını kapattıktan sonra yere çöktüm ve gözyaşlarıma engel olamadım. Babamın sözleri kulaklarımda yankılanırken içimde derin bir çaresizlik ve umutsuzluk hissettim.

Şarkı söylediğim videolar o telefonun içindeydi. Bütün hayallerim o telefonla beraber kırılmış ve parçalara ayrılmıştı.

Umutlarım ve isteklerim, ailemin beklentileri ve baskıları altında eziliyordu. Nefes almakta zorlanıyordum, kalbimde derin bir acı vardı. İçimdeki bu ağır yükten kurtulmak istiyordum ama nasıl yapacağımı bilmiyordum.

Gözlerim masamın üzerindeki maket bıçağına takıldı. O an aklımdan karanlık düşünceler geçti.

Belki de bu acıyı sona erdirmenin tek yolu buydu.

Belki de herkes benden kurtulmuş olurdu.

Belki de ben de bu dayanılmaz baskıdan kurtulurdum.

Yavaşça yerimden kalktım ve maket bıçağını elime aldım. Bıçağın soğuk metalini bileğimde hissettim. İçimdeki çaresizlik ve umutsuzlukla birlikte gözyaşlarım daha da hızlandı.

"Belki de kimse anlamayacak." Dedim kendi kendime, sessiz bir fısıltıyla. "Belki de en iyisi bu."

"Kayra geldi!" Annemin sesini duymazlıktan gelerek elim titreyerek bıçağı bileğime bastırdım. Kanlar akmaya başladığında nefes alışverişlerim hızlandı. Gözlerimi kapatacakken kapının açıldığını gördüm. Kayra odamdan içeriye girmişti.

"İnfaz!" Diye bağırdı ama ben maket bıçağına bastırmaya devam ettim.

Kayra hızla kapıyı kapattı ve yanıma geldi. Maket bıçağını elimden alıp yere fırlattı. Elime elinde olan büyük bilekliğini taktı. "Hastaneye gidiyoruz." Dedi telaşlı bir biçimde.

"İstemiyorum."

"Ben de senin ölmeni istemiyorum." Dedi dolu gözlerle. "Lütfen."

Bileğime bakındım, daha damara gelmemiştim ama kanlar yatağa damlamıştı. "Söyleme kimseye." Dedim. Kayra başını salladı ve benim koluma girerek ayağa kalkmamı sağladı. Kan kaybettikçe vücudum bana yük oluyor gibi hissediyordum.

Kayra elimi sıkıca tuttu, panikle beni evden çıkardı.

Benim yaşamıma devam ettiren kişi olmuştu...

Ve benim sırrımı saklayan tek kişi.

Geçmişin acı dolu anıları zihnimde yeniden canlanırken, odamın karanlığında yalnızdım. Dizlerimi kendime çekmiş, gözyaşları içinde hıçkırıyordum.

Her şey yeniden gözümün önüne geliyordu. Kalbimdeki yara yeniden kanamış gibi hissediyordum.

Kendimi yatağa bıraktım, yüzümü yastığa gömdüm ve hıçkırıklarımın sesini bastırmaya çalıştım. O an, içimdeki acının ne kadar derin olduğunu bir kez daha fark ettim.

Böyle zamanlarda yanımda kimsenin olmasını istemiyordum ama şu an içimden Emir'e sarılmak istiyorum.

Telefonu elime aldım. Titreyen ellerimle mesaj yazmaya başladım.

İnfaz: Keşke yanımda olsaydın.

Telefonu elimden bırakıp gözlerimi kapattım. Bu anı tekrar yaşamak istemiyorum. Birkaç dakika sonra, pencerenin tıkırtısını duydum. Başımı çevirdiğimde, Emir'in camdan içeriye girmeye çalıştığını gördüm. Hızla pencereyi açtım.

Emir içeriye girdiğinde pencereyi kapattı ve bana bakındı. "Mesajını alınca hemen geldim." Dedi, gözlerinde endişe ve şefkatle. Bir şey demeden ona bakındım.

Sıkıca bana sarıldı. "Ne oldu güzelim?"

Gözlerimde biriken yaşlar yeniden akmaya başladı. "Ben..." Konuşamadım, sesim hıçkırıklarla kesiliyordu.

Emir geriye çekildi ve eliyle gözümde olan ıslaklığı sildi. Beraber yatağa oturduğumuzda dikkatle bana bakındı. "Sorun ailenin vereceği tepki mi?" Diye sordu, başımı onaylarcasına salladım.

Kollarını etrafıma sardı. "Tamam, buradayım. Artık yalnız değilsin." Dedi yumuşak bir sesle. "Onlardan saklamayı başarırız."

Başımı omzuna yasladım ve onun sıcaklığıyla rahatladım. "Ben... Korkuyorum." Dedim gözlerimde olan ıslaklığı silerek. "Neyden?" Diye sordu.

Bir şey demeden gözlerimi kapattım. Emir başımdan öptü ve saçlarıma dokundu. "Sorun her neyse, bunun üstesinden gelebiliriz." Dedi.

Gözlerimi açmamla Emir elini yanağıma koydu ve gözlerimin içine bakarak "Seni anlıyorum İnfaz." Dedi. "Senin hayallerine ulaşman için elimden ne geliyorsa yapacağım."

Emir'in varlığı bana bir umut ışığı gibi geldi. İçimdeki karanlık bir nebze olsun aydınlanmıştı. Onun yanında, hayallerimi gerçekleştirebileceğime dair inancım yeniden filizlenmişti.

"Teşekkür ederim." Dedim sesimde olan minnettarlıkla.

Emir gülümsedi ve beni daha sıkı kucakladı. "Çok seviyorum seni."

Salondan birer ses yükseldi. "Beliz yeter!" Kayra'nın sesiydi. Emir'e bakarak ayağa kalktım. "Sen odadan çıkma, camdan girdiğini öğrenmesinler." Emir başını onaylarcasına salladıktan sonra odadan çıktım ve salona geçtim.

Beliz ve Kayra sinirle birbirine bakıyorlardı. "Bana bağırmayı kes!" Diye bağırdı Beliz. Kayra ise sinirle saçlarını topladı. "Ne oluyor?" Diye sordum ama ikisi de benim soruma cevap vermek yerine birbirlerine bakmaya devam ettiler.

"Senin varlığın zarar Beliz!" Dedi Kayra yüksek sesle. Beliz ise altta kalmak yerine karşılık verdi: "Sana zarar veriyorsam, ne mutlu bana!"

Beliz ve Kayra'nın arasındaki gerginliği gözlemleyerek bir yere varamayacağımı anladım. Bu durumun daha da kötüye gitmesini istemiyordum, bu yüzden araya girmeye karar verdim.

"Tamam, sakin olun." Dedim, ellerimi havaya kaldırarak. "Neler oluyor burada? Beliz, Kayra lütfen bana anlatın."

Beliz derin bir nefes alarak "Kayra sürekli bana karışıyor, ne yaparsam yapayım ona batıyor." dedi. Gözlerinde öfke ve kırgınlık vardı.

Kayra ise kollarını göğsünde birleştirerek "Beliz, sürekli sorun çıkarıyorsun. Hem bizimle hem de başkalarıyla." diye karşılık verdi. "Bu böyle devam edemez."

Beliz kaşlarını çatarak "Ne yapmışım ben? Söylesene!" diye meydan okudu.

"Rümeysa'yı kıskanıyorsun, Canberk'in peşinde koşuyorsun, sonra da gelip burada herkesi huzursuz ediyorsun." dedi Kayra, sesi titreyerek.

Galiba kimse bana olayın nereden ve nasıl başladığını anlatmayacak.

Salondaki gerilim azalmak yerine artmaya başlamıştı. Beliz gözyaşları içinde ama öfkesini kontrol edemeyerek "Kıskanç birisin!" Diye bağırdığında ortam iyicene gerilmişti.

Kayra'nın yüzünde öfke kırmızı lekeler halinde beliriyordu. "Ne demek istiyorsun Beliz? Hepimiz burada bir arada yaşarken birbirimize saygı duymalıyız. Sen ise sürekli sorun çıkartıyorsun!"

Beliz ellerini yumruk yaparak "Sen beni hiç anlamıyorsun Kayra! Her zaman eleştiriyorsun, hiçbir şeyi beğenmiyorsun. Sürekli beni suçluyorsun!" Dedi.

İkisinin de sinirleri doruk noktasına ulaştığında araya girmeye çalıştım. "Lütfen, bu şekilde birbirinize bağırarak bir çözüm bulamayacaksınız. Sakinleşip konuşalım, sorun neyse konuşuruz." dedim ama sözlerim havada kaldı.

Beliz, gözyaşları içinde ama sesini yükseltti: "Sürekli Rümeysa'yı övüyorsun. Her şey onun etrafında dönüyor artık. Ben burada bir fazlalık gibiyim!"

"Fazlalıksın!"

Kayra'nın dediği yüzünden yalandan öksürdüm ama beni umursamadan konuşmaya devam etti: "Rümeysa'nın bu durumla ne ilgisi var? Sen kendi hatalarını görmeden başkalarını suçluyorsun!"

Bu sözler Beliz'in daha da sinirlenmesine neden oldu. "Beni dışlıyorsunuz! Herkes birbirine destek olurken, ben hep yalnız kalıyorum. Kimse beni umursamıyor!"

İç çekerek ikisine bakındım. Bu noktada sinirler iyice gerilmişti ve iki taraf da geri adım atmıyordu. Ben tekrar araya girerek "Hadi ama ya, barışın." Dedim. İkisi de aynı anda bana baktı, ardından birbirlerine geri döndüler.

Beliz'in gözleri öfke ve kırgınlıkla parlıyordu. "Sen de mi onların tarafındasın, İnfaz? Benim hislerim hiç mi önemli değil?"

Kayra sinirle ellerini iki yana açarak "Bu kadar dramatik olma Beliz! Hepimiz zor zamanlar geçiriyoruz ama bu şekilde sorunlarımızı çözmemiz mümkün değil." Dedi.

Kayra işaret parmağını gösterdi ve salladı. "Sakın Emir'e yakınlaşmaya çalışma." Dediğinde şaşkınlıkla bakakaldım. Emir'in bu konuda ne alaka olduğunu anlamaya çalışıyordum.

"Emir mi?" Beliz yüksek sesle kahkaha attı, sesi alaycı ve meydan okuyucuydu. "Rüzgar'ına da yakın olacağımdan kork-"

"Rüzgar'ın adını ağzına almayacaksın!" Kayra'nın sesi iyice yükselmişti, öfkeyle doluydu.

İkisi de birbirlerine saldıracakmış gibi bakıyordu. Gerilim o kadar yüksekti ki, herhangi bir an patlayabilirdi. Bir an için ne yapacağımı bilemedim, ama Beliz'in gözlerindeki öfke ve kırgınlık derindi.

Beliz "Yeter artık!" diyerek hızla odasına doğru yürüdü. Kapıyı büyük bir gürültüyle çarparak kapattı. Ortam bir an için sessizliğe büründü, sadece kalbimin hızlı atışlarını duyabiliyordum.

Kayra derin bir nefes alarak ellerini başının arkasına koydu. "Bu böyle devam edemez." Dedi, sesi titrek ve sinirliydi.

Sessizce Kayra'ya yaklaştım ve omzuna dokundum. "Olay neydi?" Diye sordum, Kayra sinirle bana bakındı. "Belki sorunu çözebiliriz."

Kayra, gözlerinde olan öfke ve hayal kırıklığı ile bana baktı. "Beliz'in bu tavırları artık katlanılmaz oldu İnfaz. Onunla nasıl başa çıkacağız bilmiyorum."

Geriye doğru bir adım attı. "Senin bu iyimserliğinden nefret ediyorum." Dedi, benim konuşmama izin vermeden odasına çekildi. İç çekerek odama geçtim. Emir yatağa oturmuş beni bekliyordu. "Sorunu çözdüler mi?" Diye sordu.

Başımı olumsuz anlamda salladım ve yanına oturdum. "Sorunu bile bilmiyorum ve bu konuyu konuşmak istemiyorum." Dedim, sesimde yorgunluk vardı.

Emir anlayışla başını salladı ve omzuma kolunu attı. "Tamam, konuşmak zorunda değilsin. Sadece burada olduğumu bil." Dedi, sesi yumuşak ve destekleyiciydi.

Başımı Emir'in omzuna yasladım. "Her şey o kadar karmaşık ki, bazen bu evdeki herkesle uğraşmak zor geliyor." Dedim iç çekerek.

Emir, saçlarımı nazikçe okşayarak "Biliyorum, herkesin kendi sorunları var ve bazen bu sorunlar birbirine karışıyor ama birlikte üstesinden gelebiliriz, hem ben buradayım." Dedi.

Gözlerim doldu ama ağlamak istemiyordum. Emir'in yanında kendimi biraz olsun güvende hissediyordum. "Teşekkür ederim." Dedim, sesim fısıltı gibi çıkmıştı.

Emir gözlerime bakarak "Her zaman yanındayım, ne olursa olsun..." Dedi ve dudaklarıma hafif bir öpücük kondurdu.

Şu an her şeyin üstesinden gelebileceğimi hissettim.

Emir'in sevgisi beni güçlendiriyordu.

Emir geriye çekildiğinde gözlerine bakındım. "Seni seviyorum." Dedim. Emir tekrardan dudağıma buse kondurdu. "Çok seviyorum yavrum seni." Dedi.

Yavaşça Emir'in yanına uzandım ve başımı omzuna yasladım. Emir elini belime götürdü ve belimi okşadı.

"Gitmesen olur mu?" Diye sordum.

"Sen git desen de gidemem."

Belimdeki elini pijamamın içine soktu ve eli tenime değdi. "Rahatsız oluyorsan elimi çekebilirim." Dedi. Başımı olumsuz anlamda salladım. "Rahatsız olmuyorum."

Emir gülümseyerek başımı öptü. "İyi geceler yavrum." Dedi.

"İyi geceler." Diyerek gözlerimi kapattım.

Uyku yavaşça üzerimize çöktü ve birlikte sessizce uyumaya başladık.

Ertesi Gün

Gözlerimi açtığımda yanımda Emir'i göremedim. Yataktan kalkıp etrafa bakındım. Odadan çıktığımda Emir'i Beliz'in odasından çıkarken gördüm. Ardından Beliz odasından çıktı.

Beliz beni gördüğünde afalladı. Emir ise gülümseyerek yanıma gelmek için bir adım attı ki Beliz arkasından konuştu: "Emir beni öptü."

Bölüm sonu

1 yorum

  • Bence emiri tehdit etti Beliz, İnfaz ın ailesine video olayını anlatırım diye