İçeriğe geç

Ünlü Olamam

Bölüm 6 · 10 dk okuma

Ünlü Olamam

Bölüm 6

6

Yüksek sesle kahkaha attım. "Emir ya." Dedim. "Ben de bir şey diyeceksin sandım."

Emir gözlerinden olan umut ışığıyla "Ciddiyim ben." Dedi.

Emir ailemin ne kadar baskıcı, kısıtlayıcı olduğunu bilmediği için fazlasıyla hayalperest davranıyor.

Ailemi üniversite okumam için ikna etme süremi bile bilmiyor. Belki de bu yüzden olmayan hayallerini söylüyor.

"Ailem buna izin vermez." Dedim. Emir gözlerimin içine bakarak elimi tuttu. "Bana güven, her şeyi halledeceğiz."

Sesli bir şekilde derin bir nefes alıp verdim. Ellerimi çekip "Nasıl olacak o?" Diye sordum.

Emir kararlılıkla bana baktı. "Benim telefonumdan senin adına bir hesap açacağız. Şarkılarını o hesaba yükleyeceğiz." Kollarımı göğsümün altında bağladım, düşünceli bir şekilde onu dinledim.

"İsterse takma isim kullanırız" Diye devam etti. "Yüzünü kimse görmez, herkes seni sesinden tanır. Eğer gerçekten ünlü olup para kazanmaya başarsan o zaman ailenin karşısına çıkıp sen olduğunu söylersin."

Bir an düşündüm, Emir'in önerisi mantıklı geliyordu. Yüzümü göstermeden, anonim kalmak, belki de ailemin tepkisinden korunmamı sağlayabilirdi.

Ama yine de korkuyordum.

Yakalanmaktan, benim hayallerimin önüne geçmelerinden değil. Beni reddetmelerinden korkuyordum.

"Ben..." İç çekerek kollarımı serbest bıraktım. Yatağa oturdum ve "Korkuyorum." Dedim titreyen sesimle.

Emir yatağa, yanıma oturdu ve elimi daha sıkı tuttu. "Ben senin yanında olacağım." Dedi. Elimi okşarken kafamı çevirdim. Emir ellerini yavaşça çekti ve ayağa kalktı.

"Hayallerini kapalı bir kasada tutmak istiyorsan sen bilirsin ama ben o kasanın anahtarını bulmana yardım etmek için her zaman burada olacağım."

Emir'in cümlesi üzerine afalladım.

Kasayı açmam için önce kendi kilitli olduğum kasayı açmam lazım. Kendimi özgür bırakamadan nasıl hayallerimi özgür bırakacağım ki?

Emir cama doğru ilerledi. İçimde oluşan anlık bir güçle "Yapalım." Dedim.

Emir hızla bana döndü ve yüzüne gülümsemesini yerleştirdi. Tekrardan aynı yerine, yatağa oturdu. "Korkmanı gerektirecek hiçbir şey olmayacak. Her adımda yanında olacağım, söz veriyorum."

Gözlerine bakındım, parıldayan o gözlerden umut ışığı geliyordu. Sessiz kaldım çünkü içimdeki korku beni tamamen hapis etmişti.

Kendi istediklerimi yapmak yerine aileme laik olmak için uğraşan içimdeki minik çocuğa ihanet ediyormuşum gibi hissettim.

Dolan gözlerimle kafamı eğdim.

İçimdeki ağlama hissiyatının nedeni ailemin öğrenmesi düşündüğümden dolayı korkudan kaynaklı mı? Yoksa ilk defa bir insanın benim hayallerime destek olması mı?

Gözlerimi silerek Emir'e döndüm. "Peki." Dedim sonunda. "Ne yapacağız?"

Emir heyecanla alt dudağını ısırdı. Dudağını serbest bırakıp "Önce sana takma isim bulmalıyız." Dedi.

"Takma isim istemiyorum. İnfaz olarak kalmak istiyorum."

Emir başını onaylarcasına salladı. "O zaman soyadını kullanmayalım ki ailen o kanalın sahibinin sen olduğunu bilmesin." Dedi. Eline telefonu alıp konuşmaya devam etti: "Ayrıca sana sosyal medya hesabı açmamız lazım."

Emir'in gözünün içinde olan duyguyu yıkmak istemesem de "Ailem telefonumu, sosyal medya hesaplarımı kontrol ediyor." Dedim çekinerek. Ailemin yaptığı baskıdan dolayı ben utanıyordum.

Emir arka cebinde olan ikinci telefonu çıkarıp bana uzattı. "Bu yardımcı olur mu?"

Bir telefona bir Emir'e bakındım. "Ben... Bunu kabul edemem." Emir yüzüme bomboş bir ifadeyle bakındı. "Babamın çalıştığı şirketlerden biri hediye diye verdi. Ben sürekli telefonumu bozuyorum diye, bunu bana verdiler. Yedek telefon gibi bir şey." Emir konuşmama izin vermeden "Yani İnfazi bu telefon artık senin ünlü olmak için kullanacağın telefon." Dedi.

Telefonu hızla elime verdi. Şaşkınlıkla telefonu tuttum ve Emir'e baktım. "Gerçekten bunu benim için mi yapıyorsun?"

Emir gülümsedi. "Evet, gerçekten." Dedi gözlerimin içine bakarak. Sıkıca Emir'in boynuna sarıldım. "Teşekkür ederim, yanımda olduğun için." Emir ellerini belime sarıp sarılmama karşılık verdi. "Her zaman."

Geriye çekildiğimde telefonu kavradım ve derin bir nefes aldım. "Pekala, hadi başlayalım."

Emir, yeni telefonumda bana bir sosyal medya hesabı açtı. Benim adıma birer gönderi attı. Kendisini takip edip beni kendi sosyal medya hesabından paylaştı. Videoyu farklı bir sosyal medya platformunda paylaştık. Emir ilk paylaşılan videonun yorumlarına tek tek 'Bu benim yeni hesabım.' Diye yorum atıyordu.

Ben ise sosyal medyaya bakıyordum, gelen beğeniler ve yorumlar havada uçarken içimde oluşan korku hafifledi.

Gece yarısına kadar bu işlerle uğraştıktan sonra telefonu kenara koydum. "Artık yeter." Dedim kısık sesle. Emir telefona sinirle bakıyordu. Parmaklarını telefon ekranında hızla hareket ettirdi. "Ne oldu?" Diye sordum. Emir bana bakıp "Kendi telefonunu versene." Dedi. Kafamı onaylarcasına salladıktan sonra telefonumu Emir'e uzattım.

Emir telefonumu alıp ekrana bakındı, diğer iki telefona bakındı.

Yüzünden anladığım tek şey sinirdi. Sinirle üç telefonla da uğraşıyordu. Uykum gelirken başımı duvara doğru yasladım. "Sorun ne?" Diye mırıldandım.

Emir bana bakıp "Sen uyu, benim az işim kaldı." Dedi.

Esneyerek "Beklerim seni." Dedim.

"Bekletmem seni." Dedi gözlerimin içine bakarak.

Ertesi Gün

Gözlerimi açtığımda Emir'in omzunda olduğumu fark ettim. Emir omzuma kolunu atmış, başını başıma yaslamıştı. Bir an için zaman durmuş gibiydi, kendimi güvende ve huzurlu hissettim.

Yavaşça hareket edip, Emir'i uyandırmadan doğruldum. Telefonu elime aldım ve sosyal medya hesabımı kontrol ettim. Gece boyunca birçok yeni takipçi kazanmış ve pek çok olumlu yorum almıştım. İçim umutla doldu, bu gerçekten işe yarıyordu.

Emir yavaşça uyanmaya başladı. Gözlerini ovuşturarak bana baktı ve gülümsedi. "Günaydın yeni star."

"Günaydın." Dedim hafifçe gülümseyerek. Telefonu Emir'in yüzüne doğru yakınlaştırdım. "Bak, ne kadar çok yeni takipçimiz olmuş."

Emir başını hafifçe geriye çekip gözlerini sıkıca yumdu. Gözlerini açıp baktığında gülümseyerek doğruldu. "Ulan seni ünlü yapalım, başka bir şey istemiyorum."

"Teşekkür ederim." Dememle kapıdan ses geldi. "İnfaz! Uyan artık Kayra ve Rüzgar kahvaltı hazırlıyor, yanlarına gidelim!" Beliz'in sesini duyunca istemsizce sinirlendim. Kayra Beliz'i sevmezken Beliz neden sürekli yanında olmaya çalışıyor ki?

"Hazırlanıyorum, bekle beni ve bensiz yukarıya çıkma!" Diye konuştum.

Emir'e baktığımda gözlerini kapattığını gördüm. Elinde tutup yataktan kaldırmak için kendime doğru çektim. "Hadi, kalk." Dedim. Emir ayağa kalktıktan sonra elini bıraktım. "Şimdi kapıdan çıkamam değil mi? Beliz kapıda nöbet tutuyor." Dediğine karşılık başımı onaylarcasına salladım.

Emir iç çekti. Cama doğru yöneldiğinde gülümsedim. Emir cama geçip üst tarafa doğru bakındı ve nasıl indiyse öyle yukarıya doğru çıktı. Maymun gibi her yere tırmanıp her yere atlıyor. Elinde bir muz eksik.

Kapıyı açıp Beliz'e bakındım. "Ne bu acele?" Diye sordum. Beliz bana bakıp omuz silkti. "Ya Çilek benle konuşmuyor, sıkıldım." Dedi. Çilek konuşamıyor diyemedim.

"Üstümü değişeceğim Beliz, bırak insanları kahvaltı hazırlasınlar."

Beliz hızla odama girip yatağa oturdu. "İyi bekliyorum." Yatakta olan üç telefonu görünce Beliz'i kolundan tuttum. "Dışarıya Beliz, iç çamaşırımı da değişeceğim." Beliz oflayarak odadan çıktıktan sonra kapıyı kapattım.

Üstümü değiştikten sonra çantamı elime alıp içine telefonları koydum. Emir'in verdiği telefon, şimdilik sırlarımızı saklayan en önemli araçtı ve ona göz kulak olmam gerekiyordu.

Kapıyı açıp Beliz'e seslendim. "Tamam, hazırım. Hadi kahvaltıya gidelim."

Beliz yüzünde hafif bir somurtkanlıkla beni bekliyordu. "İyi ki geldin. Biraz daha beklesem açlıktan ölecektim."

"Tamam tamam." Dedim gülümseyerek. "Gidiyoruz işte."

Çilek'in yanına geçip "Kahvaltıya geçelim." Dedim. Çilek yataktan kalkıp bana baktı. İşaret diliyle konuştu ama anlamadım. "Anlamıyorum." Dedim. Çilek eline telefonu alıp ekrana dokundu. Bana telefonu gösterdiğinde yazdığını okudum: Ben hazırlanıp kahvaltıya geleceğim. Abime dışarıya çıkmadan beni beklemesini söyler misin?

Başımı onaylarcasına salladıktan sonra odadan çıktım. Beliz'in yanına geçtikten sonra "Hadi." Dedim çobanların inekleri hareket ettirmesi gibi elimi hareket ettirerek.

Beliz ile beraber üst kata çıktık. Kapıyı bize Canberk açtı. İçeriye girdiğimiz gibi salona geçtik. Emir baba donu giymiş, tekli koltukta başı aşağıda olacak şekilde ters oturuyordu. Elinde ise telefon vardı, oyun oynuyordu. "Emir geçemedin mi leveli? Hem senin telefonun nerede ya?" Diye sitem etti Canberk.

Emir tersten beni gördüğünde koltuktan kalkmaya çalıştı. Koltuktan kalkarken düştü, kahkaha atarak Emir'e baktım. Emir telefonu Canberk'e atıp hızla önüme geldi.

"Günaydın." Dedi sırıtan bir yüzle.

Beliz kendini belli etmek için yalandan öksürdü. "Ben de buradayım." Dedi. Emir göz ucuyla bile Beliz'e bakmadı. Gözlerimle Beliz'i işaret ettim ki selam versin. Emir iç çekerek "Günaydın Beliz." Dedi, isteksiz bir biçimde.

Beliz alıngan bir tavırla yüzünü buruşturdu. "Günaydın Emir." Dedi soğuk bir sesle.

Emir hızla bana döndü. Beliz ise Canberk'in yanına geçti. Çantamdan Emir'in telefonu ve bana verdiği telefonu çıkardım. Emir hızla kendi telefonunu alıp bana verdiği telefonu çantama geri soktu. "Sende kalsın." Dedi.

Emir'e sinirle bakarken Emir sırıtmaya başladı.

Çok tatlı ya! Yüzünü falan ısırasım geldi!

Lan. Dur, ne?

Başımı hızla çevirip koltuğa ilerledim. Buradaki mutfak da Amerikan mutfağıydı. Mutfağa doğru baktığımda Kayra ve Rüzgar'ın kahvaltı hazırladığını gördüm. "Ne zaman hazır olacak ya?" Diye sordum.

Rüzgar Kayra'ya bakarak bana döndü. "Su Hanım, benim yaptıklarımı beğenseydi şuan bitmişti."

Kayra elinde kızgın yağdan çıkarttığı süzgeç kaşığını Rüzgar'a çevirdi. "Ya salak mısın sen!? Her şeye tuz yerine şeker katmışsın!" Gülmemek için dudaklarımı içe doğru bastırdım. "Ya kızım zaten bir tutam kattım. Şekerli yesek ölür müydük?"

Kayra hızla saçını savurup önüne geri döndü. "Bu şekilde kahvaltı yapmamız imkansız, doğru düzgün yapmaya çalış Rüzgar!"

Olanları izlerken içimden gülmek geliyordu ama durumu daha da gergin hale getirmemek için sessiz kalmayı tercih ettim. Emir yanıma geldi ve kulağıma fısıldadı: "Çok güzel gözüküyorsun."

Emir'e doğru dönmemle fazlasıyla yakınlaştık. Dudağı dudağıma değecek kadar yakındı ve içimde sönmeyecek bir ateş başladı. Kalbim hızla atıyordu, nefeslerimiz birbirine karışmıştı. Gözlerimiz birbirine kilitlenmişken, zaman adeta durmuş gibiydi.

Bir an için her şeyi unuttum; Beliz'in gerginliği, Kayra ve Rüzgar'ın atışmaları, Canberk'in komikliği... Sadece Emir ve ben vardık. İçimdeki heyecanı bastırmaya çalışarak hafifçe geri çekildim ama gözlerimi ondan alamadım.

Emir'in gözlerinde bir parıltı vardı, dudaklarında ise hafif bir gülümseme. "Kahvaltıdan sonra konuşalım mı?" Diye fısıldadı.

Başımı sallayarak onayladım. "Evet, konuşalım." Dedim, sesim titreyerek. "Ama öncesinde, Çilek dışarıya çıkmadan önce beni beklesin diye iletmemi istedi."

Emir başını olumlu anlamda salladı. Gözlerini dudağıma indirdiğinde gülümsedim. Bu anın büyüsünü bozmamak için daha fazlasını söylemekten kaçındım.

Kafama gelen yastıkla geriye çekildim. "Ne oluyor lan size?" Canberk'in gülerek sorduğu soru üzerine herkes bize bakındı. "Hiçbir şey." Diye konuştum sessiz bir biçimde.

Emir yere düşen yastığı eline alıp hızla Canberk'e geri attı. "Sıçtın lan güzelim ortamın içine!"

Canberk, kahkahayı patlatarak yastığı yakaladı. "Yapacak bir şey yok, ortamı biraz şenlendirdim sadece."

Bu sözlerin ardından herkes gülmeye başladı ve gerginlik bir anda dağıldı.

Beliz ayağa kalkınca gözlerim Beliz'e dikildi. "Hazır değil mi ya?" Diye sordu mutfağa doğru ilerleyerek. Canberk'e baktığımda ise Beliz yanından kalktığı için sevinmiş gibi gözüküyordu. Emir gülmeye başladığında ben de güldüm.

Kapı çaldığında Beliz ev sahibi gibi kapıyı açmaya gitti. Çilek yanımıza gelirken "Hadi hazır, hepiniz kahvaltıya gelin." Diye konuştu Kayra. "Çilek uğurlu geldi he, hemen hazırladılar." Dedi Canberk.

Herkes mutfağa doğru ilerlerken, Beliz ve Çilek'in peşinden gittim. İçeri girdiğimizde, masada güzel bir kahvaltı bizi bekliyordu. Kayra ve Rüzgar, kahvaltıyı hazırlarken verdikleri emeği belli eden bir gururla gülümsüyorlardı.

"Harika görünüyor." Dedim Kayra'ya bakarak.

"Teşekkürler." Dedi Kayra, tatmin olmuş bir ifadeyle. "Bu sefer her şey yerli yerinde."

Rüzgar ise göz kırparak, "Bu sefer tuz ve şeker konusunda dikkatli olduk," Dedi.

Kahvaltı masasına oturduğumuzda, sıcak ekmek kokusu ve taze demlenmiş çayın buğusu havaya yayıldı. Herkes yerini alırken, masanın üzerindeki çeşitli tabaklar iştah açıcı görünüyordu. Peynir çeşitleri, zeytinler, domates, salatalık, reçeller ve tabii ki taze pişirilmiş omletler masayı doldurmuştu.

Kayra, gururla omletleri servis ederken, "Bu sefer her şey mükemmel olacak." Dedi.

Rüzgar ise gülümseyerek ekledi: "Yine de bırakın önce Su yesin. Sinirle yaptığı için, zehir bile katmış olabilir."

Kayra hızla Rüzgar'ın ensesine vurdu. "Yalancıyı sikmiyorlar diye bol keseden sallıyorsun!" Dedi. Rüzgar ise karşılık olarak Kayra'nın omzuna vurdu. "Kız gibi davran lan erkek Fatma!"

Emir bir dilim ekmeği alarak üzerine biraz peynir sürdü. "En zehirlenmeyeceğimden başlayayım o zaman." Dedi. Kayra ve Rüzgar kahvaltı masasına oturdu. "Peynirden zehirlenmeyeceğini nereden biliyorsun lan?" Canberk'in sorusu üzerine "Peyniri ben aldım." Dedi Emir.

Canberk, çayını karıştırırken Çilek'e takıldı. "Çilek, sen gelince kahvaltı hemen hazır oldu. Sanırım uğurlu geliyorsun."

Çilek gülümseyerek reçele uzandı. Beliz bir parça börek alırken "Güzel gözüküyor, kim yaptı bunu?" Diye sordu. "Pastaneden aldık." Diye cevap verdi Rüzgar.

Herkes kahvaltının tadını çıkarırken, sohbet de akıp gidiyordu. Beliz dün izlediği bir filmden bahsederken, Canberk arada bir şakalar yaparak konuşmayı renklendiriyordu. Rüzgar küçük bir kahvaltı kazasıyla ilgili komik bir anısını anlatırken, herkes kahkahalarla gülüyordu.

Emir sessizce yanımda oturmuş, arada bir bana bakarak gülümsüyordu. Bu bakışlar içimdeki heyecanı artırıyordu. Emir yanımdaki yerini biraz daha yaklaştırdı. "Seninle konuşmak istediğim bazı şeyler var." Diye fısıldadı, sesi alçak ama kararlıydı.

Merakla ona döndüm. "Ne hakkında?" Diye sordum.

Emir dudaklarında hafif bir gülümsemeyle "Sosyal medya hesabın hakkında, dün bir şeyler araştırdım." Dedi. Ne konuşacağımızı bilmesem bile kalbim hızla atmaya başladı. Emir'in bana olan inancı ve desteği, her şeyin daha mümkün olabileceğini hissettirdi.

"Merak ettim." Dedim.

Emir önüne dönüp ekmek dilimini eline aldı. Çikolatayı ekmeğin üstüne sürüp bana doğru uzattı. Ardından birer dilim ekmek daha alıp üstüne reçel sürdü. Çilek'e uzattığında Çilek gülümsedi.

Kahvaltı sona erdiğinde masayı toparlamak için Rüzgar ve Kayra'ya yardım etmeye başladım. Telefonumdan gelen sesle çantamın yanına geçtim. Çantamdan telefonumu alıp baktım.

Annemin beni aradığını gördüğümde hızla Emir'in yanına geçtim ve telefon ekranını gösterdim. Emir Canberk'in yanından kalkıp elimi tuttu. "Nereye?" Diye sordu Beliz. Beliz'e konuşma şansı vermeye izin vermeden Emir beni çekti. Kendi odasına doğru götürüp kapıyı kapattı.

Yatağa oturunca ben de yatağa oturdum. "Aç telefonu." Dedi. Korku dolu bir biçimde telefonu açtım ve hoparlöre aldım. "İnfaz neden açmadın telefonunu?" Diye sordu annem.

"Kızlarla kahvaltı yapıyordum, kusura bakma."

Baskıcı aileler, iyi yalan söyleyen çocuklar yetiştirirler.

"Tamam." Dedi ve hızla devam etti: "Ben başka bir kanal gördüm. Senin sesin, senin ismin yazıyordu. Ne demek oluyor bu iş?"

Bölüm sonu

2 yorum

  • Bir şey fark ettim. Beliz durmadan kayranın peşinden geliyor, kayra şakasına bile bir şey dediğinde üzülüyor. Kayra da erkek Fatma tarzında biri. Acaba Beliz kayradan mı hoşlanıyor?

  • Bir şey fark ettim. Beliz durmadan kayranın peşinden geliyor, kayra şakasına bile bir şey dediğinde üzülüyor. Kayra da erkek Fatma tarzında biri. Acaba Beliz kayradan mı hoşlanıyor?